Anahtar kelimeler: Bam İbareli Fikri Tanınmış Başkan Sinaî Sınaî Hükümsüzlüğü Katip Haklar

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
:...DAVANIN KONUSU
: Marka ile ilgili Kurum Kararının İptali, Marka HükümsüzlüğüTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkili şirketin ███████████ sayılı "... ..." ibareli tanınmış markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ..." ibaresini tescil ettirmek üzere davalı ... başvuruda bulunduğunu, ██████████ kod numarasını alan başvurunun, Resmi Marka Bülteninde ilanı üzerine müvekkili tarafından Markalar Dairesi Başkanlığına itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu tarafından reddine karar verildiğini, oysa YİDK kararında yapılan tespitin aksine müvekkilinin kömür ve ... ürünlerinin nakliyesi hizmeti dışında tohum, gübre zirai ilaç, zirai alet vb. ürünlerin satışına ilişkin de kullanımları olduğunu, itiraz dosyası kapsamına sunulan 2008 tarihli ... ... Gazetesi örneği ve 2007 tarihli ... ve ... ... ... kaydında da müvekkilinin sunduğu nakliye hizmetlerinin yanı sıra yem, gübre, zirai ilaç, tohum vb. ... ürünlerinin alımı ve satımı hizmetlerinin de bulunduğunu, müvekkilinin "... ..." ibaresi üzerinde eskiye dayalı gerçek hak sahipliği bulunduğunu, markanın müvekkili tarafından uzun yıllardır ticari hayatta kullanılması neticesinde ilgili sektörde belirli bir ölçüde bilinir hale geldiğini, müvekkili ile aynı sektörde ve hizmet grubunda faaliyet gösterecek olan dava konusu markayı gören ortalama tüketicinin markalar arasında doğrudan bağlantı kuracağını ve markaların aynı kökene ait olduğu yanılgısına düşeceğini, müvekkilinin 2008 yılından bu yana "... ..." ibaresini ... unvanı olarak kullandığını, sırf bu hakka dayanarak bile müvekkilinin ibare üzerinde önceye dayalı, gerçek ve yegâne hak sahibi olduğunu, müvekkilinin babası ile davalının babasının amcaoğlu olduğunu, tarafların ticari faaliyetlerine ...’de devam ettiklerini, işletmeleri arasında birkaç sokak mesafe bulunduğunu, davalının müvekkilinin kullandığı markadan haberdar olmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı ... başvurusunun kötü niyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-670 sayılı kararının iptaline ve ██████████ sayılı "... ..." ibareli markanın tescil edilmiş olması halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı vekili, davacı tarafın müvekkili marka başvuru tarihinden önce bir başvurusu bulunmadığını, müvekkilinin 2009 yılında açtığı işletmesinin faal olarak kullanıldığını, davacının eskiye dayalı kullanım iddiasının kabul edilemeyeceğini, davacının "... ..." ibaresini değil yıllardır "... ..." ibaresini kullandığının, kullanırken de ... ürünleri değil nakliye ve odun, kömür, yem, çuval ticareti yaptığının davacı tarafça sunulan tüm belgelerden anlaşıldığını, müvekkili markasının davacı yanın kullanımında olan işaretle ilgisi bulunmadığını, müvekkilinin kötü niyetli olmadığını, tarafların amca çocukları olduğunu, müvekkilinin soyadının "..." olduğunu, ziraat mühendisi olan müvekkilinin faal ve yoğun olarak ... ürünleri ve zirai ilaçlar sattığını, davacı yanı zarara uğratmak ya da tanınırlığından menfaat elde etmek gibi bir amacı olmadığını, davacının kötü niyetli olarak müvekkilinin markasını kullanmasına engel olmaya çalıştığını, davacı yanın "... ..." işaretini kullandığını ve asıl iştigal alanı olarak patates, çuval, kömür ticareti ve nakliyesi yaptığını, müvekkilinin ise ziraat mühendisi olarak ... ilaçları satışı yaptığını, bir çok uluslararası ve ulusal büyük zirai ilaçların bayiliğini yaptığını, müvekkilinin 2021 yılından önce de yoğun ve aktif olarak "... ..." markasını kullandığını, müvekkilinin marka başvurusunun tescili ve davanın açılmasından sonra davacının yeni tarihli .... yaptırarak delil yaratma gayesiyle tanınırlığını arttırma çabasına giriştiğini, müvekkilinin beyanına göre davacının sunduğu ... ... kaydının eski tarihli olduğunu ve aidatlar yatırılmadığından kaydın silindiğini, kayıt silindiği için müvekkilinin "... ..." kaydını kendi adına aldığını, tohumluk satışı yapabilmek için ... odasına kayıt zorunlu olduğundan davacının ... ... kayıtlarındaki adının "... ..." olduğunu, marka tescili sırasında davacının bu delillerinin olmadığını, dava açıldıktan sonra oluşturulan delillerin kabul edilmemesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından; dava konusu başvurunun "... ..." ibaresinden oluştuğu, kapsamında "35. Sınıf: Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Sanayide, bilim sahasında, fotoğrafçılıkta, ..., bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İşlenmemiş ... ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmetlerinin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise ███████████ sayılı "... ..." ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 31 ve 35. sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı; dava konusu marka kapsamında yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Gübreler ve topraklar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)"nin, davacının "gübre alım ve satımı" hizmeti ile dava konusu marka kapsamında yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)"nin davacının "zirai ilaç alım ve satımı" hizmeti ile, dava konusu marka kapsamında yer alan "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için İşlenmemiş ... ve bahçecilik ürünleri, tohumlar.” mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" nin davacının "tohum alım ve satımı" hizmeti ile aynı/aynı tür/benzer hizmetler olduğu; somut olayda çekişmeli başvuru ve dayanak markanın "... ..." ibaresinden oluştuğu, dava konusu markanın başvuru tarihi 27.01.2021 olup, davacının gerekçe markasının ise 26.03.2021 tarihinde başvuruya konu edildiği, dolayısıyla davacıya ait markanın, itiraz edilen markadan sonra başvuruya konu edildiğinden, öncelik şartını sağlayamadığı ve SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında gerekçe olarak kabul edilemeyeceği; gerçek hak sahipliği iddiasına ilişkin olarak, SMK'nın 6/3. maddesi "Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ... sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir." hükmünü amir olduğu, bu hükmün, markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağladığı, madde hükmünde yer alan iddiaların kabul edilebilmesi için, iddia sahibinin o işaret üzerinde tescil tarihinden önce hak sahibi olması ve bunları ispat etmesi gerektiği, Yargıtay kararlarında gerçek hak sahipliği ile ilgili olarak, "Olaya uygulanacak mülga 556 sayılı KHK'nın 8/3 maddesinde düzenlenen "gerçek hak sahipliği" ilkesi uyarınca, marka tescilinden önce tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden markaya konu işaretin veya ibarenin yerelden daha geniş coğrafyada ve ciddi surette markasal kullanımı ve bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandıranlar, markaya konu işaretin veya karıştırılmaya yol açacak ölçüde benzerinin başkalarınca marka başvurusuna konu edilmesi halinde marka tescil başvurusuna itiraz etme ya da markanın tescili halinde hükümsüzlüğünü talep etme hakkı bulunmaktadır. Ayrıca söz konusu önceye dayalı kullanımların, marka başvurusuna karşı çıkılan tarafın kullanımlarından da önce olmalıdır. Bununla birlikte, KHK'nın 8/3. maddesi, markanın münferit kullanımları ile marka tescil kapsamı dışında kalan mal ve hizmetler yönünden kullanımlar önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir. (Yargıtay 11. HD. 13.05.2019 T. █████████ E. █████████ K.)" tespitlerine yer verildiği; Yargıtay 11. HD. 13.02.2019 T. █████████ E. █████████ K. sayılı kararda "...söz konusu işaret üzerindeki kullanımın, ... içinde ve yerelden daha geniş bir coğrafyada, nizasız, fasılasız ve yoğun bir şekilde kullanılmış olması gerekir..." tespitlerine yer verildiği, Yargıtay kararlarında ifade edildiği üzere, öncelik hakkı iddia eden tarafın Türkiye’deki kullanımının yerelden daha geniş bir coğrafyada olması, ciddi surette bir markasal kullanım olması ve bu kullanım ile markaya belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerektiği, davacı tarafın, ... nezdinde yaptığı ilk itiraz aşamasında sunduğu 2008-2017 tarih aralığına ilişkin vergi levhalarında davacının işe başlama tarihi 02.09.1998 olup, ... unvanı kısmında "... ... " ibaresinin bulunduğu, 1999 ve 2009 tarihli Derinkuyu Belediye Başkanlığı tarafından düzenlenen "Tatil Günleri Çalışma Ruhsatiyesi" belgesinde işyerinde "çuval-boru-kömür" satışı yapıldığının belirtildiği; 23.07.2008 tarihli ... ... Gazetesinde ... unvanının "... - ... ..." olarak tescil edildiği; 2007 tarihli ... Gazetesinde unvanının "... ...", meslek dalının ise "un, kepek, yem ve zahire satıcılığı" olarak belirtildiği; dosyaya sunulan çok sayıda faturada, faturaların sol üst kısımda "... ... ....." ibaresinin yer aldığı, "... ... ...." ibaresi yer alan faturalarda, "..." ibaresinin işletme adı ya da unvan olduğu ya da markasal olarak kullanıldığı anlaşılamadığından bu faturaların değerlendirme dışı bırakıldığı; bununla birlikte, sol üst kısımda "... ...-..." ibaresini taşıyan çok sayıda fatura incelendiğinde, 2019-2020 tarihlerini taşıyan faturaların açıklamalarında, genel olarak "nakliye bedeli" açıklaması yer aldığı, 2007-2008 tarihli faturalarda ise "yem, kömür, tohumluk buğday, mısır tohumu, yonca tohumu, çuval" açıklamalarının yer aldığının tespit edildiği; davacının 2007-2008 yıllarında faaliyet gösterdiği hizmetler bakımından, aradan geçen 13-14 yıllık süre baz alındığında, 2021 yılında başvurusu yapılan marka başvurusuna karşı gerçek hak sahipliğinin ileri sürülemeyeceğinin değerlendirildiği, diğer yandan, davacı tarafın "..." markasını taşımacılık hizmeti bakımından 2019 yılından bu yana Türkiye’de aktif olarak, ciddi bir biçimde kullandığı, sonuç olarak, davacının gerçek hak sahibi olduğu "..." markası ile dava konusu marka işaretsel olarak benzer olmakla birlikte, davacının gerçek hak sahibi olduğu 39. sınıf hizmetler ile dava konusu markanın kapsamını oluşturan 35. sınıf hizmetlerin aynı/aynı tür veya benzer hizmetler olmadığı; bu nedenle davacının gerçek hak sahipliği iddiasına dayalı markanın hükümsüzlüğü/YİDK kararının iptali koşullarının somut olayda bulunmadığı; her ne kadar bilirkişi heyeti davacının ... unvanı ile davalının dava konusu edilen markası arasında iltibas tehlikesi oluşturacak derecede görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunduğu, davacının faaliyet alanları ile dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetler bakımından aynılık/benzerlik bulunduğu, dava konusu YİDK kararının "Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için ..., bahçecilik ve ormancılıkta kullanılan kimyasallar. Gübreler ve topraklar. Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler. İşlenmemiş ... ve bahçecilik ürünleri, tohumlar. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" hizmeti bakımından yerinde olmadığı, dava konusu markanın sayılan hizmetler bakımından hükümsüzlüğü koşullarının somut olayda bulunduğu yönünde görüş belirtmiş ise de; Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 22.06.2017 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı kararı uyarınca davacının fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markasındaki mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden dava kabul edilebileceği, davacının bu mal ve hizmete yönelik fiilen faaliyeti olduğuna ilişkin delil ibraz etmediği görüldüğünden ... unvanına dayalı itiraz sonuçlarının eldeki olayda oluşmadığı kanaatine varıldığı; dosya içeriği itibari ile 6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde yer alan koşulların oluşmadığı ; davalı şahsın kötü niyetli olmadığı, hükümsüzlük şartlarını da oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu YİDK kararının güncel ve yerleşik içtihatlara, doktrin görüşlerine, uluslararası mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, dava konusu başvurunun müvekkilinin ... unvanını içerdiğini, müvekkilinin kullanımlarının sadece kömür ve ... ürünlerinin nakliyesi hizmetine ilişkin olmadığını, müvekkilinin nakliye hizmetinin yanı sıra tohum, gübre, zirai ilaç, zirai alet gibi ürünlerin satışını da gerçekleştirdiğini, 2008 tarihli ... ...... kaydından da görüleceği üzere müvekkilinin sunduğu hizmetler arasında nakliye hizmetlerinin yanı sıra yem, gübre, zirai ilaç, tohum vb. ... ürünlerinin alımı ve satımı hizmetinin de bulunduğunu, başvurunun SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca da reddinin gerektiğini, başvurunun SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötü niyetli olarak yapıldığını, müvekkilinin öncelik hakkının bulunduğunu, tarafların akraba olması ve işletmeler arasında birkaç sokak bulunması nedeniyle davalının bu durumu bildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta, davacı tarafın SMK'nın 6/1. maddesi anlamında dikkate alınabilecek, dava konusu markadan daha eski tarihli bir markasının bulunmadığı; davacı tarafça dosyaya sunulan belgelere göre SMK'nın 6/3. maddesi uyarınca gerçek hak sahipliğini kanıtlayacak mahiyette bir kullanımı ispatlanmadığı gibi, davacının ... unvanını çekişmeli hizmetler kullandığını, markasının tanınmışlığını ve başvurunun kötü niyetle yapıldığını da kanıtlayamadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Başkan...Üye...Üye...Katip...