Anahtar kelimeler: Aşvekili Bebek Yazim Layihalar İzmir Dört Dinlenip İstenmiş Şti Üye

DOSYA NO
: ████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 21.12.2022NUMARASI
: ████████ E. - █████████ K.DAVANIN KONUSU
: TazminatKARAR TARİHİ
: 15.12.2025KARAR YAZIM TARİHİ
: 15.12.2025İzmir 7.Asliye Ticaret Mahkemesinin 21.12.2022 tarih ████████ E. - █████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili, davalı ... ...Şti. ve ... vekili ile davalı ... A.Ş.vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili, müvekkili ...'in çalışmadığını, davacı ...'in ise dört aylık bir bebek olduğunu, davacı ...'in engelli ve yatalak olup, bakımının aynı evde yaşadıkları davacı ... tarafından yapıldığını, davacıların kirada oturduklarını, hiçbir mal varlığı, geliri ve güvenceleri olmadığı nedenleriyle adli yardımdan yararlanmaları gerektiğini, █████/2019 tarihinde ...'e ait olan ve onun sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklet ile müteveffa ...'in seyir halinde iken davalı .....Şirketi adına kayıtlı ve yolun gidiş yönüne göre solda park halinde bulunan ... plakalı otobüsün sağ arka köşe kısmına çarpmaları sonucunda her ikisinin vefat ettiklerini, davalı sigorta şirketine 02.07.2019 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunduklarını, ancak bir ödeme yapılmadığını, kazanın davalı ...'in aracı hatalı olarak yol kenarına sol şeride park etmesi nedeni ile meydana geldiğini ve bu nedenle hakkında İzmir 12. Ağır Ceza Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası ile ceza davası açıldığını, davacı ...'in vefat eden ... ile henüz bir yıllık evliliğinin olup, müşterek çocuklarının davacı ... olduğunu, davacı ...'in ise müteveffa ...'in annesi olup, olaydan önce aynı çatı altında birlikte yaşadıklarını, davacıların geçimlerinin ölen ... tarafından sağlandığını, ...'in önceleri sigortalı bir işte çalışmakta iken annesi davacının bakıma muhtaç olması nedeni ile işten ayrılıp günlük ihtiyaca göre boya ustası olarak çalıştığını, aylık ortalama gelirinin 2.500,00-TL'yi geçtiğini, ...'in ölümü ile davacıların ölenin desteğinden mahrum kaldıklarını, davacı ...'in okuma yazma bilmediğini, davacı ...'in henüz bebek olması nedeni ile bir işte çalışamadığını, ...'in ölümü ile davacıların herhangi bir gelirlerinin bulunmaması nedeni ile zor durumda olduklarını, durumlarının tazminatın belirlenmesinde dikkate alınmasının hakkaniyet gereği olduğunu, müteveffa ...'in olayda hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazanın davalı ...'in sorumsuzca kusuru nedeni ile gerçekleştiğini, davacıların yakınının ölümü nedeni ile maddi sorunlarla karşı karşıya kalmaları yanında zor günler geçirdiklerini, davacı ...'in ağır elem ve ızdırap yaşadığını, davacı ...'in ise çok küçük yaşta babasını kaybetmesi nedeni ile büyüdüğünde babasını hatırlamayacak ve baba sevgisinden bir ömür boyu mahrum kalacak olmasına bağlı olarak manevi anlamda yokluğunu hissedeceği bu sevginin yerinin hiçbir maddi olgu veya maneviyat ile doldurulamayacağını, bir ömür babasının eksikliğinin elem ve kederini yaşayacağını, davacı anne ile müteveffa oğlu arasında sağlam ve kuvvetli bir bağ bulunması nedeni ile davacının tarifi güç ve imkansız acılar içerisinde olup, bir ömür boyu elem ve keder yaşayacağını bildirmiş, adli yardım talebinin kabulüne, kazaya karışan araç üzerine ihtiyati tedbir ile davalı .....Şirketi ve ...'in mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik her bir davacı için 1.500,00-TL olmak üzere toplam 4.500,00-TL. destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek ticari işlerde uygulanan avans faizi ile birlikte sigorta şirketinin poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100,00-TL def'in ve cenaze giderlerinin davalılardan müştereken ve müteselsilen, davacı ... için 150.000,00-TL, davacı ... için 100.000,00-TL ve davacı ... için 50.000,00-TL olmak üzere toplam 300.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek avans faizi ile davalılar ... ve ......Şirketinden müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı ... A.Ş. vekili, dava dilekçesinde talep edilen tazminat kalemlerinin açıklattırılması gerektiğini, kazaya karışan ... plakalı aracın müvekkili şirket tarafından zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı olup, poliçe limitinin kişi başına 360.000.00-TL olduğunu, kusurun belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, aracın park halinde bulunması nedeni ile sigortalı araç sürücüsünün bir kusurunun bulunmamasına bağlı olarak KTK'nın 85 ve 91.maddeleri uyarınca müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, kaza tanığının motorun aşırı hız yaptığını ve farların yanmadığını belirttiğini ve davacıların yakınının ve motosiklet sürücüsünün alkollü olmaları nedeni ile kazaya sebep olup kusurlu olduklarını, kaza sırasında motosikleti kullanan kişinin belirli olmaması nedeni ile tespitinin gerektiğini, bu nedenle ceza dosyasının bekletici mesele yapılmasını talep ettiklerini, müteveffanın kaza anında kask kullanmamış olması nedeniyle zararın artmasına bizzat kendisinin sebebiyet vermesi nedeni ile tazminat miktarından indirim yapılması gerektiğini, sigorta poliçesi ve KTK hükümleri gereği işletilme halinde olmayan park halindeki aracın karıştığı kaza sebebiyle zarardan sigorta şirketinin sorumlu tutulamayacağını Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında teminat dışında kalan hallerin düzenlenip, işletilme halinde olmayan araçların sebep olacağı zararların teminat dışı bırakıldığını, davacı tarafın, müteveffanın aylık gelirinin 2.500,00-TL'yi geçtiği iddiasının kabulünün mümkün olmadığını, asgari ücretle çalıştığını, sigorta poliçesinin sadece gerçek zarar tutarını teminat altına aldığını, olay tarihinden itibaren ve avans faizi talebinde bulunulmasının mümkün olmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İhbar olunan ... Şirketi vekili, davalı ......Şirketine ait aracın müvekkili şirket tarafından Genişletilmiş Kasko Sigorta Poliçesi ile sigortalandığını, bu nedenle ZMMS teminat limitinin bittiği yerde İMMS poliçesinin devreye girebileceğini, poliçede manevi tazminat teminatının bulunmadığını ihbar olunan olarak müvekkili şirket aleyhine hüküm kurulamayacağını bildirmiştir.Davalı ... . Şti. vekili, kazaya karışan ... plaka sayılı otobüs müvekkili şirkete ait olup, sürücüsünün diğer davalı ... olduğunu, kazanın oluşumunda müvekkili şirketin hiçbir kusurunun olmadığı gibi sürücünün aracını park ettiği yerin de kazanın oluşumunda doğrudan etkili olmadığını, müteveffa ... ile ...'in kaza sırasında alkollü olduklarının belirlendiğini, kaza saatindeki alkol durumuna göre ...'in takriben 250 promil, ...'in ise ise yaklaşık olarak 230 promil alkollü olduklarının anlaşıldığını, kaza tanığı .....'in ifadesinde motosikletin yüksek hızda farları yanmaksızın aşağı doğru gittiğini belirttiğini, kaza saatinde çekilen fotoğraflardan olay mahallinin karanlık olmadığını, görüşün açık ve aydınlatmanın var olduğunun görülür olduğunu, kaza tutanağında sürücünün tespit edilemediğinin belirtildiğini, tutanağın eksik ve yanlış değerlendirmeleri içerdiğini, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasına göre motorsikleti ...'in kullandığı sonucuna varıldığını, motosikletin yalnız KTK'nun 52.maddesini değil neredeyse bütün trafik kurallarını ihlal ettiğini, 46 ve 47.maddelerindeki geceleyin ışıklarını kapatarak seyir nedeni ile trafik güvenliğini, 48.maddesindeki alkollü araç kullanma yasağını, 51.maddesindeki hız ihlali yasağını, 52.maddesindeki yol ,hava ve iklim şartlarına riayet etmeme kuralını, 56.maddedeki şerit ihlali yasağı dahil bir çok kuralın ihlali neticesinde kazanın meydana geldiğini, özellikle görgü tanığının ifadesinden olayın aşırı alkolün etkisiyle meydana geldiğinin açıkça anlaşıldığını, kazanın oluş şekliyle müvekkili şirkete ait aracın park ettiği yer arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, Karayolları Trafik Kanunun 86. maddesi uyarınca kazanın aşırı alkolün etkisi ve meydana gelmesi nedeniyle müvekkili şirketin kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru ve sorumluluğunun bulunmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, kazaya karışan otobüsün şehir içi yolcu ve personel taşıma izin belgeli bir araç olduğunu, müvekkiline kusur izafe edildiği gibi KTK'nun 62.maddesinde bir ihlalin söz konusu olmadığını, şehir içinde park etmesi ya da park etmesi yasak sınıflar aracından olmadığını, otobüsün önünde ve arkasında yol boyunca sıralı halde park halinde bir çok araç bunduğunun kaza tutanağından anlaşılır olduğunu, bu nedenle sürücünün aracını park ettiği yerin kazanın oluşumunda etkili bir sebep olmadığını, ...'ten alınan kan örneğinde 233.5 promil, ...'den alınan örnekte ise 217.1 promil alkol tesbit edildiğini, kazanın olduğu saate göre ...'in takriben 250 promil, ...'in ise ise 230 promil alkollü olduklarının anlaşıldığını, görgü tanığının ifadesi ile ve toplanan delillerle olay mahallinin karanlık olmadığının, görüşün açık ve aydınlatmanın var olduğunun, aksine tutanakta yer alan bilgilerin doğru olmadığının, olayın motosiklet sürücüsünün kusuru ve yüksek düzeyde alkollü olmasından meydana geldiğinin açık ve belirgin olup, sürücüsü tespit edilemeyen motorsikleti kullanan kişinin asli kusurlu, müvekkilinin ise tali kusurlu olduğuna ilişkin tutanaktaki değerlendirmenin eksik ve yanlış olduğunu, motosiklet sürücüsünün yalnız KTK'nun 52. maddesi değil 46-47-51-52 ve 56.maddesi hükümlerini ihlal etmesi nedeniyle neredeyse bütün trafik kurallarını ihlal ettiğini, kazanın oluş şekliyle müvekkilinin aracı park ettiği yer arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, talep edilen tazminat miktarı haksız ve dayanaksız olduğu gibi, en yüksek ticari faiz istenmesinin de haklı ve hiçbir hukuki dayanağının bulunmadığını bildirmiş, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, yargılama konusu 16.09.2019 tarihinde meydana gelen kazaya ilişkin İTÜ Trafik Kürsüsünden alınan 05.08.2022 tarihli rapordaki kusur kanaati benimsenmekle birlikte dosyaya kazandırılan en son 03.11.2022 tarihli aktüer raporundaki %15 kusur nispetinde hesaplanan tazminat miktarlarına müterafik kusur ve hatır taşıması olmak üzere indirim yapılmakla davacılar DYK maddi tazminat talebinin kısmen, cenaze ve defin gideri talebinin talep gibi ve manevi tazminat talebinin ise yine kısmen kabulüne karar verilmiştir.Karara karşı davacılar vekili, davalı ... ...Şti. ve ... vekili ve davalı ... A.Ş.vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacılar vekili, davaya konu kaza nedeni ile motosiklet sürücüsü ile ...'in kaldırıldıkları hastanede vefat ettiklerini, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olduğunu, sigorta şirketine 02.07.2019 tarihli dilekçe ile başvuruda bulunulduğunu, davalı ...’in aracı hatalı olarak yol kenarına sol şeride park etmesi nedeni ile belirtilen kazanın meydana geldiğini, müteveffa ...'in, motor sahibi arkadaşı ...’in arkasında yolculuk etmekte iken davalının aracı hatalı olarak sol şeride park etmesi nedeni ile kazanın meydana geldiğini, mahkemenin dosya kapsamında aldırdığı bilirkişi raporu ile müteveffa ...’in kask takmaması sonucu kazaya sebebiyet vermesi nedeni ile destekten yoksun kalma tazminatından %20 oranında, hatır taşıması nedeni ile de %20 oranında yani toplam %40 oranında indirim uygulandığını, uygulanan indirim oranının çok yüksek olduğunu, gerekçeye dayanak yapılan ...’in kask takmayarak zararın artmasına katkıda bulunduğu ve kendi ölümü şeklinde zararlı sonuç üzerinde etken olduğu yönündeki görüşe katılmadıklarını, müterafik kusurdan kaynaklı %20 oranında indirim uygulanmasının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, müvekkili ... lehine 8.000,00 TL, çocuk ... lehine 6.000,00TL, anne ... lehine 4.000,00 TL manevi tazminata hükmedildiğini, hükmedilen miktarların oldukça düşük olduğunu, davacı ...'in müteveffanın annesi olup, engelli olduğunu ve uzun zamandır yatağa bağımlı halde yaşadığını, davacı ...'in vefat tarihinde 19 yaşında olduğunu ve müteveffa ile yaklaşık bir senedir evli olduğunu, müşterek çocukları ...'in ise kaza tarihinde henüz 21 günlük olduğunu, ...’in beklenmedik bir anda meydana gelen trafik kazası sonucu vefat etmesinden dolayı, davacı ...'in gencecik yaşta eşini kaybettiğini ve 20 günlük bebeği ile dul kaldığını, söz konusu olayda ölen ...’in hiçbir kusuru bulunmamakla, kaza davalının sorumsuzca trafik kurallarına uymaması yüzünden gerçekleştiğini, bu elim kaza sonucu müvekkillerinin çok zor günler geçirdiğini, tüm davacılarda geri dönüşü olmayan hasarlar oluştuğunu, tüm bu nedenlerle, uygulanan indirim oranları ile hükmedilen manevi tazminatın hukuka ve hakkaniyete uygun olmadığını, yerel mahkeme tarafından davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin de yerinde olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.Davalı ... ...Şti. ve ... vekili, hükmün eksik ve yanlış incelemeyle tesis edilmiş olup, usule ve yasaya aykırı olduğunu, kazaya karışan ... plaka sayılı otobüsün müvekkil şirkete ait olup, sürücüsünün de diğer davalı ....' olduğunu, ancak kazanın oluşumunda müvekkili şirketin hiçbir kusuru olmadığını, sürücünün aracını park ettiği yerde kazanın oluşumunda doğrudan etkili olmadığını, kazadan yaklaşık 1 saat sonra 23:16'da kaldırıldığı Tepecik eğitim hastanesinde ....'ten alınan kan örneğinde 233.5 promil alkol tespit edildiğini, yine kazadan sonra Yeşilyurt Atatürk Araştırma hastanesine kaldırılan diğer şahıs ...'in saat 23:05'te alınan kan örneğinde ise 217.1 promil alkol bulunduğunu, yine ölen bu şahsın kanunda 5ng/ml oranında anestezi sınıfı uyuşturucudan sayılan Lidocaine türü uyuşturucu madde tespit edildiğini, olayın oluş şekline ilişkin bir diğer hususun ise kazayı gören ve olaydan sonra kaza mahalline ilk gidip yaralılara müdahele eden görgü tanığı ....'in soruşturma dosyasına giren ve mahkemede tekrar ettiği ifadesi olduğunu, kaza mahallinde olay gecesi çekilen olay fotoğraflarından da anlaşılacağı üzere olay mahallinin karanlık olmadığını, görüşün açık ve kısmen aydınlatmanın var olduğunun görüldüğünü, kaza tutanağında olay yerinde gece aydınlatma olmadığıyla ilgili tesbitin doğru olmadığının buradan anlaşıldığını, kaza tutanağında sürücüsü tesbit edilemeyen motorsikletin KTK 52.maddesine göre asli kusurlu olduğu müvekkil şirkete ait otobüsün ise KTK 62.maddesine göre tali kusurlu olduğu tesbitine yer verildiğini, bu değerlendirmelerin eksik ve yanlış olduğunu, olay yeri inceleme ekiplerinin çalışmasına göre motorsikleti ...'in kullandığı sonucuna varıldığını, motorsikletin sadece KTK 52 maddesini değil neredeyse bütün trafik kurallarını ihlal ettiğini, kazanın oluş şekliyle müvekkili şirkete ait aracın park ettiği yer arasında bir illiyet bağının bulunmadığını, dava konusu kaza ile ilgili olarak İzmir 12.Ağır Ceza mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasında yapılan yargılamada Adli Tıp Kurumundan alınan 13.10.2020 tarihli kusur bilirkişisi raporunda sanık ...'in olayda kusursuz olduğu, müteveffa ...'in ise asli ve tam kusurlu olduğu sonucuna varıldığını, mahkemece resen seçilen trafik bilirkişi ....'ın ise 06.04.2021 tarihli raporunda, motorsiklet sürücüsü ...'in asli, müvekkil ...'in ise tali kusurlu olduğu, yolcu müteveffa ...'in ise müterafik kusurlu olduğunu beyan ettiğini, taraflarınca sürücünün kanındaki alkol ve uyuşturucu maddenin niteliği bakımından nöroloji uzmanı bir hekimden ve içerisinde bu nitelikte bir uzman bulunan bir bilirkişi heyetinden yeniden rapor alınması talep edilmiş ise de bu taleplerinin mahkemece reddedildiğini, bu red kararıyla birlikte dosyanın aktüerya bilirkişisine tevdi olunduğunu, alınan aktüerya bilirkişisi raporu ve önceki kusur bilirkişisi raporuna dair itirazlarının mahkemece bir kez daha reddolunduğunu, daha sonra mahkeme heyetinin kazanın salt alkol ve uyuşturucunun etkisiyle meydana gelip gelip gelmeyeceğinin ancak bir nöroloji uzmanı, bir hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle dosyanın nöroloji uzmanı bir bilirkişiye tevdiine karar verdiğini, ancak daha sonra mahkeme heyetinin nöroloji uzmanı bilirkişiden rapor alınmasından vazgeçerek, dosyanın bu kez İTÜ'den bilirkişilere gönderilerek kusur konusunda rapor aldırılmasına karar verdiğini, bu raporda motorsiklet sürücüsü ...'in %85, müvekkil ...'in ise %15 oranında kusurlu olduğuna dair beyanda bulunulduğunu, mahkemece bu raporun uygun bulunduğunu, ACM'de Adli Tıp Kurumu heyetinden alınan bilirkişi raporunun Ticaret Mahkemesi heyeti tarafından ciddiye alınmadığı gibi, beraat kararının da mahkemece dikkate alınmadığını, davaya konu trafik kazasında, kazayı yapan motorsiklet sürücüsü ...'in kaza anında 230 promil, yolcu ...'in ise 248 promil alkollü oldukları, sürücü .....in kazadan 1 saat sonra alınan kan örneğinde 5ng/ml oranında Lidocaine türü anestezi sınıfı uyuşturucu maddeye rastlanıldığının resmi hastane raporlarıyla sabit olduğunu, ancak mahkeme heyetinin yargılama boyunca bu konunun kazaya etkisinin araştırılması hakkındaki tüm taleplerini haksız ve usule aykırı olarak reddettiğini, ceza mahkemesinin kararının hukuk hakimini bağlamayacağı kuralının mahkeme heyetince yanlış anlaşıldığını ve yanlış uygulandığını, yalnızca trafik ihtisas uzmanı veya makina mühendisi öğretim görevlilerinin değerlendirmeleriyle bu davadaki kusur durumu hakkında kesin bir karar verilemeyeceğini, kusur oranının hiçbir şüphe ve tereddüte imkan vermeyecek şekilde tesbiti için, motorsiklet sürücüsü .....in kanında rastlanılan alkol ve uyuşturucu miktarının bu kazaya etkisinin konusunda uzman tıp hekimlerince veya üniversitelerin adli tıp ana Bilim dalı başkanlığınca oluşturulacak uzmanlar heyetince değerlendirilmesi ve neticesine göre tazminat hususunda bir karar verilmesi gerekirken bu istemlerinin haksız ve temelsiz olarak reddolunduğunu, mahkeme hükmünün eksik incelemeye dayandığını, her bir davacı için hem maddi tazminat yönünden hem de manevi tazminat yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilirken, davalı müvekkiller ... ve ... Şti için ise reddedilen kısım üzerinden tek bir vekalet ücretine hükmedilmesinin yasaya ve usule aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.Davalı ... A.Ş. vekili, ilk derece mahkemesi kararını gerekçelendirilmediğini, bilirkişi raporlarına değinmekle yetinildiğini, davacı tarafın müvekkili şirkete eksik evrak ile başvuru yapmış olduğundan KTK madde 97 uyarınca haksız olarak ikame edilen işbu davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün davaya konu kazada kusursuz olup atfedilen kusur oranının somut olaya aykırı olduğunu, kazanın gerçekleşmesinde sigortalı araç sürücüsü ...'in kusursuz olduğunu, sürücü ...'in ise alkol etkisinde ve hız limitinin çok üzerinde seyrederek kazaya sebep olduğu için tam kusurlu olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla davacıların destekten yoksun kalıp kalmadığı hususunun tespit edilemediğini, dosya kapsamında, müteveffanın davacılara yönelik maddi bir desteği olduğuna dair somut delil bulunmadığını, hesaplamanın zmms sigortası genel şartlarına göre, TRH 2010 yaşam tablosu ve %1,8 teknik faiz kullanılarak yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda amir mevzuat hükmüne aykırı olarak teknik faiz uygulandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla; müteveffanın kazaya neden olan ve zararı doğuran kusurları, müterafik kusur indirimi olarak göz önünde bulundurulması gerektiğini, müteveffanın koruyucu tertibat, kask ve dizlik kullanmadığını ve alkollü sürücü idaresindeki motosiklete yolcu olarak binerek zarara bizzat kendisinin sebebiyet verdiğini, dava konusu olayda hatır taşıması olduğunun kabulü ve bu nedenle tazminat miktarından indirim yapılmasının zorunlu olduğunu, yerel mahkeme kararına esas alınan bilirkişi raporunda destek paylarının hatalı olarak belirlendiğini, davanın kısmen kabulüne karar vermiş olup mahkemece müvekkili şirket lehine vekalet ücretine hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, hükmedilen tazminat yönünden faiz başlangıç tarihinin ancak güncel aktüer hesabının yapıldığı tarih olarak belirlenebileceğini, █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek şekilde faize hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
:Dava, █████/2019 tarihinde davacılar mirasbırakanı ....'ın yolcu olarak bulunduğu ve dava dışı .... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın davalı ... ..... Şti'ye ait olmakla davalı ... tarafından park edilmekle diğer davalı sigorta nezdinde ZMMS'li ... plaka sayılı araca çarpması ile meydana gelen trafik kazası sebebiyle DYK maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi hali dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğuna göre, başvurunun yapıldığı, ancak eksik ya da usule uygun olmayan belge ile başvurulduğu savunmasının olduğu durumlarda usule uygun olmadığı savunulan belgedeki eksiklik de yargılama aşamasında tamamlanabilecektir. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin █████████ E.- █████████ K. sayılı içtihatı). Somut olayda, KTK'nın 97. maddesi uyarınca davacılar vekilince davalı sigorta şirketine dava açılmadan önce yapılan başvuruda evrak eksikliğinden bahsedilmekte ise de yargılama aşamasında eksiklik tamamlanabileceğinden, davacının başvurusunun sonuçsuz kaldığı, anılan maddede düzenlenen başvuru dava şartının gerçekleştiği kabul edilerek, davalı sigorta vekilinin dava şartının gerçekleşmediği yönündeki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda 1931 tarihli PMF cetvellerine göre saptanmakta ise de gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu nedenle TRH 2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesi güncel veriler ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olduğundan tazminat hesaplamasında TRH 2010 yaşam yönteminin kullanılması gerekir. (Yargıtay 4. HD 03.01.2022 tarih ve █████████ E - █████████ K., 17. HD 23.03.2021 tarih ve █████████ E. - █████████ K.) Aynı şekilde, yeni genel şartlar zamanında düzenlenen poliçelerde yeni genel şartlardaki hesaplama tekniği uygulanamayacağı için tazminat hesabında eski uygulamalardaki gibi progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi icap etmektedir. (Yargıtay 17. HD 24.02.2021 tarih ve █████████ E. - ██████████ K) Belirtilen yöntemin dışında rapor aldırılmasına yönelik davalı sigorta vekilinin istinaf sebebi de yerinde görülmemiştir.Eldeki uyuşmazlıkta, █████/2021 tarihinde davalı.....tarafından park edilen ... plaka sayılı otobüse dava dışı ....sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı motorsikletin çarpması ile meydana gelen trafik kazasında motorsikletin arka kısmında oturan yolcu konumundaki davacılar mirasbırakanının vefat etmesi sebebiyle açılan iş bu DYK maddi ve manevi tazminat davasının kazaya karışanların tümü yönünden teselsül hükümleri kapsamında sorumluluk atfedilerek açılmadığı bilakis ... plakalı araç yönünden olmak üzere sürücü konumundaki ...., malik konumundaki ..... Şti ve ZMMS poliçecisi konumundaki ... şirketi aleyhine açılmakla taleple bağlılık ilkesi gereği atfedilen kusur sorumluluğu kapsamında değerlendirme yapılması gerekecektir.Az önce yapılan açıklama kapsamında; dava konusu talepler yönünden açılan iş bu maddi ve manevi tazminat davasının haksız fiil hükümleri çerçevesinde koşullarının oluşup oluşmadığının incelenerek sonuca gidilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda talebin haklılığına kanaat getirebilmek için davacıların gerek DYK maddi gerekse de manevi zararının, sorumluluk atfedilen davalı/davalıların hukuka aykırı ve kusurlu davranışları olduğunun ve davacı zararı ile bu kusurlu davranış arasında illiyet bağının varlığının tespit edilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan davacılar DYK maddi zararından davalı sigorta şirketi ile işleten sıfatına haiz araç maliki ve sürücünün sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve ███████-142 E. - ████████ K., 17. HD' nın █████/2013 tarih ve █████████ E. - █████████ K.) Bununla birlikte ZMMS sigortacısının sorumluluğu ise poliçe limitleri dahilinde olacaktır. Buna karşın, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri kapsamında davacıların manevi zararından ise işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsü kusuru oranında sorumlu olacaktır.Dava konusu trafik kazasına yönelik başlatılan soruşturma üzerine İzmir 12. ACM'nin ████████ esas sayılı dosyası üzerinden açılan kamu dava dosyasına sürücülerin kusur durumlarının tespitine yönelik olarak sunulan İstanbul ATK Trafik ihtisas Dairesinin █████/2020 tarihli raporunda park halindeki ... plaka sayılı otobüs sürücüsü ....'ın kusursuz, ... plaka sayılı motorsiklet sürücüsü....'ın ise kusurlu olduğu yönünde kanaat kapsamında ████████ karar sayılı ilam ile ... yönünden beraat kararı verildiği, istinaf istemi üzerine İzmir Bam 14. Ceza Dairesinin █████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamı ile hükümde geçen "kasıt" ibaresi çıkarılarak yerine "taksir" ibaresi yazılarak esastan redde karar verildiği ve ancak henüz yargıtay denetiminden geçmediği ve kesinleşmediği, inceleme konusu dosyada ise, İstanbul ATK Trafik ihtisas Dairesinin █████/2020 tarihli raporunda ....'ın kusursuz, ....'ın ise kusurlu olduğu yönünde kanaate karşın kolluk tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında ....'ın asli davalı ....'ın ise tali kusurlu olduğunun belirtildiği göz önüne alınarak kusurun tespitine yönelik tevdi üzerine adli trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan █████/2021 tarihli raporda ... plaka sayılı motorsiklet sürücüsü.....'ın 2918 sayılı yasanın 84/a, 52/b, 47/d ve 97/b-2 maddelerini ihlal ettiği, park halindeki ... plaka sayılı otobüs sürücüsü.....'ın ise aynı yasanın 60/b, 61/a ve 62'inci maddesinin karayolu üzerinde park etme izni verilmeyen araçlar başlıklı maddesini ihlal ettiği hususlarında görüş ve kanaat bildirildiği, yapılan itiraz ve raporlardaki çelişki üzerine itirazların karşılanması ile çelişkinin giderilmesine yönelik tevdi üzerine İTÜ Trafik kürsüsünde görevli bilirkişilerden rapor alınmasına yönelik tevdi üzerine sunulan █████/2022 tarihli raporda ise.....'ın davranışlarının kazanın meydana gelmesindeki ana etken olduğu değerlendirmesi ile 2918 sayılı yasanın 84/d bendinde sayılan kuralın ihlali sebebiyle adı geçenin % 85 oranında kusurlu olduğu,.....'ın ise aynı yerde park halinde başka araçlar olmakla birlikte otobüsün sol şeride park edilmesi ile yoldaki taşıt trafiğinin tehlikeye düşürdüğü değerlendirmesi ile 2918 sayılı yasanın 61. maddesindeki taşıt yolu üzerinde duraklamanın yasaklandığı yerlerde park etmek yasaktır şeklinde sayılan kuralın ihlali sebebiyle adı geçenin % 15 oranında kusurlu olduğu yönünde kanaatin mahkemece benimsendiği görülmüştür.Ceza Mahkemesi kararlarının Hukuk Mahkemesine etkisi Borçlar Kanununun 53. (TBK 74) maddesinde düzenlenmiş olup, Hukuk Hâkimi Ceza Mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında esas bakımından ilke olarak bağımsız kılınmıştır. Ceza Mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların Hukuk Hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Ancak, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır. (Yargıtay HGK'nın █████/2014 tarih ve ve 2014/4-846 E. - █████████ K.) Ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararı ile belirlenen bu maddi olguların hukuk mahkemesi tarafından kabulü zorunludur. (Yargıtay 17. HD'nın █████/2016 tarih ve █████████ E. - █████████ K.)Her ne kadar ceza dosyasında alınan rapor da eklenmek ve değerlendirilmek suretiyle inceleme konusu dosyadan alınan █████/2022 tarihli rapora göre kusur durum ve oranı benimsenmiş ise de ceza dosyasında davalı ....yönünden verilen beraat hükmünün henüz kesinleşmediği göz önüne alındığında ceza mahkemesince hükme esas alınan raporun ATK Trafik İhtisas Dairesinin üç kişilik heyetinden alınan █████/2020 tarihli rapor olduğu, buna karşılık inceleme konusu dosyada tek kişiden alınan █████/2021 tarihli rapor ile söz konusu ATK raporunun çelişmesi sebebiyle az öncede belirtildiği gibi İTÜ trafik kürsüsünde görevli üç kişilik heyetten █████/2022 tarihli rapor alınmakla sonuca ulaşılmış olmakla birlikte ceza dosya yargılamasında hükmün Yargıtayca incelenmesi neticesinde kusura yönelik karar gerekçesinin tam tersine olacak şekilde bozulması halinde ceza dosyası yargılamasındaki kusur durumu ile hukuk yargılamasındaki hükme esas alınan kusur durumu birbirleri ile çelişki arz edeceği gibi inceleme konusu dosyada çelişkinin giderilmesine yönelik alınan raporun diğer raporlara nazaran üstünlük tanınması için daha fazla sayıda bilirkişi tarafından incelemesi yapılmalı yani somut olaydaki gibi çelişkinin giderilmesine yönelik rapor aldırılması halinde alınacak bu raporun en az beş kişilik İTÜ heyetinden alınması gerektiğinden kusur dağılımına ilişkin çelişki giderilmesi zorunlu olup kusurun tespiti konusunda yapılan araştırma eksiktir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz. ( Yargıtay 4. HD'nin 30.11.2022 tarih ve ██████████ E. - ██████████ K. ) Bu nedenle kusura yönelik yapılan davalılarca yapılan istinaf isteminin yerinde olduğu anlaşılmıştır.Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından, mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. Araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilindiği halde araca kendi isteğiyle binmesi durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeni ile yerleşik uygulama doğrultusunda % 20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi cihetine gidilmelidir. ( 04.04.2022 tarih ve ██████████ E. -█████████ K.,23.03.2022 tarih ve ██████████ E. - █████████ K. ) Aynı şekilde, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesi ile atıf yapılan Karayolları Trafik Yönetmeliğince koruyucu ekipman/tertibat takılmasının zorunlu olduğu hallerde meydana gelen yaralanma ve ölüm ile illiyet bağı kurulması durumunda hesaplanan tazminattan müterafik kusur nedeniyle yerleşik uygulama doğrultusunda birden fazla müterafik kusur indirimi sebebinin varlığı olsa da %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak tazminatın belirlenmesi cihetine gidilmelidir. (Yargıtay 4. HD 17.03.2022 tarih ve ██████████ E. - █████████ K. █████/2022 tarih ve ██████████ E. - █████████ K., 04.04.2022 tarih ve ██████████ E. - █████████ K. ,23.03.2022 tarih ve ██████████ E. - █████████ K.) Bu kapsamda her ne kadar davacılar mirasbırakanı ......'ın koruyucu tertibat kullanıp kullanmadığı belli olmamakla birlikte adı geçenin sıkışması ile iş kanama sebebiyle vefat ettiği göz önüne alındığında bu yönden bir indirim doğru olmamakla birlikte dosya kapsamına kazandırılan delillere göre....'ın .....'ın kullandığı motorsiklete sürücünün alkollü olmasın rağmen binmesi nedeniyle bu yönden müterafik kusur sebebiyle indirim yapılmasının yerinde olduğu anlaşılmakla birden fazla indirim sebebiyle tek indirim yapılabileceğinden diğer indirim sebebinin sonuca etkili olmadığı göz önüne alındığında bu yönden davacı yan istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Öğretide hatır taşıması konusunda bir kavram birliği olmadığı gözlemlenmekte, ancak "hatır için ücretsiz taşıma" ve "aracı hatır için ücretsiz kullandırma" tamlamalarının benimsendiği görülmektedir. Hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup, süresinde verilecek cevap dilekçesi ile ileri sürülmelidir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda 818 sayılı BK'nın 43. maddesi (6098 sayılı TBK md. 51) uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması yerleşmiş bulunmaktadır. Hatır taşımasından ya da kullanmadan söz edebilmek için yaralanan ya da ölen karşılıksız taşınmış olmalıdır. Taşınan veya kullananın yararının söz konusu olduğu durumda hatır taşıması ilişkisi gündeme geleceğinden işletenin sorumluluğu genel hükümlere göre değerlendirilecek ve ödenceden indirim yapılacaktır. Bu bakımdan hatır taşıma ilişkisinin değerlendirilmesinde taşıma ya da kullanmanın kimin çıkar ve yararına olduğunun saptanması önemlidir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığı cihetle, bu gibi taşımalarda tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Eldeki davaya konu olayda mahkemece hatır taşıması indirimi yapılmış ise de Yargıtay 17. HD'nin yerleşmiş içtihatlarına göre ancak müteveffanın yolcu olarak bulunduğu araçla ilgili olarak hatır taşıması mümkün olup karşı araç sürücüsü, işleteni ve sigortacısının hatır indiriminden yararlanamayacağından somut olayda hatır taşıması indiriminin uygulama yeri bulunmadığından bu yönden davacılar vekilinin istinaf istemi yerinde görülmüştür.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde aldırılan aktüer rapor karşısında davacılar vekilince sunulan █████/2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile davacılar yönünden maddi tazminat isteminin 433.698,10 TL olarak belirtilmesi rağmen mahkemece tazminat miktarlarında indirim yapılmak suretiyle yukarıda belirtilen tutarlarda tazminatlara hükmedilmekle birlikte karar gerekçesinde bu indirimin █████/2022 tarihli raporda kusur karşılığı hesaplanan tutardan yapıldığı görülmüş ise de kusur karşılığı hesaplanan 123.374,37 TL tazminat miktarının üzerindeki tutar yönünden kararda herhangi bir değerlendirme yapılmamakla birlikte davalılar yararına vekalet ücreti ve yargılama gideri de hükmedilmemiştir. Bu kapsamda yapılan inceleme ve değerlendirme yerinde görülmediğinden bu yöndeki davalılar istinaf isteminin yerinde olduğu kabul edilmiştir.Yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında mahkemece ceza dosyasında verilecek hükmün kesinleşmesinin beklenilmesi, oluşacak sonuca göre mevcut haliyle ceza dosyasının kesinleşmesi durumunda çelişkinin giderilmesine yönelik, ceza dosyasının aksi yönde ama maddi vakıayı da değiştirir şekilde kesinleşmesi halinde ise önceki kazandırılan rapor ile ceza dosyasında hükme esas alınan rapor arasında maddi vakıanın tespiti yönünde bir uyumsuzluk olacağından maddi vakıa tespiti yönünden ceza dosyasındaki değerlendirmeler nazara alınarak aralarındaki çelişkinin giderilmesine yönelik talimat yolu ile İTÜ Trafik kürsüsünde görevli bilirkişilerinden oluşacak şekilde en az beş kişilik bilirkişi kurulu oluşturularak ve önceden alınan rapora yönelik itirazların da ayrıca değerlendirilmesi yönünden denetime ve hükme elverişli rapor alınarak, gerektiğinde bu rapora da yapılan itirazlar ek rapor ile karşılanarak kazaya karışan tarafların kusur durumlarının belirlenmesi, bu şekilde yapılan tespitin neticesi davalı .....'ın kusurlu davranışın olduğunun tespiti halinde davalılar aleyhine kusur kapsamında sorumluluğu atfedilerek iş bu dava açılmış olduğu ve az yukarıda da açıklandığı üzere müteveffa yönünden müterafik sayılabilecek bir durumun da mevcut olduğu tespiti yapılmak suretiyle kusur durumunun değişmesi halinde davalılarca yapılan istinaf başvuru içerikleri ile davacı yanca maddi tazminat yönünden istinaf istemi ileri sürülmemiş olmasına göre dairemizce davacının gelirine yönelik kaldırma nedeni yapılmamış olduğundan, davacının geliri ve yaşam tablosu yönünden bu kez davalılar lehine usulü kazanılmış hak oluştuğu değerlendirilmekle mahkemece yeniden yapılacak yargılamada dosyanın önceki rapor sunan aktüer bilirkişisine tevdisi ile hükme esas alınan █████/2022 tarihli aktüer hesap raporundaki güncel asgari ücret verileri esas alınarak (Yargıtay 4. HD'nin 08.06.2023 tarih ve ██████████ E. █████████ K., 01.10.2024 tarih ve █████████ E. █████████ K.) ek rapor kapsamında bir değerlendirme yapılarak, gerektiğinde bu rapora yapılan itirazlarda karşılanmak suretiyle denetime elverişli şekilde kazandırılacak rapor kapsamında ve ayrıca davacılar vekili tarafından dava değerinin artırılmasına yönelik sunulan █████/2022 tarihli dilekçede istem konusu edilen tazminat talebi de göz önünde bulundurularak sonuca gidilmesi gerekirken, aksi yönde yapılan inceleme, eksik inceleme ve araştırma sonucunu doğuracağından ve yine yukarıda kabul edilen istinaf sebepleri karşısında maddi tazminatın her türlü şüpheden uzak bir şekilde, açık ve net olarak belirlenmeden karar verilmiş olmasında isabet bulunmadığı değerlendirilerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Yukarıda belirtilen bozma kapsamına göre kusura yöneylik kazandırılacak rapor sonucu etkileyeceğinden manevi tazminata yönelik yapılan istinaf istemlerinin incelenmesine yer olmadığı değerlendirilmiştir.Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurularının esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,2-İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarihli, ████████ esas ve █████████ karar sayılı kararının kararının KALDIRILMASINA,3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-İstinaf yoluna başvuranlar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvuranlara iadesine,5-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 15.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.