Anahtar kelimeler: Zammına Satımdan Abonesi Tesisata Yapmaya Ulaşılmıştır Ödemediğinin Zammı Kdv Adresi

T.C. İstanbul Anadolu 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,Yukarıda adı ve adresi yazılı davacı tarafından açılan hukuk davasının 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9. Maddesi gereğince Türk Milleti adına yargılama yapmaya görevli ve yetkili ----. Asliye Ticaret Mahkemesince yapılan yargılaması sonucunda aşağıda gerekçesi yazılı hükme ulaşılmıştır.
DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesi özetle ; Davalının ----- Sözleşme Hesap Numarası ile abonesi olduğu tesisata ait bir kısım elektrik tüketim fatura bedellerini ödemediğinin müvekkili şirket kayıtları ile tespit edildiğini, söz konusu bu tespit üzerine davalı hakkında ödenmeyen faturalar, faturalara ait gecikme zammı ve gecikme zammına ait KDV bedellerinin tahsili için Merkezi Takip Sistemi’nin ----- sayılı dosyasından takibe geçildiğini, davalının haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirtmiş olup, davanın kabulüne, davalının icra takibine yaptığı itirazının iptali ile takibin takip talebinde yazılı şartlarla ve takip tarihinden itibaren takip talebinde belirtilen faiz ve KDV oranları ile devamına, davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesi özetle ; Müvekkili şirketin, inşaat sektöründe faaliyet gösteren, dava konusu elektrik aboneliğinin de bulunduğu ---- adresinde bulunan “-----” isimli siteyi inşa eden müteahhit şirket olduğunu, Huzurdaki dava ve davaya konu icra takibinin her ne kadar müvekkili şirkete karşı ikame edilmiş olsa da, davanın ve takibin muhatabının davaya konu elektrik kullanımının yapıldığı “ -----” veya malikler adına temsile yetkili olan----- olması gerektiğini, davacı ile davalı müvekkili şirket arasındaki sözleşmenin ----- inşaatı zamanında şantiye ismiyle akdedilmiş olup, site tamamlanıp maliklerin sitedeki bağımsız bölümlerine yerleştikten sonra site maliklerince bağımsız bölümlerde ve site ortak alanlarında kullanılan elektrik olarak karşılarına çıktığını, kaldı ki; davaya konu faturalar öncesindeki tüm elektrik borçlarının da bu sebeple---- Yönetimi tarafından yapıldığını, işbu davanın, davaya konu faturaların muhatabı olan ------ihbar edilmesini talep ettiklerini, Davanın muhatabının müvekkili şirket değil elektrik borcuna konu kullanımı gerçekleştiren -----Malikleri olduğunu, bu durumun aksinin kabulü halinde ilgili elektrik borçlarının müvekkili şirkete fatura edilmesi ve müvekkili şirketin işyeri adresine tebliğ edilmesi gerektiğini, ancak, dava konusu faturaların tebliğ mazbataları ve tebliğe çıkarıldıkları adresler incelendiğinde hiçbirinin müvekkili şirkete ait adresin olmadığı, tamamının ---Yöneticiliğine gönderildiği ve ------ Yönetimi tarafından teslim alındığı ve hatta ödendiğinin görüleceğini, hal böyle olmakla kullanmadığı bir elektrik faturasını müvekkili şirkete fatura etmenin hukuk ve hakkaniyet ile bağdaşmayacağını, Davaya konu elektrik faturaları müvekkile bildirilmediği için faturaların tüketimine ilişkin itiraz hakları saklı kalmak kaydıyla, tüm faturalara da ayrıca itiraz ettiklerini, --- Yöneticiliği Yönetiminden şifahen öğrendikleri bilgi doğrultusunda, davacı ----- tarafından “Diğer” adıyla çıkarılan faturaların bulunduğu ancak bununla ilgili davacı tarafça herhangi bir yazılı açıklama ve bildirim yapılmadığının belirtildiğini, Site yöneticiliğine davaya ihbarı ile bu konuya ilişkin yapılacak açıklamalar doğrultusunda davacının davaya konu ettiği veya bunun öncesinde ödenmiş olan faturaların da dosyaya celbini ve bu faturaların hukuka uygunluğu hususunda bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, Davaya konu elektrik faturalarının düzenlendiği dönemlerde ilgili elektrik kullanımını yapan ----- Sitesi’nin, şantiye elektrik aboneliğini bireysel kullanıma geçirerek her bir malike ayrı abonelik yaptırdığını, bunun da aslında son faturayı ödemeyen ---- Sitesi’nin bu faturadan da yasal olarak sorumluluğu olduğunu ve bireysel aboneliğe geçişte müvekkili şirketin üzerine haksızca yükletilen bir borç olduğunu gösterdiğini, Davaya konu borcu asla kabul etmemekle birlikte, müvekkili şirketin davacı ----- ile yapmış olduğu abonelik sözleşmesi kapsamında yatırmış olduğu bir depozitonun mevcut olduğunu, davacının şayet bir borç varsa öncelikle bu depozitodan düşmesi gerektiğini, ancak, davacı tarafından hali hazırda iptal edilmiş olan elektrik aboneliğine ilişkin hiçbir depozito bedeli iade edilmediği gibi buna ilişkin bir bildirim de yapılmadığını, davacı şirketten müvekkili şirketin davaya konu abonelikten kaynaklanan depozito bedeli bulunup bulunmadığı, varsa güncel değer artışıyla miktarının ne kadar olduğu ve bu bedelin abonelik iptali sırasında tahsil edilip edilmediğinin sorulmasını talep ettiklerini, Davaya konu faturalara ilişkin borcu asla kabul etmemekle birlikte, müvekkili şirkete tebliğ edilmeyen faturalara ilişkin işlenmiş olan faize, faiz oranına, KDV ve her türlü ferileri de hukuka aykırı olup, davaya konu tüm faturalara ve kullanımına ilişkin bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini belirtmiş olup, davanın müvekkili şirket yönünden husumet nedeniyle reddine, davanın ---- Yöneticiliği Yönetimi’ne ihbar edilmesine, usul ve esasa ilişkin tüm gerekçeleri doğrultusunda davanın reddine, tüm yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İhbar olunan vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu icra takibinde, icra takibine konu abonelik sözleşmesinde müvekkilinin tarafı sıfatına haiz olmadığını, davanın ihbarının, ihbar olunana taraf sıfatı kazandırmadığı gibi lehine veya aleyhine hüküm de kurulamayacağını, diğer yandan dava konusu uyuşmazlık abonelik sözleşmesine istinaden ödenmemiş fatura borcuna ilişkin başlatılan icra takibine yapılan itirazın kaldırılmasından ibaret olduğunu, bu kapsamda abonelik sözleşmesi incelendiğinde görüleceği üzere müvekkili site yönetiminin bu sözleşmenin tarafı olmadığı gibi bahsi geçen borçtan müvekkilinin sorumlu olmadığının da açık olduğunu, kabul anlamına gelmemekle birlikte müvekkili site yönetiminin huzurdaki uyuşmazlıkta husumet ehliyetinin bulunmadığını, zira site yönetiminin vekaletname ile tayin edilen bir vekil gibi değil, yasal bir temsilci olup yetkisini kanundan aldığını, bu sıfatla yaptığı sözleşmelerden dolayı kendisine husumet yönetilebileceğini, ancak abonelik sözleşmesinde müvekkilinin taraf sıfatını haiz olmayıp, kendisine husumet de yöneltilemeyeceğini, son olarak davalı şirket tarafından her ne kadar takip konusu borcun kaynağı olarak ----- maliklerinin kullanımını olarak belirtilmiş olsa da kabul anlamına gelmemekle birlikte halihazırda davalı şirketin ----- projesinde 128 adet bağımsız bölüm maliki olduğunu belirtmiş olup, davaya konu borç taraflarınca kabul edilmediğini, müvekkili site yönetiminin davaya katılmasını gerektirir bir durum da bulunmadığından davanın taraflarına ihbar edilmesinde hukuki yarar bulunmamakta olup, davaya katılmayacaklarını beyan etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE
:
Dava ; taraflar arasındaki perakende elektrik enerjisi satış sözleşmesinden kaynaklanan ticari ilişki sebebi ile ödenmeyen fatura alacaklarının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine yönelik davalı itirazının İİK.nun 67-1-2 maddesi uyarınca iptaline ilişkindir.
Davacının ; Merkezi Takip Sisteminin ---- Esas sayılı icra dosyası ile 580.424,42 TL asıl alacak, ve ferileri olmak üzere toplam 633.488,08 TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibine başladığı, ödeme emrinin davalıya █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı tarafından █████/2023 tarihinde icra takibine itiraz edildiği, davanın yasal 1 yıllık süresi içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce; tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları resen belirlenerek; taraf vekillerinin vermiş olduğu dilekçeler, ibraz ettikleri tüm deliller, Merkezi Takip Sisteminin ----- Esas sayılı icra dosyası tüm kayıt ve belgeler tek tek incelenmiştir.
Uyuşmazlığın tespiti teknik bilgiyi gerektirmekle dosya bir elektrik elektronik mühendisi bilirkişi, bir mali müşavir bilirkişiden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmiştir, █████/2025 tarihli heyet bilirkişi raporunda özetle; Davacı şirketin 2021-2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, Davalı şirketin 2021-2022 ve 2023 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin GİB onaylı beratlarının süresinde alındığı, TTK ve VUK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu Davacının Alacak Talebi Yönünden: Raporumuzun 5. Teknik İnceleme bölümünde detaylı bir şekilde açıklandığı üzere; Dosya kapsamında takibe konu edilen 16.12.2022, 16.01.2023 ve 06.02.2023 vadeli üç fatura incelendiğinde; ilk iki faturada sırasıyla 149.434,40 kWh ve 11.788,60 kWh tüketim için 2,711 TL/kWh birim fiyat uygulanarak enerji bedelinin hesaplandığı, bu birim fiyatın ----- tarafından yayımlanan ulusal tarife ile bire bir örtüştüğü, üzerine diğer kalemler ve vergi/fonların eklenmesi suretiyle toplam tutara ulaşıldığı tespit edilmiştir. 06.02.2023 vadeli üçüncü fatura ise herhangi bir enerji tüketim bedeli içermemekte olup, yalnızca “diğer tutar” ve vergi/fon kalemlerinden oluşmakta, nitelik itibarıyla gecikme zammı ve ek tahakkuk faturası mahiyetinde bulunmaktadır. Bu itibarla, takibe konu edilen üç faturanın da Perakende Satış Sözleşmesi hükümleri ile Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği’nde öngörülen esaslara uygun olarak düzenlendiği kanaatine varıldığını, Davacı tedarikçi şirketin, sözleşme ve Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği hükümleri uyarınca ödenmeyen faturalar karşısında elektriğin kesilmesi yönünde gerekli bildirim ve işlemleri yapmaması, oluşan borcun artmasına katkı sunduğundan müterafik kusur olarak değerlendirilmiştir. Bu çerçevede, dosya kapsamındaki sözleşme hükümleri, mevzuat düzenlemeleri ve emsal ilamlar birlikte değerlendirildiğinde müterafik kusurun etkisinin yalnızca gecikme faizi yönünden indirime yol açabileceği kanaatine ulaşılmıştır. Bu nedenle 16.12.2022 vadeli fatura için 6183 sayılı Kanun’un 51. maddesine göre %30 oranında gecikme zammı uygulanırken, 16.01.2023 ve 06.02.2023 vadeli diğer faturalar yönünden yalnızca yasal faiz oranı esas alınmıştır. Yapılan hesaplamalar sonucunda davacının talep edebileceği alacak miktarı 580.424,10 TL asıl alacak, 48.097,26 TL işlemiş faiz ve 8.657,51 TL faiz KDV’si olmak üzere toplam 637.178,87 TL olarak belirlenmiş olup, takip talebine bağlı kalınarak 633.488,08 TL üzerinden takibin devam edebileceği kanaatine varıldığı, Dosya kapsamında yer alan sözleşme incelendiğinde, aboneliğin kurulu gücü (500 kw.) dikkate alındığında 16.12.2022 vadeli ve 778.513,45 TL tutarlı faturada yer alan tüketim miktarının, mahallin tüketebileceği elektrik kapasitesi ile uyumlu olduğu anlaşılmıştır. Ayrıca fatura içeriklerinden hesaplandığında, 2022 yılına ilişkin günlük ortalama tüketimin günlük yaklaşık 5.047,631 kWh olduğu görülmekte olup, bu değer de dava konusu faturalar kapsamında yer alan tüketimlerin teknik olarak gerçekleştirilebileceğini göstermektedir. Bu nedenle faturalarda kayıtlı tüketimlerin, sözleşme kapsamındaki kullanım yeri açısından mümkün ve gerçekleşmiş olabileceği kanaatine varıldığı, Her ne kadar davalı taraf cevap dilekçesinde elektrik enerjisi tüketiminin fiilen site maliklerine ait olduğunu, bu nedenle borcun muhatabının kendisi olmadığını ileri sürmüş ise de, dosya kapsamındaki abonelik sözleşmesinin davalı -----. adına düzenlendiği görülmektedir. Elektrik Piyasası mevzuatında ve sözleşme hükümlerinde, borcun muhatabı tüketim yerinde fiilen kullanıcı olan kişiler değil, abonelik sözleşmesinin tarafı olan abonedir. Dolayısıyla davalı şirketin, sözleşmenin tarafı sıfatıyla davaya konu borçtan sorumlu tutulabileceği, fiili kullanımın maliklere veya site yönetimine ait olmasının davacının alacak talebini bertaraf edici bir sonuç doğurmayacağı görüş ve kanaatine varıldığı, icra inkar tazminatı ve sair hususların yüce yargı makamının münhasır takdiri içinde kaldığı şeklinde sonuç bildirmişlerdir.
Davacı vekili █████/2025 tarihli dilekçesi ile tarafların sulhen anlaştıklarını davalının icra dosyasındaki itirazını geri çektiğini, dosya borcunun ödendiğini ve kapatıldığını, vekalet ücreti ve yargılama gideri talep etmediklerini, yalnızca arabuluculuk ücretinin anlaşma doğrultusunda davalı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.Davalı vekili █████/2025 tarihli dilekçesi ile tarafların sulh olduğunu, icra dosyasındaki itirazlarından feragat ederek borcu ödediklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini, arabuluculuk ücretinin taraflarında bırakılmasını, neticeten karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmesini talep etmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde açılan davanın itirazın iptali istemli olduğu, tarafların mahkememize sundukları dilekçeler ile sulh olduklarını beyan ettikleri, 6100 sayılı HMK'nın 315. maddesinin birinci fıkrası gereğince "Sulh, ilgili bulunduğu davayı sona erdirir ve kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Mahkeme, taraflar sulhe göre karar verilmesini isterlerse, sulh sözleşmesine göre; sulhe göre karar verilmesini istemezlerse, karar verilmesine yer olmadığına karar verir.
" hükmü doğrultusunda taraflar sulhe göre karar verilmesini talep etmediklerinden karar verilmesine yer olmadığı kararı verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere :
1-Açılan dava hakkında 6100 sayılı HMK'nın 315/1 maddesi gereğince KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
2-Alınması gerekli 615,40 TL harcın davacı tarafından dava açılışı sırasında yatırılan 269,85 TL harçtan mahsubu ile, eksik bakiye 345,55 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-6325 Sayılı Kanunun 18/A maddesi gereği Arabuluculuk sürecinde düzenlenmiş sarf kararında yer alan 3.120,00 TL'nin davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı vekilince vekalet ücreti talebi bulunmadığı beyan edildiğinden, davacı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Davalı vekilince vekalet ücreti talebi bulunmadığı beyan edildiğinden, davalı lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
6-Davacı tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine, Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde ---- BAM nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!