Anahtar kelimeler: Davadavacı Pet Zaptı Satımdan Detaylıca Tensip Mesnetsiz İzah Etmemiştir Borçlusu

T.C. İstanbul Anadolu 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; "Müvekkilimiz ----- işletmecisidir. Müvekkil, borçlu .------ aşağıda detaylıca izah edeceğimiz üzere pet ürünleri satın almış ve satın aldığı ürünlerin ödemesini banka aracılığıyla gerçekleştirmişse de, borçlu şirket ürünleri teslim etmemiştir. Bunun üzerine müvekkilimiz alacağını tahsil etmek amacıyla ----İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyasıyla icra takibi başlatmış; müvekkilimizin başlatılmış olduğu icra takibine takip borçlusu şirket █████/2024 tarihinde tarihinde haksız ve mesnetsiz şekilde itiraz etmiş ve aynı tarihli tensip zaptı ile takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Müvekkil tarafından başlatılan işbu icra takibine davalı şirketin itiraz etmesi sebebiyle, 6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi gereğince 23.09.2024 tarihinde tarafımızca ---- Arabuluculuk Bürosu ------ başvuru numaralı zorunlu arabuluculuk başvurusunda bulunulmuştur. Arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması (EK-1: 09.10.2024 tarihli Arabuluculuk Son Tutanağı) ve aynı zamanda müvekkilimizin mağduriyetinin devam etmesi hasebiyle, davalı tarafından yapılan işbu haksız itirazın iptali gerekmektedir. Şöyle ki; B. Müvekkilimizin davalı şirketten alacağının olduğu sabittir.Müvekkilimiz, █████/2024 tarihinde ------ mal satın almıştır. Dilekçemiz ekinde sunmuş olduğumuz müvekkilimize ait------ Bankası (EK-2) banka hesap ekstrelerinden görüldüğü şekilde, alınan malların ödemesi yapıldığı açıktır. Davalı şirket ise, satın alınan malların teslimi yapmamıştır. Nitekim davalı şirket tarafından fatura kesilmemiş, sevk irsaliyesi düzenlenmemiştir.Tarafımızca sayın mahkemenize sunulan ve takibe konu banka ekstresi nazara alındığında, müvekkilimizin davalı şirketten alacaklı olduğu anlaşılmakla birlikte işbu itirazın haksız ve mesnetsiz şekilde yapıldığı açıkça tespit edilecektir.Davalı borçlu, dürüstlük kuralına aykırı hareket ederek, müvekkilimizin alacaklarına kavuşmasını sürüncemede bırakmak amacıyla borcunun bulunduğu sabit olmasına rağmen borcunun olmadığı iddiasını ileri sürerek kötüniyetli şekilde ödeme emrine itiraz etmiştir. Ancak yukarıda yapmış olduğumuz açıklamaları tekrarla, davalı şirketin müvekkilimiz ile aralarında gerçekleşen ticaret ilişkisinde teslim borcunu yerine getirmeyerek borçlu olduğu sabittir.Sayın Mahkemenizce yapılacak yargılama neticesinde borçlu olduğu anlaşılacak davacı taraftan, İİK 67/2; "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." hükmü uyarınca, dava konusu tutarın en az %20'si oranında tazminat talep etme zorunluluğumuz hasıl olmuştur.Yukarıda arz ve izah edilen, sayın Mahkemenizce re'sen nazara alınacak nedenlere binen; (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla)davamızın kabulü ile birlikte ---- icra müdürlüğü ------- esas sayılı dosyasına yapılan haksız ve mesnetsiz itirazın iptaline,işbu icra takibinin işlemiş ve işleyecek faiz ve fer'ileri ile birlikte devamına,Davalı taraf aleyhine İİK 67/2 hükmü uyarınca dava konusu tutarın en az %20'si oranında kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini" şeklinde talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; "Huzurdaki davada davacı tarafından "ödemesi yapılarak satın alınan ürünlerin teslim edilmediği" iddiası ile haksız olarak başlatılan icra takibi akabinde huzurdaki dava açılmıştır. Husumet itirazımız bulunamktadır. Aşağıda verilen bilgilerden görüleceği üzere, davacının muhatabı müvekkil şirket olmadığı ve dava dışı üçüncü kişiler olduğu net olarak görülecek olup, bu sebeple davanın usulden reddedilmesini arz ve talep ederiz. Davacının iddia ettiği ödemede, müvekkil şirket satıcı veya gönderici konumunda bulunmadığı ve davaya konu satış işlemi ile hiçbir ilgisinin bulunmaması sebebiyle pasif husumet itirazımız bulunmaktadır. Davacı ile davalı arasında doğrudan satış ilişkisi, cari hhesap ilişkisi veya herhangi bir ticari ilişki bulunmamaktadır. Müvekkil şirket, evcil hayvan mama, bakım malzemeleri, ilaçları üzerine satış yapan ve bu alanda ------ Türkiye'nin, Türkiye'deki tek distribütörü olan bir firmadır. Türkiye genelinde yaklaşık 3000 (Üçbin) petshop mağazalarına ve veterinerlere ve ayrıca Türkiye'nin önde gelen perakende mağazalarına evcil hayvanlar ile ilgili ürünlerin satışını yapmaktadır. Bu kapsamda binlerce petshop ve veteriner firması ile çalışılmasından ötürü, tüm cari müşterilerinin kayıtlı olduğu "-----" isimli ödeme sistemi üzerinden ödemelerini almakta ve hatta bu sistem üzerinden, diğer petshop ve veteriner firmaları birbirlerine ürün satışı ve ödemesi de yapabilmektedirler. Somut olayımızda ise; -Müvekkil şirket, dava dışı -----firmasına 160.000 TL tutarında ürün satışı yapmıştır. Akabinde müvekkil şirket tarafından dava dışı -------firmasına 160.000 TL'lik ürün gönderimi yapılmış ve teslim edilmiştir. Müvekkilin hesabına gelen para,---- firması tarafından gönderildiği için, gelen ödeme ---- carisine kaydedilmiştir. (EK-1 : Müvekkil şirket tarafından dava dışı ---- firmasına gönderilen bilgilendirme maili. İşbu mailde ödemenin davacı ------ kredi kartının kullanılarak yapıldığı görülmektedir. Dolayısıyla müvekkil şirket ile davacı arasında hiçbir nam altında ticari ilişki bulunmamaktadır. Yukarıda arz edildiği üzere dava dışı ----firması kendi bayi kodu ile----- sistemine girmiş ve davacının kredi kartı bilgilerini kullanarak müvekkil şirkete 160.000 TL göndermiş ve gönderilen bedel karşılığı ürünleri de teslim almıştır. Dolayısıyla sistem üzerinden davacının kredi kartı bilgilerinin kullanılması, satım ilişkisinin tarafınız değiştirmemektedir. Davaya konu satış yapılırken, davacı----- kredi kartı üzeriden ----- yöntemiyle ödeme yapıldığı, satış notunun üzerinde net bir şekilde görünmektedir. Önemli Bir Husus: Yukarıda belirtilen ödeme işlemi müvekkil şirketin kullanmış olduğu ve aynı zamanda binlerce pet shop firmasının ve veteriner kliniğinin hesabının olduğu bir ödeme-tahsilat programıdır. Sistem üzerinde ödeme yapılırken, üyeler diledikleri kredi kartını kullanabilmektedir. Somut Olayımızda ise------ firması tarafından müvekkil şirketin hesabına ödeme yapılırken, davacı ------ kredi kartı bilgileri kullanılmıştır. Dolayısıyla ödediği bedeller karşılığında ürünlerinin teslim edilmediği iddiasında sadece dava dışı ----- firması bulunabilecektir. Müvekkil şirket ile davacı arasında bu zamana kadar hiçbir cari hesap ilişkisi bulunmamaktadır. Davacı, şirketimizden ürün satın aldığı iddiasıyla ödeme yaptığını, ürünü teslim alamadığını ileri sürmektedir. Oysa somut olayda şirketimiz satıcı değildir; davacı ile şirketimiz arasında herhangi bir satış sözleşmesi, sipariş teyidi, fatura/irsaliye ve teslim belgesi bulunmamaktadır.Yukarıda arz edilen hususlar uyarınca;-DAVACININ DAVASININ REDDİNE,-Davacının kötüniyetle icra takibi başlatıp huzurdaki davayı açmış olması nedeniyle İİK m. 67/2 uyarınca dava değerinin en az %20’sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine,Yargılama giderlerinin ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini, " şeklinde talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava hukuki niteliği itibariyle alım satım sözleşmesine aykırılıktan kaynaklı alacağın tahsiline ilişkin itirazın iptali davasıdır.HMK.'nun 115/1.maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK.nun 114/c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir. 26.06.2012 tarihli 6335 sayılı Yasanın 2.maddesiyle değiştirilen TTK.5.maddesinin 3.fıkrası uyarınca, ticaret mahkemesi ile diğer mahkemeler arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. İş bu dava kapsamında öninceleme duruşmasının defter yoğunlu nedeniyle █████/2025 tarihine bırakıldığı, bu arada delillerin toplandığı, cevap dilekçesinin dosyaya sunulduğu, öninceleme duruşmasına uzun bir sürenin mevcut olması nedeniyle usul ekonomisi muvacehesinde dosya resen incelemeye alınarak mahkememizin görevli olup olmadığı hususunda değerlendirme yapılması zarureti hasıl olmuştur.Ticari davalar TTK.4.maddesinde sayılmıştır. Buna göre her iki tarafın tacir olması halinde davanın konusuna bakılmaksızın dava nispi ticari dava olarak mahkememizin görevi alanında olacaktır. Uyuşmazlığın Türk Ticaret Kanununda düzenlenen bir hususa ilişkin olması veya davanın ticaret mahkemesinde görüleceğine dair açık bir yasal düzenlemenin bulunması halinde mutlak ticari dava söz konusu olup mahkememizin görev alanı içinde kalacaktır.Benzer konuya ilişkin ----- Bölge Adliye Mahkemesi ----- Hukuk Dairesinin ---- esas ve ------- karar sayılı ilamında;"Davacı vekili, müvekkilinin tacir olduğunu ileri sürmektedir. TTK'nın 11. maddesinde ticari işletme, 12. maddesinde tacir ve 15. maddesinde esnaf tanımları yapılmış olup, davacının bu tanımlar kapsamında tacir olup olmadığının tespiti gerekmektedir.Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde ticaret mahkemesi varsa asliye hukuk mahkemesinin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.Türk Ticaret Kanununun 3. maddesinde, "Bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir." düzenlemesi getirilmiştir.TTK'nın 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3’üncü maddesinde, Esnaf ve sanatkâr, ister gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tâbi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseler olarak ifade edilmiştir. Ayrıca TTK’nın 1463. maddesinde de, önce 17. maddeye gönderme yapılarak, Bakanlar Kurulunun bu konuda kararname çıkarması halinde onlarda gösterilen miktardan aşağı gayrisafi geliri bulunan sanat ve ticaret erbabından başka hiç kimse kanunun 17. maddesinde tarif edilen esnaftan sayılamaz denmek suretiyle tacir veya esnafın hangi kriterlere göre saptanacağı açık bir biçimde gösterilmiştir.19.02.1986 tarih ve ---- sayılı ----- Gazetede yayımlanan 25.01.1986 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı ile TTK'nın 1463. maddesine göre esnaf ve küçük sanatkar ile tacir ve sanayicinin ayrımına dair esaslar tespit edilmiştir. Buna göre; 1- Koordinasyon kurulunca tespit ve yayınlanacak esnaf ve küçük sanatkar kollarına dahil olup da gelir vergisinden muaf olanlar ile kazançları götürü usûlde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre, defter tutanlardan iktisadi faaliyetleri nakdi sermayesinden ziyade, bedeni çalışmalarına dayanan ve kazançları ancak geçimlerini sağlamaya yetecek derecede az olan ve Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve küçük sanatkar, 2- Vergi Usûl Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve birinci madde de belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları kararlaştırılmıştır.Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinde “Birinci Sınıf Tüccarlar” sayılmış olup bu maddedeki birinci sınıf tacirlerle ilgili şartları taşımayanlar ise ikinci sınıf tacir sayılırlar. İkinci sınıf tacirler ise ticari işletme hesabına göre defter tutarlar.Bir hukukî işlemin veya fiilin TTK'nın kapsamında kaldığının kabul edilmesi için kanunun amacı içerisinde yukarıda tanımları verilen bu kanunda düzenlenen hususlar ile bir ticari işletmeyi ilgilendiren bir hukukî işlemin veya fiilin olması gerekir." şeklindeki gerekçelerinin ışığı altında davalı ------- Vergi Dairesinin yazısına göre davalının Vergi Usûl Kanununun 177. maddesinin birinci fıkrasının 1 ve 3 nolu bentlerinde yer alan limitlerin yarısını, iki numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmadığının bildirildiği, aynı şekilde ----- Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün cevabi yazısından davalı ------ gerçek kişi ticari işletme kaydının bulunmadığının bildirildiği, davalı vekilinin görev itirazında bulunduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak davalının ticari işletme kaydının bulunmadığı, ticari faaliyetinin esnaf düzeyinde ticari faaliyet olduğu anlaşılmakla bu haliyle davalının tacir kabul edilemeyeceği değerlendirmeleri ile uyuşmazlığın genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.Davanın alım satım sözleşmesinden dönmeye dayalı olarak açılan alacak istemine ilişkin olduğu, davanın TTK 4. Maddesinde düzenlen mutlak ticari davalardan olmadığı, davalının tacir olmadığı, bu tür davalara bakmakla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşıldığından mahkememizin görevsizliğine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının açtığı davada, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla; açılan davanın, HMK'nun 115/2.maddasi uyarınca aynı kanunun 114/1-(c) maddesinde belirtilen dava şartı noksanlığı nedeniyle usulden REDDİNE,mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK'nun 20. maddesi gereğince taraflardan birinin görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesini talep etmelerinin gerektiğin, aksi taktirde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARATINA,3-HMK'nun 20 maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip yasal iki haftalık sürede talepte bulunulduğunda dosyanın görevli ---- Asliye Hukuk Mahkemesi'ne tevzi edilmek üzere ------ Hukuk Mahkemeleri Tevzi Müdürlüğü’ne GÖNDERİLMESİNE,4-Mahkememizce verilen görevsizlik kararının kesinleşmesinden sonra dava yetkili ve görevli mahkemede devam edilmemesi ve talep halinde yargılama giderlerinin değerlendirilerek HMK' nun 331/2. maddesi gereğince bir karar verileceğinin İHTARATINA,5-Harç ve masrafların görevli mahkemede nazara ALINMASINA,Dair, Gerekçeli mahkeme kararının taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içinde ----- Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf yolu açık olmak davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.