Anahtar kelimeler: Şehidin Karargahındaki Şehit Genelkurmay Aleyhlerine Çatışmalar Darbe Yakınları Onuncu Annesi

T.C.
D A N I Ş T A YONUNCU DAİREEsas No
: ████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACILAR)
: 1) ...2) ...3) ...4) ...VEKİLLERİ
: Av. ...TEMYİZ EDEN (DAVALILAR)
: 1) ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLİ
: Hukuk Müşaviri ...2) ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının taraflarca aleyhlerine olan kısımlarının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: Davacılar tarafından, polis memuru olarak görev yapan yakınları ...'un 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünde Genelkurmay Başkanlığı karargahındaki çatışmalar esnasında şehit olmasında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek şehidin annesi ... için 15.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, babası ... için 15.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminatın idarelere başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, dava konusu olayda davacılar yakını polis memuru ...'un görevi sırasında ve görevinden dolayı şehit olmasında davalı idarelerin kusursuz sorumluluğu bulunduğu, dava konusu olay neticesinde 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 21. maddesinin (a) fıkrası gereğince 4. derece 3. kademe başkomiser rütbesi üzerinden emsal maaş hesaplanarak Sosyal Güvenlik Kurumu Başkanlığı'na bildirildiği, şehidin dul ve yetimlerine 1. derece vazife malullüğü aylığı bağlandığı ve ikramiyesinin ödendiği aynı maddenin (b) fıkrası gereğince on yıl kira yardımına müstehak olduğu, şehidin eşine 20.000,00 TL, babasına 2.500,00 TL, annesine 2.500,00 TL personel vefat yardımı yapıldığı, 2330 sayılı Nakdi Tazminat ve Aylık Bağlanması Hakkında Kanun kapsamında şehidin mirasçılarına toplam 88.596,00 TL nakdi tazminat ödendiği, bu tutarın 13.289,40 TL 'sinin babası ...'a, 13.289,40 TL'sinin annesi ...'a ödendiği, 3713 ve 2330 sayılı Kanunlar gereğince şehidin mirasçılarına yapılan ödemeler ve bağlanan aylıklar dikkate alındığında, davacıların aktif ve pasif dönemde tazmini gereken maddi zararlarının bulunmadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemlerinin reddi ile dava konusu olayın oluş şekli ve niteliği dikkate alınarak, davacıların duyduğu acı ve elemin bir ölçüde de olsa giderilebilmesi için takdiren şehidin annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 30.000,00 TL, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 15.000,00 TL manevi tazminatın idareye başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalı idareler tarafından davacılara ödenmesine fazlaya ilişkin manevi tazminat istemlerinin reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla, Dairelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; ... İdare Mahkemesi kararının, davacıların maddi tazminat istemlerinin reddi yolundaki kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yönündeki kısmının onanması, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun reddi yönündeki kısmının bozulması üzerine bozma kararına uyularak dava konusu olay nedeniyle davacılardan ... ve ...'un evlatlarını, ... ve ...'un kardeşlerini genç yaşta kaybetmeleri göz önünde bulundurulduğunda davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın idarelere başvuru tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
:Davacılar tarafından, Danıştay bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesine verdikleri dilekçeleri ile manevi tazminat istemleri yönünden tamamlama harcını da yatırmak suretiyle miktar artırım isteminde bulundukları halde Bölge İdare Mahkemesince miktar artırım istemlerini yönünden herhangi bir hüküm kurulmamasının hukuka aykırı olduğu, yaşanan olay karşısında hükmedilen manevi tazminat tutarının yetersiz kaldığı ileri sürülmektedir.Davalı Milli Savunma Bakanlığı tarafından, dava konusu olay nedeniyle idarelerine husumet yöneltilemeyeceği, davanın Cumhurbaşkanlığı ve İçişleri Bakanlığı husumetiyle görülmesi gerektiği, idarelerinin herhangi bir hizmet kusuru bulunmadığı gibi kusursuz sorumluluğunu gerektirir bir durumun da bulunmadığı, idarelerinin harçtan muaf olduğu ileri sürülmektedir.Davalı İçişleri Bakanlığı tarafından, dava konusu olay nedeniyle 2330 ve 3713 sayılı Kanunlar kapsamında davacılara yapılan ödemelerin davacıların maddi ve manevi zararlarının karşılığı olduğu, davanın reddi gerektiği, hükmedilen manevi tazminat tutarının yüksek olduğu ileri sürülmektedir.TARAFLARIN SAVUNMALARI
: Davacılar tarafından, davalı idarelerin temyiz istemlerinin reddi gerektiği savunulmakta olup, davalı idareler tarafından savunma verilmemiştir.DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ
: ...DÜŞÜNCESİ
: Tarafların temyiz istemlerinin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra dosyanın tekemmül ettiği görüldüğünden davalı idarelerden Milli Savunma Bakanlığının yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin işin gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:Davacılar tarafından, polis memuru olarak görev yapan yakınları ...'un 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen darbe teşebbüsünde Genelkurmay Başkanlığı karargahındaki çatışmalar esnasında şehit olmasında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek şehidin annesi ... için 15.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, babası ... için 15.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminatın idarelere başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT
:Anayasanın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmıştır.İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 16. maddesinin dördüncü fıkrasına █████/2013 tarih ve 6459 sayılı Kanunun 4. maddesi ile eklenen hüküm ile, tam yargı davalarında dava dilekçesinde belirtilen miktarın, süre veya diğer usul kuralları gözetilmeksizin nihai karar verilinceye kadar, harcı ödenmek suretiyle bir defaya mahsus olmak üzere artırılabileceği ve miktarın artırılmasına ilişkin dilekçenin otuz gün içinde cevap verilmek üzere karşı tarafa tebliğ edileceği kuralı getirilmiştir.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Uyuşmazlıkta, dava konusu olay nedeniyle davacılar tarafından açılan davada; davacılar tarafından, Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; ... İdare Mahkemesi kararının, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun reddi yönündeki kısmının bozulması üzerine şehidin annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 150.000,00 TL manevi tazminat istemi ayrı ayrı 500.000,00 TL'ye, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminat istemi ayrı ayrı 250.000,00 TL'ye yükseltilmiş, Bölge İdare Mahkemesince de davacılar tarafından verilen miktar artırım dilekçesi dikkate alınmaksızın ilk istemdeki rakamlar üzerinden manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulüyle müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın idarelere başvuru tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine karar verilmiştir.Miktar artırım müessesi davanın görülmesi sırasında tarafların kusurlarında, zararı doğuran nedenlerin ve olayların tespitinde ve uğranılan zararın miktarında bir değişiklik olması durumunda maddi tazminat için işletileceği gibi; zararı doğuran olayın meydana geliş biçiminin yeni ortaya çıkan bulgu ve tespitler sonucu, kişilerin manevi yönden çok daha fazla etkilendiğinin saptanması halinde manevi tazminat için de uygulanabilir. Ancak bu durumun istisnai bir durum olduğu ve manevi zararın sonradan gerçekten artmış olduğunun tespiti halinde işletilebileceği kuşkusuzdur.Zaten Kanun'daki düzenleniş şekli itibarıyla da miktar artırımı için maddi veya manevi tazminata münhasır olduğu yönünde bir husus içermemektedir.Ayrıca manevi tazminat talepleri açısından konunun manevi tazminatın amacı ve niteliğinin dikkate alınması suretiyle ele alınması gerektiğinde de duraksama bulunmamaktadır.Manevi zarar, kişinin fizik yapısının ve iç huzurunun bozulmasını, yaşama gücünün ve sevincinin azalmasını, kişilik haklarının zedelenmesini, şeref ve haysiyetinin rencide edilmesini, duyulan acı ve ıztırabı, kişinin günlük yaşamını zorlaştıran her türlü üzüntü ve sıkıntıyı ifade etmekte, fiziki veya manevi acılar duyan, ruhsal dengesi bozulan, yaşama sevinci azalan kişinin manevi yönden zarara uğramış olduğu kabul edilmektedir. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ıztırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Manevi zararın niteliği gereği sonradan gelişen veya öğrenilen yeni bir olgu olmadığı sürece kişinin manevi varlığında oluşan zararın arttığından bahsedilemez.Bakılan uyuşmazlıkta, dava açıldıktan sonra ilk talep edilen manevi tazminat miktarının artmasına neden olabilecek nitelikte yeni bir hukuki veya maddi durumun ortaya çıktığını, başka bir ifadeyle uğranıldığı ileri sürülen manevi zararın artmasına neden olabilecek yeni bir hususun bulunduğunu gösterir bilgi ve belge sunulmadığı görüldüğünden, Bölge İdare Mahkemesi kararının, davacıların manevi tazminat istemlerinin ilk istemle bağlı kalarak kısmen kabulü kısmen reddi yolunda verilen kararında sonucu itibarıyla isabetsizlik bulunmamakla birlikte davacılar tarafından verilen miktar artırım dilekçesi yönünden bir hüküm kurularak davacılar tarafından yatırılan tamamlama harcının davacılara iadesi gerekiği noktasında da duraksama bulunmamaktadır.Bölge idare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Tarafların temyiz istemlerinin REDDİNE,2. ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının yukarıda belirtilen gerekçeyle ONANMASINA,3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, bu onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.(X) - KARŞI OY
:Davacılar tarafından, polis memuru olarak görev yapan yakınları ...'un 15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleştirilen hain darbe teşebbüsünde Genelkurmay Başkanlığı karargahındaki çatışmalar esnasında şehit olmasında davalı idarelerin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülerek şehidin annesi ... için 15.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, babası ... için 15.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminatın idarelere başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılan davada ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince, Danıştay Onuncu Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla, Dairelerinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının; ... İdare Mahkemesi kararının, davacıların maddi tazminat istemlerinin reddi yolundaki kısmına karşı davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunun reddi yönündeki kısmının onanması, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolundaki kısmına karşı taraflarca yapılan istinaf başvurusunun reddi yönündeki kısmının bozulması üzerine bozma kararına uyularak dava konusu olay nedeniyle davacılardan ... ve ...'un evlatlarını, ... ve ...'un kardeşlerini genç yaşta kaybetmeleri göz önünde bulundurulduğunda davacıların manevi varlığında meydana gelen zararın giderilebilmesi için müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 100.000,00 TL, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 50.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın idarelere başvuru tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacılara ödenmesine, fazlaya ilişkin istemlerinin reddine, hükmedilen tazminat miktarı üzerinden hesaplanan 20.493,00 TL nispi karar harcından dava açılması aşamasında peşin olarak alınan 5.293,84 TL nispi karar harcının mahsubu sonucu kalan 15.199,16 TL nispi karar harcının davalı idarelere tamamlattırılmasına, 5.293,84 TL nispi karar harcının davalı idarelerden alınarak davacılara verilmesine karar verilmiştir.492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde, yargı işlemlerinden bu Kanuna bağlı (1) sayılı tarifede yazılı olanların yargı harçlarına tâbi bulunduğu; "Mükellef" başlıklı 11. maddesinde, genel olarak yargı harçlarını davayı açan veya harca mevzu olan işlemin yapılmasını istiyen kişilerin ödemekle mükellef olduğu; 15. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı işlemlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nev'i ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınacağı; 16. maddesinde, değer ölçüsüne göre harca tabi işlemlerde (1) sayılı tarifede yazılı değerlerin esas olduğu; 21. maddesinde, yargı harçlarının (1) sayılı tarifede yazılı nispetler üzerinden alınması gerektiği; 28. maddesinde ise, (1) sayılı tarifede yazılı nispi karar ve ilam harcının dörtte birinin peşin, geri kalanının kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödeneceği kurala bağlanmış, Kanun'un, yargı harçlarının gösterildiği (1) sayılı tarifesinde, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden, binde 68,31 oranında nispi karar ve ilam harcı alınacağı belirtilmiştir.Harçlar Kanunu'nun yukarıda yer verilen hükümlerinden de anlaşılacağı üzere, yargı harçlarının mükellefi davayı açan kişiler yani davacılar olup, dava dilekçesinde talep edilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcının dörtte birini oluşturan kısmı, harcın kanuni mükellefi olan bu kişiler tarafından ödenerek dava açılmaktadır. Yine aynı yasal düzenlemeler uyarınca, mahkemece hüküm altına alınan değer (yani kabulüne karar verilen miktar) üzerinden hesaplanan nispi harç tutarından, davanın açılması aşamasında peşin olarak ödenen nispi harç miktarı düşüldükten sonra kalan bakiye nispi karar harcının da kanuni mükellef olan davacılara tamamlattırılması yolunda hüküm kurulması, hüküm fıkrasının devamında ise, artık gelinen aşama itibariyle "yargılama gideri" niteliğini kazanan söz konusu harcın davalı idarece davacıya ödenmesi gerektiğine hükmedilmesi icap etmektedir.Mahkemece hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan nispi karar harcından, davanın açılması aşamasında peşin alınan kısım mahsup edildikten sonra kalan bakiye harcın; nasıl olsa sonuç itibariyle bu harcın yargılama giderleri kapsamına dahil olacağı ve davalı idarece davacıya ödeneceği yaklaşımıyla, davalı idarece (ilgili tahsil birimine) ödenmesine hükmedilmesi yargı harcının bir türü olana nispi karar harcının yasal mükellefinin yargı kararıyla değiştirilmesi gibi bir sonucun ortaya çıkmasına sebebiyet verecektir. Kaldı ki, böyle bir yaklaşım başka olumsuz neticelerin doğmasına da zemin hazırlayacaktır. Bu bağlamda, iyi niyetle hareket ederek yargı kararıyla kendisine harç ödeme yükümlülüğü getirilen bir davalı idarenin, söz konusu dosyaya ilişkin kararda aleyhine hükmedilen nispi karar harcını ödemek için ilgili tahsil dairesine müracaat etmesi durumunda bile harcın kanuni mükellefi olmaması nedeniyle kendisinden harç tahsilatı yapılamama durumu söz konusu olabilecektir. Başka bir olumsuzluk ise, mahkeme kararında bakiye nispi karar harcının davalı idarece ödenmesine hükmedilmesine rağmen ilgili idarece harcın mükellefinin davacı olduğu değerlendirmesiyle ödeme yoluna gidilmemesi halinde yargı kararında hükmedilen harcın (harca konu olan yargılama hizmeti verilmiş olmasına rağmen) maliye hazinesine dahil olmaması durumuyla karşılaşılabilecektir. Zira, böyle bir karar nedeniyle peşin alınan nispi karar harcının bakiye kısmının tahsili için ilgili tahsil birimine harç tahsil müzekkeresi yazılamayacağından, tahsil biriminin kendiliğinden harekete geçerek tahsilat yoluna gitmesi de mümkün olmayacaktır. Oysa, nispi karar harcının ödenmesi ile ilgili olarak yukarıda aktarılan hukuka uygun yöntemin işletilmesi yani harcın kanuni mükellefi olan davacı(lar) tarafından ödenmesine karar verilmesi durumunda, uygulamada, kararın taraflara tebliği aşamasında, idari yargı merciince, (harcın yasal mükellefi olan) davacının bağlı bulunduğu vergi dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılarak harcın tahsiline imkan hazırlandığı ve maliye hazinesine dahil olması gereken nispi harcın boşlukta bırakılmamasına özen gösterildiği bilinmektedir.Tüm bu olası hukuka aykırı durumların bertaraf edilebilmesi için, bakiye nispi karar harcının, harcın kanuni mükellefi olan davacıya tamamlattırılmasına ve bunun sağlanabilmesi için de ilgili tahsil dairesine harç tahsil müzekkeresi yazılmasına hükmetmek gerekmektedir.Öte yandan davacılar tarafından, Danıştay bozma kararı sonrasında Bölge İdare Mahkemesine verdikleri dilekçeleri ile manevi tazminat istemleri yönünden tamamlama harcını da yatırmak suretiyle manevi tazminat istemleri yönünden müteveffanın annesi ... ve babası ... için ayrı ayrı 150.000,00 TL manevi tazminat istemi ayrı ayrı 500.000,00 TL'ye, kardeşleri ... ve ... için ayrı ayrı 75.000,00 TL manevi tazminat istemi ayrı ayrı 250.000,00 TL'ye yükseltilmişse de Bölge İdare Mahkemesince davacılar tarafından verilen miktar artırım dilekçesi dikkate alınmaksızın ilk istemdeki rakamlar üzerinden manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü, kısmen reddi yolunda verilen kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık bulunmamakla birlikte Bölge İdare Mahkemesi kararında davacılar tarafından verilen miktar artırım dilekçesi ile ilgili bir değerlendirme yapılmaması ve bu aşamada yatırılan tamamlama harcı yönünden kararda hüküm kurulmamış olması, yukarıda yer verilen hususla birlikte değerlendirildiğinde, Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyuyla çoğunluk kararına katılmıyorum.