Anahtar kelimeler: Davadavacılar Eylemden Huzurda İkame Ferilerine İlamsız Faize Borca Arabuluculuk Tazmini

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; Huzurda görülen dava konusu itibari ile haksız eylemden kaynaklanan zararın tazmini için ikame olunan icra takibine vaki haksız itirazın iptali davası olduğu için arabuluculuk kapsamında olmadığını, her ne kadar iki kez arabuluculuk başvuru yapılmış ise de ---- başvurularını "----sebebiyle reddedildiğini, müvekkili adına, davalılardan alacağının tahsili için, davalılar aleyhinde ----- sayılı dosyasından ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçluların, borçları olmadığını beyan ederek; borca, faize ve ferilerine itiraz ettiğini, bunun üzerine davalılar aleyhine ------- dosyası ile fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak koşulu ile, 1.332.602,74 TL tutarında genel haciz yoluyla takip yapıldığını, davalıların borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, inşaat ve mimari projeler yapan-------- ortağı olduğunu öğrendikleri -------- memuru olmasından dolayı şirkette gizli ortaklık yaptığını) kendisine bir iş teklifinde bulunduklarını ve--------- yapılacak projede kaba inşaatı taşeron olarak müvekkiline teklif ettiğini, müvekkilinin bu teklif üzerine kaba inşaat'ı üstlendiğini, işbu sebepten ötürü müvekkilinin inşaat çalışmalarına başlamak adına malzeme satın aldığını, bu aşamadan sonra müvekkili ve hazer baba gıda sanayi iç ve dış ticaret limited şirketi arasında sözlü bir anlaşma hasıl olduğunu, malzemeleri-----------şantiyesine bıraktıklarını, malzemelerin şantiyeye bırakılmasından birkaç gün sonra müvekkilinin işe başlangıç tarihini öğrenmek ve diğer hususları kararlaştırmak için ilgili şantiyenin bulunduğu adrese gittiğini ve satın alıp şantiye arazisine bırakmış olduğu malzemelerin yerinde olmadığını gördüğünü, malzemelerin akıbeti sorduğunda ---- yetkilisi --------- yetkilisi ile anlaşıp malzemeleri sattığını öğrendiğini, söz konusu malzemelerin bugün ki piyasa fiyatının yaklaşık 2.000.000,00 TL olduğunu, Müvekkilinin zararının --------tarafından ne de malzemeler kendisine bırakılan --------- tarafından karşılanmadığını, davalı/borçlular hakkında--------- Soruşturma numaralı dosyası üzerinden savcılık şikayetinde bulunduklarını beyanla; Davalı/borçluların ------------ sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu haksız ve mesnetsiz itirazların iptali ile takibin kaldığı yerden devamına, haksız ve kötüniyetle takibe itiraz eden davalıların takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına müştereken ve müteselsilen mahkum edilmesine, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin müştereken ve müteselsilen davalılar üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalılar--------vekili cevap dilekçesinde özetle; Harcın tamamlanması gerektiğini, davacının---------sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptaline takibin devamına" karar verilmesi talep ettiğini, bu durumda icra takip çıkış tutarı üzerinden harç yatırılması yasal zorunluluk olmasına rağmen eksik harç yatırıldığını, Dava şartı zorunlu arabuluculuk süreci tamamlanmadığını, Huzurda ileri sürülen talep ticari niteliktedir. Her ne kadar davacı taraf şirket yetkililerini taraf olarak göstermiş ise de, talep konusunun şirketler arasındaki ilişkiye dayandırıldığı ortada olup, ticari nitelikte olan bu uyuşmazlığa ilişin dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanmamış olmasından dolayı davanın, dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde ileri sürülen iddia ve beyanların tamamının gerçek dışı olduğunu, Taraflar tacir olup ticari defter ve kayıtlarına bakılarak ancak alacak borç ilişkisinin varlığı ve miktarı ortaya konulabileceğini, dava dilekçesinde ileri sürülen iddialara bakıldığında, gerçekleştiği iddia olunan maddi vakıaların şirketler arasında gerçekleştiği ifade edilmesine rağmen dosyada taraf olarak şirket yetkilisinin de dahil edilmiş olmasının, hukuken kabul edilebilir bir durum olmayıp, müvekkili -------- ilişkin davanın husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, dava dilekçesinde dava dışı------ isimli kişinin müvekkil şirketin gizli ortağı olduğu şeklinde ifadeye yer verilmiş olup, bu husus da gerçeği yansıtmadığı gibi, dava konusuyla da ilgisinin bulunmadığını, davacı ------------ arasında iddia edildiği gibi davalı ----firması için yapılacak inşaat işine ilişkin hiç bir anlaşma yapılmadığını, iddianın tamamen gerçek dışı olduğunu, ------- firmasının dosyaya dahil edilmesinin tek nedeninin, davacının müvekkili şirket üzerinde ----- firması üzerinden baskı oluşturma saik ve çabasından ibaret olduğunu, sunulan iddiaları kabul etmemekle birlikte, dava dilekçesinde talep konusu edilen rakamlarda birbiri ile uyuşmadığını, icra takip çıkışı 1.332.602,74 TL iken dava değeri olarak gösterilen tutar 150.000,00 TL olarak ifade edildiğini, dilekçe içerisinde ise zararın 2 milyon Tl nin üzerinde olduğu beyanına yer verildiğini, dilekçe ekinde ise delil olarak sunulan dava konusu ile tarih, içerik ve taraf olarak ilgisiz olan 50 bin TL civarında toplam tutarlı 4 adet fatura sunulduğunu, ne dava dilekçesinde ileri sürülen izahların, ne ekte sunulan belge ve görüntülerin bir biri ile ilgisi olmadığı gibi, ispat vasıtası olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, konuya dair ----- yapılan başvuru amacının huzurdaki davada delil oluşturma gayretinden başka bir amaç taşımadığını beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, açılan davanın reddine, haksız icra takibi nedeniyle, davacıların müştereken ve müteselsilen kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılar tarafından müştereken ve müteselsilen ödenmesine, karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ----------- vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın davasını ikame etmeden evvel yasa gereği olan arabuluculuk ön şartını yerine getirmediğini, huzurdaki davanın takibin devamı olan itirazın iptali davası olduğu için takip değeri üzerinden harcın yatırılması gerektiğini, usuli yönden eksik olan bu hususlar nedeniyle davanın reddini talep ettiklerini, Müvekkillerinden ----- da inşaat yapımında işveren/iş sahibi olarak davacılara karşı hiç bir şekilde sorumluluğu olmayıp 3. kişi/iş sahibi konumunda olduğunu, müvekkili ----- Vekili diğer davalılardan -----arasında ---- bir türü olan------- Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile müvekkili ------- diğer davalılardan --- vekil sıfatıyla yüklenici dava dışı ------anahtar teslim şartıyla inşaatın yapımı için anlaştığını, yüklenici firma tarafından inşaat yapılıp müvekkiline teslim edilmiş ve karşılığında da müvekkilinin, bu sözleşmeden doğan yükümlülüğünün tamamını dava dışı yükleniciye ödeyerek edimini yerine getirdiğini, tarafların ----- tarihli mutabakat zaptı ile cari hesap konusunda mutabakata vardıklarını ve bu hesap konusunda da karşılıklı olarak ibralaşmışlarını bu sözleşmenin konusu inşaatın yapımı ve bitimi aşamalarında müvekkillerden ----- hiç bir dahli ve ilgisi yok iken, müvekkillerinden ----- da tek muhatabı sözleşmenin diğer tarafı olan yüklenici dava dışı -----şirket adına vekil olarak hareket eden diğer davalılardan ------olduğunu, müvekkillerinin, ne davacılar ne de diğer davalılar ile herhangi bir sözleşme imzalamadığını, müvekkillerinin, davacılar ile diğer davalılar arasında var olduğu davacılar tarafından iddia olunan hiç bir sözleşmenin de tarafı olmadığını, davacılar tarafından iddia edildiği gibi müvekkilleri ile aralarında sözlü dahi olsa kesinlikle bir sözleşmenin bulunmadığını beyanla; haksız ve hukuki mesnetten yoksun iddia ve verilerle açılan iş bu davanın müvekkilleri yönünden reddine, müvekkillerine karşı kötü niyetli olarak iş bu davayı açan davacıların, takip tutarının %20’sinden aşağı olmamak üzere müvekkilleri lehine kötü niyet tazminatına mahkum edilmelerine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar tarafına tahmiline, karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, İstan------------ Esas sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67 maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, -----------Esas sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklıların, davalılar aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçlulara tebliğ edildiği; davalılar tarafından itiraz dilekçesinde borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı taraflara tebliğ edilmediği, huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Somut olayda davacı taraf davalı--- için yapılacak projede kaba inşaat işinin davalı ---yetkilisi davalı ---- tarafından kendisine teklif edildiğini, inşaatı mimari işlerinin davalı ---- tarafından yapıldığını, kendisinin davalı ---- gıda ile de sözlü olarak anlaştığını, inşaat için kullanacağı malzemeleri davalı ---şantiye alanına bıraktığını, davalı --- davalı --- anlaşarak malzemeleri sattığını, kendisinin zarara uğradığı iddiası ile açılan takibe vaki itirazın iptalini talep etmiştir. Bir davada çekişmeli olguların kimin tarafından ispat edilmesi gerektiği konusuna, ispat yükü denir. Her iki taraf da ispat yükünün kime düştüğünü gözetmeden delil göstermişler ise bu halde hâkimin ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmasına gerek yoktur. Çünkü hâkim, ilk önce tarafların gösterdikleri delilleri incelemekle yükümlüdür.İki tarafın (veya bir tarafın) gösterdiği deliller ile davaya ilişkin bütün çekişmeli olgular aydınlanmış ise yine ispat yükünün hangi tarafa düştüğünü araştırmakta bir yarar yoktur. Buna karşılık, gösterilen delillerin hâkime dava hakkında tam bir kanaat vermemesi halinde, ispat yükünün hangi tarafa düştüğünün tespit edilmesinde yarar vardır. Delillerin davayı etkileyecek çekişmeli hususlarda gösterileceği ve ispat faaliyetinin çekişmeli vakıalar için söz konusu olduğu hususu göz önünde bulundurulmalıdır ----------Türk Medeni Kanunun 6. maddesinde “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun “İspat yükü” başlıklı 190. maddesinde ise bu düzenlemeye paralel bir düzenleme getirilmiştir. Anılan maddede “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” denilmiştir.Eldeki davada ispat yükü davacı taraf üzerindedir. Davacı taraf davalılar ile kaba inşaat yapımı için anlaştığını, anlaşma doğrultusunda malzemeleri şantiye alalına bıraktığını ve davalılarca rızası hilafına malların satıldığını ispat etmelidir. Davacılar ile davalılar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Davalılar da sözlü anlaşmayı inkar etmektedir. Davacının sözlü sözleşme kapsamında malları davalı şantiyesine bıraktığına ilişkin yazılı bir delil, teslim tutanağı vs dosyaya sunamamıştır. Ticari defter kayıtları üzerinde ticari ilişkinin varlığın gösterir bir delil bulunması ihtimali ve alacağın varlığının ispatı için tarafların ticari defterlerin üzerinde inceleme yapılmasına karar verilmiş ise de davacı taraf kendilerine verilen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretlerini tamamlamamıştır. Hal böyle olunca davacılar iddialarını ispat edemediği kanaati ile davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Kötüniyet tazminatı, takibe girişmekte kötüniyetli bulunduğu borçlu tarafından açıkça kanıtlanmış olan ya da öyle olduğu ayrıca kanıtlanmasına gerek bulunmaksızın dosya kapsamından açıkça anlaşılabilen alacaklıya yönelik bir yaptırım niteliğindedir. Anılan yasa hükmüne göre, alacaklının anılan tazminata mahkum edilebilmesi, açıkça, takibin kötüniyetle yapılmış olması koşuluna bağlanmıştır. Hemen belirtmek gerekir ki, alacaklının icra takibini kötüniyetli olarak yaptığı hususu, borçlu tarafından kanıtlanmalıdır. Öğretiye ve Yargıtay uygulamasına göre, alacağının bulunmadığını bildiği veya bilmesi gereken bir durumda olduğu halde, icra takibine girişen alacaklı, kötüniyetli kabul edilir. Açıklanan bu yasal durum ve ilke çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde davalı, davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunu yasal delillerle kanıtlayamamış olup, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya koyacak bir yöne rastlanmamıştır.HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddine ,3-Karar harcı 615,40-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60-TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 187,80-TL harcın, davacı taraftan tahsili ile hazineye irat kaydı yapılmasına,4-Davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,6-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TLnispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,7-Davacı tarafından dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile Hazineye Gelir Kaydına,Dair; davacı vekili ile davalılar vekillerinin yüzüne gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde ----------- Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025