Anahtar kelimeler: Saatte Gününün Olmadı Geldiler Davetiye Sözlü Avukat Dinlenildikten Kesinlik Şartı

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.Karar, davacı vekili ile davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davacı vekili ile davalı ... vekilleri tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 27.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... ile davalı ... vekili Avukat ..., davalı ... vekilleri Avukat ..., Avukat ...geldiler. Diğer davalı ... adına gelen olmadı. Taraflar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 27.05.205 tarihinde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; ... canlı olarak yayınlanan, davalılardan ...tarafından yapımı üstlenilen “...” isimli yarışma programına, davacının yarışmacı olarak katıldığını, yarışmanın düzenlenmesinde kullanılan ekipmanın davalılardan ...’ün sahibi olduğu şirket tarafından tedarik edildiğini, bu yarışmanın çekimleri sırasında davacının bağlı olduğu platforma bağlı elastik ipin koptuğunu ve elastik ipin ucundaki demir kancanın davacının kafatasına saplandığını, ağır ihmal sonucu meydana gelen kaza neticesinde davacının kafatasında kırıklar meydana geldiğini, yaralanması nedeniyle denge ve benzeri sağlık sorunları yaşadığını, iş gücünü büyük oranda kaybettiğini, davacının ve ailesinin bu olay nedeniyle mağdur olduğunu belirterek oluşan maddi ve manevi zararın tazminini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı ... cevap dilekçesinde özetle; programın çekildiği yerde listeye göre temin edilen malzemeler ile dekorun oluşturulduğunu ve diğer davalı ...'le birlikte yarışmacılara kullanım şartlarının anlatıldığını, davalı ... ile müvekkili tarafından kontrollerin yapıldığını, iki defa prova yapıldıktan sonra çekimlere başlandığını, yarışmacıların güvenliğini sağlamak için kask giydirildiğini, kazanın meydana gelmesi ile birlikte müvekkilinin davacının hastaneye ulaştırılmasına yardım ettiğini, hastane masrafı olan 30.000,00 TL'nin müvekkili olan davalının, ...'den olan alacağından kesildiğini, dekorun güvenlik kontrolünden ...'in sorumlu olduğunu, müvekkilinin kazada bir kusurunun olmadığını, bu sebeplerle davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin dolduğunu, müvekkili olan şirketin davacının katıldığı programın yapımını üstlenen şirket olduğunu ve yapımcı şirket olması sebebiyle kendi üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, davacının yarışmaya gönüllü olarak katıldığını, işbu davada haksız fiil unsurlarının gerçekleşmediğini, davacının maddi tazminat olarak bir tutar belirttiğini, fakat bu maddi tazminatı ne şekilde hesapladığına ilişkin hiçbir bilgi ve belge ibraz etmediğini, bu sebeplerle davanın usulden ve esastan reddi ile, yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.III. MAHKEME KARARIMahkemenin 08.06.2016 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla davanın kısmen kabulü ile, 328.512,97 TL maddi tazminat ve 30.000,00 TL manevi tazminatın 06.06.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine karar verilmiştir.IV. TEMYİZMahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekileri temyiz başvurusunda bulunmuştur.V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma KararıDairenin 27.11.2019 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilâmı ile; "Dosya kapsamından, davacının çiftçi olduğu, çiftçilik dışında elde ettiği başkaca gelir olmadığı anlaşılmaktadır. Davacının gelir durumuna ilişkin olarak davacı vekili tarafından çiftçi kayıt sistemi üzerinden alınan üretim belgeleri ve ... tarafından düzenlenen yazı sunulmuştur. Bu yazıda davacının 2011 ve 2012 yıllarında ....’ye teslim ettiği şeker pancarı karşılığında aldığı miktarlar belirtilmiştir.Bilirkişi tarafından davacının sürekli ve geçici işgöremezlik nedeniyle uğradığı zararın tespitine ilişkin olarak sunulan 04.02.2016 havale tarihli raporda, .... tarafından bildirilen, davacının şeker pancarı satışından 2011 yılında 11.336,06 TL, 2012 yılında 70.000 TL elde ettiği kazanç esas alınarak, bu iki yıllık kazancın aylık ortalamasının 3.389,00 TL olduğu, tazminat hesabının bu miktar üzerinden yapılmak suretiyle davacının geçici ve sürekli iş göremezlik zararı belirlenmiş; mahkemece, bu rapor hükme esas alınarak davacının maddi tazminat istemi yönünden hüküm kurulmuştur.Davacının maddi zararının hesaplanmasında, işletmeye satılan şeker pancarının tüm geliri yerine, davacının uğraştığı çiftçilik işi nedeniyle bedenen çalışması ve kişisel katkısı karşılığında elde edeceği gelirin esas alınması gerekir. Şu durumda; mahkemece, davacının gelir durumunun gerekli araştırmalar yapılarak belirlenmesi, gerekirse asgari ücretten ayrılma gerekçeleri de gösterilerek sonuca gidilmesi gerekirken eksik araştırma ve tahkikata dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ve bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen KararMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile; 1.035,00 TL tedavi masraflarının 06.06.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ... ...ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsile ile davacı tarafa verilmesine, 327.477,97 TL maddi tazminatın 06.06.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ... ...ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsile ile davacı tarafa verilmesine, 30.000,00 TL manevi tazminatın 06.06.2010 tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, davalı ... yönünden açılan davanın reddine karar verilmiştir.VI. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde; bozma kararı öncesi mahkemenin tüm davalılar yönünden müştereken ve müteselsilen karar verdiğini, kararın davalılar tarafından temyiz edildiğini, davalıların diğer tüm temyiz itirazlarının reddedildiğini, davalı ... isimli şirketin husumet itirazlarının da reddedildiğini ancak buna rağmen son kararda davalı ... hakkındaki davanın reddedildiğini, böylelikle bozma ilamına aykırı karar verildiğini, davanın kısmi dava olarak olarak yorumlanmasının hatalı olduğunu, talebin belirsiz alacak davası olduğunu, bedel arttırım dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, manevi tazminat taleplerinin tam kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirtmiştir.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; müvekkil lehine davanın reddedilmesine rağmen lehe vekalet ücretine hükmedilmediğini belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, kaza tarihinden uzun süre geçtiğini, davacının maluliyetinin devam edip etmediğinin belirsiz olduğunu, geliri kabul etmediklerini, hesap raporunun hatalı olduğunu, ıslah edilen kısma ancak ıslah tarihinden itibaren faiz işletilebileceğini, davacının ıslah dilekçesini sözlü yargılamaya geçilmesinden sonra verdiğini bu nedenle dikkate alınamayacağını belirtmiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre; davalı ... vekilinin tüm, davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;Bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlayacağımız bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (9.5.1960 gün ve 21/9 sayılı YİBK).Mahkemenin, Yargıtay’ın bozma kararına uyması ile bozma kararı lehine olan taraf yararına bir usuli kazanılmış hak doğabileceği gibi bazı konuların bozma kararı kapsamı dışında kalması yolu ile de usuli kazanılmış hak gerçekleşebilir. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Bozma kararına uymuş olan mahkeme kesinleşen bu kısımlar hakkında yeniden inceleme yaparak karar veremez. Bir başka anlatımla, kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur (4.2.1959 gün ve 13/5 sayılı YİBK).6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda “usuli kazanılmış hak” kavramına ilişkin açık bir hüküm bulunmamakla birlikte, bu kurum, davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez, ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Anlam itibariyle, bir davada, mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir.Yargıtay’ın vermiş olduğu bozma kararına uymuş olan yerel mahkeme, bozma kararı doğrultusunda inceleme yapmak ve hüküm kurmak zorundadır. Bozmaya uyulmakla bozma lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Hükmün bir kısmının bozma kapsamı dışında bırakılmasının amacı, bu kısımların doğru olduğunu belirlemek, bozmanın sınırlarını çizmek ve bu şekilde usuli kazanılmış hakları oluşturup, korumaktır. Yargıtay tarafından bozulan bir hükmün bozma kararının kapsamı dışında kalmış olan kısımları kesinleşir. Kesinleşmiş bu kısımlar, lehine olan taraf yararına usuli kazanılmış hak oluşturur.Somut olayda, ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 08.06.2016 tarih ████████ esas ████████ sayılı ilk kararında davacı lehine hükmedilen tazminatın tüm davalılar yönünden kabulü ile müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş, davalılar vekillerinin temyiz talebi üzerine yapılan incelemede davalıların diğer temyiz itirazlarının reddi ile sadece gelir araştırması yapılmasına yönelik temyiz itirazları bakımından hüküm bozulmuştur. Görüldüğü üzere davalı ... tarafından haklarında ret kararı verilmesine yönelik temyiz itirazları da reddedilmiş olup bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada mahkemece davalı ... yönünden davanın kabulü ile tazminattan sorumluluğuna ilişkin kararın kesinleşmesi sebebiyle mahkemece bu davalı yönünden yeniden hüküm kurularak kusuru bulunmadığından davanın reddine ilişkin karar usul ve yasaya uygun değildir. Şu durumda, hakkında kabule ilişkin ilk karar kesinleşen davalı ... yönünden yukarıda açıklanan nedenle tazminattan sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken ret kararı verilmesi doğru görülmemiş, hükmün bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.3. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 107. maddesinde, davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklının, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabileceği; 109. maddesinde ise, talep konusunun niteliği itibarıyla bölünebilir olduğu durumlarda, sadece bir kısmını da kısmi dava yoluyla ileri sürebileceği düzenlenmiştir.Somut davada; davacı tarafça dosyaya ibraz edilen dava dilekçesinde, açıkça HMK'nın 107. maddesi gereği belirsiz alacak davası açıldığı belirtilmiştir. Buna rağmen mahkemece davanın kısmi dava olarak nitelendirilmesi doğru değildir. Bozma ilamı doğrultusunda yapılacak yargılama sonrasında usuli kazanılmış haklar ihlal edilmeksizin tazminat miktarının belirlenmesi gerekmekle birlikte mahkemenin davanın niteliğini yanlış yorumlayarak belirsiz alacak davası olmasına rağmen kısmi dava olarak değerlendirmesi doğru görülmemiştir.4 . Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde;Mahkemenin ilk kararı davalıların temyizi üzerine gelir araştırması yapılması gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada her ne kadar mahkemece bozma ilamına uyulduğu belirtilmişse de, bozma ilamının gereği yerine getirilmemiştir. Bozma ilamında belirtilen hususlarla ilgili yeterli araştırma ve değerlendirme yapılmamış olup yargılama dosyası bu hali ile hüküm kurmaya elverişli değildir. Bozma ilamında davacının maddi zararının hesaplanmasında, işletmeye satılan şeker pancarının tüm geliri yerine, davacının uğraştığı çiftçilik işi nedeniyle bedenen çalışması ve kişisel katkısı karşılığında elde edeceği gelirin esas alınması gerektiği belirtilmiş, mahkemece bozma ilamı sonrası yapılan yargılamada kişisel katkısı karşılığında elde edeceği gelirin esas alındığı belirtilmiş ise de hükme esas alınan bilirkişi raporu incelendiğinde ziraat bilirkişisi raporunda davacının kişisel katkısı karşılığında elde ettiği gelir olarak bildirilen gelirin yine davacının çiftçilik nedeniyle ürettiği mal karşılığı aldığı gelirin esas alındığı ve asgari ücretin 4.15 katına karşılık geldiği, belirlenmiş hesap bilirkişi raporunda hem asgari ücret hem de asgari ücretin 4.15 katı esas alınarak hesaplama yapılmıştır. Mahkemece her ne kadar yukarıda belirtilmiş olduğu gibi dava niteliği yanlış değerlendirilerek bozma öncesi hükmedilen rakamlara hükmedilmiş ise de öncelikle davacının gelirinin doğru belirlenmesi gerekir. Öyleyse mahkemece davacının maddi zararının hesaplanmasında, işletmeye satılan şeker pancarının tüm geliri yerine, davacının uğraştığı çiftçilik işi nedeniyle bedenen çalışması ve işletmenin toplam gelirine davacının kişisel katkısının gelir olarak esas alınması gerekir. Şu durumda; mahkemece, davacının gelir durumunun gerekli araştırmalar yapılarak belirlenmesi, gerekirse asgari ücretten ayrılma gerekçeleri de gösterilerek sonuca gidilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.VII. KARAR1.Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin tüm, davalı ... vekili ve davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE,2.Değerlendirme bölümünün (2) ve (3) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin (4) numaralı bendinde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,32.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine,32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'e verilmesine,Peşin alınan temyiz harcının temyiz eden davacıya ve davalı ...'e iadesine,Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalı ...'ye yükletilmesine,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.