Anahtar kelimeler: Kayırma Suçluyu Göçmen Kyb Yasağı Kaçakçılığı Çıkış Dışına Adalet Evrakı

SAYISI
: ███████ Değişik İş.SUÇLAR
: Göçmen kaçakçılığı, suçluyu kayırmaİNCELEME KONUSUKARAR
: İtirazın reddiKANUN YARARINABOZMA YOLUNABAŞVURAN
: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet BaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıSanık hakkında Yerel Mahkeme kararı ile göçmen kaçakçılığı, suçluyu kayırma suçlarından mahkumiyet kararı verilmiş, göçmen kaçakçılığı suçunun infazı sırasında yurt dışına çıkış yasağı şeklinde uygulanan adli kontrol kararının kaldırılması isteminin reddine dair karara karşı yapılan itirazın reddine karar verilmiştir.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 309 uncu maddesinin birinci fıkrası uyarınca, █████/2024 tarih ve 94660652-105-34-18923-2024-Kyb sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02.10.2024 tarihli ve KYB-██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 02.10.2024 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;"5271 sayılı Kanun'un;Adli kontrol kararı ve hükmedecek merciiler başlıklı 110. maddesinde yer alan "(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir. (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolun içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır. (4) (Ek:8/7/2021-███████ md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir",Adli kontrol altında geçecek süre başlıklı 110/A. maddesinde yer alan "(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanununun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanunu kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır."Adli kontrol kararının kaldırılması başlıklı 111. maddesinde yer alan "(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu Maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir." şeklindeki hükümler ile anılan Kanun'un 103/2. maddesinde yer alan " Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.",Şeklindeki hükümler birlikte değerlendirildiğinde,Bir koruma tedbiri olan ve adli kontrol olarak uygulanan yurt dışına çıkış yasağının uygulamasının yukarıda belirtilen düzenlemeler kapsamında belli bir süre ile sınırlı olduğu,Somut olayda, hükümlü hakkında Silivri 4. Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2022 tarihli kararı ile göçmen kaçakçılığı yapma suçundan verilen cezanın, istinaf edilmeksizin kesinleştiği, anılan Kanun'un 103/2. maddesi gereğince soruşturma evresinde şüphelinin işlediği iddia olunan suç nedeni ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmesi halinde adli kontrol kararının kendiliğinden sona ereceği hüküm altına alındığından, usul hükümlerinde kıyasın mümkün olduğuna ilişkin genel hukuk kaidesinden hareketle, kovuşturmanın beraat, mahkumiyet, düşme vb. bir kararla sona ermesi halinde de adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona ereceğinin kabulünün zorunlu olması karşısında, sanık hakkında verilen kararın istinaf edilmeksizin █████/2022 tarihinde kesinleştiği hususu nazara alındığında yurtdışına çıkış yasağına ilişkin adli kontrol tedbirinin kendiliğinden nihayete erdiğinin kabulünün gerektiği, ayrıca hükmün infazına geçilmesi nedeniyle her hangi bir hukuki yararın bulunmadığı, nitekim benzer bir olaya ilişkin Yargıtay 1. Ceza Dairesinin █████/2016 tarihli ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilâmında ve yine Yargıtay 1. Ceza Dairesinin █████/2023 tarihli ve █████████ esas, █████████ karar sayılı ilâmında bu durumun vurgulandığı gözetilmeden, yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir." Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇE5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun,Adli kontrol kararı ve hükmedecek merciler başlıklı 110 uncu maddesinde "(1) Şüpheli, Cumhuriyet savcısının istemi ve sulh ceza hâkiminin kararı ile soruşturma evresinin her aşamasında adlî kontrol altına alınabilir. (2) Hâkim, Cumhuriyet savcısının istemiyle, adlî kontrol uygulamasında şüpheliyi bir veya birden çok yeni yükümlülük altına koyabilir; kontrolün içeriğini oluşturan yükümlülükleri bütünüyle veya kısmen kaldırabilir, değiştirebilir veya şüpheliyi bunlardan bazılarına uymaktan geçici olarak muaf tutabilir. (3) 109 uncu madde ile bu maddenin birinci ve ikinci fıkra hükümleri, gerekli görüldüğünde, görevli ve yetkili diğer yargı mercileri tarafından da, kovuşturma evresinin her aşamasında uygulanır. (4) (Ek:8.7.2021-███████ md.) Şüpheli veya sanığın adli kontrol yükümlülüğünün devamının gerekip gerekmeyeceği hususunda en geç dört aylık aralıklarla; soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısının istemi üzerine sulh ceza hâkimi, kovuşturma evresinde ise resen mahkeme tarafından 109 uncu madde hükümleri göz önünde bulundurularak karar verilir”,Adli kontrol altında geçecek süre başlıklı 110/A maddesinde "(1) Ağır ceza mahkemesinin görevine girmeyen işlerde adli kontrol süresi en çok iki yıldır. Ancak bu süre, zorunlu hâllerde gerekçesi gösterilerek bir yıl daha uzatılabilir. (2) Ağır ceza mahkemesinin görevine giren işlerde, adli kontrol süresi en çok üç yıldır. Bu süre, zorunlu hâllerde, gerekçesi gösterilerek uzatılabilir; uzatma süresi toplam üç yılı, Türk Ceza Kanunu'nun İkinci Kitap Dördüncü Kısım Dördüncü, Beşinci, Altıncı ve Yedinci Bölümünde tanımlanan suçlar ile Terörle Mücadele Kanun'u kapsamına giren suçlarda dört yılı geçemez. (3) Bu maddede öngörülen adli kontrol süreleri, çocuklar bakımından yarı oranında uygulanır.”,Adli kontrol kararının kaldırılması başlıklı 111 inci maddesinde ise "(1) Şüpheli veya sanığın istemi üzerine, Cumhuriyet savcısının görüşünü aldıktan sonra hâkim veya mahkeme 110 uncu maddenin ikinci fıkrasına göre beş gün içinde karar verebilir. (2) Adlî kontrole ilişkin kararlara itiraz edilebilir." şeklindeki hükümler ile anılan Kanun'un 103 üncü maddesinin ikinci fıkrasında yer alan, " Soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı adlî kontrol veya tutuklamanın artık gereksiz olduğu kanısına varacak olursa, şüpheliyi re'sen serbest bırakır. Kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiğinde şüpheli serbest kalır.",şeklinde düzenlenmiştir.Somut olayda; 5271 sayılı Kanun’un 110/A maddesinde adli kontrol altında geçecek azami süreye ilişkin düzenleme, ayrıca hükümlü hakkında verilen hükmün kesinleşmesi ve almış olduğu cezanın infazı sırasında 26.09.2023 tarihinden geçerli olmak üzere şartla tahliyesine karar verilmiş olması dikkate alındığında, hükümlü hakkında yargılama sırasında verilen yurt dışına çıkamama adli kontrol tedbirinin kendiliğinden sona erdiğinin ve devamında herhangi bir hukuki yararın bulunmadığının kabulü gerektiğinden, talebin kabulü yerine reddine dair verilen karara karşı yaptığı itirazın kabulü yerine reddine dair itiraz merciince verilen karar Kanun’a aykırı olup, kanun yararına bozma talebi yerinde görülmüştür.III. KARAR1. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE,2. Silivri 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 11.10.2023 tarihli ve ███████ değişik İş. sayılı kararının 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin üçüncü fıkrası gereği, oy birliğiyle KANUN YARARINA BOZULMASINA,3. 5271 sayılı Kanun’un 309 uncu maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca gerekli işlemin yapılması için dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.02.2025 tarihinde karar verildi.