Anahtar kelimeler: Sunmakta Teamüller Davadavacı Ekte Satımdan Başlanmıştır Lisansı Bayilik Petrol Olduğumuz

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:███████DAVA
: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkil şirketin -----bulunan petrol istasyonunun, davalı şirket markası ve lisansı ile işletmesi için taraflar arasında, ekte sunmakta olduğumuz ---- tarihli protokol ile ------ tarihli bayilik sözleşmeleri imzalanmıştır (ek -1,2,3). Böylece müvekkil şirkete ait petrol istasyonu --------- markası ve güvencesi ile işletilmeye başlanmıştır. İşbu sözleşmenin süresi taraflarca 5 yıl olarak belirlenmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşmeler gereğince tarafların karşılıklı edimleri, çalışma şartları, satış ve kazanç beklentileri, ticari teamüller ve sair hususlar belirlenmiş, Yargı yeri olarak da ----------Mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Müvekkil şirketin piyasa şartlarında rekabet edebilmesi için gerekli imkanlar sağlanacağı hususunda da anlaşılmıştır. Taraflar arasında imzalanan --- tarihli "PROTOKOL" başlıklı sözleşme ile müvekkil şirketin kar marjı; benzin grubu, motorin grubu ve ------ grubu olarak ayrı ayrı kategorize edilerek belirlenmiştir. Böylece müvekkil şirketin petrol istasyonu, davalı şirketin bayisi olarak yeniden düzenlenmiş, tabelası asılmış ve ticari hayata ------ itibari ile başlamıştır. Her ne kadar sözleşme akabinde küresel pandemi süreci yaşanmış ve belli bir dönem ticari hayat nispeten durmuşsa da; ------ yılları aralığındaki beş yıllık sürece geri dönüp baktığımızda müvekkil şirket, sözleşme gereğince elde etmesi gereken kârı katiyen elde edememiştir. Taraflar arasında imzalanan --- tarihli "PROTOKOL" başlıklı sözleşme gereğince; Müvekkil şirketin ---- satışı için elde etmesi gereken kar marjını; "bayinin kar payının (masraf ve fire dahil) oransal olarak %75,07 olduğu ve bu oranın değiştirilemeyeceği, toplam kar marjının değişen -----rafineri çıkış fiyatları ile rekabet ve ekonomik koşullar dahilinde --------- tarafından tavsiye edilecek ve ----- fiyatı satış fiyatı paralelinde değişebileceğini ancak yapılacak değişikliklerde de bayinin kar marjının aynen kalacağını kabul ederler" ibaresi ile Müvekkil şirketin "BENZİN grubu ürünlerde kar marjı toplam dağıtım marjının %55 bayi marjı olarak uygulanacaktır." ibaresi ile Müvekkil şirketin "MOTORİN grubu ürünlerde kar marjı toplam dağıtım marjının %95 bayi marjı olarak uygulanacaktır" ibaresi ile belirlenmiş ve sözleşmeyle sabitlenmiştir. Ancak gelinen noktada ticari ilişkiden beklenen ve sözleşmede yer alan kar marjı beklendiği gibi olmamıştır. Ekte sunmakta olduğumuz beş yılı kapsayan aylık alış-satış kar marjı ve yüzde/kar oranlarını gösterir çizelge (ek -4) ; davalı ------- alınan faturalara ve ilgili tarihteki pompa satış fiyatı esas alınarak hazırlanmıştır. İl pompa satışı fiyatının, satış fiyatı paralelinde değişebileceği ancak yapılacak değişikliklerde de bayinin kar marjının aynen kalacağını sözleşmeyle sabitlenmiş iken----------için kar marjı %7 dolaylarında kalmış, yalnızca bir defaya mahsus %20 seviyesini görmüştür. Yine aynı şekilde benzin grubu ve motorin grubu içinde vaat edilen ve sözleşmeyle belirlenen kâr marjına ulaşılamamıştır. Örnek verecek olursak; Benzin grubu ürünlerde kar marjı sözleşme ile toplam dağıtım marjının %55'i olarak belirlenmiştir. Eklerde sunacağımız çizelgede------- benzin, davalı şirketten ------ tarihinde litresi 35,50 TL'den alınmış müvekkil tarafından istasyonda 38,1 TL'ye satılmıştır. Müvekkilin litre başı karı 2,60 TL olmuştur. Bu durumda müvekkil şirketin kar marjı ; 2,60 TL /35,50TL x 100 = %7,33 olarak hesap edilmektedir. Yine aynı kurşunsuz benzin █████/2021 tarihinde müvekkil şirket tarafından litresi 6,74TL'den alınmış, litresi 7,25 TL'den satışa çıkarılmıştır. Müvekkilin litre başı karı 0,51 TL'dir. Müvekkil şirketin kar marjı; 0,51 / 6,74 x100 hesaplamasıyla 7,60 TL olarak hesap edilmektedir. Görüldüğü üzere kar marjı hiçbir zaman %55'i bulmamıştır. Motorin grubu ürünlerde kar marjı toplam dağıtım marjının %95'i olacağı sözleşmede kararlaştırılmışsa da bu yakıt türünde de müvekkilin kar marjı %16 seviyelerini aşamamıştır. Müvekkil şirket beş yıllık sözleşme süresine sadık kalmış ancak bu esnada oldukça kar kaybına uğramıştır. ---------gibi jeopolitik olarak potansiyeli olan ancak netice itibari ile ilçe kategorisinde sayılan ve sınırlı sayıda petrolün rekabet içinde olduğu bir piyasada; rekabet şartlarına yetişememiş, müşterilerine gerekli indirim/iskontoları yapamamış, piyasanın pahalı istasyonu olarak anılmıştır. Bu durum; müvekkilin gelir kaybı ile sonuçlanmıştır. Müvekkil şirket tarafından keşide edilen -------- tarihinden ihtar tarihine kadar olan müvekkilin uğradığı gelir kaybının tazmini talep edilmiştir. Davalı şirketçe ne müvekkilin gelir kaybı tazmin edilmiş ne de ihtara bir cevap verilmiştir. ------- Taraflar arasındaki sözleşmenin bitimine müteakip müvekkil şirket anlaşma yenilememiş, farklı bir petrol istasyonu ünvanı ve lisansı ile ticari hayatını sürdürmektedir. Mevcut durumda lokasyon ve müşteri kitlesi gibi parametrelerinin değişmediği izahtan varestedir. Ancak müvekkil şirketin rekabeti kolaylaşmış değişen tek şey isim hakkı ve fiyatlar olmasına rağmen beklenen kar marjlarına ulaşmıştır. Bu durumda taraflar arasındaki sözleşmenin aslında yerine getirilebileceği potansiyelin mevcudiyetini ortaya koymaktadır. Bu hususta bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilir vaziyettedir. Tarafımızca ----- tarihinde arabuluculuk kurumuna başvurulmuş,------ numaralı dosya ile anlaşamama olarak süreç bitirilmiştir. Müvekkil şirketin uğramış olduğu gelir kaybının bilirkişi marifeti ile tespiti ve tazmini için huzurdaki davayı açmamız gereği hasıl olmuştur.Yukarıda arz ve izah ettiğimiz sebeplere binaen; haklı davamızın KABULÜNE, ------- tarihli sözleşmeye aykırı fiyat belirlemesi yapılması nedeniyle müvekkil şirketin GELİR KAYBININ, menfi ve müspet zararlarının bilirkişi marifeti ile TESPİTİNİ ve gelir kaybının tespiti devamında sözleşme tarihi itibariyle müvekkil şirketin uğradığı zararın TİCARİ İŞLERDE UYGULANAN EN YÜKSEK FAİZİ İLE TAZMİNİ ile yargılama gideri ve ücreti vekalet alacağının karşı tarafa tahmiline karar verilmesini vekaleten arz ve talep ederiz. " şeklinde talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Davacı tarafından ikame edilen haksız davaya karşı, tarafımıza tanınan kanuni süre içerisinde usul ve esasa ilişkin itirazlarımızı içerir cevap dilekçemiz ve delil listemiz ve karşı davamızı Sayın Mahkemeniz dikkatine sunarız. Öncelikle, 6100 sayılı HMK gereğince Sayın Mahkemeniz nezdinde görülmekte olan işbu davanın basit yargılama usulüne tabi olduğu dikkate alındığında, bu aşamadan itibaren Davacı tarafça ikame edilecek deliller iddianın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına tabi olacağından, Davacı tarafından bu aşamadan itibaren dosya kapsamına sunulacak her türlü yeni delil, belge, doküman ve bilgiye muvafakatimiz bulunmamaktadır. Usule İlişkin İtirazlarımız İşbu Sözleşme'nin 37. maddesinde açıkça düzenlendiği üzere, sözleşmeden doğacak tüm uyuşmazlıkların çözümünde --------- İcra Daireleri ve --------Mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Bu düzenleme, HMK m. 17 kapsamında geçerli, bağlayıcı ve münhasır yetki niteliğinde bir yetki sözleşmesi oluşturmakta olup taraflarca açık şekilde kabul edilmiştir. Kaldı ki, davacı vekili kendi dava dilekçesinde dahi yargı yerinin -----------Mahkemeleri olduğunu ikrar etmiş durumdadır. Buna rağmen dava, yetki sözleşmesine aykırı olarak --------- yargı çevresinde açılmış olup, bu durum yalnızca açık bir usul hatası değil, aynı zamanda tarafların ortak iradesine aykırı bir yargılama girişimidir. Taraflarca geçerli olarak oluşturulan yetki maddesi, HMK’nın emredici hükümleri uyarınca mahkemenizce re’sen dikkate alınması gereken bir dava şartıdır. Bu sebeple, kesin yetki sözleşmesine aykırı şekilde açılan işbu davanın, mahkemenizce dava şartı yokluğu kapsamında USULDEN REDDİNE karar verilmesini Sayın Mahkemenizden talep ederiz. Müvekkil şirket ile davacı arasında ------- Çalışan Karayolu Taşıtları İçin İkmal İstasyonu Bayiliği Sözleşmesi (Bundan böyle kısaca "Sözleşme" olarak anılacaktır.) akdedilmiş olup işbu sözleşme ------ tarihinde sona ermiştir. İşbu Sözleşmenin konusu yalnızca ----------- tarafından sevk edilen ------- dolum ve ikmal faaliyetlerine ilişkindir. Buna karşın davacı taraf, benzin ve motorin satış kar marjlarından kaynaklandığını iddia ettiği alacak taleplerini de dava dilekçesine dahil etmiş olup bu iddiaların tamamı müvekkil şirket dışındaki, dava dışı -------- davacı arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesinin konusuna ilişkindir. Davacı vekilinin atıf yaptığı ----- tarihli Çatı Protokolü, müvekkil şirket, davacı şirket ve dava dışı ------arasında akdedilmiştir. Bu Protokol kapsamında, davacı şirket ile ------arasında akaryakıt istasyonu işletmeciliği ve bayiliği hususlarını düzenleyen ayrı bir Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi tanzim edilmiştir. Bu bağlamda, davacı vekilinin dilekçesinde talep ettiği benzin ve motorin marjlarına ilişkin hak ve alacaklar, ------- davacı arasında akdedilen Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi'nin uygulama alanı içerisindedir. Davacının işbu taleplerinin muhatabı dava dışı -----dir. Bu nedenle davacının benzin, motorin ve toptan satış taleplerinin muhatabı müvekkil şirket değil dava dışı ----------’dur. Müvekkil şirket, akaryakıt ürünlerine ilişkin hiçbir edim borçlanmamış olup bu talepler açısından pasif husumet ehliyeti bulunmamaktadır. Bu nedenle davacının akaryakıta ilişkin taleplerinin husumet yokluğundan reddi gerekir. Esasa İlişkin İtirazlarımız Tüm bunlarla birlikte, Çatı Protokolü’nün 8. maddesi uyarınca şirketimiz tarafından uygulanacak kar marjının, şirketimizce tavsiye edilen ve--- bildirilen il pompa tavan satış fiyatı ile --------- arasındaki farktan oluştuğu hususu davacı tarafından açıkça kabul edilmiştir. Bu fark, taraflar arasında paylaşılacak toplam kar marjını oluşturmaktadır. Söz konusu toplam kar marjı içinde bayinin kar payının (masraf ve fire dahil) oransal olarak %75,07 olduğu, ayrıca toplam kar marjının; değişken ----- rafineri çıkış fiyatları, sektördeki rekabet şartları ve ekonomik göstergelerdeki dalgalanmalar doğrultusunda, şirketimiz tarafından tavsiye edilecek ve ------- bildirilecek il pompa satış fiyatına paralel şekilde değişiklik gösterebileceği hususu da davacı tarafından tereddütsüz biçimde kabul edilmiştir. Bayinin bu oranı sabit kalmaktadır; ancak toplam marjın piyasa koşullarıyla değişiklik göstermesi sözleşme hükümlerinin doğal sonucudur. Davacı taraf, bu açık sözleşmesel duruma rağmen, kar marjının hiçbir şekilde değişmemesi gerektiği iddiasını ileri sürerek kendi imzasını taşıyan protokolü dahi yok saymaktadır. Ekonomik gerçeklikten, sözleşmenin lafzından ve sektörel işleyişten tamamen kopuk bu iddia, hukuken dayanaktan yoksundur. Piyasa koşullarının gerektirdiği hallerde rekabet desteklerinin artırılması, azaltılması veya tamamen kaldırılması hususunda şirketimizin tek taraflı takdir yetkisine sahip olduğu; bu yetkinin kullanımının herhangi bir ilave bildirim veya izne tabi olmadığı, bayinin ise bu düzenlemeyi protokole taraf olurken bilerek ve anlayarak kabul ettiği izahtan varestedir. Bu kapsamda müvekkil şirketin ticari kararlarına dayalı olarak kar marjında yaptığı değişiklikler, Sözleşmesel yetkisi dahilinde olup, davacının bu konudaki talepleri sözleşme hükümlerine aykırılık teşkil etmektedir. Davacı şirket tarafından ileri sürülen, beş yıllık sözleşme süresi boyunca “vaat edilen kar marjlarının sağlanamadığı”, “rekabet koşullarına uyulmadığı” ve “sözleşme hükümlerinin ihlal edildiği” yönündeki iddialar, gerçeğe uygun olmadığı gibi, Çatı Protokolü ve ilgili bayilik sözleşmelerinin lafzı ve amacı ile de açık biçimde çelişmektedir. Her şeyden önce, davacının “kar marjının sabit olduğu ve değiştirilemeyeceği” yönündeki iddiası sözleşme metnine aykırıdır. Zira protokolün ilgili maddesinde; toplam kar marjının ---------rafineri çıkış fiyatlarındaki değişiklikler, rekabet koşulları ve ekonomik parametrelerdeki dalgalanmalar doğrultusunda, müvekkil şirket tarafından tavsiye edilecek ve ------- bildirilecek il pompa satış fiyatına paralel biçimde değişebileceği açıkça düzenlenmiştir. Dolayısıyla, davacının “kar marjı hiç değişmemeliydi” yönündeki iddiası, kendi imzasını taşıyan protokole açık aykırılık teşkil etmektedir. Kaldı ki, ------- döneminin benzersiz ekonomik göstergeleri, küresel pandemi, uluslararası petrol piyasalarındaki sert dalgalanmalar, navlun ve rafineri maliyetlerindeki sürekli değişimler dikkate alındığında; il pompa fiyatlarının sabit kalması bir yana, gerçek anlamda öngörülebilir olması dahi mümkün değildir. Buna rağmen davacı tarafın, piyasanın en ağır koşullarında dahi “sabit kâr garantisi verildiği” iddiasında bulunması, sözleşme hükümlerini görmezden gelen seçici bir değerlendirmeden ibarettir. Kaldı ki davacı tarafın dava dilekçesinin ekinde yer verdiği hesaplama tablolarındaki verilerin tamamı yanlış olup kendi satış fiyatlarını ve uygulanan ticari politikaları tamamen dışarıda bırakan, tek taraflı ve eksik hesaplamalardır. Davacının tamamen kendi lehine yönelik hazırladığı hesaplama tabloları gerçeklikten uzak olup tarafımızca kabulü mümkün değildir. Davacı taraf ayrıca, sözde zararın varlığını, sözleşme sona erdikten sonra farklı bir marka ile çalışırken elde ettiği kar oranlarına dayandırma gayretindedir. Oysa rekabet hukuku ve bayilik ilişkileri bakımından, sözleşme sonrası üçüncü bir firmayla değişen fiyat politikaları, promosyon bütçeleri, müşteri kitlesine yönelik kampanyalar veya farklı bir dağıtım şirketinin uyguladığı bölgesel fiyat stratejileri müvekkil şirketin sorumluluğunda değildir. Sözleşme sonrası döneme ilişkin fiyat ve kâr oranlarının; müvekkil şirketin, sözleşme dönemindeki yükümlülüklerini ihlal ettiğine delil olarak gösterilmeye çalışılması hukuk tekniğiyle bağdaşmamaktadır. Ayrıca, davacının sözleşme boyunca hiçbir defa Sözleşme’ye aykırılık iddiası ile ihtar göndermemiş olması, kar marjı iddialarını ancak sözleşme süresi dolduktan sonra gündeme getirmesi ve dava dışı ------ bayilik sözleşmesinin uygulama alanındaki hususları müvekkil şirkete yöneltmesi, davanın amacını açıkça ortaya koymaktadır. Davacı taraf, ------- kendi arasındaki ticari ilişkinin sonuçlarını müvekkil şirkete yükleme gayreti içerisindedir. Bu girişim, hem hukuken hem de ticari teamüller bakımından dayanaksızdır. Netice itibarıyla davacının ileri sürdüğü zarar, sözleşmeye aykırılık sonucu doğmuş bir zarar değil, davacı işletmenin kendi ticari performansı, piyasa koşulları ve pandemi sonrası dönem ekonomik türbülanslarının doğal sonucudur. Somut ve gerçek bir zarar bulunmadığı gibi, müvekkil şirkete isnat edilebilecek herhangi bir sözleşme ihlali de mevcut değildir. Kaldı ki davacının sunduğunu iddia ettiği zarar tablolarının hatalı, eksik ve manipülatif olduğu; bilirkişi incelemesinde tüm açıklığıyla ortaya çıkacaktır. Ayrıca davacı taraf, varlığı somut olarak ortaya konulmamış, hesaplanabilirliği bulunmayan ve müvekkile atfedilebilir bir sözleşme ihlaline dayanmayan, bu sebeple muacceliyet koşulları dahi oluşmamış bir zarar iddiası üzerinden ticari işlerde uygulanan en yüksek faizin işletilmesini talep etmektedir. Oysa dosya kapsamı incelendiğinde, davacının iddia ettiği zararın ne dönemsel olarak ne de miktar itibarıyla belirlenebilir nitelikte olmadığı ve hesaplamaların gerçeğe uygun olmadığı açıkça görülmektedir. Böyle bir yapıda faizin uygulanmasından söz etmek hukuken mümkün değildir. Müvekkil şirkete isnat edilebilecek herhangi bir sözleşme ihlali ortaya konulmadığından, davacının faiz talebi hem maddi hem de usul hukuku bakımından dayanaksız olup kabulü mümkün değildir.Yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle;Taraflar arasındaki sözleşmenin 37. maddesindeki kesin yetki şartı gereğince --------Merkez Mahkemeleri yetkili olduğundan, işbu davanın yetkisizlik nedeniyle USULDEN REDDİNE,Davacının benzin, motorin ve toptan satış kar marjlarına ilişkin taleplerinin MÜVEKKİL ŞİRKETİN PASİF HUSUMETİ BULUNMADIĞINDAN HUSUMET YÖNÜNDEN USULDEN REDDİNE,Sayın Makemeniz'in aksi kanaatiyle davanın esasa girilmesi hâlinde;Müvekkil şirkete yöneltilen ----- kar marjına ilişkin iddialarının sözleşme hükmüne, ekonomik gerçekliğe ve dosya kapsamına aykırı olması nedeniyle ESASTAN REDDİNE,Davacının faiz talebinin dayanaksız olması nedeniyle REDDİNE,Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine,karar verilmesini vekâleten arz ve talep ederiz." şeklinde talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
:Davacı vekili dava dilekçesi ile özetle; taraflar arasında ------- tarihli sözleşmeye aykırı fiyat belirlemesi yapılması nedeniyle müvekkil şirketin gelir kaybının, menfi ve müspet zararlarının bilirkişi marifeti ile tespitini ve gelir kaybının tespiti devamında sözleşme tarihi itibariyle müvekkil şirketin uğradığı zararın ticari işlerde uygulanan en yüksek faizi ile tazmini ile yargılama gideri ve ücreti vekalet alacağının karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında ----Çalışan Karayolu Taşıtları İçin İkmal İstasyonu Bayiliği Sözleşmesi kapsamında yetkisizlik kararı verilmesini talep etmiştir. Dava, sözleşmeden kaynaklı tazminat davasına ilişkindir.6100 sayılı HMK'nin genel yetkiyi düzenleyen 6. maddesinin 1.fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." 6100 sayılı HMK'nin Yetki Sözleşmesini düzenleyen 17. maddesinin 1.fıkrasına göre; "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır." Davaya dayanak teşkil eden taraflar arasında ---- Çalışan----- Sözleşmesinin 22 .maddesinde "... İş bu sözleşmenin tatbik ve tefsirinden doğan ihtilafların hallinde ------ Merkez Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkilidir." yönünde hüküm konulduğu görülmüştür.Sonuç olarak taraf şirketler arasında ----- Taşıtları İçin İkmal ----Bayiliği Sözleşmesi imzalandığı ve sözleşme gereğince --- İcra daireleri ve Mahkemeleri yetkili kılındığı anlaşılmıştır.Benzer konuya ilişkin --- karar sayılı ilamında; " Dava, tacirler arası hizmet alım sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.Davalı taraf, cevap dilekçesinde usulüne uygun yetki ilk itirazında bulunmuş olup mahkemece HMK 17. Maddesi uyarınca yetkili mahkeme ---- Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle yetkisizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı HMK'nın 17. maddesine göre "Tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, dava, sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır."Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesinin 37. Maddesinde bu sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların çözümünde ------ve -------Mahkemeleri yetkili kılınmıştır. Taraflar arasında bu konuda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözkonusu kanunun yetki sözleşmesi başlıklı 17. maddesinde tacirler ve kamu tüzel kişilerinin, sözleşme ile yetkili mahkemeyi belirleyebilecekleri öngörülmüştür. Dava konusu olayda tarafların ikisi de tacir olduğu takdirde yetki sözleşmesi geçerli olacaktır. Tarafların tacir olduğu hususunda bir ihtilaf bulunmamaktadır. Davacı istinaf dilekçesinde yetki sözleşmesine riayet edildiğini, sözleşmede belirlenen 2 il arasından İstanbul'un tercih edildiğini, davalının yerleşim yerinin --------- olması sebebiyle davanın-----Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açıldığını, davalının merkezi itibari ile mahkemenin yetkili olduğunu ileri sürmüş ise de; taraflar arasındaki yetki sözleşmesinde, yetkili mahkemenin ---------mahkemesi olduğunun belirtildiği, ---- mahkemesinden anlaşılması gerekenin -----mahkemeleri olduğundan ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık bulunmamaktadır. " şeklindeki açıklamalarının ışığı altında tarafların tacir olması, aralarında kesin yetki sözleşmesi bulunması, taraflar arasında imzalanan --------Çalışan Karayolu Taşıtları İçin İkmal İstasyonu Bayiliğ Sözleşmesinde açıkça tacirler arasındaki ihtilafların -------- adliyesinde görülmesi gerektiğinin imza altına alınmış olması, 6100 sayılı HMK'nın 17. Maddesinde (tacirler arası) taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen mahkemenin yetkili olması hususları hep bir arada değerlendirilerek işbu davada ------Ticaret Mahkemelerinin yetkili olduğu sonuç ve kanaatine varılmakla mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine ve kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde istemde bulunulduğu takdirde dava dosyasının yetkili ------- Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, aksi halde davanın açılmamış sayılmasına dair ek karar düzenlenmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm tesisi cihetine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının davasının yetki yönünden REDDİNE,2-Mahkememizin YETKİSİZLİĞİNE,3-Karar kesinleştiğinde dosyanın talep halinde yetkili ve görevli -------Asliye Ticaret Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Aksi halde davanın AÇILMAMIŞ SAYILMASINA5-HMK 331/2 maddesi uyarınca yargılama giderleri hakkında yetkili mahkemece KARAR VERİLMESİNE,Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, --------Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026