Anahtar kelimeler: Kyb Kirliliğine Mercii Şüpheli Adalet Evrakı Olma Görüşü İstinaden Başvuran

SAYISI
: █████████ Değişik işŞÜPHELİ
: ...SUÇ
: İmar kirliliğine neden olmaİNCELEME KONUSUKARAR
: Kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın reddi kararıKANUN YARARINABOZMA YOLUNABAŞVURAN
: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıŞüpheli hakkında imar kirliliğine neden olma suçundan, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik yapılan itiraz üzerine itiraz mercii tarafından itirazın reddine karar verildiği anlaşılmıştır.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, 19.09.2024 tarihli ve 94660652-105-10-6315-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB-███████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 18.10.2024 tarihli ve KYB-███████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;"Dosya kapsamına göre, somut olayda, ... ili ... ilçesi 107 ada 3 parsel sayılı taşınmaz üzerinde şüpheli tarafından ruhsatsız ve kaçak olarak temeli atılan zemin ve birinci katına taşıyıcı kolonları imal edilen tuğla duvarları örülmüş vaziyette tespit edilen yapı hakkında yapı tatil zaptı düzenlenmek suretiyle mühürlenen bina hakkında başlatılan soruşturma sonunda, suça konu eylemin bina vasfında olmaması ve yapı vasfında olması nedeniyle şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği anlaşılmış ise de,Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 06.11.2018 tarihli ve 2015/4-176 esas, ████████ sayılı kararında açıklandığı üzere, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 184/1. maddesinde düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçunun oluşabilmesi için yapı ruhsatiyesi almadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapılması ya da yaptırılması gerektiği, binanın ruhsata tâbi olmasının yeterli olup belirli bir genişlikte veya yükseklikte olmasına gerek bulunmadığı, maddede belirtilen "bina" kavramından ne anlaşılması gerektiğine ilişkin herhangi bir açıklamaya yer verilmemiş olup, bu kavramın 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 5. maddesine göre belirleneceği, anılan Kanun'un 5. maddesinin ise, "...Bina; kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma, eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarıyan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır. ..." şeklinde olduğu hususları ile,Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.02.2014 tarihli ve 2013/4-691 esas, ███████ sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun'un 184. maddesiyle korunan hukuki değerin, çevrenin korunması olduğu ve bu suçun işlenme sıklığı ve yoğunluğu ile sosyal ve toplumsal bir sorun olması gerçeğine değinildiği hususu birlikte değerlendirildiğinde,Soruşturma dosyası kapsamında alınan fotoğraflı bilirkişi raporu incelendiğinde, şüphelinin ruhsatsız ve hukuka aykırı olarak temeli atılan zemin ve birinci katına taşıyıcı kolonları imal edilen tuğla duvarları örülmüş vaziyette bulunan yapıyı imal etmek suretiyle inşaata başlayıp bitirmek üzere olduğu, inşaata başlanılmasının ve belli bir seviye gelmesinin atılı suçun tamamlanmış suç gibi değerlendirilmesi gerektiği, teşebbüs hükümlerinin somut olayda uygulanma olasılığı bulunmadığı, dolayısıyla şüpheli tarafından yapılan yapının bina vasfını kazandıracak ve imar kirliliğine neden olacak şekilde oluşturulduğu cihetle, mevcut delillerin kamu davasının açılmasını gerektirir nitelikte olduğu ve şüpheli hakkında kamu davası açılması için yeterli şüphe bulunduğu, bu delillere ve suçun unsurlarına yönelik takdir ve değerlendirmenin mahkemesince yapılması gerektiği gözetilmeksizin, kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yönelik itirazın kabulü yerine, yazılı şekilde reddine karar verilmesinde isabet görülmemiştir." şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇE5271 Sayılı Kanun'un 160 ıncı maddesinin birinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hali öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar." ikinci fıkrasında, "Cumhuriyet savcısı, maddi gerçeğin araştırılması ve adil bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adli kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür." 170 inci maddesinin ikinci fıkrasında, “Soruşturma evresi sonunda toplanan deliller, suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturuyorsa; Cumhuriyet Savcısı, bir iddianame düzenler." 172 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Cumhuriyet savcısı, soruşturma evresi sonunda, kamu davasının açılması için yeterli şüphe oluşturacak delil elde edilememesi veya kovuşturma olanağının bulunmaması hâllerinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verir.” hükümleri düzenlenmiştir.Aynı Kanun'un 6545 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikten sonraki “Cumhuriyet savcısının kararına itiraz” başlıklı 173 üncü maddesinde ise;(3) Sulh ceza hâkimliği, kararını vermek için soruşturmanın genişletilmesine gerek görür ise bu hususu açıkça belirtmek suretiyle, O yer Cumhuriyet başsavcılığından talepte bulunabilir; kamu davasının açılması için yeterli nedenler bulunmazsa, istemi gerekçeli olarak reddeder; itiraz edeni giderlere mahkûm eder ve dosyayı Cumhuriyet savcısına gönderir. Cumhuriyet savcısı, kararı itiraz edene ve şüpheliye bildirir.(4) Sulh ceza hâkimliği istemi yerinde bulursa, Cumhuriyet savcısı iddianame düzenleyerek mahkemeye verir.” hükümleri yer almaktadır.Soruşturma evresinin asıl yetkilisi olan Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez ceza yargılamasının temel amacı olan maddi gerçeğin ortaya çıkarılması için soruşturmaya başlayacaktır.Bir fiilin işlendiği haberinin alınması üzerine, suçu takibe yetkili makamlar tarafından derhal hazırlık soruşturmasına başlanmasını ifade eden ilkeye "araştırma mecburiyeti ilkesi"; hazırlık soruşturmasının neticesinde fiilin takibini gerektirecek hususlarda fiilin ve failin belli olması, yeterli emareler teşkil edecek vakıaların bulunması, başka bir ifade ile, şüphelerin ciddi olduğunun tespit edilmesi ve dava şartlarının gerçekleşmiş olması durumunda, yetkili makam tarafından kamu davasının açılmasını ifade eden ilkeye ise "kamu davasını açma mecburiyeti ilkesi" denilmektedir.Diğer taraftan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 13 üncü maddesi uyarınca da, temel hak ve özgürlükleri ihlal edilen kimselere etkili bir başvuru yapma hakkı tanınması zorunlu olup, anılan hükmün uygulanmasına ilişkin Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarında, (Örn: Vilko E. - Finlandiya kararı 2007; Sürmeli - Almanya kararı 2006) etkili başvuru yolunun hem teoride, hem pratikte erişilebilir, yeterli ve etkili olması gerektiği belirtilmektedir.İnceleme konusu somut olayda; şüpheli hakkında şikayetçi vekilinin imar kirliliğine neden olduğu iddiasıyla şikayette bulunduğunun anlaşılması, konuyla alakalı 17.02.2023 tarihli yapı tatil zaptı düzenlendiği, 5237 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesinin birinci fıkrasında "yapı ruhsatiyesi alınmadan veya ruhsata aykırı olarak bina yapan veya yaptıran" kişilerin cezalandırılması öngörülmüş olup, İmar Yasasının beşinci maddesinde de bina kavramının "kendi başına kullanılabilen, üstü örtülü ve insanların içine girebilecekleri ve insanların oturma, çalışma eğlenme veya dinlenmelerine veya ibadet etmelerine yarayan, hayvanların ve eşyaların korunmasına yarayan yapılardır." şeklinde açıklanmıştır. █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda ruhsatsız olarak iki katlı karkas yapı yapıldığı, temel ve zemin katının tabliye betonunun atıldığı, tuğla duvarlarının örüldüğü, çatısının monte edilmediğini tespit edilmiştir. Dosya kapsamında yer alan binaya ilişkin fotoğrafların incelenmesinden imalatların bina vasfında olduğunun anlaşılması nedeniyle, bilirkişi raporundaki yapılan imalatların "Yapı" niteliğinde olup "Bina" niteliğini kazanmadığına ilişkin hatalı görüşe istinaden kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de, 5271 sayılı Kanun'un 170 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca şüpheli hakkında iddianame düzenlenebilmesi için yeterli şüphe oluşturduğu açıktır. Şüphelinin eyleminin sübut bulup bulmadığı hususu, lehine ve aleyhine toplanacak tüm kanıtların, mahkemece birlikte tartışılıp değerlendirilmesi sonucu belirlenmesi gerekmektedir. Yapılan açıklamalara göre, şüpheli hakkında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar ve bu karara itiraz sonucunda verilen itirazın reddine dair mercii kararı hukuka aykırıdır.III. KARAR1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,2. Bandırma Sulh Ceza Hâkimliğinin 11.12.2023 tarihli ve █████████ değişik iş sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesi uyarınca, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.02.2025 tarihinde karar verildi.