Anahtar kelimeler: Bugüne Esaskarar Sinai Sınai Fikri Kurulduğu Haklar Layihalar Marka İstenmiş

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ

Esas-Karar No
: █████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK
MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: 2023/9 E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 Tarih ve 2023/9 Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, kurulduğu 1961 yılından bugüne kadar özellikle bisküviler, krakerler, gofretler, pastalar, tartlar, kekler ve sair ürünlerin imali, ithali, ihracı ve ticareti alanında faaliyet gösteren müvekkilinin tanınmış "..." markasının yanı sıra, yine tanınmış "..." markasının da sahibi olduğunu, hal böyle iken davalı şirketin ███████████ sayılı "..." markasının tesciline yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa görsel olarak davaya konu markanın, biraz farklı olmakla birlikte tüketiciler tarafından ".../..." olarak telaffuz edileceğinden müvekkilinin markası ile işitsel olarak ayniyet derecesinde benzer olduğunu, davaya konu markanın tescilinin talep edildiği malların müvekkilinin markasında aynen yer aldığını, markaların aynı tüketici kitlesine yöneldiğini, benzer ihtiyaçları karşıladığını, “...” markasının tanınmış marka statüsünde olması nedeniyle bahse konu markanın bütün sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri kapsar bir şekilde korunması gerektiğini ve marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek ... YİDK'nun 2022-M-14953 sayılı kararın iptali ile dava konusu ███████████ başvuru numaralı “..." ibareli markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, 1946 yılında Lübnan'da kurulan ve ülke içinde bir çok markanın distribütörlüğünü yapan müvekkilinin "..." markasının gerçek hak sahibi olduğunu, müvekkilinin markasının “...” kelime unsurunun yanında ayırt ediciliği yüksek kırmızı bir şekil unsuru ile stilize edildiğini, davacının markasının ise ilk bakışta görüleceği üzere kurabiye kelimesini içeren "..." ibaresinden oluştuğunu, bu ibarenin markanın tescilli olduğu 30. sınıftaki mallar bakımından tanımlayıcı olduğunu, markaların başlangıç ve son kısımlarında farklılık bulunduğunu, ürüne çağrışım yapan itiraza mesnet markanın yalnızca ortak harf içermesi nedeniyle farklı bir kelimeyle birlikte ayırt edici renk ve şekil kombinasyonu da içeren müvekkilinin markası ile benzer olduğunun söylenemeyeceğini, davacının markasının tanınmışlığı ispatlanmadığı gibi esasen markalar benzer olmadığından tanınmışlık iddiasında bulunulamayacağını ve müvekkilinin başvurusunun kötü niyetli olduğu iddiasının dayanaksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu ve dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markalar arasında iltibasa yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm emtiaların, davacı markasında yer alan emtialar ile aynı/aynı tür olduğu, taraf markaları arasında görsel olarak 3 harf benzerliği bulunmakta ise de, işitsel olarak benzerliğin 5 harften teşekkül ettiği, toplamda 6 harften oluşan kelimelerin 5 harfinin benzer olmasının markaları işitsel olarak benzer kıldığı, fakat bu benzerliğin markaların karıştırılması için yeterli olmadığı, zira davanın konusunu oluşturan emtialar bakımından görselliğin ön planda olduğu, dava konusu emtiaların raflarda sergilenen ürünlerden olduğu ve tüketicilerin bu ürünleri görerek satın aldığı, bu nedenle, işitsel benzerlikten ziyade bu ürünlerin karıştırılması için görsel benzerliğe ihtiyaç olup taraf markaları arasındaki 3 harften oluşan görsel benzerliğe rağmen, bu harflerin markadaki konumunun farklı olması, markaların farklı harf ve heceler ile başlayıp bitmesi, davacının itiraza mesnet markası kelime markası iken, davaya konu markanın renk unsuru da içeren kombine marka olması nedenleriyle bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacı markasının imajından uzaklaştığı, tüketicinin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde, farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirme ihtimalinin bulunmadığı, davacı tarafça gerekçe gösterilen markanın tanınmışlığını ortaya koyacak herhangi bir belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, taraf markaları işaretsel olarak benzer olmadıklarından SMK m.6/5 hükmü koşulunun somut olayda oluşmadığı ve davalı şirketin başkaca marka tescil başvurularının davacının itirazı üzerine reddedilmesinin tek başına iş bu davaya konu marka tescil başvurusunu kötü niyetli hale getirmeyeceği gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu “...” markasının, müvekkilin “...” markaları ile görünüm, okunuş ve genel izlenim olarak ortalama tüketiciyi yanıltacak derecede benzer olduğu, tüketicinin söz konusu markalar arasında ticari, idari, ekonomik bir ilişki olabileceği yanılgısına düşebileceği ve her iki marka arasında bağlantı olduğu düşüncesine kapılabileceğini, markaların aynı sınıftaki malları bire bir olarak içerdiğini, müvekkilinin "..." markasının yapılan büyük yatırımlar neticesinde tanınmış marka niteliğini kazandığını, davalının kötü niyetle müvekkilinin markasının tanınmışlığından yarar elde etmek amacıyla benzer bir marka başvurusunda bulunmuş olup davaya konu markanın müvekkilinin markasının itibar ve ayırt ediciliğine zarar vereceğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenim dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "...", asıl unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, zira bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere taraf markaları arasında görsel olarak üç harf ortak olarak bulunuyor ise de, bu harflerin dizilimlerinin farklı olduğu, aynı şekilde markaların farklı harfler ile başlayıp farklı harfler ile sonlandığı, bu harf farklılığının markaların mizanpajını farklı kıldığı, dolayısı ile davaya konu mal ve hizmetler yönünden önem arz eden görsel benzerliğin markalar arasında gerçekleşmediği, dava konusu başvurunun davacı markalarından yeterince uzaklaştığı, ortalama tüketicilerin taraf markalarını aynı/aynı tür ya da benzer ürünler üzerinde gördüğünde farklı markalar ile karşı karşıya kaldıklarını anlayabilecekleri, davacının itiraza dayanak markasının tanınmışlığı ile başvurunun kötü niyetli olduğunun somut delillerle ortaya konulamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 269,85-TL harcın düşümü ile bakiye 345,55-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!