Anahtar kelimeler: Edimi Ayıbın Üstlendiği Akdedildiğini Ayıplı İfa Eser Şart Cezai Takibi

T.C.

İSTANBUL
4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Taraflar arasında 19.10.2020 tarihli Yüklenici Sözleşmesi akdedildiğini, davacının sözleşmede öngörülen iş bedelini ödediğini, sonrasında davalının sözleşme gereği üstlendiği edimi ayıplı olarak ifa ettiğinin anlaşıldığını, bu durumun davalıya bildirilerek ayıbın giderilmesinin talep edildiği, ancak ayıbın giderilmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine; iş bedelinin iadesi ve sözleşmeyle öngörülen cezai şart bedelinin tahsili için ... 19. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibi başlatıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini, davalının, icra takibi yapıldıktan sonra (takibe itiraz etmeden 1 gün önce) 31.07.2023 tarihli 27 sayılı faturayı tanzim ederek, esasen daha evvel ödenen sözleşme konusu iş bedelini talep ettiğini, bu faturaya ... 6. Noterliğinin ... tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile itiraz edildiğini, açıklanan sebeplerle icra takibine yapılan itirazının iptaline ve takibin devamına, %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde ve duruşmalarda özetle; Davacının öncesinde hiçbir ihtarname tebliğ etmeden icra dosyasıyla 19.10.2020 tarihli sözleşmeye istinaden iş bedeli ve cezai şart alacağı talep ettiğini, müvekkili şirket ile davacı yönetimin 2020 yılında ön görüşme yaptığını, müvekkilinden yapılacak işlem için detaylı öneriler sunduğunu, ancak davacının işin masraf boyutunu dikkate alarak sözleşmeye uygun olan ekteki teklifi kabul ettiğini, 17.10.2020 tarihli teklif belgesinde müvekkili şirketin "Zemin gerekli tamiratlardan geçirilip fiziksel olarak temizlenecektir. Temizlik işleminden sonra uygulama alanlarına solventsiz epoksi astar-silis kum uygulaması yapılacaktır. Astar uygulamasının kurumasından sonra uygulama yüzeylerine Poliüretan malzeme taraklı mala ve çekpas yardımıyla katlar halinde uygulanarak istenilen kalınlık sağlanacaktır. Üzerine mekanik dayanımı artırmak ve güneş ışınlarını engellemek için ... dayanımlı alifatik boya uygulaması yapılacaktır." açıklamasıyla yapılacak işi tarif ettiğini, davacının bu işlemi kabul ettiğini ve 19.10.2020 tarihinde karşılıklı taahhütleri havi yazılı sözleşme imzalandığını, müvekkili şirketin sözleşme tarihinden itibaren 4 gün içinde yükünün yerine getirip işi tamamladığını, davacının iş tamamlandığı için sözleşme bedelini müvekkiline ödediğini, bahse konu yerin yönetimin çatı katı otoparkı olduğunu ve her gün zeminin üzerinden geçen yüzlerce otomobilin yapılan işi deforme ettiğini, müvekkili şirketin yaptığı işlem öncesinde bahse konu zeminin defalarca deforme olduğunu ve başkalarına yaptırıldığını, sonrasında da bozulduğu ve yıprandığı için müvekkili şirketin defalarca kısmi tamir ve bakıma çağrıldığını, yani müvekkili şirketin işi yapıp teslim ettiğini, ama davacının yapılan zeminin üzerinden araç geçişine izin vererek sürekli bozduğunu, müvekkili şirketin buna rağmen çok defa tamir ettiğini ve araç geçişinin durdurulmasını, aksi halde her bir tamirin yeni bir iş olduğunu söylediğini, buna rağmen davacının kötü niyetle paranın tamamını hiçbir yazılı beyanda bulunmadan icra takibi ile istediğini, faturanın sonradan tanzim edildiği hususuna gelince: ödeme zamanı davacı tarafa fatura tanzim edilmediği için sonrasında fatura tanzim edildiğini, müvekkilinin işin bedelini karşı taraftan talep ediyormuş gibi bir durum olmadığını, arada ödenmemiş KDV farkı kaldığını, müvekkil şirketin bahse konu sözleşmeye istinaden gerekli işi tam olarak ifa ettiği için karşı tarafa hiç bir borcu olmadığını, Sözleşmeye istinaden müvekkilinin herhangi bir cezai şart borcunun da oluşmadığını, Taraflar arasındaki sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu ve iki tarafa karşılıklı borç yüklediğini, borçlu temerrüdünün oluşması için, borcun ifa edilmemesi ve ayrıca alacaklının borcun ifası için borçluya ihtarda bulunmasının zorunlu olduğunu, yapılan işin kusurlu olup olmadığı ve kusurun kimden kaynaklandığının ancak sözleşmeden hemen sonrasında mahkeme aracılığı ile yapılacak bilirkişi tespiti ile mümkün olduğunu, ihtar çekilmediği ve bilirkişi tespiti yapılmadığı için davacı tarafın müvekkilinden para talep etme hakkı bulunmadığını, bu nedenle davanın reddine, davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce tarafların bildirdiği deliller toplanmış, icra dosyasının UYAP kayıtları, bilirkişi raporları dosyamız arasına alınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ticaret Mahkemesinin görev alanı, 6102 Sayılı TTK'nın 4 ve 5 maddelerinde düzenleme altına alınmıştır.
Kanunun 4.maddesi, "Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın;
a) Bu Kanunda,
b) Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde,
c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447,  yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580 inci maddelerinde,
d) Fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta,
e) Borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde,
f) Bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde,
öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır. Ancak, herhangi bir ticari işletmeyi ilgilendirmeyen havale, vedia ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar bundan istisnadır." hükmünü,
Kanunun 5.maddesi ise "Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir." hükmünü içermektedir.
Sulh Hukuk Mahkemesinin görev alanı ise 6100 Sayılı HMK'nın 4.maddesinde düzenleme altına alınmıştır.
Kanunun 4.maddesi, ''Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın;
a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları,
b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları,
c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları,
ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hâkimini görevlendirdiği davaları görürler'' hükmünü içermektedir.
Somut olayda uyuşmazlığın kat mülkiyeti kurulu taşınmazın ortak alanında yapılan zemin izolasyon işinin ayıplı ifa edildiği iddiasından kaynaklandığı, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu kapsamında Sulh Hukuk Mahkemesinin uyuşmazlığın çözümünde görevli olduğu nazara alındığında eldeki davada davaya bakma görevinin Sulh Hukuk Mahkemesine ait olduğu, görevle ilgili düzenlemelerin kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle taraflarca ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilmesi gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Açıklanan gerekçeye göre;
1-Dava dilekçesinin HMK 114/1-c , 115/2 mad uyarınca görev yönünden usulden reddine ve mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-Karar kesinleştiğinde ve HMK 20 md uyarınca 2 haftalık süre içinde talep halinde dosyanın görevli İstanbul Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine,
3-Harç, vekalet ücreti, arabuluculuk ücreti, yargılama giderleri konusunda görevli mahkemece karar verilmesine,
4-Kararının kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi için başvurulmadığı taktirde harç ve yargılama gideri konusunda ek karar yazılmasına, ,
Dair verilen karar davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliyesi ( İstinaf Mahkemesi ) nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usülen anlatıldı.█████/2025
Katip Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!