Anahtar kelimeler: Tane Spk Halka Karnesi Devraldığını Satımdan Payını Bank Devralan Bono

T.C.

İSTANBUL
7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İstirdat
DAVA TARİHİ
: █████/2017
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... A.Ş.'nin halka açık şirket olduğunu, davalılardan ... A.Ş.'nin 10.10.2013 tarihinde bu şirketin ortaklarından diğer davalı ...'in sahibi olduğu % 38,10 payını 10.000.000,00 TL karşılığında devraldığını, iki şirket arasında yapılan 29.11.2013 tarihli pay devir sözleşmesine göre payların karşılığı olan paranın 500.000,00 TL bedelli 20 tane çek ve 20 tane bono ile yapılmasının kararlaştırıldığını, SPK tarafından yapılan araştırmada payları devralan davalı ... A.Ş.'nin hiç bir bankadan çek karnesi almadığının tespit edildiğini, payları devreden ... A.Ş.'nin ... Bank A.Ş. hesapları üzerinde yapılan inceleme sonucunda ... A.Ş. tarafından her biri 500.000,00 TL bedelli 10 tane çekin davalı ... A.Ş. lehine keşide edildiğinin, daha sonra davalı ... A.Ş.'nin de bu 10 çeki paylarını devreden diğer davalı ...'e ciro ettiğinin, söz konusu çeklerin her iki şirketin de kayıtlarında yer almadığının ve vadeleri geldiğinde de karşılıksız çıktığının anlaşıldığını, söz konusu çeklerin üzerinde çeklerin keşide edildiği dönemde ... A.Ş. Yönetim Kurulu üyeliği yapan diğer davalılar...ve ...'in imzalarının bulunduğunu, aynı çeklerin yine davalı ... A.Ş.'yi temsilen davalılar ... ve ... tarafından ciro edilerek davalı ...'e verildiğini, her iki davalının da bir günde en fazla 500.000,00 TL tutarında işleme imza atabilme yetkilerinin bulunduğunu, her iki davalının da bir günde 10.000.000,00 TL tutarında işlem gerçekleştirmelerinin temsil ilzam yetkisinin aşılması anlamına geldiğini, diğer davalı ...'nun davalı ... A.Ş.'nin % 100 pay sahibi olup bu paylarını diğer davalı ...'e devrettiğini, konu ile ilgili olarak SPK'nın hazırladığı Denetleme Raporunda her iki davalının da bu 10 tane çekin dışında bankaya sunulmamış 5.000.000,00 TL değerinde başka çeklerinde bulunduğunu belirttiklerini, SPK'nın ... tarih ve ...sayılı kararı ile sermaye ve mal varlığı azaltılan ... A.Ş.'nin 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 21'e göre aktarılan tutarın üç ay içinde tahsil ve takibi için gerekli işlemlerin yapılmasına ve verilen süre içinde iadenin yapılmaması durumunda aynı kanununun 94'üncü maddesine göre iade davası açılmasına karar verildiğini, ... A.Ş. sermayesinin örtülü kazanç aktarımı yoluyla azaltıldığını, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu m. 21'e göre kendilerine kazanç aktarımı yapılan kişilerin SPK tarafından verilen süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorunda olduklarını, bunun yapılmaması durumunda halka açık şirketin sermaye ve mal varlığı kaybına uğramaması için aynı kanunun 94'üncü maddesinin SPK'ya iade davası açma yetkisi verdiğini, bu yetki çerçevesinde ... A.Ş.'den aktarılan 10.000.000,00 TL tutarındaki mal varlığının iadesi için 6100 sayılı HMK m. 109'a göre fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak 100.000,00 TL tutarlı kısmi dava açtıklarını, bu miktarın yasal faizi ile birlikte ... A.Ş.'ye iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle: müvekkilinin ... 14. Noterliğinin...tarih ve ... sayılı ve ... tarih ... sayılı ihtarnameleri ile ... A.Ş.'deki görevlerinden istifa ettiğini, diğer davalı ... A.Ş.'den de 10.01.2014 tarihinde istifa ettiğini bu nedenle davanın öncelikle husumet yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davanın esasına ilişkin olarak da davacı kurum olan SPK'nın verdiği üç aylık süre içinde 20 adet çekin ... A.Ş.'ne iade edildiğini, davalı ... ile ... A.Ş. arasında imzalanan 29.07.2016 tarihli "Borç Tasfiye Sözleşmesi" ile davalı ...'in elinde bulunan 9.000.000,00 TL bedelli toplam 18 adet çekin iadesine karar verildiğini kalan 1.000.000,00 TL bedelli iki adet çek için de davalı ...'in çekleri elinde bulunduran üçüncü kişilerden almayı, alınamaması durumunda şirketin uğrayacağı zararı ödemeyi taahhüt ettiğini ve bu sözleşmenin ... yayınlandığını, bu nedenle şirketin zararının doğmadığını belirterek davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ... vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle: ... A.Ş. arasında imzalanan 29.07.2016 tarihli "Borç Tasfiye Sözleşmesi" ile davalı ...'in elinde bulunan 9.000.000,00 TL bedelli toplam 18 adet çekin iadesine karar verildiğini, söz konusu çekleri 17.08.2016, 26.09.2016 ve 20.10.2016 tarihlerinde iade ettiklerini, dava açılmadan çeklerin iadesini yaptıkları için davanın açılmasında hukuki yarar kalmadığını, davalı ...'in çekleri iade etmesi nedeniyle diğer davalı ... 'in de hukuki sorumluluğunun kalmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili verdiği cevap dilekçesinde özetle: davacının kısmi dava açamayacağını, müvekkilinin istifa etmesinin ... A.Ş. tarafından... 14.04.2014 tarihinde saat 17.52'de yayınlandığının ancak şirket tarafından geç bildirildiğini, çeklerde imzasının bulunmadığını, ... A.Ş. ile davalı ... A.Ş. arasında alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, çeklerin ... A.Ş. kayıtlarına alınmamasından da diğer davalıların sorumlu olduğunu, çeklerin karşılıksız olmalarından ... A.Ş. Yönetim Kurulunun bilgisi bulunduğunu, bu durumun kamudan gizlenmiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... davaya cevap dilekçesi vermeyerek 6100 sayılı HMK m.128'e göre dava konusu maddi vakıaları inkâr etmiştir.
Davalı ... A.Ş. davaya cevap dilekçesi vermeyerek 6100 sayılı HMK m.128'e göre dava konusu maddi vakıaları inkâr etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava; örtülü kazanç aktarımı nedeniyle ... A.Ş'nin uğradığı zararın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkememizce █████/2021 tarihinde davanın reddine karar verilmiş olup; taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla; İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin █████/2023 tarihli, ...Esas ve ... Karar sayılı ilamı ile;"...... İlk derece mahkemesince çeklerin kimin elinde olduğu, akıbeti sorulmamış, ... şirketinin ödeme yapıp yapmadığı dolayısıyla şirket malvarlığında azalma olup olmadığı, çeklerin lehdarı olan davalı şirketin menfaat elde edip etmediği araştırılmaksızın ve ticari defterler incelenmeksizin yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmasında isabet görülmemiştir. Yine davaya konu edilen çeklerin keşidecisi ... şirketine iade edilmiş olduğunun kabulü halinde ise çekin keşidecide olması bedelinin ödendiğine karine teşkil edeceğinden bu karinenin aksinin de ispatlanması gerektiği değerlendirilmelidir... " gerekçesiyle kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizin █████/2025 tarihli ara karar uyarınca dosyanın şirketler alanında uzman hukukçu bilirkişi ve ve SMM bilirkişiye tevdi ile, davalı ... ve ... şirket defter ve kayıtları ile Ticari defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapılmak suretiyle BAM kaldırma kararı doğrultusunda uyuşmazlık konusu çekler nedeniyle şirket mal varlığında azalma olup olmadığı diğer davalı şirket ...'in menfaat temin edip etmediği ile dosya kapsamı hakkında rapor düzenlenmesinin istenilmesine karar verilmiştir.
█████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; Mahkemenin verdiği görev kapsamında ; ... ve ...şirketlerinin ticari defterlerinin incelenmesi için, defterlerin yerleri ve inceleme gün ve saatinin tespiti için yapmış olduğumuz girişimlerden sonuç alınamamış bulunmakta, söz konusu şirketlerin ticari defterlerin yeri tespit edilememiş olup ; Yukarıda belirtilen ilgili kişilerle yapılan görüşmeler sonucunda ticari defterlerin incelemeye ibraz edilemeyecekleri anlaşılmıştır. Bu nedenlerle, Sayın mahkemenin vermiş olduğu Ticari defterler incelemesi yapılamamış olduğu bildirilmiştir.
Örtülü kazanç aktarımı yasağı 6362 Sayılı Sermaye Piyasası Kanunu 21. maddesinde düzenlenmiş olup, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Örtülü kazanç aktarımı yasağı başlıklı 21. maddesi; "(1) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının; yönetim, denetim veya sermaye bakımından doğrudan veya dolaylı olarak ilişkide bulundukları gerçek veya tüzel kişiler ile emsallerine uygunluk, piyasa teamülleri, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine aykırı olarak farklı fiyat, ücret, bedel veya şartlar içeren anlaşmalar veya ticari uygulamalar yapmak veya işlem hacmi üretmek gibi işlemlerde bulunmak suretiyle kârlarını veya malvarlıklarını azaltarak veya kârlarının veya malvarlıklarının artmasını engelleyerek kazanç aktarımında bulunmaları yasaktır.
(2) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıklarının, esas sözleşmeleri veya iç tüzükleri çerçevesinde basiretli ve dürüst bir tacir olarak veya piyasa teamülleri uyarınca kârlarını ya da malvarlıklarını korumak veya artırmak için yapmaları beklenen faaliyetleri yapmamaları yoluyla ilişkili oldukları gerçek veya tüzel kişilerin kârlarının ya da malvarlıklarının artmasını sağlamaları da örtülü kazanç aktarımı sayılır.
(3) Halka açık ortaklıklar ve kolektif yatırım kuruluşları, ilişkili taraf işlemlerinin emsallerine, piyasa teamüllerine, ticari hayatın basiret ve dürüstlük ilkelerine uygun şartlarda gerçekleştirilmiş olduğunu belgelemek ve bu durumu tevsik edici bilgi ve belgeleri en az sekiz yıl süre ile saklamak zorundadırlar. Birinci fıkrada belirtilen ilkelere aykırılığın tespitinde izlenmesi gereken usul ve esaslar Kurul tarafından belirlenir.
(4) Kazanç aktarımının Kurulca tespiti hâlinde halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ile bunların iştirak ve bağlı ortaklıkları, Kurulca belirlenecek süre içinde kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflardan, aktarılan tutarın kanuni faizi ile birlikte mal varlığı veya kârı azaltılan ortaklığa veya kolektif yatırım kuruluşuna iadesini talep eder. Kendilerine kazanç aktarımı yapılan taraflar Kurulca belirlenecek süre içinde aktarılan tutarı kanuni faizi ile birlikte iade etmek zorundadır. Örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali ile ilgili 94 üncü ve 110 uncu maddeler ile ilgili mevzuatta öngörülen hukuki, cezai ve idari yaptırımlar saklıdır." hükmünü içermektedir. Söz konusu madde kapsamında SPK'ya verilen iade talebi yetkisiyle bir tür düzeltme/denkleştirme işleminin yapılması amaçlanmakta, zarara uğrayan tarafların zararlarının telafisi için idari bir önlem öngörülmektedir.
Aynı kanunun İhraççıların hukuka aykırı işlemleri ile sermayeyi veya mal varlığını azaltıcı işlemlerinde uygulanacak tedbirler başlıklı 92. maddesi; "(1) Bu Kanuna tabi ihraççıların, kanuna, sermaye piyasası mevzuatına, esas sözleşme ve fon iç tüzüğü hükümlerine veya işletme maksat ve mevzuuna aykırı görülen durum ve işlemleri sebebiyle sermayenin veya mal varlığının azalmasına veya kaybına yol açtığının Kurulca tespit edilmesi hâlinde, Kurul;
a) 6102 sayılı Kanun hükümleri saklı kalmak kaydıyla ilgililerden aykırılıkların giderilmesi için tedbir almasını ve öngörülen işlemleri yapmasını istemeye ve gerektiğinde durumu ilgili mercilere intikal ettirmeye,
b) Bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya,
c) Bu durum ve işlemlerin mevcudiyetinin ilk derece mahkeme kararı ile tespit edilmesi veya bu karar beklenmeksizin Kurulun talebi üzerine mahkeme tarafından karar verilmesi hâlinde bu işlemlerde sorumluluğu bulunanların imza yetkilerini kaldırmaya, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulması hâlinde, yargılama sonuçlanıncaya kadar ilgilileri görevden almaya ve yapılacak ilk genel kurul toplantısına kadar görevden alınan yönetim kurulu üyelerinin yerine yenilerini atamaya, yetkilidir.
(2) Halka açık bankalar hakkında bu maddeye göre işlem tesis edilmeden önce Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun görüşü alınır.
(3) (Ek
: ... md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7074/6 md.) Bu madde kapsamında Kurul tarafından açılan dava ve takipler ile ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinde Kurul her türlü harç ve teminattan muaftır." şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı kanunun Örtülü kazanç aktarımında uygulanacak tedbirler başlıklı 94. maddesi de; "(1) Kurul, 21 inci maddede belirtilen işlemlerde bulundukları tespit edilen halka açık ortaklıklar, kolektif yatırım kuruluşları ve bunların bağlı ortaklıkları ile iştiraklerinden denetleme sonuçlarının Kurul tarafından belirlenecek usul ve esaslar dâhilinde ortaklara duyurulmasını istemeye, Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkilidir.
(2) (Değişik
: 2/1/2017-KHK-684/7 md.; Aynen kabul: ... md.) 92 nci maddenin birinci ve üçüncü fıkraları bu madde bakımından da uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Mahkememiz dosyası ile benzer mahiyette bulunan dosyada verilen kararın istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin ... esas,... karar sayılı █████/2025 tarihli kararında "6362 sayılı kanunun 21/4 maddesinde, örtülü olarak aktarılan tutarın iade edilmesi için gereken sürenin SPK tarafından belirleneceği ifade edilmiş, ancak iadenin gerçekleşmemesi hâlinde Kurul’un açacağı davanın süresinden bahsedilmemiştir. Aynı kanunun 94/1 maddesinde de Kurulca belirlenen tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yine Kurul’un yetkili olduğu belirtilmiş, ancak iade davası açma süresine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda kanunun 94/2 maddesinde yapılan atıf nedeniyle, süre bakımından 92/1-b maddesi hükmünün uygulanması gerekir. Söz konusu hükümde ise Kurul’un, bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren üç ay ve her hâlde durum ve işlemin vukuu tarihinden itibaren üç yıl içinde iptal davası ve beş yıl içinde butlan veya yokluğun tespiti davası açmaya yetkili olduğu düzenlenmiştir. Buna göre örtülü kazanç aktarımına konu tutarın ilgili şirkete iadesi için davacı kurum tarafından açılacak dava, durumun Kurul'un yetkili karar organınca tespiti tarihinden itibaren 3 aylık süreye tabi olup, hak düşürücü süre niteliğindeki bu sürenin mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Somut olayda Kurul'un yetkili karar organınca alınan karar tarihi 08.09.2017 olup, şirkete zararın tahsili için yazılan 20.09.2017 tarihli yazıda verilen şirkete verilen 3 aylık süre sonrasında işlemeye başlayan 3 aylık hak düşürücü süre, işbu dava tarihi olan 05.06.2023 itibariyle dolmuştur. Bu nedenle mahkemece davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi yerinde olup, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir." gerekçesi ile iade davası için 6362 sayılı kanunun 92/1-b maddesi hükmünün uygulanması gerektiği, bu durumda hukuka aykırılığın kurulca tespit tarihinden itibaren 3 aylık süreye tabi olduğu ve sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu hükme bağlanmıştır.
Yukarıda özetlenen istinaf ilamı ve söz konusu yasal düzenlemeler dikkate alındığında SPK'nın, 6362 Sayılı Kanunun 21. maddesinde düzenlenen örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlal edildiğini tespit etmesi halinde gerekli tedbirleri almaya ve kurulca belirlenecek tutarın tayin edilen süre içinde iadesi için dava açmaya yetkili olduğu açıktır. 6362 Sayılı Kanun, açılacak iade davası için ise 6098 Sayılı TBK ve 6102 Sayılı TTK hükümlerinden ayrı olarak düzenlemeler getirmiş ve Kanunun 94/2. fıkrası ile, iade davaları için aynı Kanun'un 92. maddesi birinci ve üçüncü fıkralarına atıf yaparak, iade davasının 6362 Sayılı Kanunun 92/1-b maddesinde düzenlenen süre içinde açılacağını belirtmiştir. Buna göre, 6362 Sayılı Kanunun 92. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca SPK, işlemlerin hukuka aykırılığını tespit ettiği tarihi izleyen 3 ay içinde, her halde işlemin veya durumun meydana geldiği tarihten itibaren 3 yıl içinde iade davası açmaya yetkili bulunmaktadır. 6362 Sayılı Kanunun 94/2. maddesi yollamasıyla 92/1-b maddesinde, SPK'nın iade davası açma süresi düzenlenmişse de, söz konusu maddede düzenlenen sürenin zamanaşımı süresi mi, yoksa hak düşürücü süre mi olduğuna ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Bu durumda, söz konusu madde ile öngörülen dava açma süresinin zamanaşımı süresi mi, yoksa hak düşürücü süre mi olduğu hususu, yasal mevzuatlarımızdaki düzenlemelere göre değerlendirilecektir. 6098 Sayılı TBK'nun "Haksız Fiillerden Doğan Borç İlişkileri"ne ilişkin tazminat istemindeki süreye ilişkin 72. maddesinde, öngörülen sürenin bir "zamanaşımı" süresi olduğu açıkça belirtilmiş bulunmaktadır. Aynı Kanunun "Sebepsiz Zenginleşmeden Doğan Borç İlişkileri"ne ilişkin istem hakkındaki süreye ilişkin 82. Maddesinde, öngörülen sürenin bir "zamanaşımı" süresi olduğu açıkça belirtilmiştir. Yine aynı Kanunun "Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi, Zamanaşımı" başlıklı 131 ve devamı maddeleri sonunda 146 ve 147. maddelerinde, çeşitli alacak çeşitleri için talep etme süreleri öngörülmüş ve sürelerin birer "zamanaşımı" süresi olduğu açıkça belirtilmiştir. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 56. maddesi gereğince haksız rekabete ilişkin olarak açılacak davalar için süreleri düzenleyen 60. maddesi, bu maddede düzenlenen sürelerin "zamanaşımı" süresi olduğunu açıkça belirtmiştir. Yine TTK'nun 264. maddesi, 285. maddesi, 396. maddesi, 560. maddesi bu maddeler ile öngörülen sürelerin birer zamanaşımı süresi olduğunu açıkça belirtmiştir. Aynı şekilde 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 109 maddesinde, motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler bakımından süreler öngörülmüş, bu sürelerin zamanaşımı süresi olduğu açıkça belirtilmiştir. Buna karşılık 2004 Sayılı İcra İflas Kanunu 67/1. maddesinde, 6102 Sayılı TTK'nun 34, 437/5, 438, 445, 640/2 maddelerinde, bu maddeler gereğince açılacak davalar için sürelere ilişkin düzenlemeler getirilmiş, ancak bu sürelerin hak düşürücü süre mi, zamanaşımı süresi mi olduğuna ilişkin bir açıklama yapılmamasına rağmen, gerek Yargıtay uygulamalarında, gerekse doktrinde, bu maddelerdeki sürelerin birer hak düşürücü süre oldukları kabul edilerek, buna göre değerlendirme yapılmaktadır.
Tüm bu kapsamda kanun koyucu, bir hak talebi için öngörülen sürenin bir zamanaşımı süresi olduğunu kabul ettiğinde, ilgili maddede bu sürenin bir zamanaşımı süresi olduğunu açıkça belirtmektedir. Ancak hak düşürücü süre söz konusu olduğunda, böyle bir belirtmede bulunmamaktadır. Bu bakımdan gerek SPK'nın yapısı ve işleyişi, görev ve yetkileri, gerek 6362 Sayılı Kanun 92 ve 94. maddesindeki düzenlemelerin içeriği gerekse, kanun koyucu tarafından, bir hak talebi için öngörülen sürenin zamanaşımı süresi olması halinde, bu sürenin zamanaşımı süresi oluğuna ilişkin açık belirtmede bulunması dikkate alındığına, örtülü kazanç aktarımı yasağının ihlali halinde açılacak iade davası için 6362 Sayılı Kanunun 94/2. maddesi yoluyla uygulanacak 92/1-b maddesinde öngörülen sürenin bir hak düşürücü süre olduğu Mahkememizce değerlendirilmiştir. 6362 Sayılı Kanunun 92/1-b maddesi uyarınca, süre, bu durum ve işlemlerin hukuka aykırılığının Kurulca tespiti tarihinden itibaren başlayacaktır. Dosya kapsamı dikkate alındığında, SPK yetkilileri tarafından düzenlenen denetleme raporu sonrasında, SPK Kurul Karar Organı tarafından, ... tarih ve .... sayılı toplantıda, örtülü kazanç aktarımı yapıldığının tespitine karar verildiği, eldeki iade davası, █████/2017 tarihimde açılmış bulunmaktadır. Bu durumda eldeki davanın, 6362 Sayılı Kanunun 94/2. Maddesi yollamasıyla 92/1-b maddesinde öngörülen hak düşürücü süre geçtikten sonra açılmış olduğu anlaşılmakla, açılan davanın, hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Ücret tarifesi gereğince hesap olunan (30.000,00 TL) nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalılardan ... ..., ...,...'na verilmesine,
4-Davalı ... tarafından yapılan 50,00 TL (tebliğler ve posta) yargılama giderinin davacıdan alınarak, adı geçen davalıya verilmesine,
5-Davalı,... tarafından yapılan 50,00 TL (tebliğler ve posta) yargılama giderinin davacıdan alınarak, adı geçen davalıya verilmesine,
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
7-Taraflarca yatırılan ve kullanılmayarak artan gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, 6100 Sayılı HMK’nin 342 ve 345. Maddeleri gereğince karşı tarafın sayısı kadar örnek eklenmek suretiyle tebliğden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Mahkememize verilecek dilekçe ile ilgili İstinaf Dairesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar taraf vekillerinin yüzlerine karşı açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip ...
¸
Hakim ...
¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!