Anahtar kelimeler: Sayıl Çabalarına Verdikten Teslimat Sinden Siparişini Niyet Görünen Borçlusuna İnşaatı

T.C.
İSTANBUL6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Menfi TespitDAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı, ... 7. İcra Dairesi ... E. Sayıl dosyası ile başlatılan takipte alacaklı görünen davalıya ve diğer takip borçlusuna, borçlu olmadığının tespiti ile takibin iptaline ve alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, talep ettiği, Davalı şirket, ...Şirketi ile inşaat malzemeleri alım ilişkisi kurulduğu, Davacı inşaatı için gerekli malların siparişini verdikten sonra 13.07.2023 tarihli 78.000,00 TL bedelli ve 27.07.2023 tarihli, 95.000,00-TL bedelli iki adet çek verdiği, malların teslim tarihi geçmiş olmasına rağmen herhangi bir teslimat yapılmadığı, Malların teslim edilmemesi üzerine davacı şirketin tüm çabalarına rağmen davalı ...firma müvekkili görmezden gelmiş ve müvekkilin çekin iadesine dair talepleri yanıtsız bırakıldığını, davalı ... şirketi davacı ile aralarında bulunan sözleşmede ifa borcunu yerine getirmemesine rağmen, çeki diğer davalı faktoring şirketine ciro ettiği, Davalı...şirketi elinde bulundurduğu davacının çeklerini iki farklı faktoring şirketine ciro ettiği, davalı şirket tarafından davaya konu ... Tarihli, ... seri numaralı 78.000-TL bedelli çek kötü niyetli olarak ... 7. İcra Dairesi ... E. Sayılı icra takibine konu edildiği, Davacı aleyhine başlatılan takipte alacaklı görünen şirket ve dosyadaki borçlu olan şirkete karşı, haksız ve kötü niyetli icra takibinden davacının borçlu olmadığının tespiti için yapılan arabuluculuk başvurusunda davalı ... şirketine ulaşılamadığından görüşmeden dosyanın kapatıldığı, söz konusu takipte davacının borcu bulunmadığı, Davalı ile diğer cirantaların işbirliği içerisinde hareket ettikleri; karşılığında herhangi bir mal veya hizmet alınmamış olan bu çeki kullanan ve takibe konu eden davalı alacaklının kötüniyetinden dolayı, alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin talep edildiği, bu nedenlerle her türlü dava, şikayet ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla; Davacının takipte alacaklı sıfatı taşıyan kişilere karşı borcu bulunmadığından, dava sonuna kadar teminatsız ve koşulsuz olarak takibin davacı açısından tedbiren durdurulmasına, ... 7. İcra Dairesi ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan takipte davacının davalı alacaklıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin müvekkil açısından iptaline, Davalı haksız ve kötüniyetli olduğundan dolayı takip konusu alacağın ?420'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine, Yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı ... Aş vekili cevap dilekçesinde özetle; Menfi tespit davasında davacı/ borçlunun dava dilekçesinde özetle; davacının iddiaları mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun olup reddi gerektiği, bu nedenlerle davacının işbu davayı ikame etmekte hukuki yararı bulunmadığından davanın hukuki yarar yokluğundan reddine, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların iyi niyetli yetkili hamile karşı ileri sürülemeyeceğinden mahkemenizce verilen tedbir talebinin reddi kararının devamına, davacının usul ve yasaya aykırı ikame ettiği işbu davanın esastan reddine, Huzurdaki dava kötü niyetle ikame edildiğinden davacı aleyhine %20 den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Diğer davalıya yasaya uygun olarak tebligat yapılmış olmasına karşın, davayı takip etmediği gibi, yazılı bildirimde de bulunmadığından, HMK'nın 128. maddesi hükmü gereğince davayı inkar ettiği varsayılmıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
: Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.Dosyada tarafların bildirdiği belgeler, ... 7. İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyası, çek, ticari defter kayıtları, BA-BS Formları, faturalar, bilirkişi kök ve ek raporu delil olarak değerlendirilmiştir.Dosyanın Mali müşavir bir bilirkişiye tevdi ile davacının bedelsizlik iddiası, taraflar arasında ticari ilişki bulunup bulunmadığı, takibe konu çekin taraf defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, davalı faktoring şirketinin çeki usulüne uygun alıp almadığı hususunda hazırlanan 12.08.2024 tarihli bilirkişi raporunda; Davacı kayıtları üzerinde ve dosya kapsamında yapılan incelemede, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefiyeti olduğu, işletme defter kayıtlarının Defter-Beyan Sistemine kullanıcı kodu veya ...Kimlik Numarası (TCKN) ve şifre bilgileri kullanılarak www.defterbeyan.gov.tr adresi üzerinden giriş yapıldığı, işletme hesabı esasına göre defter tutan mükelleflerin kayıtlarının elektronik ortamda tutulması, bu mükelleflerden defter tutmak zorunda olanların defterlerinin bu kayıtlardan hareketle oluşturulmasına, saklanmasına ve ibrazına, vergi beyannameleri, bildirim ve dilekçelerin elektronik ortamda Başkanlığın elektronik beyan ve bildirim sistemleri aracılığıyla verildiği, defter kayıtlarının genel kabul görmüş muhasebe ilkelerine ve ilgili mevzuata uygun olduğunun tespit edildiği, yapılan incelemeler sonucunda; davacı ... Şubesine ait ... Keşide tarihli ... Seri No lu 78. 000,00 TL Bedelli çeke ilişkin kayıt tespit edilemediği, davalı ... Şirketi'nin Düzenlediği 25.05.2023 tarihli ... nolu E-arşiv faturanın davacı kayıtlarında kaydı bulunmadığı tespit edilmiş olup, davalının malın teslimi ispatlayacak bir belge sunmamış olması nedeniyle davacının verdiği çekin karşılığının alınmadığı dolayısı ile davacının bu çekten dolayı borcu olmadığı sonucuna varıldığı bildirilmiştir.Talimat marifeti ile davalı ... şirketinin ticari defter kayıtları incelenmek suretiyle davacının incelenen ticari defterleri ile karşılaştırmalı olarak hazırlanan 10.03.2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davalı faktöring şirketinin, faturayı temlik aldığı ve (davaya konu) çekleri iktisap ettiği aşamada Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik İn Hükümlerine (8 maddesi ; Faturalı alacağa istinaden kambiyo senedi veya diğer senetlerin alınması halinde, alınan kambiyo senedi veya diğer senetteki ciro silsilesinde kuruluşa kambiyo senedi veya diğer senedi Ciro edip veren kişinin, devralınan faturada alacaklı olarak gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın veya keşidecinin de faturadaki borçlu ile aynı kişi olmasi gerekir. Fatura ile kambiyo senedi veya diğer senetteki tutarın uyumlu olmasına dikkat edilir. ) hükümlerine uyduğu, faktöring işlemleri için kendilerine ibraz olunan belgeler arasındaki uyuma dikkat ettiği, davaya konu çeki faturaya bağlı olarak devralmış olmakla Yönetmeliğin 22/2 ve 6361 s.lı yasanın 9/2 maddesi (Faktoring Şirketleri Kambiyo Senedine dayalı olsa dahi, fatura ile tevsik edilmeyen mal ve hizmetlerin satışından doğmuş alacakları devralamazlar) hükmü şartlarına şeklen aykırı hareket etmediği, ancak; davalı faktoring şirketinin davaya konu faturayı temlik alırken (ve çeki iktisap ederken) temlik alınan fatura konusun da; 6361 S.lı Yasanın 9/2 MD İLE (Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki Yönetmelik ) hükümlerine - BDDK tarafından yayınlanan genelge ve tebliğlere TTK md 686/2, 687/1, maddelerindeki “...iktisapta ağır kusur ve borçlunun zararına hareket etmeme... ” kurallarına yeterince uygun hareket etmediği, bu şartlar altında davaya konu ( faturanın ve dolayısıyla) çekin iktisabında kusurlu olduğunun (Çekten dolayı davacının borçlu o lmadığının ) söylenebileceği bildirilmiştir.Dosyanın kök rapor hazırlayan bilirkişiye tevdi ile tarafların itirazları değerlendirilerek itirazları karşılar nitelikte gerekçelendirmek suretiyle hazırlanan █████/2025 tarihli ek raporda; yapılan değerlendirmelerde kök rapordan farklı bir tespit ve değerlendirme yapılmadığı, davacı ve davalı vekilinin itirazlarının değerlendirildiği, davalı itirazları incelendiğinde Davalı ... Şti'nin Düzenlediği 25.05.2023 tarihli ... nolu E-arşiv fatura konusunda kök raporun 5-6 ve 7. Sayfalarında açıklama yapıldığı, kök raporda davacı şirketin 2023 yılı ticari defterleri incelenmiş olup kök rapordan farklı bir değerlendirme yapılmadığı bildirilmiştir.Davacı tarafından varlığı inkâr edilen bir hukukî ilişkinin mevcut olmadığının tespiti için açılan davaya menfî (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, Baki: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, İstanbul 2013, s. 346). Menfî tespit davası 2004 sayılı İİK'nın 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere menfi tespit davasında amaç bir hukukî ilişkinin veya bir hakkın gerçekten mevcut olmadığının tespitidir.Menfi tespit davası, maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır. Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).Ayrıca, adi senette borçlu olarak gözüken kimse, senet altındaki imzanın kendisine ait olmadığının ve dolayısıyla, senet borçlusu konumunda bulunmadığının tespiti amacıyla, cebri icra tehdidi ile karşı karşıya ise, icra takibinin yapılmasından önce; süresi içinde ödeme emrine karşı imzaya itirazda bulunmayı ihmal etmiş ve takip kesinleşmişse, takibe başlanılmasından sonraki evrede sahtelik davası açabilir, böyle bir sahtelik davası hukukî niteliği itibariyle 2004 sayılı İİK 72’de düzenlenmiş olan menfi tespit davasıdır (Tanrıver, S.: Medenî Usul Hukuku, C.1, Ankara 2016, s. 844-845).TMK'nın 6. maddesine göre "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." HMK'nun 190. maddesi gereğince de, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir."Menfi tespit davalarında da, HMK'nın ispata ilişkin genel kuralları geçerlidir. Bu davalarda davacı taraf, borçlu olmadığını iddia ettiğine göre, olumsuz bir durumun ispatı mümkün olmadığından, kural olarak ispat yükü alacaklıya aittir. Fakat davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukukî ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukukî ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı TMK m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru, El Kitabı, s. 370 ilâ 372). 6100 sayılı HMK'nın 209. maddesi uyarınca; adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Öte yandan, sözleşmedeki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti bunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK'nın █████/2006 tarih ve ... E., ... K. sayılı ilamı). Başka bir ifade ile, menfi tespit davasında hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü alacaklıdadır. Bununla beraber, yukarıda izah edildiği üzere davacının iddiasına göre ispat yükünün yer değiştirmesi de mümkündür. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel ilişkiden doğan talep hakkına ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. (HGK'nun ... Esas... Karar ... Esas... Karar sayılı ilamları) Bu nedenle kambiyo senetleri hakkında açılan menfi tespit davalarında, senedin dayanağı olduğu ileri sürülen hukuki ilişki ile senet metnindeki borç sebebi karşılaştırılarak, ispat yükünün kime düşeceği belirlenir.Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illi ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir gayeye ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan ilişki “kambiyo ilişkisi” ismiyle anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu “kambiyo taahhüdü”nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl /temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.Kambiyo senedinin bir illete bağlı olması gerekmez ve kural olarak ispat yükü kambiyo senedinin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6 m.). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını kabul etmekle birlikte bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. (Yargıtay HGK'nun ... E-... K sayılı kararı)Tüm bu genel açıklamalar dikkate alınarak iş bu davada ispat yükü hukukî ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı taraflarda olup davalı alacaklı ... 7. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasındaki borcun sebebi olan █████/2023 Tarihli, ... seri numaralı 78.000-TL bedelli çeke dayalı alacağının varlığını ispatla mükelleftir. Taraflarca ileri sürülen deliller toplanmış ve... Tarihli, ... seri numaralı 78.000-TL bedelli çek sebebiyle alacağın bulunduğu iddiasına ilişkin olarak yapılan incelemede; davalı faktöring şirketinin, faturayı temlik aldığı ve davaya konu çekleri iktisap ettiği aşamada Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine (8 maddesi ; Faturalı alacağa istinaden kambiyo senedi veya diğer senetlerin alınması halinde, alınan kambiyo senedi veya diğer senetteki ciro silsilesinde kuruluşa kambiyo senedi veya diğer senedi Ciro edip veren kişinin, devralınan faturada alacaklı olarak gözüken kişi ve bu kişiden bir önceki cirantanın veya keşidecinin de faturadaki borçlu ile aynı kişi olmasi gerekir. Fatura ile kambiyo senedi veya diğer senetteki tutarın uyumlu olmasına dikkat edilir.) uyduğu, faktoring işlemleri için kendilerine ibraz olunan belgeler arasındaki uyuma dikkat ettiği, davaya konu çeki faturaya bağlı olarak devralmış olmakla Yönetmeliğin 22/2 ve 6361 sayılı yasanın 9/2 maddesi (Faktoring Şirketleri Kambiyo Senedine dayalı olsa dahi, fatura ile tevsik edilmeyen mal ve hizmetlerin satışından doğmuş alacakları devralamazlar.) hükmü şartlarına şeklen aykırı hareket etmediği, ancak; davalı faktoring şirketinin davaya konu faturayı temlik alırken ve çeki iktisap ederken temlik alınan fatura konusunda; 6361 sayılı Yasanın 9/2 md ile Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine, BDDK tarafından yayınlanan genelge ve tebliğlere TTK md 686/2, 687/1, maddelerindeki “...iktisapta ağır kusur ve borçlunun zararına hareket etmeme... ” kurallarına yeterince uygun hareket etmediği, istihbarat yükümlülüğünü tam ve gereği gibi ifa etmediği, bu şartlar altında davaya konu faturanın ve dolayısıyla çekin iktisabında kusurlu olduğu tüm bu sebeplerle dava konusu çekten dolayı davacının borçlu olmadığı kanaatine varılmakla, █████/2025 tarihli bilirkişi raporu ile █████/2025 tarihli ek bilirkişi raporlarının usul ve yasaya uygun olmaları ile hüküm kurmaya elverişli ve gerekçeli olmaları sebepleriyle bilirkişi raporlarına karşı itirazların reddi ile tekrar bilirkişi raporu alınması taleplerinin reddine, karar verilmekle davalı alacaklı tarafça alacak iddiası ispat edilememiş olmasına karşın davacı borçlu tarafça davalı tarafların 6361 sayılı Yasa kapsamında usulüne uygun bir temlik ilişkisi içerisinde olmadığına ilişkin olarak aksi ispat edildiğinden davanın kabulüne karar verilmiştir.İİK'nın 72/5. maddesi uyarınca, menfi tespit davasının kabulü halinde borçlu lehine hükmedilecek tazminat kötüniyet tazminatı olup, borçlu lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, icra takibinin haksız olmasının yanında takip alacaklısının da kötüniyetli olması gerekir. Alacaklı icra takibi başlatmakta kötüniyetli değilse, aleyhine kötüniyet tazminatı hükmedilemez. Davanın kabulüne karar verildiği, davalı ... Ticaret Limited Şirketi tarafından faturayı destekleyen belge ibraz edilmediği için davalı ...Şirketi yönünden ise anılan hususu istihbarat yükümlülüğü çerçevesinde 9/2 uyarınca yeterince araştırmadığı gözetilerek kötü niyetli olduğu kanaatiyle davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. maddesi gereği kabulü ile 74.983,63-TL'nin %20'si oranında 14.996,72-TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine karar vermek gerekmiştir.Davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebi yönünden ise İİK'nın 72/4. maddesi uyarınca tazminata hükmedilebilmesi için davanın alacaklı konumunda olan davalı lehine reddine karar verilmiş olması ve dosya kapsamında ihtiyati tedbir kararı verilmiş olması gerekmektedir. Davanın kabulüne karar verilmiş olması ve yasal koşulların oluşmaması sebebiyle davalı ... A.Ş'nin kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine dair karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah olunduğu üzere;1-Davanın KABULÜ ile, .... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takibi nedeniyle davacının davalılara karşı borçlu olmadığının tespitine, ... 7. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı icra takip dosyasının davacı yönünden İPTALİNE,2-Davacının kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/5. maddesi gereği kabulü ile 74.983,63-TL'nin %20'si oranında 14.996,72-TL tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,3-Davalı ... A.Ş'nin kötü niyet tazminat talebinin İİK'nın 72/4. fıkralarındaki koşullar oluşmadığından reddine,4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken 5.122,13-TL nispi karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 1.280,54-TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 3.841,59-TL harcın davalılardan davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına,5-Davacı tarafından yapılan 1.280,54-TL peşin harç, 427,60-TL başvurma harcı, 6.845,00-TL bilirkişi ücreti, 1.845,00-TL posta giderleri olmak üzere toplam 12.053,14-TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,6-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden kabul edilen miktar üzerinden, karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T.'deki esaslara göre belirlenen 30.000,00-TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine,7-... Arabuluculuk Bürosu tarafından ileride haksız çıkacak taraftan alınmak üzere suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.800,00-TL arabuluculuk tarife bedelinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,8-Artan gider/delil avansından artan avans olması halinde, hüküm kesinleştiğinde ve talep edildiğinde yatırana iadesine,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemeleri nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2025Katip¸e-imzalıdırHakim¸e-imzalıdır*Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.*