Anahtar kelimeler: Çarpmış Aracıyla İhmali Aracına Fiilden Hasarlı Seyir Kusursuzdur Yan Sol

T.C. İstanbul Anadolu 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: █████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; █████/2025 günü saat 07:41 sıralarında, davacı müvekkile ait ve davacının sevk ve idaresindeki ---- plakalı aracıyla seyir halindeyken, davalı tarafa ait ------ plakalı araç, müvekkilin park halindeki aracına ön sol yan kısımlarından çarpmış ve maddi hasarlı trafik kazasına sebebiyet verdiğini, 09.07.2025 tarihli kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere, bu kazanın oluşumunda -----plakalı araç sürücüsünün ihmali sebebiyle gerçekleştiğinden, Karayolları Trafik Yönetmeliği uyarınca %100 kusurlu olduğunu, ------ plakalı araç sürücüsü trafik kazasının oluşumunda kusursuzdur (%0) olduğu,2------- plakalı araç sürücüsü trafik kazasının oluşumunda asli ve tam kusurlu (%100) olduğu, kaza neticesinde alacağı müvekkile ait araç hasarlandığını, işbu aracın kaza mahallinde ve kaza sonrasında çekilen fotoğrafları dilekçe ekinde sunduklarını, kaza sonucunda müvekkil aracı hasara uğramış olup söz konusu hasar bedeli , hasar sonucunda ortaya çıkan reel değer kaybı bedeli ve müvekkilin işbu kaza sebebiyle aracını kullanamadığı gün sayısınca uğramış olduğu hak mahrumiyet bedeli ortaya çıktığını, buna göre Anayasa Mahkemesinin 09.10.2020 tarihli ---- sayılı ---- Gazete'de yayımlanan -----. Sayılı kararı uyarınca müvekkile ait aracının uğradığı reel değer kaybının hesaplanması gerektiğini, SBM üzerinden de ulaşılabilen rapor incelendiğinde kaza sonucu zarar gören orijinal parçaların yerine eşdeğer veya yan sanayi parça kullanıldığı, onarım gerektiren parçaların tamir edildiği ve bu parçaların fiyatlarının düşük hesaplandığı tespit edildiğini, orijinal parça fiyatlarının üzerinden haksız ve hukuka aykırı bir indirim yapılarak müvekkilin hak kaybına yol açıldığı ve zarara uğratıldığı sonucuna varıldığını, özetle araç tamirinde orijinal parça yerine eşdeğer/ikame/yan sanayi/çıkma parça kullanılmış olup KDV dahil müvekkil aleyhine bir fark oluştuğunu, müvekkile ait aracın onarımda kaldığı gün sayısınca araç kullanamamış hak mahrumiyeti kaybına uğradığını, bilirkişice onarım gün sayısı ve aracın rayiç piyasa değerinin tespiti ile müvekkilin davalının haksız fiili sebebiyle ortaya çıkan hak mahrumiyet bedelinin tespiti ve davalıdan tanzimi gerektiğini, davacı müvekkilin ilgili kazada meydana gelen hasardan kaynaklı olarak müvekkilin araç mahrumiyet tazminatı için HMK m.107 gereğince şimdilik 100,00 TL, Reel Değer Kaybı için HMK m.107 gereğince şimdilik 100,00 TL, Hasar Farkı için HMK m. 107 gereğince şimdilik 100,00 TL haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, kusur durumunun belirlenmesi ve aktüer hesaplama için dosyanın bilirkişiye gönderilmesine,Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Ticari davalar TTK. 4. maddesinde; mutlak ve nispi ticari dava olarak düzenlenmiştir. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan uyuşmazlıklarda ise; nispi ticari dava sözkoınusu olup, ticaret mahkemesi görev alanı içinde kalacaktır. TTK.'nın 5. maddesine göre; Asliye Ticaret Mahkemeleri, tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ile özel kanunlardan doğan özel hükümler uyarınca ticaret mahkemesinde görülecek diğer dava ve işlere bakmakla görevlidir.Dava, trafik kazasından kaynaklı davacının aracında meydana gelen zarar sebebiyle davacının mahrumiyet bedeli, değer kaybı ve hasar bedeli tazminatı istemine ilişkindir.Davacının tacir araştırmasına ilişkin Ticaret Sicil Müdürlüğü, Esnaf ve Sanatkarlar Odası ve Gelir İdaresi Başkanlığına yazılan müzekkerelere yanıt verilmiş olduğu, ilgili müzekkerelerden; davacının ticaret sicil kaydının olmadığı, esnaf kaydının olduğu, bilanço esasına göre defter tutmuş olduğu bildirilmiştir.Sonuç itibariyle; yukarıda açıklanan sebeplerle gelen cevabi yazılardan davacının tacir olduğu, davalılardan ----- şirket olması sebebiyle tacir olduğu, her iki tarafında tacir olması sebebiyle davanın nispi ticari dava niteliğinde bulunduğu, davanın Ticaret Mahkemesinin bakacağı davalardan olduğu, Mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca, "(1) İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine aşağıdaki hükümler uygulanır.(2) Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir."Huzurdaki dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuğa başvurulmuş olması TTK.'nun 5/A ve HMK'nun 114/2. maddeleri uyarınca dava şartıdır.Dava şartlarına ilişkin kurallar kamu düzenindendir. “Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler”(HMK115.md.). Yasada açıkça dava şartlarının her aşamada Mahkemece kendiliğinden araştırılacağı düzenlendiğinden ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi uyarınca "arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi" gerekmektedir.Mahkememiz tarafından █████/2025 tarihli tensip ara karar ile davacı vekiline arabuluculuk son tutanağını sunması için bir haftalık kesin süre verilmiş olduğu, ara kararın █████/2025 tarihinde davacıya tebliğ olunduğu, davacı vekilinin █████/2025 tarihli dilekçesi ile davanın sehven Ticaret Mahkemesinde açıldığı, taleplerinin Asliye Hukuk Mahkemesinden istenildiği, davanın Asliye Hukuk Mahkemesine açıldığı, Asliye Hukuk Mahkemesine görevsilik kararı verilmesini talep ettiği ve verilen kesin sürede arabuluculuk son tutanağının sunulmadığı görülmüştür.Her ne kadar, davacı vekili █████/2025 tarihli dilekçesi ile Asliye Hukuk Mahkemesine görevsilik kararı verilmesini talep etmiş olsada, usul ekonomisi ilkesi gereğince yapılan araştırmalarda davacının tacir olduğu, davalı ----ŞİRKETİ yönünden ticari dava olduğu ve Mahkememizin görevli olduğu, arabuluculuk dava şartının gerekli olduğu, dosyanın Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin usul ekonomisi ilkesi gereğince yerinde olmayacağı değerlendirilmiştir.Tüm bu nedenlerle; TTK.'nun 5/A, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. bendinin son cümlesi, HMK'nun 114/(2) ve 115. maddeleri uyarınca, huzurdaki davada, davalı ----- ŞİRKETİ yönünden arabuluculuk dava şartı gerçekleşmediğinden, dava şartı yokluğu sebebiyle davalı------ ŞİRKETİ yönünden davanın usûlden reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.Davalı ---- yönünden arabuluculuk dava şartı olmaması sebebiyle, davalı ----- yönünden açılan davanın iş bu dosyadan TEFRİKİ ile, Mahkememizin farklı bir esasına kaydedilmesine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;1-Davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı bulunmadığından davalı ------ŞİRKETİ yönünden USULDEN REDDİNE,2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,3-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,4-Kullanılmayan gider avansının kararın kesinleşmesini müteakip HMK madde 333/1 uyarınca yatıran tarafa iadesine,5-Yeteri kadar harç alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,6-Usul ekonomisi ilkesi gereği; dosya üzerinden karar verildiğinden, kararın HMK madde 27/1-2 uyarınca taraflara tebliğine,7-Davalı ---- yönünden açılan davanın işbu dosyadan TEFRİKİ ile, Mahkememizin farklı bir esasına kaydedilmesine,Dair, dosya üzerinden tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi’ne İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.