Anahtar kelimeler: İkitelli Nakti Kağıt Şubesi Gayri Bahsi Krediler Kefil Sıfatı Dış

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİNUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararTARİHİ
: █████/2022DAVA
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2025İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın İkitelli şubesi ile ... Kağıt San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan █████/2012 tarih ve 625.000,00-₺ ile █████/2013 tarihli 850.000,00-₺ bedelli genel kredi sözleşmesine istinaden nakti ve gayri nakti ticari krediler kullandırıldığını, davalılardan ..., ... ve ...'nın bahsi geçen genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borçlunun kredi hesaplarının Bakırköy 32. Noterliği'nin █████/2013 tarih ve .. yevmiye numaralı ihtarnamesi ile kat edildiğini, borcun süresi içerisinde ödenmediğini, İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalıların borca, borcun faizine ve takibe itirazı neticesinde icra takibinin durduğundan bahisle borçluların itirazının iptaline, haklarında başlatılan icra takibinin devamına, davalıların inkar olunan alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu icra takibinde borcun dayanağının genel kredi taahhütnameleri, ihtarname olduğunu, müvekkili ... Kağıt San. Ve dış Tic. Ltd. ŞTi. Tarafından █████/2013 tarihinde davacı bankanın İkitelli Şubesi'nden 19 adet çek tin teminat gösterilmesi karşılığında toplam 498.640,12-₺ tutarında ve ortalama vadesi 99 gün olan %11,5 faizle iskontolu kredi kullanıldığını, bahsi geçen kredinin █████/2013 tarihinde çekildiğini, bu tarihten sonra tahsili gereken ilk çek olan 50.000,00-₺ bedelli ve █████/2013 tarihli çekin ödenmesinin beklenmeden davacı tarafından haksız ve kötü niyetli olarak davaya konu icra takibinin açıldığını belirterek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydı ile huzurdaki haksız, mesnetsiz ve kötü niyetli iş bu davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olarak müvekkilleri aleyhine icra takibi başlatan davacınn %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;".....Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi sonucunda; davacı banka ve davalı ... Kağıt San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında █████/2012 tarihli 625.000,00-₺ bedelli ve █████/2013 tarihli 850.000,00-₺ bedelli 2 adet genel kredi sözleşmesi aktedildiği, davalı ..., ... ve ...'nın söz konusu genel kredi sözleşmelerini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, sözleşmelerde kefilin sorumlu olduğu azami miktar, kefalet tarihi ve müteselsil kefil ibaresinin yazılı olduğu, kefalet sözleşmesinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 586 ve 584 maddesindeki koşulları kapsadığı anlaşılmıştır. Yukarıda yazılı olan ve mahkememizce benimsenen █████/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporundan davacı bankanın takip tarihi olan █████/2013 tarihi itibari ile davalılardan 500.604,39-₺ asıl alacak, 1.419,52-₺ işlemiş faiz, 70,98-₺ BSMV alacak talebinde haklı olduğu, takip tarihi olan █████/2013 tarihinden dava tarihi olan █████/2014 tarihine kadar bir kısım tahsilatlar yapıldığı, tahsil edilen tutar yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığından bu kısım yönünden davanın reddine karar verilmiştir. Tahsil edilen tutarın mahsubu ile davacı bankanın dava tarihi itibari ile 196.419,67-₺ asıl alacak talebinde haklı olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar dava tarihinden sonra bir kısım tahsilatlar yapılmış ise de dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infazda nazara alınması gerekmektetir. Tüm bu sebeplerden dolayı mahkememizce benimsenen █████/2022 tarihli bilirkişi raporu uyarınca takibin 196.419,67-₺ asıl alacak tutarı üzerinden ve asıl alacağa yıllık %23 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulanmak sureti ile devamına karar verilmiştir. Alacağın likit ve hesaplanabilir olması, davalı/borçluların itirazlarında haksız olduğunun anlaşılması karşısında hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si üzerinden İİK 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına karar verilmiştir. İcra takibinde kısmen haklı çıkan davacı/alacaklının bakiye kısım için icra takibinde kötü niyetli olduğu kabul edilemeyeceğinden reddedilen kısım yönünden davacı banka aleyhine kötü niyet tazminatına karar verilmeyerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesi ile, ''11-Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine; davalıların İstanbul 9. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının kısmen iptali ile;Tahsilde tekerrür olmamak ve kefil olan davalıların kefalet limiti kapsamında sorumlu olması kaydı ile; takibin 196.419,67-₺ asıl alacak ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %23 temerrüt faizi ve faizin %5 gider vergisi uygulanmak sureti ile devamına,Dava tarihinden sonra yapılan ödemelerin infazda nazara alınmasına,Takip tarihinden sonra, dava tarihinden önce yapılan toplam 306.834,49-₺'lik kısım yönünden davacının dava açmakta hukuki yararı olmadığından 306.834,49-₺'lik kısım yönünden davanın reddine,Hüküm altına alınan 196.419,67-₺'nin %20'si üzerinden hesaplanan 39.283,93-₺ icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,Davalı tarafın kötüniyet tazminat talebinin reddine,'' karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın müvekkilin çeklerinin yazılmış olması sebebi ile elinde başkaca hiçbir delil olmadan müvekkil şirketin durumunun kötüleştiği kanısına vardığını ve kredi sözleşmesini geri çektiğini, oysa ki arkası yazılan çeklerin kredi sözleşmesi ile bir bağlantısı bulunmadığını, kredi sözleşmesi ile alakası olmayan beş adet çekin yazdırılmış olmasının kendi başına müvekkil şirketin ödemede acze düştüğü anlamına gelmediğini, nitekim kredi sözleşmesi ile ilgisi olmayan bu çeklerin yazdırılmasının başkaca sebepleri olabileceğini, davacı bankanın yalnızca beş adet çek yazdırıldı diye 498.640,12 TL bedelli krediyi geri çekmesinin makul olmadığını, davacı tarafından icra takibinin 13.12.2013 tarihinde başlatıldığını, çeklerden ilkinin vadesinin ise 17.12.2013 tarihi olduğunu, yani davacı tarafın henüz çeklerin vadesi gelmeden müvekkil şirketin başkaca ticari faaliyetleri neticesinde 5 çekinin arkası yazıldığından bahisle icra takibi başlattığını, Bununla beraber davacıya teslim edilen çeklerden on iki tanesinin işbu itirazın iptali davasının başlatıldığı 20.02.2014 tarihine kadar davacı tarafından tahsil edildiğini, dava başlatıldıktan sonra da yine çeklerin vadesinde ödenmeye devam ettiğini ve netice itibariyle 04.03.2014 vadeli son çekin ödenmesi ile de müvekkilin davacıya herhangi bir borcunun kalmadığını, yani dava dilekçesi taraflarına tebliğ edilmeden davacıya bütün borcun ödendiğini, davacı taraf çek vadelerini bekleseydi, ödemelerini alacağını ve işbu davanın açılmasına sebebiyet vermemiş olacağını, davacı taraf her ne kadar müvekkilin beş adet çekinin yazdırıldığı ve kendi alacağının tehlikeye düştüğü iddiasıyla kredi sözleşmesini feshettiğini beyan etmekte ise de dava açılana kadar ve açıldıktan sonra da müvekkilin davacıya teslim ettiği hiçbir çekin yazdırılmadığını, bu durumun davacının alacağının tehlikeye girdiği iddiasını çürüttüğünü,Davacı tarafça müvekkil hakkında henüz borcun vadesi gelmeksizin başlatılan bu icra takibine yapılan itirazlarının haklı olduğunu, davacı tarafından keşide edilen söz konusu fesih ihtarnamesi genel ifadeler barındırmakta olduğunu, genel kredi sözleşmesinin hangi sebepler veyahut da özel olarak müvekkil şirketin mali yapısının bozuk olduğu iddiası ile fesih işleminin yapıldığı konusunda hiçbir beyan barındırmadığını, davacının hangi amaç ile ihtarnameyi keşide ettiği, haklı sebebin bulunup bulunmadığının tespitinin bu aşamada mümkün olmadığını, nitekim dava dilekçesinde de davacı tarafın ihtarnameden bahsederken yalnızca "lüzumuna binaen" demekle yetindiğini, dava dilekçesinde hiçbir şekilde müvekkilin mali durumunun bozukluğu iddiasında bulunmadığını, davacı tarafından hukuka aykırı olarak yapılmış bir fesih işleminin sonradan sunulacak bir takım belgeler ile hukuka uygun hale getirilemeyeceğini, eğer ki davacı müvekkilin mali durumunun kötü olması hasebiyle genel kredi sözleşmesini feshetmiş ise buna ihtarname metninde yer vermesi ve müvekkile tebliğ etmesi gerektiğini, ayrıca müvekkil tarafından tüm ödemelerin muaccel olduğu tarihlerde yapılmış olduğunu, müvekkilin mali yapısının bozulduğu iddiasıyla genel kredi sözleşmesinin feshinin o dönem için mümkün olmayacağının buradan da anlaşılacağını, işbu davanın açılmasından önce ve sonra müvekkil tarafından davacıya teslim edilmiş olan çeklerle beraber, müvekkilin borcu vadesinde ödenmiş olduğunu, netice itibariyle işbu davanın reddinin gerektiğini, davacı tarafından başlatılan bu davadaki amaç kötü niyetli olduğundan hukuk düzeni tarafından korunmayacağını,Davacıya yapılan ödemelerde hiçbir gecikme olmadığı gibi müvekkil şirketin bu aşamada mağdur edildiğini ve hakkında icra takibi ve itirazın iptali davası açılarak bankalar nezdinde zor duruma düşürüldüğünü, davacının işbu itirazın iptali davasını açtığı tarihte dahi ödemelerin çoğunun yapıldığını ve çeklerin eksiksiz olarak tahsil edildiğini, buna rağmen kötüniyetli olarak dava açılana kadar tahsil ettiği bedelleri mahsup etmeden davayı açtığını, Dava tarihi itibari ile 12 adet çekin ödenmiş olması, davacının bu bedelleri mahsup etmeden kötüniyetli olarak işbu davayı açmış olması ve davada daha tensip zaptı dahi düzenlenmeden tüm borcun tahsil edilmiş olduğu gözetildiğinde davacının davayı açmakta haklı bir nedeni olmadığını, hal böyleyken davacının "borçlu şirketin durumunun kötüleşeceği ve ödeme yapamayacağı" şeklindeki hiçbir delile dayanmayan saiki ile borcun muaccel olduğu iddiasının kabul edilebilir hiçbir yanı olmadığını, dava şartlarının dava açılmasından hükmün verilmesine kadar var olması gerektiğini, davanın açıldığı anda var olan bir dava şartı (mesela hukuki yarar) sonradan ortadan kalkarsa, o zaman dava esastan değil, dava şartı yokluğundan (usulden) reddinin gerektiğini, Müvekkil şirkete ilk gönderilen ihtarnameden bu yana şirketin durumunun kötü olmadığı ve davacıya olan borcun muaccel olduğunda ödeneceği belirtilmesine rağmen davacının mesnetsiz iddiaları ile hareket etmesi neticesinde bu aşamaya gelindiğini ve bu aşamada da davacının iddialarının gerçek olmadığının ortaya çıktığını, davacıya müvekkil tarafından teslim edilen çeklerin zamanında ödenmiş olduğunu ve müvekkil şirketin davacıya bir borcunun kalmadığını, Davacının delilsiz iddiaları neticesinde haksız ve kötüniyetli açılan işbu davada müvekkil aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, davacı icra takibini başlattığı esnada müvekkil şirketin davacıya muaccel hiçbir borcu olmadığını, gelinen bu aşamada davacının borcu muaccel olmadan talep etmekte haksız olduğunun açıkça ispat edilmiş olduğunu, bu savunmaları gözetilmeden ve itirazları değerlendirilmeden dosyanın karara çıkarıldığını, icra takibine yapılan itiraz neticesinde alacaklı tarafın hiçbir zarar görmediğini, alacağını tahsil etmede gecikme yaşamadığını, icra İnkar tazminatına hükmedilmesindeki hukuki amacın alacaklının itiraz sebebi ile alacağının sürüncemede kalması ve tahsil edememesi olduğu düşünüldüğünde, somut olayda alacaklının uğramış olduğu herhangi bir zararı bulunmadığından ve alacaklı çek vadeleri geldiğinde borcunu tahsil etmiş olduğundan icra inkar tazminatına hükmedilmesi usule, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, işbu itirazın iptali davası açılmadan önce borcun büyük bir kısmının ödendiğini ve en son tensip aşamasında ise borcun tamamının ödendiğini, Bir an için davacının davasında haklı olduğu düşünülse dahi dava tarihinde müvekkiller tarafından ödenen tutarlar dikkate alınarak dava açılması gerekirken, ödenen tutarlar dikkate alınmadan işbu davanın ikame edildiğini, öncelikle dava tarihinden önce ödenen tutarlar yönünden davanın reddine ve lehe kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, dava açıldıktan sonra ödenen tutarların ise ön inceleme duruşması yapılmadan hatta dosyaya ilişkin sayın mahkemece tensip oluşturulmadan önce ödenmiş olduğunu, mahkemece Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi Madde 6 gereğince yarı oranında hükmedilmesi gerektiğini, reddedilen tutar üzerinden ise lehe vekalet ücreti hesaplanması gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, Yine gerekçeli kararda asıla alacağa yıllık %23 temerrüt faizi ile %5 gider vergisi uygulanmak suretiyle takibin devamına karar verildiğini, davacı tarafın faiz ve gider vergisi yönünden dava dilekçesinde herhangi bir talebi olmadığını, mahkemece haksız ve hukuka aykırı şekilde faiz ve gider vergisi yönünden hüküm kurulduğunu ve işbu hükmün de kaldırılması gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.Dairemizin █████/2021 tarih ve █████████ Esas - ████████ Karar sayılı kaldırma kararımızdan sonra yapılan yargılama sonucunda istinafa konu karar verilmiştir.Dava, genel kredi ve kefalet sözleşmelerine dayalı alacağın tahsili talebiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kısmen kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Davacı bankanın İkitelli Şubesi ile davalı ... Kağıt San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. arasında █████/2012 tarihli 625.000,00- TL. Miktarlı ve █████/2013 tarihli 850.000,00-TL. Miktarlı toplam 1.475.000.000 TL bedelli genel kredi sözleşmeleri imzalandığı, gerel kredi sözleşmelerini diğer davalı gerçek kişilerin müteselsil kefil olarak imzaladıkları, bu genel kredi sözleşmesine istinaden davalı şirkete █████/2013 tarihinde 16.579,14 TL faiz + BSMW ve 482.061,00 TL hesaba geçecek net kredi tutarı olmak üzere 498.640,14 TL miktarlı 99 gün vadeli kredi kullandırıldığı, kullanılan krediye karşılık davacı bankanın 19 adet çeki teminat olarak aldığı, davacı banka tarafından davalı muhataplara Bakırköy 32 Noterliğinden gönderdiği █████/2013 tarih ve 34310 yevmiye nolu ihtarname ile;'' ....Maddede sözü edilen Taahhütnameler /Sözleşmeler gereğince; 25.11. 2013 tarihi itibariyle kredi ilişkisini kestiğini, kredinin kesildiği tarihe kadar hesap edilen ayrıntısı verilen toplam: 500.604,39 TL. Alacağın tebliğden itibaren 3 gün içinde ödenmesinin ihtaren talep ettiği anlaşılmaktadır.Genel Kredi Sözleşmesi'nin 4. Maddesi Temerrüt (Muacceliyet) Halleri Ve Takip Hükümleri başlığı altında kredinin geri çağırılma halleri düzenlenip taraflarca imza altına alınmıştır.Davalı şirketin keşide ettiği 1065 adet çekten, 1.046 adet ve 30.235.505,36 TL olarak çeklerin ödendiği, arkası yazılan ve ödenmemiş kaydı oları çeklerin adedinin 19 adet ve 1.963.432,19 TL olduğu, davalı firmanın 11.11.2013 ve 18.11.2013 tarihlerinde toplam 5 adet çeki yazıldığı, davacı bankanın dava konusu olmayan başka çeklerin karşılıksız çıkması nedeniyle kredinin tehlikeye girdiği, risk nedeniyle GKS. Nin 4.2.5. Maddeleri uyarınca 27.11.2013 tarihli kat ihtarı ile; Taahhütnameler /Sözleşmeler gereğince 25.11. 2013 tarihi itibariyle kredi ilişkisini kestiğini belirtip krediyi geri çağırdığı, Genel Kredi Sözleşmesinin 4. Maddesinde düzenlenen Temerrüt (Muaceliyet) Halleri ve Takip Hükümleri başlıklı 4/4.2.5 bendine göre; Davacının davalı şirkete kullandırdığı kredinin muaccel hale geldiği anlaşılmakla, davalılar vekilinin takip tarihi itibariyle muaccel bir alacağın olmadığına ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Dairemiz kaldırma kararından sonra mahkemece, bilirkişi heyetinden ek rapor alınmak suretiyle istinafa konu karar verilmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; Davaya konu davalı asıl borçluya kullandırılan İskonto Kredisinin Teminatına alınan 19 adet çekten 13 adedinin dava (20.02.2014) tarihine kadar 6 adedinin de dava tarihinden sonraki tarihler de tahsil edildiği, takip (13.12.2013) tarihi itibariyle tespit olunan alacak miktarından, tahsil olunan çek bedelleri TBK Md 100 kapsamında (öncelikle faiz ve ferilerine mahsup edilerek) yapılan hesaplama sonucunda; Davacı tarafın dava tarihi itibariyle 196.419,67 TL. Alacaklı olduğu belirtilmiştir.Davacının, takip tarihinden sonra dava tarihinden önce yapılan toplam 306.834,49-₺'lik kısım yönünden dava açmakta hukuki yararı olmadığından, mahkemece, 306.834,49-₺'lik kısım yönünden açılan davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, karar verilmesi usul ve yasaya uygundur.Dava tarihinden sonra yapılan ödemeler, davalı tarafın davayı kabul ederek yapılan ödemeler olmayıp teminat olarak davacı bankaya verilen çeklerin tahsilinden kaynaklı ödemeler olduğundan mahkemece, kabul edilen miktar yönünden davacı lehine hükmedilen vekalet ücreti AAÜT. göre yerinde olup davalılar vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Davacı taraf, davaya konu icra takibi ile, takip tarihinden tahsil tarihine kadar belirtilen oranlarda temerrüt faiz talep ettiği, açılan itirazın iptali davasında da, dava dilekçesi ile ;Borçluların borcun tamamına yönelik tüm itirazlarının iptaline, takibin devamına, karar verilmesini talep ettiğinden davalılar vekilinin davacı tarafın faiz ve gider vergisi yönünden dava dilekçesinde herhangi bir talebi olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Ret edilen miktar yönünden, dosya kapsamı itibariyle davacının ağır kusurlu ve kötü niyetli olarak takip yaptığı tespit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından mahkemece ret edilen miktar yönünden davacı lehine tazminata hükmedilmemesi usul ve yasaya uygun olduğundan davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sonuç itibariyle, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-b1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalıların istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 13.417,43 TL istinaf karar harcından istinaf eden davalılar tarafından peşin olarak yatırılan 3.354,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 10.062,93 TL'nin davalılardan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davalılar üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.