Anahtar kelimeler: Ceo Seviyeyi Seviye İhbara Baş Kalmaksızın Ereceğini İhtara Tanımının Bitiminde

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2017KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirket ile akdedilen █████/2013 tarihli belirli süreli iş sözleşmesi uyarınca, yıllık brüt 160.000-Euro ücretle göreve başladığını, sözleşmede, müvekkilin 5. seviye bir çalışan olduğunu, şirketin bağlı olduğu uluslararası iş tanımlamaları uyarınca, davacıya uygun görülen 5. seviyeyi karşılayan pozisyon tanımının, “Baş Yönetici/İcra Kurulu Başkanı (CEO)” olarak belirlendiğini, taraflar arasında akdedilen iş sözleşmesinin, 5 (beş) yıl süreli ve süre bitiminde hiçbir ihtara ya da ihbara gerek kalmaksızın sona ereceğini, ancak tarafların, sözleşmenin 7.1. maddesinde yer alan düzenleme ile sözleşmenin ilk üç yılını zorunlu asgari hizmet süresi olarak belirlediğini, üç yılın sonunda sözleşmenin şirket tarafından feshedilmesi halinde, davacıya tazminat ödeneceği hususunda mutabık kalındığını, ödenecek tazminat miktarının da, davacının iş sözleşmesinin feshedildiği tarihten, sözleşmede öngörülen sona erme tarihine kadar geçen süreye tekabül eden maaşının %50’si olarak belirlendiğini, çalışma koşullarının değiştirildiğini, beyanla sözleşmeden kaynaklanan 160.000 Euro tazminat alacağı ve 10.000 TL yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesinde, müvekkili şirketin CEO’su, baş yöneticisi olduğu belirtildiğinden ve şirketi doğrudan temsil eden davacının konumunun İş Kanunu kapsamında değerlendirilmesi mümkün olmadığından davaya bakma görevinin Ticaret Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesini, davacının çalışma koşullarındaki tüm değişikliklerin mevzuata uygun bir biçimde ve davacıya yazılı olarak bildirmek suretiyle yapıldığını, davacının iş kanununun 22. maddesinde öngörülen altı iş günlük süre içerisinde söz konusu değişiklikleri kabul etmediğini yazılı olarak müvekkili şirkete bildirmemesi nedeniyle değişikliklerin mevzuat gereği davacıyı bağladığını, davacıya çalışma koşullarının değiştirilip, görevlerinden tam ücretli olarak muaf tutulduğu usulünce bildirildiği halde, bu süre içerisinde hiç çalışmadan sekiz ay boyunca tüm maaşlarını (aylık yaklaşık 40.000“kırkbin” Türk Lirası) itirazsız biçimde alıp kabul ettiğini, bu nedenle çalışma koşullarının haksız bir biçimde değiştirildiği iddiasının reddi gerektiğini, sözleşmede öngörülen koşullara bağlı olan bir hak olduğu bildirilerek sözleşmede öngörülen yükümlülükleri yerine getirmesi gerektiğinin noter kanalı ile kendisine hatırlatıldığı halde davacı tarafından sözleşmede öngörülen yükümlülüklerin yerine getirilmediğini, davacının kanundan kaynaklanan kıdem tazminatı alacağının ödendiğini, 31 Ocak 2016 tarihine kadar ‘görevlerinden derhal geçerli olmak üzere ve tam ücretli olarak muaf tutulduğu” davacıya noter kanalıyla bildirildiğinden, davacının yıllık izin ücreti talebinin de reddinin gerektiğini, cevap dilekçesi ekinde sözleşmenin 7/1 maddesine göre kendisine gönderilen ibranameyi imzalaması halinde tazminatlarının 160.000 Euro karşılığı tazminatın kendisine ödeneceğinin bildirildiğini, cevap dilekçesi ekindeki ---------- bankası hesap dökümüne göre █████/2016 tarihinde davacı adına toplam 344.140,61 TL. nin depo edilmiş olduğunu, sözleşmedeki süre içerisinde ibraname imzalanmadığı için bloke edilen paranın geri çekildiğini, tazminat hakkının kalmadığını savunmuştur.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava, hukuki niteliği itibariyle; taraflar arasında imzalanan iş sözleşmesinin feshedilmesinden kaynaklanan alacağın tahsiline ilişkin tazminat davasıdır.---------- sayılı dosyasından █████/2017 tarihli kararı ile dava konusu uyuşmazlığın statü ilişkisinden doğduğundan görevli yargı yerinin Asliye Ticaret Mahkemeleri olması gerekçesiyle görevsizlik kararı verilerek dosya mahkememize gönderilmiş, mahkememizin ------------ Esas sayısı ile kaydedilmiş, mahkememiz dosyasının ---------- Esas---------- Karar █████/2020 tarih sayılı kararı -----------sayılı ilamıyla kaldırılarak mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yargılamaya bu esas üzerinden devam olunmuştur.----------- sayılı ilamı ile; "Somut olayda, yıllık izin ücretine ilişkin istem, ıslah ile 42.565,16 TL'ye çıkarmış ancak davacı ıslah dilekçesi, davalı yana tebliğ edilmeden ve ıslah ile arttırılan talep gözetilmeden yargılamaya devam edilerek hüküm verilmiştir.O halde, yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler gereğince davacının ıslah dilekçesinin karşı yana tebliği ile cevap süresinin beklenilmesi ve cevap süresi geçtikten sonra varılacak sonuca göre istem konusunda bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönlerin gözetilmemesi usûl ve yasaya aykırıdır. Bu itibarla; davacının ıslaha yönelik istinaf isteminin kabulüne, kararın içeriği gereği tarafların sair istinaf istemlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, HMK 353-1-a-4 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararın kaldırılarak yukarıda anılan eksikliklerin giderilmesine müteakip varılacak sonucu göre hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine iadesine oy birliğiyle karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklinde karar verilerek dosya mahkememize gönderilmiştir.Kaldırma ilamında belirtilen gerekçeye istinaden mahkememizce tensip zaptı oluşturularak davacı vekilinin sunmuş olduğu ıslah dilekçesinin davalı tarafa tebliğine karar verilerek duruşma günü verildiği, davalı tarafın beyanlarının alındığı görülmüştür.Dava konusu uyuşmazlık sözleşmeden kaynaklanan tazminat ve yıllık ücretli izin alacaklarının oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise miktarlarının ne olduğu noktalarında toplanmaktadır. Davacının iddiaları, davalının iddiaları, dosya kapsamında bulunan belgeler nazara alındığında; davacının davalı iş yerinde █████/2013 - █████/2016 tarihleri arasında çalıştığı, davacının 2016 yılı Ocak ayı ücret bordrosunda brüt ücretinin 42.527,99 TL. olduğu anlaşılmaktadır.Dosyada mevcut 11.04.2016 tarihli tutanağın incelenmesinde; tutanağın davalı şirket imza yetkilileri ---------- vc ----------- tarafından düzenlendiği, 31.01.2016 tarihi itibari ile iş sözleşmesinin sona erdiği, davacıya kıdem tazminatının 24.03.2016 tarihinde ödendiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 7.1. maddesi uyarınca davacıya yapılması gereken ödemenin sözleşmede öngörülen 60 günlük süre içinde -----------Bankasfnın hesabında davacı lehine 15.03.2016 tarihinde bloke ettirildiği, ---------- Noterliği'nin 16.03.2016 tarih ve ---------- yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek ihtarnamenin kendisine tebliğinden itibaren 3 iş günü içerisinde ihtarname ekinde gönderilen belgeleri olduğu gibi herhangi bir ekleme yapmadan, şerh, ihtirazi kayıt, not ya da imza dışında herhangi bir ekleme yapmadan şirket temsilcileri huzurunda ve şirketin belirtilen adresinde bizzat imzaladığında bloke edilen bedelin kendisine derhal ödeneceğini, belirtilen belgeleri davacının imzalamadığı, buna karşılık kendisine gönderilen belgeleri değişiklik yaparak şirkete gönderdiği, bunun da taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı olduğu, davacının kendisine gönderilen metinleri imzalamama gerekçesi olarak eşi ----------- daha önce imzalatılan metinden farklı olmasını ileri sürdüğünü, davacının itirazı doğrultusunda inceleme yapıldığı ve eşinin sözleşme koşullarının farklı olduğunun anlaşıldığı, davacının genel müdür unvanı ile çalıştığı, eşinin ise danışman olarak çalıştığı, bu nedenle davacının bu itirazına itibar edilmediği, davacının kendisine gönderilen belgeleri imzalamaması nedeni ile ----------Ş.'de bloke edilen bedel yeniden şirket hesabına aktarılmasına karar verildiği hususunda düzenlendiği anlaşılmıştır.Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 2. maddesinde "İşbu sözleşme 25 Ocak 2013 tarihinde yürürlüğe girecektir (yürürlük tarihi) ve madde 8 uyarınca daha erken bir tarihte feshedilmediği sürece 31.01.20I8 tarihinde ihtar veya uyarıya gerek olmaksızın kendiliğinden fesholacaktır (bitiş tarihi)" şeklinde hüküm düzenlenmiştir.Taraflar arasında akdedilen 25.01.2013 başlangıç tarihli iş sözleşmesinin incelenmesinde 7.1. maddede "işbu sözleşme taraflardan herhangi biri tarafından en erken yürürlük tarihinden itibaren üç yıl sonra ve üç aylık bir yazılı fesih ihbarı vermek kaydıyla feshedilebilir. Yukarıdaki hükme bakılmaksızın eğer bitiş tarihinden evvel sözleşme şirket tarafından geçerli nedenle feshedilirse şirket sözleşme süresinin geri kalanında yani fesih tarihi ile bitiş tarihi arasındaki süre boyunca kazanacağınız maaş toplamının %50 'sini bir sonraki cümlede ortaya konulan koşullar çerçevesinde kıdem tazminatı olarak tarafınıza ödeyecektir. Bu paragrafta tanımlanan kıdem tazminatı, şirket ve bağlı şirketlere karşı genel ibra ve haklarınızdan feragat içeren bir beyan imzalamanız fış sözleşmesinin feshinden itibaren 60 gün içerisinde) ve fesih tarihinden itibaren 6 ay süreli bir rekabet etmeme yükümlülüğü altına girmeniz koşullarına bağlıdır. " şeklinde hüküm düzenlendiği görülmüştür.Kıdem ve hizmet süresi başlığı altında davacının hizmet süresi 3 yıl 6 gün olarak tespit edilmiştir. Davacını iş akdinin sözleşme uyarınca sona erme tarihi 31.01.2018 olmasına rağmen sözleşmenin davalı tarafından 31.01.2016 tarihinde sona erdirildiği anlaşılmıştır. Buna göre davacının bakiye sözleşme süresi (31.01.2016-31.01.2018) 2 yıl olarak tespit edilmiştir.Sözleşmenin 7. maddesinde davacının sözleşmesinin süresinden önce feshedilmesi halinde bakiye süre ücretinin %50'sinin davacıya ödeneceği kararlaştırılmıştır, ancak bakiye süre ücretinin tanımlamasının kıdem tazminatı olarak yapıldığı ve davacının sözleşmenin feshinden itibaren 60 gün içerisinde genel) ibra ve haklarından feragat içeren bir beyan imzalaması ve rekabet etmeme yükümlülüğü altına girmesi durumunda bu ücretin davacıya ödcneceği belirtilmiştir. 1475 sayılı İş Kanununun kıdem tazminatını düzenleyen 14. maddesinin yürürlüğü sürmektedir. 1475 sayılı Kanunun 14. maddesinde, hizmet aktinin devamı süresince her geçen tam yıl için işverence işçiye 30 günlük ücreti tutarında kıdem tazminatı ödeneceği, kıdem tazminatı hesaplanmasının son ücret üzerinden yapılacağı belirtilmiştir. Esasen davalı tarafından hazırlanan ibranamede "25.01.2013 tarihli Hizmet Sözleşmesinin 7. maddesinin 1.fıkrasının 2. Bendi uyarınca tarafıma ödenecek olan brüt EUR 160.000,00 (yüzaltmış bin Avro), kıdem tazminatı brüt 12.356,08 TL(onikibinüçyüzellıaltılira sıfır sekiz kuruş)" şeklinde düzenlendiği, buna göre davacıya ödenecek kıdem tazminatı ve bakiye süre ücretinin ayrı kavramlar olarak kabul edildiği anlaşılmıştır. Ayrıca davacıya kıdem tazminatı adı altında ödeme yapıldığı da davalı tarafından tarafından kabul edilmiş ve dosyaya davacıya "'kıdem tazminatı" açıklaması ile 12.251,16 Tl. ödeme yapıldığına dair 24.03.2016 tarihli dekont sunulmuştur. Ancak sözleşme uyarınca taraflar arasında ödeneceği kararlaştırılan ücretin ödenmesi koşulu iş akdinin feshinden sonra 60 gün içerisinde davacının genel ibraname ve haklarından feragat içeren yazıyı imzalaması ile rekabete etmeme taahhüdünü imzalaması koşuluna bağlanmıştır.Cezai şart konusu 6098 TBK madde 179 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre TBK madde 179 ""Bir sözleşmenin hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi durumu için bir ceza kararlaştırılmışta aksi sözleşmeden anlaşılmadıkça alacaklı ya da borcun ya da cezanın ifasını isteyebilir."" şeklinde düzenlenmiştir. İşveren aleyhine tek taraflı cezai şart konulması mümkündür. Sınırı hakkın kötüye kullanılmasına ilişkin TMK 2. maddesidir. Dava konusu sözleşmede dc taraflar arasındaki sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi halinde davalı tarafından davacıya bakiye sözleşme süresine ilişkin ücrctin yarısının ödenmesi kararlaştırılmıştır. Bu nedenle sözleşmede kararlaştırılan ödemenin kıdem tazminatı değil cezai şart olduğu kanaatine varılmıştır.Davacı tarafından davalı yana tebliğ edilen █████/2016 tarihli ibranamenin miktar ve içeriği, alacak kalemlerinin tek tek açıkça belirtildiği görülmüştür. Ancak sözleşmede ibranamenin hangi koşullarda davacı tarafından imzalanacağı hususu düzenlenmiş olup, bu husus davacı tarafından dava dilekçesinde de açıkça ikrar edilmiştir. Sözleşme gereği belirtilen tazminatın davacıya ödenmesinin davacı tarafından fesih tarihinden itibaren 60 gün içinde davalı şirket lehine ibraname ve 6 ay boyunca rekabet etmeme taahhüdü imzalaması şartına bağlandığı yine davacının kabulündedir. Bu durumda davacı tarafından fesih tarihinden itibaren 60 gün içinde davalı şirket lehine ibranamenin ve 6 ay boyunca rekabet etmeme taahhüdünün yerine getirilmiş olması halinde davacı tazminat istemini hak edebilecektir. █████/2016 tarihi itibariyle davacının süreli iş sözleşmesi fesh olunmuş ve tazminat olarak davalı tarafından 344.140,61 TL. davacının hesabına yatırılmıştır. Sözleşme hükümleri uyarınca davacıya noter kanalıyla gönderilen metinleri sözleşmeye uygun biçimde ve sözleşmede öngörülen süre içerisinde imzalamadığı anlaşılmaktadır. Davacı tarafından imzalanarak davalı tarafa tebliğ edilen 02.03.2016 tarihli Rekabet etmeme Taahhüdünün incelenmesinde; davacının " fesih tarihinden başlayarak 6 aylık bir süre boyunca ----------- Bölgesindeki herhangi bir işyeri ile rekabette olan veya olabilecek herhangi bir kişi, firma, ortaklık, şirket veya iş yeriyle maddi çıkar ilişkisine girmek, fesih tarihinden önceki 12 aylık süre boyunca herhangi bir grup şirketin müşteri, hizmet alanı, tedarikçi, satışçısı, olan veya işlem yapan ve kendilerinin gizli bilgilerinin eriştiğim veya kendisiyle şahsen iş veya müşteri ilişkisine girdiğim kurumlarla, ------------ ile aynı faaliyet alında doğrudan faaliyet gösteren herhangi bir kişinin, firmanın ortaklığın, şirketin veya işyerinin müşterisi olup da herhangi bir grup şirketi ile rekabette olan kurumlarla işlem yapmak, görüşmek, anlaşma yapmak veya onlardan görev kabul etmek, fesih tarihinden sonraki herhangi bir zamanda herhangi bir grup şirketiyle bağlantılı veya bir şekilde ilgili olan herhangi bir kışı, firma veya şirket nezdinde kendimi temsil etmek veya hana teklifte bulunulmasına izin vermek" şeklinde beyanda bulunduğu anlaşılmıştır.Her ne kadar davacı tarafından sözleşmede belirtilen süreden sonra ihtarname yoluyla davalı tarafa rekabet etmeme taahhüdü ve ibraname gönderilmiş ise de; davalı tarafın davacının sözleşmeye uygun ve belirlenen sürede ibraname vermemiş olması nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan tazminatı ödememekte haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davacı ayrıca yıllık izin ücretini istemektedir. Davalı taraf yıllık izin ücretini ödediği yazılı delille ispatlaması gerekmektedir. Dosyaya davacının yıllık izin kullandığına dair bir belge sunulmamıştır. Davalı tarafından "-----------"' adı altında ücretli izin kullandırıldığı bu nedenle davacının yıllık izin ücreti alacağı bulunmadığı beyan edilmiştir. Yargıtay bir kararında "Davalı işyerinde uygulanan Toplu İş Sözleşmesinin 31 B maddesinde "İşçiye işlerini görmek üzere ayda bir iş günü ayrıca ücretli idari izin verilir" hükmü yer almaktadır. Bu düzenleme mazeret iznine yönelik bir düzenlemedir. Yargıtay tarafından idari izin kavramının ve yıllık ücretli izin kavramının farklı olduğunun kabul edildiği bilinmektedir. Buna göre; davacının idari izinli olduğu anlaşılan "-----------" uygulamasında davacının yıllık izinlerinin kullanmadığı kabul edilmiştir. Davacı tarafından yıllık ücretli izin alacağı talebinde bulunulmuştur, iş kanununa göre davacının kıdem süresi nazara alınarak 42 günlük yıllık ücretli izin hakkı bulunduğu kanaatine varılmıştır. Davacı vekili █████/2019 tarihli dilekçesi ile; bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara istinaden; 10.000 TL olarak talep edilen yıllık ücretli izin alacağı talebini 32.565,16 TL artırarak toplam 42.565,16TL'ye çıkarttıklarını beyan etmiş, harcını da yatırdığı anlaşılmış, ayrıca zamanaşımı süresinin de iş kanununa göre sözleşmenin fesih tarihinden (█████/2016 tarihi) itibaren 5 yıl olduğu nazara alındığında ıslah tarihi olan █████/2019 tarihi itibariyle zamanaşımı dolmadığından talebin tam kabulüne karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacının yıllık izin ücreti talebinin ıslah edilmiş hali ile kabulüne, 42.565,16-TL yıllık izin ücreti alacağının sözleşmenin feshi tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Davacının sözleşmeden kaynaklanan tazminat alacağı talebinin reddine,3-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 2.907,63 TL harcın mahsubu ile fazladan alınan 6.252,75 TL'nin yatıran tarafa iadesine,4-Davacı tarafından yapılan (yatırılan harçtan iadesine karar verilen harç düşüldükten sonra kalan); 2.907,63 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan; 2.500,00 TL bilirkişi ücreti, 508,75 TL tebligat, posta ve diğer masraflar olmak üzere toplam 3.008,75 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 190,33 TL lik kısmının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, bakiye yargılama giderinin ise davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından yapılan 600,00 TL yargılama giderinin kabul red oranı dikkate alınarak 562,04 TL lik kısmının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 30.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 89.565,57-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,9- Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,Dair,davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025