Anahtar kelimeler: Pazar Şer Trabzon Esnasında Paylı Maliki İli İlçesi Mahallesi Sınırın
1. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., █████████ K.
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Pazar (...) 1. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı; ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 3 96... parsel sayılı taşınmazın maliki olduğunu, 3 96... parsel sayılı taşınmazın ise 1/2'şer paylı olarak taraflar adına ve 3 96... parsel sayılı taşınmazın davalıya ait olduğunu, belirtilen taşınmazlar arasındaki sınırın kadastro çalışmaları esnasında hatalı tespit edildiğini, ayrıca davalıya ait 3 96... parsel sayılı taşınmaz içerisinde patika bir yol bulunduğunu, ne var ki bu yolun da kadastro çalışmaları sırasında gösterilmediğini ileri sürerek keşifte ayrıca zeminde göstereceği 3 96... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 30, 00... 'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacıya ait 3 96... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine yine 3 96... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 20, 00... 'lik kısmının tapu kaydının iptali ile davacıya ait 3 96... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine bunların mümkün olmaması halinde ise ayrı birer parsel numarası verilerek adına tapuya tesciline, 3 96... parsel sayılı taşınmazın yaklaşık 3-4 m2'lik kısmının da tapu kaydının iptali ile patika yol olarak tapudan terkinine karar verilmesini istemiş, 13.02.2020 tarihli ıslah dilekçesi ile bilirkişi raporunda (G) harfli gösterilen kısmın dava dilekçesinde sehven yapılan hata ile unutulduğunu belirterek 27.11.2019 tarihli fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen 13,85 metrekarelik alanın tapusunun iptali ile yol olarak terkin ve tescil dışı bırakılmasına, (H) harfi ile gösterilen 18,08 metrekarelik alanın tapusunun iptali ile 3 96... parsele eklenmesine, bu mümkün olmazsa ayrı parsel olarak davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (C) harfi ile gösterilen 25,52 metrekarelik alanın tapu kaydının iptali ile 3 96... parsele eklenmesine, bu mümkün olmazsa ayrı parsel numarası ile adına tapuya kayıt ve tesciline, (B) harfi ile gösterilen 3,55 metrekarelik alanın tapu kaydının iptali ile yol olarak terkin ve tesciline, (G) harfi ile gösterilen 2,07 metrekarelik alanın tapu kaydının iptali ile 3 96... parsele eklenmesine, bu mümkün olmazsa ayrı parsel numarası ile adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı; dava konusu taşınmazların yaklaşık 26 yıldır muris ... tarafından yapılan paylaşım doğrultusunda kullanıldığını, söz konusu paylaşım sonucunda 3 96... parsel sayılı taşınmazın tamamının kendisine, 3 96... parsel sayılı taşınmaz ve üzerindeki binanın ise 1/2'şer paylı şekilde davacı ve kendisine bırakıldığını, parsel sınırlarını gösteren sınır çizgileri, duvar, yakılmış incir ağacı gibi unsurların zeminde mevcut olduğunu, taraflar arasında sınırla ilgili olarak bugüne kadar herhangi bir anlaşmazlık yaşanmadığını, kadastro tespitinin de kullanıma uygun olarak gerçekleştirildiğini, davacının hiçbir itirazda bulunmayarak kadastro tespitini zımnen de olsa kabul ettiğini, yıllarca hiçbir itirazda ve hak talebinde bulunmayan davacının arada herhangi bir değişiklik olmamasına rağmen şimdi hak iddia etmesinin kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, taraflar arasındaki anlaşmazlığın 1 38... parseller arasında yer alıp sınırı belirleyen ve esasen kendisine ait bulunan incir ağacının davacı tarafından yakılmasıyla başladığını, dava konusu taşınmazların sınırlarının kadastro sırasında doğru olarak ve gerçek kullanıma uygun şekilde tespit edildiğini belirerek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 23.06.20 20... /246 E., ████████ K. sayılı; davanın kabulü ile ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesi 27.11.2019 tarihli fen bilirkişisi ekli krokide mavi renk ile boyalı (A) harfi ile gösterilen 13, 85... 'lik kısmının ve krokide (B) harfi ile gösterilen 3, 55... 'lik kısmının tapu kaydının iptali ile yol olarak tescil harici bırakılmasına, (H) ile gösterilen 18, 08... 'lik kısmının tapu kaydının iptali ile 3 96... parsel nolu davacıya ait taşınmaza eklenmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, (G) harfi ile gösterilen 2. 07... 'lik kısmın tapu kaydının iptali ile 3 96... parsel nolu davacıya ait taşınmaza eklenmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, ( C) ile gösterilen 25. 52... 'lik kısmın tapu kaydının iptali ile 3 96... parsel nolu davacıya ait taşınmaza eklenmek suretiyle davacı adına tapuya kayıt ve tesciline ilişkin verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 25.02.2021 tarihli ████████ E., ████████ K. sayılı kararı ile, kararın gerekçesiz olduğu, fen bilirkişi raporunun yeterli olmadığı gerekçesiyle kararın kaldırıldığı; İlk Derece Mahkemesinin 18.01.20 22... /64 E., ███████ K. karar sayılı; yapılan keşifte alınan beyanlara göre terkini talep edilen kısmın tüm mahallelinin kullandığı bir yol olmadığı, davacının bu yönde de bir iddiasının bulunmadığı, kadim bir yol olmadığından terkin talebinin reddi gerektiği, yine dava konusu taşınmazların kök muris ...'dan kalma olduğu, kök muris tarafından yapılan paylaşım neticesinde kadastro tespitinden de önceki bir tarihten beri uzun yıllardır dava konusu taşınmazların tarafların tasarrufunda olduğu, dava tarihine kadar herhangi bir anlaşmazlık çıkmadığı, keşifte alınan mahalli bilirkişi ve tanık beyanlarının uyuşmazlığı çözecek nitelikte beyanlar olmadığı, tarafların kök murisi zamanında sınır anlaşmazlığı bulunmadığı da dikkate alınarak ispatlanamayan davanın reddine ilişkin kararının ise davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 13.05.20 22... /528 E., ████████ K. sayılı kararı ile eksik araştırma nedeniyle kararın kaldırıldığı; İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 09.01.2023 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 2, 26... ’lik ve (C) harfi ile gösterilen 17, 02... ’lik kısımlara ilişkin taşınmazların köylü tarafından kullanılan bir yol olmadığı, her iki tarafın evlerine giden beton zemine sahip yol olduğu, her ne kadar davalı tarafından bu alana ilişkin olarak davacı ile paylı olarak tescil edilmesini kabul ettiği ve bu nedenle davanın reddedilmeden önce bu hususun değerlendirilmesi gerektiği iddia edilebilir ise de HMK'nın 26. maddesinde düzenlenen taleple bağlılık ilkesi uyarınca, davacı tarafın talebinin tescil harici bırakma yönünden olduğu, keşif mahallinde davacı asıl ve davacı vekilinin bu kısmın tescil harici bırakılmasını talep ettikleri, daha sonradan talebe ilişkin herhangi bir ıslah işlemi de yapılmadığından bu kısımlar yönünden davanın reddine, (B) harfi ile gösterilen 0,78-m²'lik ve (D) harfli ile gösterilen 27,69-m²'lik kısımlar yönünden davanın kabul nedeniyle kabulüne, (E) harfli kısım yönünden ise davacının zemine beton attığı ancak bu betonun haricinde de ortak alana kalan yer olduğu iddia edilmiş ise de hayatın olağan akışında, özellikle taraflar gibi uzun süre aralarında husumet bulunan, ihtilaflar üzerine mevcut ağacın kesildiği bir yerde betonun tüm alana atılmayarak yalnızca bir kısma atılmasının da olağan akışa uygun olmadığı, davalı tanıklarının beton atılan yerine gidip gelinen yol olduğu, yıllardır bu şekilde kullanıldığı, bunun dışındaki kısmın davalıya ait olduğu şeklindeki beyanları dikkate alındığında, davalı tarafından 139 parsele ait ortak alan olarak ikrar edilen (Ek-2 kroki, beton atılan alan) ve yine davalı tanıkları Mustafa Sinanoğlu, ... tarafından da sınır olarak gösterilen (ek-4 kroki, beton atılan alan) (E1) harfli 13, 86... ’lik kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, davacının fazlaya ilişkin (E2:3, 55... , E3:1, 60... ) talebinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; keşif zaptında tarafların uyuşmazlık konuları olarak fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A), (B), (C), (D) ve (E) harfleriyle gösterilen kısımları gösterdikleri, davacının keşif sırasındaki imzalı beyanında (C) harfli kısmın taraflara ait 139 sayılı taşınmazda kaldığı, tapu kaydının iptal edilerek tescil harici yol olarak tapuya tescil edilmesini talep ettiği, bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde (C) harfiyle gösterilen kısmın dava konusu olmadığına yönelik itirazı bulunmadığı, davacı vekili tarafından ilk kaldırma kararından önce dosyaya sunulan 13.02.2020 tarihli ıslah dilekçesinde 3 96... parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporuna ekli krokide (G) harfi ile gösterilen kısmının tapusunun iptali ile davacıya ait 3 96... parsel sayılı taşınmaza eklenmesine karar verilmesini talep ettiği, istinaf incelemesine konu karara ekli krokide (B) harfi ile gösterilen kısmın da aynı kısım olduğu, bahse konu taşınmaz bölümüne yönelik davacının ıslah dilekçesinin bulunduğu, nitekim keşif esnasındaki imzalı beyanlarında da davacının (B) kısmının adına tescilini talep ettiği, davalının ise bu kısmın davacıya ait olup adına tesciline karar verilmesini kabul ettiği, (D) harfli kısım yönünden de davalının kabul beyanı bulunduğu, (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünün yol vasfında olduğu ancak sadece davacı ile davalı tarafından kullanıldığı, dolayısıyla özel yol niteliği taşıdığı, çekişmeli taşınmaz bölümünün özel yol olarak davacı adına tescili istemiyle açılmış bir davada nizalı bölümün genel yol olduğunun belirlenmesi halinde çoğun içinde az da vardır kuralı gereğince nizalı kısmın genel yol olarak terkin edilmesi mümkün iken genel yol olarak terkin talebiyle açılmış ve özel yol vasfıyla tescile yönelik herhangi bir talebin bulunmadığı bir davada, çekişmeli taşınmaz bölümünün özel yol olduğu belirlense dahi çoğun içinde az da vardır kuralının uygulanmasının mümkün olmadığı, (E1) harfi ile gösterilen kısım yönünden kararda isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 353/(1).b.1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; (A) harfli kısma ilişkin davanın başından beri tarafların kullanımında olan yoldan bahsedildiği, kadim yoldan söz edilmediğini, talebin taraf adına yol vasfıyla tescile ilişkin olduğunun açık olduğunu, bunun dışında anlaşılması halinde maddi hata düzeltim imkanı tanınması gerektiğini, (A) harfli kısmının zemindeki yola ilişkin bağlantı yolu olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesince çoğun içinde az da vardır kuralının yanlış uygulandığını, davacıdan talebini açıklamasının talep edilmesi gerektiğini, davalının taraflara ait yol olduğunu kabul ettiğini, (E) harfli kısma ilişkin talebin gerekçesiz olarak reddedildiğini, duvarın sabit sınır olduğunu, davalının bu kısma ilişkin beyanını değiştirdiğini, (C) harfli kısmın ise dava konusu edilmediğini (A) harfli kısmın devamı olarak gösterildiğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde (B) harfli kısma ve buranın 141 parselden ifrazına ilişkin talep olmadığını, taleple bağlılık ilkesine aykırı davranıldığını, ıslah tarihi itibariyle 10 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, ayrıca ilk rapordaki (G) ile son rapordaki (B) harfli kısımların m2 olarak farklı olduğunu, ilk kaldırma kararında bu raporun yetersizliğinden bahsedilmesine rağmen gerekçeye alındığını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de hatalı olduğunu belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dava, kadastro öncesi nedene dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.
Dosya içeriğinden; ... ili, ... ilçesi, ... köyü 3 96... parsel sayılı 2.262, 19... miktarlı çay bahçesi ile 3 96... parsel sayılı 74, 34... miktarlı bahçe nitelikli taşınmazların davalı ..., 3 96... parsel sayılı 77, 32... miktarlı bahçe nitelikli taşınmazın davacı ... ... ve 3 96... parsel sayılı 275, 69... miktarlı yığma bina ve bahçesi nitelikli taşınmazın taraflar adına ½’şer payla 04.09.2007 tarihli tesis kadastrosu ile tescil edildiği, kadastro çalışmalarında taşınmazların senetsizden, 3 96... , 130, 131, 132, 136, 138, 1 41... parsellerin evvelce bir bütün halinde ... ... oğlu ...’ın ceddinden intikalen ve taksimen gelme malı olup 20 yılı aşkın zamandır çekişmesiz aralıksız zilyet ve tasarrufunda iken 1990 yılında 8 parçaya böldüğü, aynı yıl 130, 1 31... ve 141 parselleri oğlu ..’a, 1 25... parselleri oğlu ..’e, 132 parseli oğlu ... .....’e, 139 parseli seviyen ... ve ...’a kayıtsız şartsız bağışladığından adlarına tespit edildiği, tespitlerin askı ilan süresinde dava açılmadığından 04.09.2007 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır.
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Tarafların yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı 187,80'er TL bakiye onama harcının temyiz eden davacı ve davalıdan ayrı ayrı alınmasına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
18.09.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!