Anahtar kelimeler: Markaya Yidk Bam İbareli Sinaî Fikri Markalar Layihalar Haklar Marka

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R....İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUKMAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: .....DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararının İptaliTaraflar arasında görülen davada verilen █████/2022 tarih ve ███████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin ██████████ sayılı "...+..." ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirket tarafından ██████████ sayılı "..." ibareli markaya dayalı olarak bu başvuruya itiraz edildiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından bu itirazın kabulü ile müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilinin bu karara yönelik itirazının ise YİDK tarafından reddedildiğini, başvuru konusu markanın müvekkili tarafından 1995 yılında 08, 21, 35. sınıflarda kullanılmaya başlandığını, 13.03.1995 tarihinde █████████ numaralı ve 21. sınıfta marka başvurusu yapıldığını, koruma süresinin bitiminden sonra bu markanın yenilenmediğini, 2000-2005 yılları arasında da 08, 21, 35. sınıflarda marka başvurusu yapıldığını ve koruma süresinin bitiminden sonra bu markanın da yenilenmediğini, 10.03.2010 tarihinde ... ve ... arasında markanın ... tarafından kullanılmasına ilişkin toplantı yapıldığını, sonrasında tarafların yaptığı çeşitli başvurular olduğunu ve bunların bir kısmı bakımından itiraz edildiğini, bir kısmı için de itiraz olmadığını, 21.04.2016 tarihinde ... tarafından 07, 08, 11. sınıfta ██████████ sayılı başvurudan sonra gerçekleşen başvurular bakımından taraflar arasında çekişme olduğunu ifade eden bir kronolojik tablonun oluştuğunu, özellikle 2000’li yılların başından itibaren “...” markasının tencereler başta olmak üzere züccaciye ürünlerinde Türkiye çapında etkin olarak kullanılmaya başlandığını, 2008 yılında yaşanan global ekonomik krizden etkilenilmesi nedeniyle markaların yenileme işlemlerinin yapılamadığını, 2016 yılında ekonomik olarak kısmen iyileşme gösteren müvekkilinin yeniden "..." markası için ██████████ sayı ile tescil başvurusunda bulunduğunu, ancak ...’in ██████████ sayılı "..." tescil başvurusu ile karşılaştığını, o zamandan bu yana da marka tescil başvuruları ve bunlara itirazlara dayanan uyuşmazlıkların yargıya taşındığını, davalı ...’in huzurdaki YİDK karar iptal davası ikame edilmeden önce aynı gün ██████████ ve ██████████ sayılı 11. sınıfta "..." markalarının tescili için başvuruda bulunduğunu, bu başvuruya itiraz ettiklerini ve aşamaların devam ettiğini, ... tarafından itiraz aşamalarında taraflar arasındaki durumun gizlendiğini, davalı şirketin üreterek piyasaya sunduğu çay makinası, kahve makinası, el blenderi, kettle, ekmek kızartma makinası vb. ürünler nedeniyle İstanbul 2. FSHHM’nde görülmekte olan ████████ E. sayılı marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet davasını ikame ettiklerini, dava konusu yapılan YİDK kararının eksik inceleme ile oluşturulduğunu, uyuşmazlığın çözümünün salt çekişmeli markaların benzer mallarının tespit edilmesinden ibaret olmaması, taraflar arasındaki çekişme ile davalının dava konusu marka listesi üzerinde marka hakkının bulunmadığının birlikte değerlendirilmesi gerektiğini, ...’in davaya konu marka başvurusunun reddedilmesine gerekçe 2016 yılındaki başvurusundan önce .... markasından haberdar olmasına rağmen ticari hayatta iltibasa neden olabilecek “...” markasını seçtiğine ilişkin delillerin ... nezdinde ortaya konulduğunu, ......markasını taşıyan ürünlerin ... ait ... ve ... bayilerinde satılması, reklam ve pazarlama konusunda işbirliği yapılması konularında taraflar arasında 10.03.2010 tarihinde görüşme yapıldığını, olumlu sonuçlanmayan görüşmelerden bir süre sonra ...’in davaya konu marka başvurusuna itirazına gerekçe ██████████ numaralı marka tescil başvurusunda bulunduğunu, bu marka ile ilgili olarak tarafların arasında ihtar vs. süreçler devam ederken ...’in ██████████ sayılı marka başvurusunu yaptığını, sonrasında da başvuruların bulunduğunu, davaya konu marka başvurusuna ... tarafından yapılan itirazın ...’in kötü niyetli aksiyonlarından biri olduğunu ileri sürerek, 2020-M-9283 sayılı YİDK kararının iptaline, ██████████ numaralı marka başvurusunun tescil işlemlerine devam edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, taraf markaları arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, her iki markada da "..." ibaresinin esas unsur olarak yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı ... Anonim Şirketi vekili, müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilinin ilk olarak 21.04.2016 tarihinde ██████████ sayılı ... ibareli marka başvurusunu yaptığını, müvekkilinin bu başvuruyu yaptığı tarihte davacı tarafın herhangi bir tescilli hakkının bulunmadığını ve bu tarihten sonra hızla marka başvuruları yapmaya başladığını, daha önceki hiçbir markasında yer almayan ve müvekkilinin marka başvurusunda yer alan 11. sınıfı da marka başvurularına eklemeye başladığını, davacı tarafından yapılan ilk marka başvurusunun müvekkilinin başvurusundan sonraki bir tarih olan 20.09.2016'da yapılan ██████████ sayılı başvuru olduğunu, söz konusu başvuruya müvekkili tarafından önceki marka hakkına dayalı olarak itiraz edilmediğini, müvekkilinin amacının davacının kullanımını engellemek yahut markanın müstakil sahibi olmak olmadığını, bu vasıtayla davacı tarafı sıkıştırabilecekken bu yolu tercih etmeyen ancak kendisine karşı alınan aksiyonlara cevap veren ve markayı sadece kendi sektörü ve ürünleri üzerinde tescil ettirmek niyetinde olan müvekkili şirketin kötü niyetli olarak kabul edilmesinin mümkün bulunmadığını, davacının züccaciye sektöründe faaliyet gösterdiğini ve hiçbir surette elektrikli ev aleti üretimi ve satışı yapmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin ve Hukuk Genel Kurulu' nun yerleşmiş uygulamasına göre (HGK. 19.11.2003 T, E. ███████-578, K. ████████) YİDK kararının yerinde olup olmadığının, kararın alındığı tarihteki koşullara göre değerlendirilmesi gerektiği (11 HD. 21.01.2010 T, █████████ E ████████ K.), eldeki davanın da salt YİDK kararının iptali istemini barındırdığından YİDK karar tarihi olan 09.11.2020 tarihindeki marka işlem dosyasında mevcut maddi ve hukuki olgular dikkate alınarak ve salt marka işlem dosyası ile sınırlı olarak değerlendirme yapıldığı, bu nedenle marka işlem dosyasına sunulmayan, ancak dava aşamasında ibraz edilen bilgi ve belgelerin değerlendirme dışı bırakıldığı, dava konusu marka başvurusundan çıkartılan ve eldeki davaya konu olan emtia ile redde mesnet marka kapsamında yer alan emtia arasında benzerlik bulunduğu, taraf markaları bir bütün olarak karşılaştırıldığında, her iki markada müşterek olarak bulunan “...” ibaresinin Türkçe'de sonsuzluk anlamına geldiği, anlamı itibariyle bu ibarenin davaya konu malları doğrudan tanımlamadığı, bu nedenle somut ayırt edici niteliği haiz olduğu, dava konusu marka başında yer alan ve kırmızı renkli tencere görselini çağrıştıran ... unsurunun kelime unsuruna göre arka planda kaldığı, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, "birlikte var olma" koşullarının somut olayda mevcut olmadığı, davacı yan her ne kadar "..." ibaresi üzerinde gerçek hak sahipliğinin bulunduğunu ve davalı şirketin kötü niyetli olduğunu ileri sürmüşse de, bu hususların eldeki davada dikkate alınabilecek argümanlar olmadığı, bu hususların ancak redde gerekçe gösterilen markanın olası hükümsüzlüğü davasında ileri sürülebileceği, davacı yanın söz konusu iddialarının nispi tescil engelini bertaraf etme kabiliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili, "..." ibaresinin farklı mallar üzerinde dahi olsa fiili kullanma önceliğinin müvekkiline ait olduğunu, yine bu ibareyi önceki tesciller yoluyla markalaştıran tarafın da müvekkili bulunduğunu, dava konusu malların, müvekkili tarafından fiilen kullanılan ve önceki tesciller kapsamında yer alan mallar ile benzer ve ilişkili olduğunu, bu durumun diğer YİDK ve mahkeme kararları ile sabit bulunduğunu, davalının dayandığı ██████████ sayılı "..." markasının tescilinin talep edildiği 21.04.2016 tarihinden önce, müvekkili markasının tescil talebinin reddedildiği mallar ile benzer mallar üzerinde müvekkilinin kullanımının sabit olduğunu, 21.04.2016 tarihinden önce davalının "..." markası üzerinde herhangi bir mal grubunda fiili kullanım ya da tescil ile kazanılmış bir hakkının bulunmadığını, ilk derece mahkemesi nezdinde, çekişmeli markaların mal listelerinin oluşmasına dair süreç incelenmeden salt başvuru tarihi itibariyle öncelikten hareketle yapılmış olan mal benzerliği incelemesinin, uyuşmazlığın niteliği itibariyle hukuka ve somut olayın koşullarına uygun olmadığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
:Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "...+..." ibareli başvuru ile redde mesnet "..." ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira taraf markalarının asli unsurları aynı ibareden oluştuğu gibi dosya kapsamında alınan kök ve ek bilirkişi raporunda açıklandığı üzere başvuru kapsamında yer alan malların tamamı yönünden emtia benzerliğinin de olduğu, bunun dışında gerçek hak sahipliğine ya da davalı Şirketin kötü niyetli olduğuna ilişkin iddiaların işbu davada tartışılmasının mümkün olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.