Anahtar kelimeler: Kastla Olası Süreç Edenin Görüşü Hukukî Öldürme Neticesinde Edilebilir Esastan

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: █████████ E., █████████ K.SUÇ
: Olası kastla öldürmeHÜKÜM
: İstinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasıİlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 291/1. maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi gereğince temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ1. İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 27.09.2023 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; sanık hakkında maktûle karşı olası kastla öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun)81/1, 21/2, 53, 58. maddeleri uyarınca 25 yıl hapis cezası cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.2. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin, 24.11.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik katılanlar Fikri ve Fatma vekili ile sanık ve müdafinin istinaf başvurularının, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-(a) maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılanlar Fatma ve Fikri vekilinin temyiz sebepleri özetle; olası kast hükümlerinin uygulanmaması gerektiğine, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 82/1-b-d hükümlerine göre cezalandırılması gerektiğine, ilişkindir.III. GEREKÇEYargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan ve dosya kapsamına göre yeterli olduğu anlaşılan delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterildiği, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eksik incelemenin bulunmadığı, dosyada mevcut delillerin isabetli şekilde değerlendirildiği, adli raporların yeterli ve hüküm kurmaya elverişli olduğu, eylemin sanık tarafından olası kastla gerçekleştirildiğinin saptandığı, suç vasfının isabetli bir şekilde belirlendiği, canavarca hisle öldürmenin, sırf öldürmüş olmak için öldürme, ölenin acı çekmesinden zevk duymak için öldürme, eziyet çektirerek öldürmenin ise öldürme kastının yanında işkence ya da eziyet çektirme kastını içeren, ölümü meydana getirme bakımından zorunlu olmayan ve ölüme takaddüm eder vahşice hareketler olarak tanımlanması karşısında sanığın canavarca hisle ya da eziyet çektirerek öldürme amacıyla hareket ettiğini kabule yeterli her türlü kuşkudan uzak yeterli kesin kanıt bulunmadığı, 5237 sayılı Kanun'un 82/1-b-d maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından temyiz sebeplerinin incelenmesinde hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.IV. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesinin 24.11.2023 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında katılanlar Fatma ve Fikri vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun’un 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun’un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy çokluğuyla TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1. maddesi uyarınca İstanbul 4. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.11.2025 tarihinde karar verildi.KARŞI OYSirkeci İskelesinin deniz kenarındaki kaldırımda oturan maktulün sanık tarafından denize atılması neticesinde ölüm meydana gelen olayda sanığın yaralama kastıyla hareket ettiği ve bu nedenle TCK m. 87/4 uyarınca kasten yaralama sonucu ölümden sorumlu tutulması gerektiği kanaatiyle sanığın olası kastla öldürmeden sorumlu tutan daire kararına katılmadığımdan bu karşı oy yazısı yazılmıştır.Olası kast TCK’nın 21. maddesinin ikinci fıkrası, “kişinin, suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.” şeklinde düzenlenmiştir. Buna göre, failin suçun kanuni tanımındaki objektif unsurların gerçekleşebileceğini ciddi biçimde öngörmesine rağmen, fiili işlemek suretiyle tipikliğin gerçekleşmesini kabullenmesi, fiili işlemekten kaçınmaması ve olursa olsun demesi durumunda olası kast söz konusu olacaktır. Olası kast durumunda doğrudan kastta olduğu gibi fail suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini öngörmesine rağmen, doğrudan kasttan farklı olarak bu unsurların gerçekleşmesini muhakkak değil, muhtemel görmektedir. Diğer bir ifadeyle doğrudan kast ile olası kast arasında, kastın bilme unsuruna ilişkin bir yoğunluk farkı bulunmaktadır. Bu itibarla, belli bir neticenin gerçekleştirilmesi amacıyla hareket eden failin, bu fiilin aynı zamanda muhtemelen başka neticelere neden olabileceğini öngörmesine rağmen, bu yan neticeleri kabullenerek fiili işlemesi durumunda, bu yan neticeler bakımından olası kastla hareket etmiş olacaktır.5237 sayılı TCK’nın 23. maddesinde düzenlenmiş bulunan neticesi sebebiyle ağırlaşmış suça ilişkin genel kuralın, özel hükümler arasında kendisine yer bulduğu maddelerin başında gelen TCK’nın 87. maddenin 4. fıkrasına göre, gerçekleştirilen kasten yaralama eylemi TCK’nın 86. maddesinin 1. veya 3. fıkraları kapsamında bulunur ve bunun sonucunda da ölüm meydana gelirse, en azından taksirle hareket etmiş olmak şartıyla faile belirtilen cezaların verileceği öngörülmektedir. Kasten yaralama sonucu mağdurun ölmesine ilişkin TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasının uygulanması için; a- Failin yaralama kastı ile hareket etmesi, b- Mağdurun TCK’nın 86. maddesinin birinci veya üçüncü fıkrasında düzenlenen şekilde yaralanmış olması, c- Failin eylemi ile arasında illiyet bağı bulunacak şekilde mağdurun ölmesi, d- Failin meydana gelen ölüm sonucuna ilişkin en az taksir derecesinde bir kusurunun bulunması, şartlarının birlikte gerçekleşmesi gerekir.Buna göre, fail mağduru yaralamak amacıyla hareket etmeli, mağdurun yaralanacağını bilmeli ve bu sonucu istemelidir. Bununla birlikte fail mağdurun yaralanmasını değil de, ölmesini istemiş veya bu sunucu kabullenmiş ise ölüm meydana gelmiş bu durumda kasten öldürmeden veya olası kastlaöldürmeden sorumlu tutulacaktır. Buna göre 5237 sayılı TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasına düzenlenen suçun manevi unsuru yaralama kastıdır. O hâlde, kasten öldürme suçu ile kasten yaralama sonucu ölüme neden olma suçu arasındaki ayırıcı kriterlerden en önemlisi manevi unsur farklılığı olacaktır. Dolayısıyla suçun vasıflandırılmasından önce çözülmesi gereken konu, failin kastının öldürmeye mi, yoksa yaralamaya mı yönelik olduğuna ilişkindir. Sanığın iç dünyasını ilgilendiren fiili işlerken hangi kastla hareket ettiği, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. Ancak dikkat edilmelidir ki, somut bir olayda failin olası kasttan sorumlu tutulabilmesi için, failin neticeyi kabullendiğinin, “ne olursa olsun” veya “olursa olsun” düşüncesiyle hareket ettiğinin, diğer bir ifadeyle sonucu kabullenerek fiili işlemekten vazgeçmediğinin kabulü gerekmektedir.Bu bağlamda,1. Maktul ile sanığın olay öncesinde bir tanışıklıklarının ve husumetlerinin bulunmaması,2. Sanığın maktule yönelik fiilinin sanığın orada bulunan bir çocuğu sevme şekli nedeniyle maktulün rahatsızlığını belirtmesinden kaynaklanan basit bir sözlü münakaşadan kaynaklandığı,3. Sanığın maktule yönelik fiilini önce yumruk atma ve ardından ayaklarından tutarak denize itme şeklinde gerçekleştirme,4. Yumruk şeklinde gerçekleşen fiil öldürmeye elverişli olmadığı gibi, birkaç metre yükseklikten denize düşmenin de hayatın olağan akışı içinde öldürmeye elverişli olmaması,5. Denize düşen maktulün önce denizin yüzeyine çıkması ve orada bulunanlar tarafından kurtarılmaya çalışılırken vapurların pervanesinin oluşturduğu akıntı nedeniyle dibe çekilmesi sonucu ölümün gerçekleşmesi,Hususları dikkate alındığında, gerçekleşen ölüm neticesinin objektif olarak sanığa isnad edilebileceği konusunda bir tereddüt olmamakla birlikte, öldürmek için bir nedeni olmayan ve öldürme bakımından elverişli bir araç kullanmayan sanığın, ölüm neticesinin gerçekleşeceğini bilmesi durumunda ölümü kabullenerek fiili işleyeceğine dair dosyada delil bulunmaması, aksine neticeyi bilmesi halinde fiili işlemekten vazgeçeceğinin kanımızca kesin olması karşısında, sanığın yaralama kastıyla hareket ettiğinin ancak somut olayda öngörülebilecek ölüm neticenin gerçekleştiğinden kabulüyle sanığın TCK'nın 87. maddesinin 4. fıkrasından tutulması gerekirken, sanığın ölüm neticesini kabullendiği varsayılarak, yani ölümün gerçekleşeceğini bilseydi dahi fiiline devam edeceği kabul edilerek, olası kastla öldürmeden sorumlu olduğuna karar veren sayın çoğunluğun görüşüne iştirak edilmemiştir.