Anahtar kelimeler: Düsturuyla Durmaksızın Alanıyla Sektörlerde Gönüllüleriyle Kurduğunu Çevreye Ulaşması Sitesini Unsur

T.C.
İSTANBUL3. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ███████DAVA
: Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi ve Manevi TazminatDAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hakkına Tecavüzün ve Haksız Rekabetin Tespiti, Önlenmesi, Durdurulması, Maddi ve Manevi Tazminat davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2012 yılında ...'da kurduğunu; derneğin, kurulduğu günden beri ... düsturuyla durmaksızın çalışan gönüllüleriyle ve giderek genişleyen etki alanıyla faaliyetlerine devam ettiğini; müvekkilinin, faaliyetleriyle giderek daha geniş bir çevreye ulaşması neticesinde 2016 yılında ... alan adlı internet sitesini kurduğunu ve daha sonrasında “...” ibaresinin başka sektörlerde de esas unsur olarak kullanılması sebebiyle 2020 yılında ... sitesini ... olarak değiştirip önceki alan adını da bu siteye yönlendirdiğini; bunun yanında müvekkilinin, zamanla büyüyen etki çevresinde oluşacak iltibasları engellemek amacıyla ... , ... ve ... alan adlarını da mülkiyetine aldığını; müvekkilinin, tüm bu faaliyetleri neticesinde artık daha büyük taklit tehlikeleriyle karşılaşması ve adının daha sık kötüye kullanılmaya çalışılmasıyla 2021 yılının başında TPMK nezdinde ... tescil numaralı marka başvurusunda bulunduğunu; bu başvuruda yer alan logo ve markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu; — müvekkilinin marka tescil başvurusundan önceki marka kullanımlarında da “...” ibaresinin daha büyük ve koyu yazılmasıyla esas unsur olarak ön plana çıktığını; müvekkilinin yürüttüğü faaliyetler çerçevesinde “...” ibaresini maruf hale getirdiğini ve hukuken bu ibare üzerinde münhasıran hak sahibi olduğunu; müvekkilinin "..." marka tescili yanında "...", "...", " ..." ve "..." ibarelerini de tescil ettirmiş olup tüm bu markaların ...ve.... sınıflarda tescilli olduğunu; davalı tüzel kişinin ... adıyla kurulduğunu; davalının, müvekkili ile aynı alanda faaliyet göstermekte olup müvekkili markasıyla arasındaki tek farkın başındaki ... ibaresi olduğunu; bu ibarenin davalının ... ili ... ilçesi ... mahallesinde bulunduğu için de adeta bir şube izlenimi oluşturduğundan davalı markasıyla müvekkili markası arasında yadsınamaz bir iltibas tehlikesi oluşturduğunu; davalının müvekkili taklit ettiğini; zira, davalının sosyal medya kullanımlarının ... 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ...D. İş raporunda tespit edildiği üzere, "..." ibaresini esas unsur olarak içerdiğini; davalının bu kullanımlarının müvekkilinin itibarını zedelediğini ve hatta müvekkiline bağış yaptığını sanarak davalıya bağış yapan kişilerin müvekkilini arayıp yaptığı bağışlardan sonra hiç haber alamadığını söyleyerek müvekkilinden hesap sorduğunu; davalıya müvekkili tarafından ihtarname gönderildiğini, bunun üzerine davalı tarafın hukuka aykırı eylemleri sonlandıracağından bahisle müvekkilini oyaladığını ve hukuka aykırı eylemlerine devam ettiğini; davalı eylemlerinin marka hakkına tecavüz teşkil ettiğini; müvekkilinin, dernek faaliyetlerinde “...” ibaresinin münhasıran hak sahibi olduğunu; davalı tarafın müvekkilini taklit ettiğini ve uyarılara rağmen bu taklidine kötü niyetli bir şekilde devam ettiğini belirtilerek davalı eylemlerinin müvekkilinin tescilli marka haklarına tecavüz oluşturduğunun tespitini, tecavüzün durdurulmasını, kaldırılmasını ve önlenmesini, marka hakkına tecavüz eden davalının müvekkilinin tecavüzden kaynaklanan zararlarının tazminini gidermesini, fazlaya ilişkin hak ve talepleri saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000-TL maddi, 50.000-TL manevi tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalıya usulüne uygun tebligat yapıldığı ancak davaya cevap vermediği tespit edilmiştir.DELİLLER VE GEREKÇE
: Dava; marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, 10.000-TL maddi ve 50.000-TL manevi tazminat ile kararın ilanı istemlerine ilişkindir.... 4.FSHHM'nin ... D.İş sayılı dosyası fiziken celp ve tetkik edilmiştir.TPMK'ya müzekkere yazılarak; davacı adına tescilli "..." ibareli markaların; tescil dosyası celp ve tetkik edilmiştir.TPMK'ya müzekkere yazılarak; davalı ... adına tescilli "..." ibareli marka olup olmadığı sorulmuş ve gelen yazı cevabında davalı adına tescilli markanın bulunmadığı bilgisinin verildiği görülmüştür.HMK'nın 266. maddesi kapsamında bilirkişilerin oy ve görüşünün alınmasına karar verilmiş olup bu suretle mahkememizce görevlendirilen marka vekili ..., bilişim uzmanı ..., mali bilirkişi ..., tarafından düzenlenen █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda özetle;... alan adlı ... kanalının adının“... olduğu, hesabın 13.03.2022 tarihinde oluşturulduğu, hesap içeriğinde yayınlanan video içeriklerinde “...” ibarelerinin kullanıldığı, yayınlanan videolar içeriğinde “...” ibareli görsellerinin markasal şekilde (logo olarak) kullanıldığı, hesapta yayınlanan toplamda 71 adet videoda videolarda toplamda 20.155 adet görüntülenme aldığı, ... ... şeklinde IBAN banka bilgisine yer verildiği,... adresli Facebook hesabının adının “...adı ile oluşturulduğu,“... ... Hesabı alıcı ismi ... ... şeklinde banka bilgilerinin yer aldığı, ... ile ... irtibat numaralarının yer aldığı, söz konusu sosyal medya hesabının 22.05.2022 tarihinde ilk olarak açıldığı, hesap profil görseli olarak “... ibareli görselinin kullanıldığı, hesap içeriğinde kullanılan görseline yer verildiği, hesabın... tarafından işletildiği anlaşıldığı, ... adresli Instagram sayfasının güncel durumda yayından kaldırıldığı görülmüş olup, ... sosyal medya hesabında geçmişe yönelik içeriğinin görüntülenmesi mümkün olmadığından söz konusu ... profili üzerinde inceleme yapılamadığı, Davacının “...”, “...” markaları karşısında, davalı kullanımına konu “...” ibaresinin ... sınıfta yer alan aynı hizmetlerde kullanılması sonucunda ortalama tüketiciler nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali doğuracağı, davalı tarafın davacının ... şubesi olduğu intibaını yaratacağı, bu bakımdan SMK m.29/1’in atfıyla m.7/2-b anlamında tecavüz koşullarının oluşmuş olduğu, davalı ‘...’ mali defterleri incelenemediğinden davaya ilişkin SMK m.151/2-b uyarınca maddi tazminat hesabı yapılamadığını, davacının davalıdan manevi tazminat talebine ilişkin takdirin Mahkemeye ait olduğu sonuç ve kanaatine ulaşılmıştır.Bilirkişi raporu tebliğ edilmiş olup herhangi bir itiraz ileri sürülmediği tespit edilmiştir.Huzurdaki davada; davacı tarafın marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi, durdurulması, maddi, manevi tazminat ile hükmün ilanı istemleri mevcut olup davalı tarafın davaya cevap vermemesi kapsamında HMK'nın 128. maddesi gereğince süresi içinde cevap dilekçesi vermemiş olan davalı, davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü vakıaların tamamını inkâr etmiş sayılmıştır. Davalı tarafa tahkikat aşamasında Tebligat Kanunu'nun 35. maddesi uyarınca tebligat yapılabilmiş, davaya cevap ve delil sunulmamıştır.Bu kapsamda somut olaydaki uyuşmazlık yönünden ilk olarak marka hakkına tecavüz istemleri yönünden inceleme yapılmıştır. İşbu talepler kapsamında dava tarihi itibari ile yürürlükte olmakla uygulanması gereken 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller sayılmış olup bunlar marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak, marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek halleri olarak belirtilmiştir.SMK'nın 7. maddesine bakıldığında ise; ''(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir. Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir.(2)Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır: a)Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması. b)Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması. c)Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.(3)Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir: a)İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması. b)İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi. c)İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi. ç)İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması. d)İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması. e)İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması. f)İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.(4)Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.(5)Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez: a)Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi. b)Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması. c)Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması'' hükümlerinin yer aldığı görülmektedir. SMK'nın 149. maddesi de; "Sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir: a)Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti. b)Muhtemel tecavüzün önlenmesi. c)Tecavüz fiillerinin durdurulması. ç)Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini. d)Tecavüz oluşturan veya cezayı gerektiren ürünler ile bunların üretiminde münhasıran kullanılan cihaz, makine gibi araçlara, tecavüze konu ürünler dışındaki diğer ürünlerin üretimini engellemeyecek şekilde elkonulması. e)(d) bendi uyarınca elkonulan ürün, cihaz ve makineler üzerinde kendisine mülkiyet hakkının tanınması f)Tecavüzün devamını önlemek üzere tedbirlerin alınması, özellikle masraflar tecavüz edene ait olmak üzere (d)bendine göre elkonulan ürünler ile cihaz ve makine gibi araçların şekillerinin değiştirilmesi, üzerlerindeki markaların silinmesi veya sınai mülkiyet haklarına tecavüzün önlenmesi için kaçınılmaz ise imhası. g)Haklı bir sebebin veya menfaatinin bulunması hâlinde, masrafları karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesi veya ilgililere tebliğ edilmesi" şeklinde düzenleme altına alınmıştır.Anılı yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık kapsamında SMK'nın 29 ve 7. maddeleri kapsamında davalının eyleminin davacının marka hakkına tecavüz oluşturup oluşturmadığı meselesi tetkik edilmiştir. Marka hakkına tecavüz iddiası yönünden yapılan incelemede ise inceleme konusu kullanım ve markaların benzerlik derecesi, inceleme konusu marka ve kullanım kapsamında bulunan mal/hizmetlerin benzerlik derecesi, markanın ayırt edici gücünün, tanınmışlığının derecesi, inceleme konusu mal/hizmetlerin tüketicilerinden oluşan ortalama tüketici kitlesinin bilinç ve dikkat düzeyinin esas alınması gerekmiştir. Bu kapsamda yapılan incelemede tespit edildiği üzere, teknik ve sektörel incelemeyi içerir huzurdaki esas dava dosyası ile değişik iş dosyası kapsamında görevlendirilen bilirkişi heyetleri tarafından hazırlanan raporlardaki iltibasa yönelik değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olduğu, çelişki içermediği saptanmakla, hükme esas alınmaya elverişli bulunmuştur. Dosya kapsamında yapılan inceleme neticesinde tespit edildiği üzere; davacının ... numaralı ''...'' (... sınıflarda), ... numaralı ''...'' (... sınıflarda), ...numaralı ''...'' (... sınıflarda), ... numaralı''...'' (... sınıflarda), ... numaralı ''...'' ... sınıflarda) markalarının tescilli ve koruma altında altında olduğu görülmüştür. Her ne kadar davacı tarafça ''...'' markası yönünden ...numaralı ... sınıflarda başvuru yapılmış ise de TPMK tarafından resen yapılan mutlak ret nedeni incelemesinde SMK'nın 5/1-ı “Kamu düzenine veya genel ahlaka aykırı işaretler” nedeniyle reddedildiği tespit edilmiştir. Davacı tarafın tescilli işbu markalarına yönelik olarak davalı ... Derneğinin kendisi ile aynı alanda faaliyet göstermekte olup markasıyla arasındaki tek farkın başındaki Esentepe ibaresi olduğunu, bu ibarenin davalının ... ili, ... ilçesi, ... mahalesinde bulunduğu için şube izlenimi oluşturduğundan bahisle davalıkullanımı ile markası arasında iltibas tehlikesi oluşturduğu iddiasına dayandığı görülmüştür. Teknik inceleme neticesinde davalının YouTube platformunda “...” adlı ve “...” adlı ... sosyal medya hesaplarında, “...” ibarelerinin bulunduğu, video ve resimlerin paylaşılmış olduğu, söz konusu kullanımlarda “...” ibaresinin ön plana çıkarıldığı tespit edilmiştir. Davalı kullanımına konu ibare ile davacı markalarının ortak unsurunun “...” ibaresi olup, her iki tarafça esas unsur olarak kullanıldığı, “...” ibaresinin tarafların faaliyet gösterdiği dernek/vakıf hizmetleri bakımından ayırt edici niteliği bir ibare olduğu, davalı kullanımlarının gerçekleştiği mal/hizmetler incelendiğinde, davalı tarafın dernek hizmeti verdiği göz önünde bulundurulduğunda, davacı tarafın markalarının tescilli olduğu ... sınıftaki “Eğitim ve öğretim hizmetleri. Sempozyum, konferans, kongre ve seminer düzenleme, idare hizmetleri. Spor, kültür ve eğlence hizmetleri (sinema, spor karşılaşmaları, tiyatro, müze, konser gibi kültür ve eğlence etkinlikleri için bilet sağlama hizmetleri dahil). Dergi, kitap, gazete v.b. gibi yayınların basıma hazır hale getirilmesi, okuyucuya ulaştırılmasına ilişkin hizmetler” bakımından kullanıldığı görülmüştür. Bu bakımdan davacının tescilli markaları karşısında, davalı kullanımına konu “...” ibaresinin .... sınıfta yer alan aynı hizmetlerde kullanılması sonucunda ortalama halk nezdinde ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırma ihtimali doğuracağı, davalı tarafın davacının ... şubesi olduğu intibaını yaratacağı, bu bakımdan SMK'nın 29/1 maddesinin atfı ile 7/2-b maddesi kapsamında tecavüz koşullarının oluşmuş olduğu saptanmıştır. Ayrıca davalının ticari bir işletme olmayıp, dernek olmasının somut uyuşmazlık yönünden bir öneminin bulunmadığı da açıktır. Nitekim SMK'nın 29. maddesinde marka hakkına tecavüz sayılan fiiller düzenlenmiş olup, bu kapsamda marka sahibinin izni olmaksızın markanın veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kullanılması markaya tecavüz teşkil etmektedir. Yasada, tecavüzde bulunan yönünden bir sınırlandırma yapılmadığından, anılan fiilleri işleyen gerçek veya tüzel kişilerin belirtilen nitelikteki eylemleri markaya tecavüz oluşturmaktadır. Ayrıca, anılan maddede düzenlenen eylemlerde bulunan gerçek veya tüzel kişinin amacının da eylemin niteliğine bir etkisi olmayacaktır. Diğer bir deyişle markaya tecavüzün gerçekleşmesi için tecavüzde bulunanın bir ticari işletme olması zorunlu olmayıp, somut olayda olduğu gibi SMK'nın 29. maddesi kapsamındaki fiilleri işleyen bir derneğin de mütecaviz olarak kabulü mümkündür. (Emsal ilam: ... BAM 20. Hukuk Dairesinin ... esas, ...karar sayılı kararı.) İşbu hukuksal kabul gereğince; SMK'nın 29, 7 ve 149. maddeleri gereğince marka hakkına tecavüz istemleri yönünden davacının marka hakkına tecavüzün tespiti, önlenmesi, durdurulması, erişimin engellenmesi, SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına dâir karar verilmesi gerekmiştir. Bununla birlikte davalının banka hesapları ve dernek adından huzur ibaresinin çıkarılması talep edilmiş ise de banka bilgileri somutlaştırılmadığı gibi SMK'nın 7/3-e maddesinde de işaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması halinde marka sahibinin bu kullanımı yasaklayabileceği hüküm altına alınmıştır. Dolayısıyla, işbu terkin talepleri yerinde olmadığından reddine karar verilmesi gerekmiştir.Kabul edilen hukuksal olgu karşısında bir sonraki aşamada davacının maddi ve manevi tazminat talepleri tetkik edilmiş olup somut olayda davacının tazminat seçim yönteminin SMK'nın 151/2-b maddesine (Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin elde ettiği net kazanç) dayalı olduğu beyan edilmiş ise de tarafların ticari işletme olmadıkları, davalının dernek olup dini yardımlaşma faaliyetlerine yönelik bir kısım internet paylaşımlarının olduğu, davacı ve davalının benzer hizmet faaliyetlerinde bulundukları, davalı derneğin değişik iş dosyası kapsamında tespit adresinin kapalı olduğu, davaya cevap verilmediği gibi tahkikat aşamasında Tebligat Kanunu'nun 35. maddesine göre tebligat yapılabildiği tespit edilmiştir. Bu hâli ile dosya kapsamında davacı yanın maddi ve manevi zarara uğradığını gösterir ispata elverişli delillerin mevcut olmadığı anlaşılmakla, işbu taleplerin reddine ilişkin karar verilmesi gerekmiştir.Davacı taraf SMK'nın birinci kitabında düzenlenen marka hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin ... esas, ... karar sayılı ilamı ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesinin... esas,... karar sayılı kararında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elinde bulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, marka hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK’nın 61 ve 9.maddeleri uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, █████/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile markaların kendi özel yasası niteliğindeki 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu hükümleriyle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı yana en iyi giderim imkanı sağlayan SMK hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabet hükümlerine yönelik davacı istemlerinin reddine dâir aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın KISMEN KABULÜ ile,Davacının tescilli “...”, “...” markaları ile davalı kullanımına konu “...” ibaresinin ... sınıfta yer alan aynı hizmetlerde kullanılması sonucunda halk tarafından ilişkilendirme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali doğuracağı, davalı tarafın davacının ... şubesi olduğu intibarını yaratacağı, bu bakımdan SMK m.29/1’in atfıyla m.7/2-b anlamında marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespitine, tecavüzün önlenmesine ve durdurulmasına, .... alan adlı ... kanalına, ... adresli ... hesabına ve ... adresli Instagram sayfaları hakkında erişimin engellenmesine, hüküm kesinleştiğinde ... 'ye yazı yazılmasına,2-Maddi, manevi tazminat ve sair istemlerin reddine,3-SMK'nın 149/1-g maddesi gereğince karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye’de en yüksek tiraja sahip ilk 5 gazeteden birinde bir kez ilanına, masrafın davalılardan tahsiline, kararın kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde talep edilmezse ilan hakkının düşeceğine,4-SMK'nın marka hakkına yönelik hükümleri ile TTK'da düzenlenen haksız rekabete ilişkin düzenlemelerin kümülatif olarak tatbiki TBK'nın 60. maddesi ışığında yerinde görülmediğinden davacının haksız rekabete yönelik istemlerinin reddine,5-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL ilam harcından peşin harcın mahsubu ile eksik 435,50 TL harcın davalıdan tahsiline,6-Kabul edilen marka hakkına tecavüz oluşturduğunun tespiti, tecavüzün önlenmesi ve durdurulması talebi yönünden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,7-Davacı tarafın yaptığı 179,90 TL başvuru harcı, 179,90 peşin harç, 2.047,50 TL tebligat ve müzekkere masrafı, 18.000,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 20.406,95 TL yargılama giderinin taktiren 1/2'sine tekamül eden 10.203,47 TL 'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Fazla yatırılan gider avansının karar kesinleştiğinde davacı tarafa iadesine,Dâir; davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2025Katip ...¸e-imzalıdırHakim ...¸e-imzalıdır