Anahtar kelimeler: Hasmane Örtbas İzolatör Trafosu Tutumun Tutumla Davadavacı Basiretsiz Doğacak Sektöründe

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı --------- yılında kurulmuş olduğunu, ölçü trafosu ve izolatör imalatı sektöründe faaliyet göstermekte olduğunu, şirketin, iki hâkim hissedar grubundan teşekkül etmekte olduğunu, müvekkili şirket içerisindeki payının %25,5392 olduğunu, genel kurulda hasmane bir tutumla hareket edildiğini, hasmane tutumun nedeninin ------- sergilenen basiretsiz yönetim ve bunun sonucunda doğmuş ve doğacak maddi zararları örtbas etmekte olduğunu, müvekkili ---- pay sahibi olduğu ------- dışında; yine ---- tüm pay sahiplerinin pay sahibi olduğu ----- isimli bir başka şirketinin bulunmakta olduğunu, ----- arasında ------- taşınmazın kullanımına ilişkin olarak kira sözleşmesinin akdedilmiş olduğunu, kira sözleşmesinin halen yürürlükte olduğunu, ------almış olduğu kararla mecura -----sürecine başlandığını, söz konusu ---- proje müellifi ---- anlaşıldığını, kendisinin ----- Tarihinde istifası üzerine ------şirketi ve proje müellifi ------ anlaşılarak proje ve inşaat işlerine devam edildiğini, İstifa eden proje müellifinin gerek idare nezdinde gerekse hukuk ve idari yargıda yasal süreçler başlatarak ---- tarihinden itibaren müelliflik hakkı iddiasında bulunduğunu, ----- taraf olmadığı ve bilgisi dışında ilerleyen davalarda ------aleyhine olacak kararlar tesis ettiğini, bu sürecin sonunda ------ kiracısı olduğu taşınmazın -----ruhsatının iptaline karar verildiğini, ---- tarihinde ----- bildirildiğini, müvekkilinin, ---- hissedar olduğunu, izah edildiği üzere ------ nolu mimari proje ile başlayan ve halen ------ inşası ile ilgili inşaat ruhsatı alındığını, inşaatın statik hatalarla bitirilerek yapı kullanım belgesi alındığını ve akabinde de ---- tarafından çalışma ruhsatının alındığının bilinmekte olduğunu, ----- Mahkemelerinin kararları mesnet gösterilerek ---- tarihli yazı ile inşaat ruhsatı------ tarafından iptal edildiğini, İptal kararı öncesinde, yine aynı idare -------- sayılı yazısı ile ruhsat iptaline dair karar alınacağını ----- bildirdiğini, gayrimenkul'un maliki olarak inşaat ruhsatı ve yapı kullanım belgesinin varlığının devamlılığının hukuki ve idari başta olmak üzere tüm yönleri ile ---- olduğunu, gelinen süreçte inşaat ruhsatının iptaline karar verilen ------ayı sonunda tebliğ edildiğini, İnşaat ruhsatının iptali halinde yapı ruhsatının da iptal edileceğini ve yapı ruhsatının altlık olması nedeniyle; müvekkilinin hissedarı olduğu ---- işyeri açma ruhsatının da iptalinin söz konusu olacağını,----- sağladığı istihdamın iş ilişkileri ve faaliyetleri düşünüldüğünde; ruhsat iptali ile mühürleme ile muhatap olmasının faaliyetinin kısmen ya da tamamen durması halinde, telafisi güç ve imkansız zararlar doğacağının tartışmasız olduğunu, aktifinde en büyük gelir kalemi olan bu işletmenin faaliyetinde aksama olması ve ruhsat iptallerinden ------ de zarar göreceği uğranılan bu doğrudan ve dolaylı zararların -----ardı edilmemesinin gerekmekte olduğunu, müvekkili tarafından hem pay sahibi, hem yönetim kurulu başkanı sıfatıyla yapılan yazılı ve sözlü tüm uyarı ve bilgi talebine cevap verilmediğini, ------ tarihli yazı ile birlikte alınan hukuki ve idari tedbirlerin neler olduğu,---- bildirdiği,---- sayılı idari işleme (inşaat ruhsatı iptali) karşı dava açılıp açılmadığı, bu hususta yürütmeyi durdurma kararı alınıp alınmadığı, bu hususta alınması gereken tedbirlerin neler olduğu, çalışma ruhsatının iptali halinde, işletmenin sağlıklı devamı ve çalışma huzurunun sağlanması açısından nasıl bir tedbirler alındığı, İnşaat ruhsatının iptali sonrası, yeniden mimari projelerin sunulması ve yeniden inşaat ruhsatı alınması sürecinin fiili inşaat durumu da dikkate alınarak nasıl yönetileceği, hususlarında bilgi verilmesini, zararın doğmaması adına alınması gereken tüm tedbirlerin alınmasını, aykırı eylemden dolayı ----- zarar görmeleri halinde ------ ayrı kusur oranlarına göre dava ve talep haklarının olduğunu ve genel sorumluluk kapsamında da her türlü dava ve talep haklarını saklı tuttuklarını, ----- yevmiye numaralı ihtarname ile ------- ve pay sahiplerine bildirildiğini, bu ihtarnamenin tebliğinden sonra ----- pay sahipleri arasında gerginliğin başladığını, müvekkili tarafından sorulan soruların cevaplarının verilmesinden ---- imtina edildiğini, nitekim ----- tarihinde gerçeklesen ve müvekkilinin yönetim kurulu başkanı olduğu dönemi de içeren şirket genel kurulunda; pay sahiplerince, gündemde madde olmamasına rağmen ------ mali yılına ilişkin bilânço, kar ve zarar hesaplarının okunması maddesinde, bilançoların onaylanmadığını, yönetim kurulunun azledildiğini, yönetim Kurulu üyelerinden 1 yönetim kurulu üyesinin dışında kalan üyelerin ibra edilmediklerini, ibra edilen 1 yönetim kurulu üyesinin de dahil olduğu yeni bir yönetim kurulunun seçildiğini, müvekkilinin iptali talep edilen gündem maddelerine tek tek muhalefet şerhlerini yazdırdığını, hasmane davranış ile ortada herhangi bir mesnet bulunmaksızın alınan kararların usul ve yasaya aykırı olduğunu; iptali için yok hükmünde sayılması için bu davayı açtıklarını,------ maddelerinin iptalinin gerekmekte olduğunu, dava konusu genel kurul ve oluşturulan yeni yönetim kurulu'nun -----tarihinde tescil edildiğini ve aynı gün --------- edildiğini, alınan kararların uygulanmasında müvekkili ve şirketin telafisi güç ve imkansız zarar göreceğinin aşikar olduğunu, gerek Yönetim kurulunun azli yeni-------- seçiminin gerekse finansal tablolar onaylanmadan, benimsenmiş kabul edilmiş bir gelir gider tablosu yok iken, gelirin dağıtımına karar verilmesinin usule, yasaya, dürüstlük kurallarına ve gerçeklere açıkça aykırı olduğunu, bu nedenle başta genel kurul toplantı tutanağının ------ Maddesi olmak üzere alınan tüm kararların ihtiyati tedbiren yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmesini tüm bu sebeplerden dolayı ------- numaralı kararlarının, şirketin menfaatine ve sermayesine zarar verici nitelikte olduğundan yokluğunun tespitini, bu talepleri kabul edilmediği takdirde iptaline karar verilmesini, dava konusu yapılan kararların yürütülmesinin tedbiren durdurulmasını, yargılama gideri ile vekalet ücretinin karsı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde;müvekkili şirketin, ------kurulduğunu, ----- süredir ağırlıklı olarak ölçü transformatörleri ve izolatörler tasarlamakta, üretmekte olduğunu, ------- sektöründeki lider firmalardan olduğunu ----- civarında çalışanıyla birlikte dünya çapında bir tedarikçi olduğunu,6.500.000,00 TL kayıtlı sermayesi bulunan bir şirket olduğunu, 18.04.2022 tarihli genel kurulda, 18.04.2025 tarihine kadar görev yapmak üzere; davacı ----- yönetim kurulu başkanı, -----kurulu başkan vekili, -----üyesi olarak seçildiklerini, yönetim kurulunun ------ yılına ilişkin genel kurul toplantısının ------ tarihinde yapılmasına karar verdiğini, usulüne uygun şekilde yapılan ilanlar ve çağrılar sonrasında, ---- tarihinde genel kurul toplantısının yapıldığını,------dışındaki tüm hissedarlar ve vekillerinin bu toplantıda hazır bulunduğunu gündem maddelerinin tek tek görüşülerek, yine kanunda belirlenen usul ve esaslar çerçevesinde 4.465.096,00 TL’ye tekabül eden hisse karşısında sadece davacı -------- tekabül eden hissesiyle, Genel Kurula katılanların %72,89’unun oyu ile karara bağlandığını, davacının öncelikle dava dilekçesinde, kendisinin de ortaklığı bulunan başka bir tüzel kişi olan ----- yönetimini eleştirdiğini orada yapılan yanlışlardan bahsettiğini ama davasını ------ kararların iptali için açıp, muhtelif soyut ve mücerret iddialar dile getirdiğini ,bu iddiaların hem hukuki bir temele dayanmadığını hem de gerçek dışı olduğunu, davacının, tüm davasını tamamen farklı bir tüzel kişiliği ilgilendiren olaylara dayandırarak mahkeme’yi yanlış yönlendirmeye çalışmakta olduğunu, davacı ----- şirketin şuandaki -------- kardeş olduğunu, 3 kardeşin toplamda şirketin yaklaşık %76 hissesine sahip olduğunu, davacının kendisinin genel kurulda da açıkça ifade ettiği ve Genel Kurul toplantı tutanağına da geçtiği üzere, kardeşlerinden sonra şirketi yönetme hakkının kendisinde olduğunu ve bu yönetimine kimsenin karışamayacağını düşünmekte olduğunu, ticari hayatın öyle olmadığını, davacının, kardeşlerine yapmış olduğu baskı sonucu şirketin yönetimini devraldıktan sonra birçok radikal kararlar alarak şirketi iyi yönetemediğini, kardeşleri dahil tüm ortaklarla arasının açıldığını, şirketin dışarıya karşı olan itibarını zedelediğini, davacının -------numaralı kararlarının iptalini istediğini., davacının, genel kurulda alınan kararların şirket menfaatine aykırı olduğunu ileri sürmekte olduğunu, ancak, bu iddiaların somut delillerle desteklenmediğini, alınan kararların, şirketin stratejik hedefleri doğrultusunda, kurumsal yapının güçlendirilmesi ve sürdürülebilir büyüme sağlanması amacıyla alınmış olduğunu, şirketin uzun vadeli menfaatlerine hizmet etmekte olduğunu, davacının dilekçesinde yılsonu finansal tabloların denetimden geçmiş olmasının özel bir durum gibi lanse etmeye çalıştığını ve denetimden geçmiş finansal tabloların kabul edilmeme imkanı olmadığını vurgulamaya çalıştığını, Fakat TTK m. 397/6 uyarınca denetimi yaptırılmayan finansal tabloların kanunen düzenlenmemiş sayıldığından, bu gibi finansal tabloların genel kurul gündeminde görüşülemeyeceğini,dolayısıyla genel kurulun kabulüne sunulabilecek finansal tabloların denetimden geçmiş olmasının şart olduğunu, davaya konu Genel Kurul toplantısında finansal tablolardan ve şirketin gidişatından memnun olmayan, şirketten bir önceki Genel Kurulda da açıkça talep edilmesine rağmen yeterince bilgi alamayan ortakların bilanço ve finansal tabloları onaylamayarak yönetim kurulunu değiştirdiklerini, bu kararın ne finansal tabloların mali denetimden geçmiş olmasıyla ne de dava konusu-------- şirketindeki olaylarla ilgisinin olduğunu, gerçeğin davacının geçimsizliği ve şirketi kötü yönetmesi sebebiyle genel kurul'un davacıyı ve kurduğu yönetimi görevden aldığını, davacının yapmış olduğu işlerle ilgili yeterli bilgiye sahip olmayan ortakların mali tabloları onaylamış olsalardı, ------- ışığında yönetim kurulunu da ibra etmiş sayılacağını ve şirketi uğratmış oldukları muhtemel zararlardan dolayı sorumluluklarına gidilemeyeceğini, davacının dava dilekçesinde, ibra konusunda iyi niyet kurallarına aykırı davranıldığını iddia ettiğini lakin ibra ile ilgili olan 5. Maddenin iptalini talep etmediğini, doktrinde çoğunluğun savunduğu görüşe göre; ibra kararının, yönetim kuruluna değil, kurulun üyelerine verilmekte olduğunu. dolayısıyla ibra kararının, sadece bir kısım yönetim kurulu üyeleri hakkında da verilebileceğini, anonim ortaklıkta genel kurul, yönetim kurulu veya denetim kurulu üyelerinin ve müdürlerin tamamını kapsayacak tek bir kararla ibra kararı verebileceği gibi, her bir üye veya müdür hakkında tek tek karar vermek suretiyle bazı üyelerin ibrasından kaçınılabileceğini, böyle bir durumda genel kurulca, ibra edilmeyen üye veya müdür hakkında sorumluluk davası açma hakkının saklı tutulmuş olacağını, davaya konu genel kurul toplantısında da ibra konusunun görüşüldüğünü ve genel kuruldan çok önce davacı tarafından ----- istifası istenen, neredeyse hiçbir operatif karara dahil edilmeyen ------ ibra edildiğini, davacının sunmuş olduğu ------ isabetle birlikte hareket eden Yönetim Kurulunun birlikte sorumlu olması gerekliliğinden bahsettiğini, Lakin dava konusu olayda böyle bir durumun olmadığını, aksine istifası talep edilmiş, tamamen dışlanmış ve işlerden soyutlanmış, imza sirkülerinde ismi görünmeyen bir üyenin ibra edilmesinin olduğunu, bu sebeplerle, usulüne göre alınmış bu kararın iptalini gerektirecek geçerli bir sebebin olmadığını, genel kurul toplantısının usulüne uygun yapıldığını, müvekkili şirketin genel kurul toplantısının, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve şirket esas sözleşmesi hükümlerine uygun olarak gerçekleştirildiğini, toplantının, tüm pay sahiplerine usulüne uygun bir şekilde duyurulduğunu ve katılımın sağlandığını, toplantıda alınan kararların, yasal çoğunlukla kabul edilmiş olup, kararların geçerliliği açısından hiçbir hukuka aykırılık bulunmamakta olduğunu, tüm bu sebeplerden dolayı davanın reddini, masraf ve ücreti vekaletin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava davalı şirketin ------ tarihinde icra edilen genel kurul toplantısında alınan ----- numaralı kararların dava dilekçesinde dile getirilen nedenlerden dolayı iptaline karar verilmesinin hukuken mümkün olup olmadığı, alınan kararların şirket ana sözleşmesine, ticaret kanununun amir hükümlerine ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığına,alınan kararlarda resen dikkate alınması gereken yokluk veya butlan nedenleri olup olmadığına ilişkindir. ----- sayılı ilamında yokluk butlan ve iptal kavramları detaylı olarak anlatılmış olup konunun önemine binaen aşağıda aynen alıntılanacaktır. ---- Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü hakkında açıklama yapılmasında yarar bulunmaktadır. ----- işlem, bir veya birden çok kişinin hukuk düzeninin öngördüğü sınırlar içinde gerektiğinde diğer unsurlarla birlikte hukukî sonuçlar doğurmaya yönelik irade açıklamasından oluşan hukukî bir olgudur. İrade açıklamasının yönelmiş olduğu hukukî sonuç, bir hakkın veya hukukî ilişkinin kurulmasından, değiştirilmesinden, devredilmesinden veya ortadan kaldırılmasından ibaret olabilir. Bir hukukî işlemin meydana gelmesi, hüküm ve sonuçlarını doğurabilmesi, birden çok kişinin irade beyanına bağlı ise bu hukukî işlemlere iki veya çok taraflı hukukî işlem denir. Çok taraflı hukukî işlemler, sözleşme ve karar olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Karar, aynı gruba dâhil kişilerin ortak bir iş veya amaca ilişkin olarak başkana yöneltilmiş irade beyanıdır. Dolayısıyla hukukî işlemlerin hükümsüzlük hâlleri “karar” için de geçerlidir. Dolayısıyla karar şeklindeki bir hukukî işlemin hükümsüz olması, onun yöneldiği hukukî sonucu gerçekleştirme gücünün olmadığı anlamına gelmektedir.15. Sermaye şirketlerinde genel kurul kararlarının doğrudan veya dolaylı etkilerini gösterebilmeleri her şeyden önce hukuk kurallarına aykırı bulunmamalarına, hukuken mevcut ve geçerli olmalarına bağlıdır. Kararların mevcudiyet ve geçerlilik şartları, kanun koyucu tarafından şirketin, azınlığın, şirket alacaklılarının ve müstakbel pay sahiplerinin hak ve çıkarları ile kamu düzeninin diğer gerekleri göz önünde bulundurulmak suretiyle çeşitli kanun hükümleriyle tespit edilmiştir. Meydana gelişi veya içeriği bakımından bu hükümlere ve bunların ışığında düzenlenmiş olan şirket esas sözleşmesine aykırı bulunan kararlar hukuken hükümsüz olurlar. Genel kurul kararlarında bu hükümsüzlük, ihlâl edilen hukuk kuralının niteliğine göre iptal edilebilirlik, butlan veya yokluk olarak karşımıza çıkmaktadır.----- Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden iptal edilebilirlik anonim şirketlere yönelik olarak somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesinde ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. 6762 sayılı TTK’nın 536. (6102 sayılı TTK’nın 622.) maddesi yollamasıyla anonim şirket genel kurul kararlarının iptali hakkındaki hükümlerin limited şirket için de uygulanması gerekecektir. 6762 sayılı TTK’nın 381. (6102 sayılı TTK’nın 445.) maddesi gereğince kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açılabilecektir. İptal davasına konu bir genel kurul kararı, şekil veya içeriği bakımından sakat olsa bile iptaline dair hüküm kesinleşinceye kadar geçerli bir karar olarak kabul edilir. Süresinde ve usulüne uygun olarak açılan bir iptal davasında verilen iptal kararı kesinleşirse, bu karar geçmişe etkili olarak hüküm doğurur. Kararın alınmasından itibaren üç ay içinde dava açılmazsa veya açılan dava reddedilirse söz konusu aykırılık ve bu nedenle kararın iptal edilebilirliği artık ileri sürülemez.
17. Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden butlan, 6762 sayılı TTK’da ayrıca düzenlenmemiştir. Ancak 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 20. maddesinde düzenlenen butlan yaptırımı, genel kurul karalarının butlanı hakkında da uygulanmaktadır. Bu itibarla emredici hukuk kurallarına, ahlaka aykırı veya imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılmaktadır. Öte yandan 6102 TTK’nın 447. maddesi ile genel kurul kararlarının butlanı açıkça düzenlenmiştir. Buna göre genel kurulun, özellikle; pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran; pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran; anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararları batıldır. 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde genel bir düzenleme yapılmamış, sadece örnek niteliğinde butlan sebepleri sayılmakla yetinilmiştir. Dolayısıyla 6102 sayılı TTK’nın 447. maddesinde sayılmayan durumlarda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesi uygulanacak; emredici hukuk kurallarına, ahlaka, kamu düzenine ve kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan genel kurul kararları da batıl sayılacaktır. 18. Batıl bir hukukî işlem, unsurları itibariyle şeklen ve fiilen mevcut olmakla birlikte, konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hukukî hüküm ve sonuçları daha başlangıçtan itibaren kesin olarak hükümsüzdür. Bu kesin hükümsüzlük kural olarak düzeltilemez nitelikte olup hukukî yararı bulunan herkes tarafından bir süre ile sınırlı olmaksızın ileri sürülebilir. Mahkemeye sunulmuş olan olaylardan anlaşılmak koşuluyla hâkim tarafından res’en göz önünde tutulur. ----- Genel kurul kararlarının hükümsüzlük hâllerinden olan yokluk, ne 6762 sayılı TTK’da ne de 6102 sayılı TTK’da düzenlenmemiştir.Yokluk yaptırımının kanunlarda düzenlenmemiş olması, yokluk yaptırımının hukukî işlem niteliğinde olan genel kurul kararları hakkında uygulanamayacağı anlamına gelmemektedir. Bir hukukî işlem, meydana gelişi bakımından emredici hukuk kurallarına aykırı ise o işlem yok hükmündedir. Meydana gelişe ilişkin olan emredici hukuk kuralları, hukukî işlemin unsurlarını oluşturan, onun mevcudiyet şartlarını belirleyen kurucu-şekli nitelikteki hükümlerdir. İçeriğe ilişkin emredici hukuk kurallarına aykırılık hâlinde butlan söz konusu olup hukukî işlem şeklen mevcut olmakla birlikte konusu ve içeriği bakımından amaçlanan hüküm ve sonuçları, daha başlangıçtan itibaren hiç kimseye karşı meydana gelmez. Kurucu-şekli nitelikteki emredici hukuk kurallara aykırılık hâlinde ise yokluk söz konusu olup kurucu unsurların veya kanuni şeklin eksikliği sebebiyle hukukî işlem şeklen meydana gelememektedir. Dolayısıyla butlanda hukukî işlemin meydana gelmesi için gerekli olan içerik unsurları vardır; fakat hukuk düzeni bu içerik bakımından amaçlanan sonuçların meydana gelmesini kesinlikle reddetmektedir. Yoklukta ise hukukî işlem için gerekli olan içerik şekli bakımdan dahi meydana gelmiş değildir ------Görüldüğü üzere yokluk ve butlan arasında, sebepleri yönünden bir farklılık olmakla birlikte ayrıca bu iki kavrama bağlanan hukukî sonuçlar da, sınırlı da olsa, farklıdır. Bu farklardan birisi hukukî tahvil müessesesidir. Hukuken yok olan bir işleme hiçbir sonuç bağlanması mümkün değilken şeklen mevcut ancak batıl olan hukukî işleme hukukî tahvil yoluyla bir hukukî sonuç bağlanması mümkündür. Yokluk ile butlan arasındaki en önemli fark ise TMK’nin 2. maddesi gereğince hakkın kötüye kullanılması yasağı bağlamında ortaya çıkar. Butlan durumunda şekli anlamda bir genel kurul kararı mevcut olduğundan bu kararı ve butlan sebeplerini bilen bir kişinin aradan uzun bir süre geçtikten sonra dava veya itiraz yoluyla genel kurul kararının butlanına dayanması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olabilir. Hâkim butlanın ileri sürülmesinin dürüstlük kuralına aykırı veya hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup olmadığını her olayda re’sen ve ahval ve şartların heyeti umumiyesini göz önünde tutarak serbestçe takdir edecektir ------Oysa yokluk durumunda, ortada şekli bakımdan dahi bir genel kurul kararı bulunmadığından bunun yokluğunun tespit edilmesinin istenmesi hiçbir şekilde hakkın kötüye kullanılması kapsamında değerlendirilemeyecektir -----Yokluğun bir hukukî işlemin kurucu unsurlarındaki eksikliği ifade etmesinden hareketle genel kurul kararlarının yokluğunun tespitine karar verilmesi için öncelikle kurucu unsurlarının neler olduğunun belirlenmesi gerekir. Genel kurul kararlarının kurucu unsurları “genel kurul” ve “karar”dır. Dolayısıyla bir genel kurul, kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde toplanmış veya kanunun öngördüğü kurucu-şekli emredici hükümlerine aykırı bir şekilde karar almışsa, alınan bu karar yoklukla maluldür. Örneğin usulüne uygun çağrı yapılmadan toplanan genel kurullarda alınan kararlar, toplantı ve karar nisaplarına riayet edilmeksizin alınan kararlar, Bakanlık temsilcisinin bulunması gerektiği hâllerde temsilci olmaksızın gerçekleştirilen toplantılarda alınan kararlar, hakkında hiç oylama yapılmadığı hâlde yapılmış gibi gösterilen kararlar kurucu-şekli unsurları eksik olduğundan yoklukla malul kararlardır..." belirtmiştir. 6102 sayılı TTK'nın 445. Maddesi " 446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler." hükmüne haizdir. Mahkemeizce taraf delilleri toplanmış alanında uzman mali bilirkişi ile ticaret hukuku akademisyen bilirkişiden rapor alınmıştır. Davacı genel kurulda alınan 1 nolu maddenin iptalini istemiş olup maddenin toplantı başkanlık divanı oluşumuna ilişkin olduğu, divan başkanlığına seçilen şahsın tarafsız olamayacağı yolunda itiraz ileri sürülmüş ise de pay sahibinin dahi genel kurulda toplantı başkanı seçilmesinde bir mani olmadığından bu kişinin seçiminde kanun, ana sözleşme ve dürüstlük kuralına aykırı bir yön tespit edilememiştir. Keza 2 nolu gündem maddesi bakımından da bir butlan veya iptal nedeni tespit edilememiştir. Davacı genel kurulun 4 numaralı maddesinin iptalini talep etmiştir. Bu maddede 2023 yılı mali dönemine ilişkin bilanço kar-zarar hesaplarının ( finansal tabloların) oy çokluğu ile kabul edilmemesine karar verilmiş aynı zamanda gündemde yer almamasına rağmen yönetim kurulu üyelerinin azli ile yenilerinin seçimine dair karar alınmıştır. TTK.m.408/2 b ve d hükümleri gereğince yönetim kurulu üyelerinin seçimi, azli ve yenilerinin seçimi ile finansal tablolara (bilanço ve gelir tablosu) ilişkin kararların alınması genel kurulun devredilmez yetkilerindendir. Yine TTK.m.413/3 gereğince YK üyelerinin görevden alınıp yenilerinin seçilmesi yıl sonu finansal tabloların müzakeresi ile ilgili sayılır ve ayrıca gündemde madde bulunması aranmaz.--------gündeme bağlılık ilkesi tekrar vurgulandıktan sonra, gündeme bağlılık ilkesinin istisnaları sayılmış ve bunlar arasında finansal tablolarla ilgili gündem maddesiyle bağlantılı olarak veya örnek kabilinden sayılan haklı sebeplerle ---- üyelerinin azli ve yenilerinin seçimi maddesinin her zaman gündeme eklenebileceği düzenlenmiştir. ----- Aşağıda belirtilen istisnalar dışında, toplantı gündeminde yer almayan konular görüşülemez ve karara bağlanamaz.
c) Yönetim kurulu üyelerinin görevden alınmaları ve yenilerinin seçimi hususları, yıl sonu Anansal tabloların müzakeresi maddesiyle ilgili sayılır ve gündemde konuya ilişkin madde bulunup bulunmadığına bakılmaksızın istem halinde doğrudan görüşülerek karar verilir.
ç) Gündemde madde bulunmasa bile, yolsuzluk, yetersizlik, bağlılık yükümünün ihlali, birçok şirkette üyelik sebebiyle görevin ifasında güçlük, geçimsizlik, nüfuzun kötüye kullanılması gibi haklı sebeplerin varlığı halinde, yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yerinehaklı sebeplerin varlığı halinde, yönetim kurulu üyelerinin görevden alınması ve yerine yenilerinin seçilmesi hususları genel kurulda hazır bulunanların oy çokluğuyla gündeme alınır.Somut olayda, tarafların iddia ve savunmaları bir bütün olarak incelendiğinde, davacının görev yaptığı döneme ilişkin finansal tablolar oyçokluğuyla tasdik edilmemiş ve biri hariç------ azline karar verilmiş olduğu, davacıya finansal tablolara yönelik doğrudan bir yolsuzluk isnat edilmemekle birlikte uzun süre yurtdışında yaşaması sebebiyle ------ koşullarını bilmemek bağlamında yetersizlik ve geçimsizlik isnat edildiği anlaşılmaktadır.Ara tespit olarak; ----- finansal tablolarının onaylanmaması gerekse davacının YK üyeliğinden azlinin kanuna ve esas sözleşmeye aykırı bir yönü bulunmadığı son ucuna varılmıştır. Zira yöneticileri azletmek ve yerine yenilerini seçmek genel kurulun münhasır yetkisinde olan bir konudur. Dosyaya ibraz edilen deliller iddia ve savunmalar birlikte değerlendirildiğinde ortaklar ile davacı arasında geçimsizlik ve güvensizlik olduğu sabittir. Davalı şirketin davacı ile ihtilaf halinde olan ortakları tarafından genel kurul öncesinde Genel kurul gündemine yönetim kurulu üyelerinin yeniden seçimi ile ilgili madde eklenmesini talep ettikleri, söz konusu ihtarın noter aracılığı ile gönderildiği ancak gündeme bu maddenin eklenmediği görülmüştür.Şirkette çoğunluk hissedarlar ile davacı arasında güven ilişkisi kalmamış geçimsizlik baş göstermiştir. Azil ve yeni yöneticilerin seçimine dair iptal talebi yerinde değildir. Bununla birlikte, finansal tabloların tasdik edilmemesine ve buna bağlı olarak, davacının azline yönelik genel kurlu dürüstlük kuralları yönünden de incelenmesi gerekir. Zira gerek TTK.m.445/1 gereğince gerekse TMK.m.2 gereğince hakların kullanılmasında dürüstlük kurallarına uyulması ve hakkın kötüye kullanılmaması gerekir. Dava konusu 4 nolu genel kurul kararı alınırken yapılan müzakereler ve muhalefet şerhleri ile eldeki dosyadaki taraf beyanları incelendiğinde, davacı ile diğer şirket ortakları ve yöneticiler arasında, birlikte ortak oldukları dava dışı başka bir şirkette gelişen olaylar etrafında bir çekişme ve husumet olduğu, bunların davalı şirketteki yönetici ve pay sahibi ilişkilerine de yansıdığı, netice olarak somut davada davacı ------üyesine geçimsizlik ve yetersizlik isnat edilmekle birlikte açık bir yolsuzluk isnadı bulunmadığı görülmektedir. Bilirkişi heyetinde bulunan mali müşavir bilirkişi davacının yönetimde olduğu dönemdeki şirket finansal tablolarını detaylı olarak analiz etmiştir. Özeti raporun ------ Sayfalarında mevcuttur.Davalı şirketin finansal tabloları bağımsız denetimden de geçmiştir. Bu tespitler doğrultusunda, şirketin ---- yılında iyi yönetildiği, gerek mali durumunun gerekse rasyonlarının pozitif olduğu anlaşıldığından, ---- finansal tablolarının tasdik edilmemesine dair ----nolu kararın kanuna ve esas sözleşmeye aykırı bir yönü bulunmamakla birlikte dürüstlük kurallarına aykırı olduğu sonucuna varılmış genel kurulda alınan bu kararın iptaline karar verilmiştir. --- nolu seçim maddesinde yukarıda açıklandığı üzere kanuna ana sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırı bir yön yoktur. Davacı genel kuruldaki kar dağıtımı ile ilgili 7. Maddenin iptalini talep etmiştir. Madde incelendiğinde şirketin kar dağıtımı kararı aldığı görülmüştür.Genellikle şirketlerde çoğunluk pay sahiplerinin şirketin finansal ihtiyaçları gerekçesiyle karın şirket bünyesinde tutulmasını ve dağıtılmamasını istedikleri, buna karşılık azınlık pay sahiplerinin kar dağıtımı istedikleri bilinmekle birlikte somut davada durum tersinedir. Davacı pay sahibi ile diğer tüm pay sahipleri arasında bir kamplaşma oluştuğu, davacı hangi yönde talepte bulunur veya oy kullanırsa diğerlerinin tam tersi yönde kararlar aldığı görülmüştür. Netice olarak kar dağıtımına ilişin ----nolu karar yönünden kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kurallarına aykırılık tespit edilmemiştir. Son olarak genel kurulda alınan 8 numaralı karar yönünden ; Mali bilirkişinin konuya ilişkin tespit ve analizlerine göre;
A) ----yılında %37,5 artışla ----- yılında % 127,27 artışla ---- yılında %100 artışla ---- yılında %100 artışla 200.000 TL ödenmesinin kararlaştırıldığı,
B) 13.06.2024 tarihli genel kurulda karar verilen ------Ay huzur hakkı ücretinin her bir yönetim kurulu üyesi bakımından şirkete olan yıllık brüt maliyetinin 3.538.238,81 TL olduğu, 5 kişiden oluşan yönetim kurulu üyelerine ödenmesine karar verilen huzur hakkı ücretinin şirkete olan yıllık maliyetinin 17.691.194,05 TL (3.538.238,81 TL * 5) olarak hesaplandığı, bu miktarın; şirketin 2023 yılı net kârının % 6,14'üne, ortaklara dağıtılmasına karar verilen 126.328.138,00 TL kârın % 14'üne tekabül ettiği,
C) ----- tar şenel kurulda ödenmesine karar verilen huzur hakkı ücretinin, davacının da yönetim kurulu üyesi olduğu ----- yıllarındaki (Davacı 2023 yılında yapılan genel kurulda 70.000,00 TL ödenmesini teklif etmiştir) uygulamalara nazaran uyumlu olduğu Tespit edilmiştir.
Netice itibarı ile davalı şirketin ilgili yıllardaki ciro ve karlılık durumlarına, geçmiş yıl uygulamalarına, benzer şirketlerdeki yöneticilerin aldıkları ücretler nazara alındığında kararlaştırılan ücretlerin aşırı yüksek olmadığı, benzer şirketlerdeki ---- ücretleri ile uyumlu olduğu sonucuna varılmıştır. Açıklanan sebeplerle 8 nolu karar yönünden, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kurallarına aykırı bir yön tespit edilememiştir.
Tüm bu anlatılan nedenler, denetime el verişli bulunan bilirkişi heyeti raporu birlikte değerlendirilmiş davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere ;
1-Davanın kısmen kabulüne;
A- Davalı şirketin ------- tarihinde icra ettiği genel kurul toplantısında --- numaralı madde ile alınan ----- dönemine ilişkin bilanço kar-zarar hesaplarının ( finansal tabloların) oy çokluğu ile kabul edilmemesine dair kararın dürüstlük kurallarına aykırı olması nedeni ile İPTALİNE,
B-Davacının diğer maddelere dair istemlerinin reddine
2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL maktu harcın peşin alınan 427,60 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 187,80 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan 427,60 TL başvurma harcı, 427,60 TL peşin harç, 16.000,00 TL bilirkişi ücreti,1.517,00 TL tebligat ve posta gideri olmak üzere toplam 18.372,20 TL yargılama giderinin takdiren yarısı olan 9.186,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Av. Asg. Üc. Trf.'ne göre, 45.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine,
6-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının talep halinde taraflara iadesine,
Dair karar, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun İstinafa ilişkin hükümleri doğrultusunda, kararın tebliğ tarihinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde (HMK'nın 345. maddesi), mahkememize veya başka bir yer mahkemesine dilekçe ile başvurmak (HMK'nın 343. maddesi) ve istinaf harcı ile gerekli giderlerin tamamen ödemek (HMK'nın 344. maddesi) suretiyle, ---------Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere, taraf vekillerinin yüzüne karşı, oy birliği ile açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!