Anahtar kelimeler: Aslen Uğratmak Eksper Satımdan Niyetle Kastıyla Takiple İstirdat Başlattığını Kazada

T.C.
İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'ün araç maliki, diğer müvekkil ...'in sevk ve idaresindeki...plakalı araç ile ruhsat sahibi davalı ... olan, sürücüsü dava dışı ...'in sevk ve idaresindeki... plakalı aracın 19.07.2024 tarihinde karıştığı trafik kazasında davalı idaresinde ki... plakalı aracın oluşan kazada %100 kusurlu bulunduğunu, ancak davalı tarafın hukuki bir geçerliliği olmayan ve ücret karşılığında düzenledikleri eksper raporu uyarınca taraflarını %100 kusurlu göstererek İzmir... İcra Dairesi...osyası üzerinden icra takibi başlattığını, işbu takiple aslen hakkı olmadığı bir alacağı, kötü niyetle ve müvekkilleri zarara uğratmak kastıyla tahsil ettiğini, müvekkillerinin karşı tarafa hiçbir borcu olmayıp, başlatılan icra takibinin haksız ve kötü niyetli olduğunu, davalı alacaklının kötü niyetli olarak başlattığı ve haksız biçimde tahsil etmeye çalıştığı borç yününden davacıların borcunun bulunmadığının tespit edilmesi ve tahsil edilen miktarın istirdadı için iş bu davayı açtıklarını, bu nedenle müvekkillerin borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 32.155,98 TL’nin ödeme tarihi olan 16.10.2024 Tarihinden itibaren yasal faizi ile istirdadına, haksız, kötü niyetli ve hukuka aykırı olarak yapılan icra takibi nedeniyle, davalının % 20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekilinin cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usule ilişkin olarak; davacı ... yönünden aktif husumet ehliyeti yokluğu bulunmakta olup davacı ... yönünden davanın usulden reddine karar verilmesini, davanın görevsiz mahkemede açıldığını, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davalıların tacir olmadıklarını, esas yönünden ise ; müvekkilinin davaya konu kazada kusursuz olduğunu, her ne kadar dava taraflarının araçlarının sigortaları tarafından SBM tramer sistemince davalı müvekkilinin başta %100 kusurlu tespit edilmişse de, davalı müvekkilinin araç değer kaybı zararının tazmini için davacı tarafın trafik sigortacısı olan ...igorta Aş 'ne sigorta tahkim komisyonu'nda açtığı dava dosyasında alınan trafik kusur bilirkişi raporuna göre davacılara ait...plakalı aracın kazanın oluşumunda asli ve tam kusurlu olduğu, bu anlamda davacıların davalı müvekkile karşı %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, sigorta tahkim komisyonu davasında alınan kusur bilirkişi raporunun kabulünü talep ettiklerini, davacı tarafların icra dosyasına borcu herhangi bir ihtirazi kayıt belirtmeden ödemiş olup bu anlamda istirdat davası açma haklarının bulunmadığını, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:Mahkememizce öncelikle tarafların tacir olup olmadığı hususunda araştırma yoluna gidilmiş, bu kapsamda İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na, İzmir Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve İzmir Vergi Dairesi'ne yazı yazılmış ve ilgili yazı cevapları gelmiştir.Taraflar arası uyuşmazlığın esasına girilmeden önce gelen yazı cevapları göz önüne alındığında öncelikli olarak dava şartlarından olan görev yönünden uyuşmazlığın değerlendirilmesi gerektiği kanaatine varılmış, bu kapsamda yapılan inceleme neticesinde Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. Maddesi gereğince ticari davalara bakmakla görevlidir. Ticarî davalar, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4/1. maddesinde sayılmış olup, buna göre, “Her iki tarafın da ticarî işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın aynı maddenin a), b), c), d), e) ve f) bentlerinde sayılan davalar” ticari dava olarak adlandırılmıştır.. Ticarî davalar; mutlak ticarî davalar, nispi ticarî davalar ve yalnızca bir ticarî işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticarî nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticarî davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin ticarî bir işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticarî sayılan davalardır. Mutlak ticarî davalar, TTK’nın 4/1. maddesinde bentler hâlinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu m. 99, İcra ve İflas Kanunu m. 154, Finansal Kiralama Kanunu m. 31, Ticarî İşletme Rehni Kanunu m. 22 gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticarî davalar da bulunmaktadır. Bu gruptaki davaların ticarî dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticarî işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK’nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticarî dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticarî dava sayılan davalardır.Nispi ticarî davalar, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili olması hâlinde ticarî nitelikte sayılan davalardır. TTK’nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticarî işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları“ticari dava” sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticarî dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticarî işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticarî iş niteliğinde olması veya ticarî iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticarî iş sayılması davanın ticarî dava olması için yeterli değildir. Ticarî iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticarî iş sayılan bir işin diğeri için de ticarî iş sayılması davanın niteliğini ticarî hâle getirmez. TTK, kanun gereği ticarî dava sayılan davalar haricinde, ticarî davayı ticarî iş esasına göre değil, ticarî işletme esasına göre belirlemiştir.Yukarıdaki belirilen husus kapsamında somut uyuşmazlığın değerlendirilmesi neticesinde; taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı ile davalıya ait araçların karıştığı trafik kazası neticesinde, tarafların kusur durumunun ne olduğu, geçerliliği olmayan ve ücret karşılığında alındığı iddia edilen davalı tarafından alınan eksper raporunun haklılık içerip içermediği, bu rapor uyarınca İzmir ... İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibinin yerinde olup olmadığı, davacıların davalı tarafa borçlu olup olmadığı ve icra takibi neticesinde ödemek zorunda kalınan bedelin istirdadının mümkün olup olmadığı konularına dayalı olarak açılan istirdat davası olduğu, taraflar yönünden yapılan tacir araştırmasında tarafların ticaret sicil kayıtlarının mevcut olmadığı, tacir olmadıkları, yalnızca davalı ...'ın esnaf kaydının bulunduğu, davacının gelir getirici kazancı olmayan potansiyel mükellef olduğu, dolayısı ile davacının tacir vasfına sahip olmadığı, davalının ise esnaf kaydının bulunduğu "taksi ile yolcu taşımacılığı" faaliyetinde olup, basit usule dayalı ticari kazanç mükellefi olduğu, bu itibarla dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacı tarafın tacir sıfatına haiz olmadığı ve tarafların ticari bir işletmelerinin de bulunmadığı, davanın nispi ticari dava olarak kabulü için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirir mahiyette bulunması gerektiği anlaşıldığından açıklanan gerekçeler dikkate alındığında mahkememizin görevli olmadığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü noktasında görevli mahkemenin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca İzmir Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, usul ekonomisi ve yargılamanın süratle bitirilmesi ilkeleri nazara alınarak ve takdiren dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c. maddesi yollamasıyla 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle açılan davanın usulden reddine vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:1- Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE ve görevli Mahkemenin İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNUN TESPİTİNE,2- Karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın görevli İZMİR NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ'ne gönderilmesine,3- 6100 sayılı HMK'nın 20. Maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde dosyanın resen ele alınarak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine (ihtarat yapıldı)4- Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine ve ancak davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi halinde ise şartlar oluşacağından yargılama giderlerinin mahkememizce değerlendirilmesine,Dair Davacı vekilinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İzmir Bölge Adliye mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...E imza ¸Hakim ...eimza