Anahtar kelimeler: İranda Logonun Tescilsiz Sektörde Van Markayı Yıldır İltibas İhdas Markanın
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Van Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ Esas, ███████ Karar
HÜKÜM
: Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ''... meher'' markasını 20 yıl tescilsiz, son 17 yıldır tescilli olarak kullandığını, markayı ilk müvekkilinin ihdas ettiğini, markanın İran'da tescilli olduğunu, markanın ve logonun 2003 yılında tescil edildiğini, aynı sektörde faaliyet gösteren davalının iltibas teşkil edecek şekilde müvekkiline ait ürünleri kendi ürünleri gibi ticari faaliyetine konu ettiğini, ██████████ kod numaralı "... ..."; ██████████ kod numaralı "... ...," ██████████ kod numaralı ''...'' markaları bakımından 22.05.2015 tarihinde tescil başvurusunda bulunduğunu, "... ..." markası için sürekli olarak başvuru yapmasının davalının kötüniyetini gösterdiğini, Van 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ███████ E. sayılı dava dosyasında davalının babası adına tescilli ''... ...'' markasının hükümsüzlüğü için açılan davada hükümsüzlük kararı verildiğini, davalı ve babasının vekil eden markasını kötüniyetli tescil ettirdiklerinin her iki dava dosyasında açıkça tespit edildiğini ileri sürerek belirtilen üç markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının ... ... markası için uluslararası tesciline ilişkin başvurusunun bulunmadığını, markanın yurt dışında tescilli olduğunun bilindiğine dair iddianın gerçeği yansıtmadığını, davalının kendi fikri ile markayı oluşturduğunu, farklı işletmelere ait iki farklı marka olduğunun tüketici kitlesi tarafından algılanacağını, davalının tescilden önce de sözü edilen marka ile anıldığını, davalının babasının söz konusu markayı başvurudan önce de kullandığını, müvekkilinin davacı markasından haberdar olmasının tek başına kötüniyeti göstermediğini, iltibas değerlendirmesinin bütünsel açıdan tüketicide bıraktığı nihai intiba göz önünde bulundurularak yapılması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı her ne kadar Türkiye'de tescilli olmayan markasının Türkiye'de davalı tarafından tescil edilen markaya karşı korunmasını ve davalının markasının iptalini 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 8/3 ve 8/5 maddeleri uyarınca isteyemez ise de, anılan 556 sayılı KHK'nın 35/1 maddesi uyarınca ortada kötüniyetli bir tescil var ise hükümsüzlük talebinde bulunulabileceği, somut olay da davalının tescil işleminin kötüniyetli olduğu, bu markaları kendi adına tescil ettirdiği, davacı ile ticari ilişkisi olan ve yine davacıyla aynı sektörde faaliyette bulunan davalının, yurt dışında davacı adına tescilli markadan haberdar olmamasının mümkün olmadığı gibi bu şekilde orijinal ve özgün bir kelimenin davalı adına marka olarak tescil edilmesinin iyi niyetli bir davranış olarak değerlendirilmeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı adına tescil olunan ██████████ sayılı "..." markasının tescilli olduğu 30, 32, 43 sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı adına tescil olunan ██████████ sayılı "...." markasının tescilli olduğu 30. sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davalı adına tescil olunan ██████████ sayılı "..." markasının tescilli olduğu 30. sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiş, hüküm, davalı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özellikle davacı ile ticari ilişkisi olan ve yine davacıyla aynı sektörde faaliyette bulunan davalının, yurt dışında davacı adına tescilli markadan haberdar olmamasının mümkün olmadığı gibi bu şekilde orijinal ve özgün bir kelimenin davalı adına marka olarak tescil edilmesinin iyiniyetli bir davranış olarak değerlendirilmeyeceği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, marka hükümsüzlüğü ve sicilden terkini istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/1-b(1) hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile Bölge Adliye Mahkemesince verilen kararın HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, aynı Kanun'un 372. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına, 18.11.2025 tarihinde kesin olarak oy birliğiyle karar verildi

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!