Anahtar kelimeler: Unsurlu Yidk Bam İbareli Fikri Tanınmış Markanın Sinaî Sınaî Hükümsüzlüğü

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
20.HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
:....
DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2022 tarih ve ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirkete ait “...” ve “...” asli unsurlu seri markalar olduğunu, müvekkiline ait “...” ibareli markanın ... nezdinde .... sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiğini, davalı şirketin ██████████ başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunun yayımına müvekkili şirket tarafından yapılan itirazların davalı kurum tarafından reddedildiğini, müvekkili şirketin “...” ibaresi ile özdeşleştiğini ve ibarenin kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığını, müvekkili şirketin ticaret unvanında da “...” ibaresinin çok uzun yıllardır kullanıldığını, markanın özellikle gıda sektörünün 01, 03, 05, 07, 08, 09, 11, 16, 21, 22, 23, 24, 26, 27, 29, 30, 31, 32, 33, 35, 36, 38, 41, 43, 44, 45. sınıflarda ve bu ürünlerin tüketiciye sunulduğu 35. sınıfta dahil olmak üzere bir tanınmışlığa, üne ve marufiyete sahip tescilli bir marka olduğunu, müvekkili şirketin “...” markası üzerinde üstün ve öncelik hakkının bulunduğunu, dava konusu marka ile müvekkili şirkete ait markaların görünüş, renk, okunuş ve telaffuz açısından birebir aynı olduğunu, müvekkili markasının üçüncü harfi olan “T” harfi yerine “F” harfi kullanılarak yaratılan dava konusu markaya, bu durumun hiçbir ayırt edicilik katmadığını, markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduklarını, müvekkili şirketin “...” ibareli markalarının 01-45 arası birçok sınıfta tescilli bulunduğunu, dava konusu markanın da 35. sınıfta tescil edilmek istendiğini, davalı şirket marka başvurusunun müvekkili markaları ile aynı sınıflarda olduğundan iltibas yaratacak ve halkı yanıltacak mahiyette olduğunu, tüketicilerin marka sahibi işletmeler arasında idari ve ekonomik bir bağlılık olduğu düşüncesine kapılabileceklerini, davalı markasının müvekkili şirkete ait bir alt veya yan marka olarak algılanabileceğini, bu durumun davalı şirketin sebepsiz zenginleşmesine ve haksız rekabete yol açacağını, davalı şirketin marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket markasının tanınmış bulunduğunu, davalı şirket markasında “...” unsurunun asli unsur olarak kullanıldığını, “...” ibaresinin bir anlamı olmadığını ileri sürerek, YİDK’in 2021-M-7826 sayılı kararının iptaline, davalıya ait ██████████ sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu marka ile davacıya ait markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığını, taraf markalarının tertip tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı şekil, renk ve kelime unsurlarının markalar arasındaki karıştırılma ihtimalini ortadan kaldırdığını, davacının diğer iddialarının da yerinde bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ... ... ....vekili, müvekkili başvurusunun bütün olarak müvekkilinin ticaret unvanını içeren “... ... ...şirketi” ibaresinden oluştuğunu, müvekkili ile davacı şirketin iştigal alanlarının birbirinden çok farklı olduğunu, davacı şirketin ana unsuru “...” ibaresinden oluşan markalarının müvekkili markası ile görsel, işitsel, sınıfsal benzerlik içermediğini, markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, davacı markalarının zayıf markalar olduğunu, davacı markalarının bir takım logo ve şekillere sahip bulunduğunu, bu durumun karıştırılma riskini azaltan en büyük etkenlerden biri olduğunu, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığını, markalar benzer olmadığından tanınmışlık iddiasının işbu dava bakımından sonuca etkili bulunmadığını, davacının kötü niyet iddialarının hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan tüm hizmetlerin, davacının gerekçe olarak gösterdiği özellikle ██████████ sayılı markası kapsamında aynen yer aldığı, davacının kelime markalarının bir bütün halinde "...... ..." gibi ibarelerden oluşmakta iken, davalının markasının "..." esas unsurunu barındırdığı, davacının markalarında “...” ibaresinin ön plana çıkarılmadığı, dava konusu marka ile davacıya ait itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markalar arasında davaya konu hizmetlerin hitap ettiği ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı, ayrıca "......." ibareli markaların kısa kelime markaları olmaları nedeniyle, aralarında yer alan tek harf farklılığının dahi markalar arasındaki benzerliği bertaraf ettiği, "..." markasının anlamlı çağrışım oluşturmasına rağmen, "..." markasının herhangi bir nesneye çağrışım oluşturmaması nedeniyle markaların kavramsal olarak da farklılaştığı dikkate alındığında, karşılaştırılan markalar arasında SMK m.6/1 hükmü koşulunun oluşmadığı, davacının “...” markasının sektöründe yoğun tanıtım faaliyetleri ile istikrarlı bir şekilde uzun yıllardır kullanıldığı ve tanıtıldığı, davacı firma ile özdeş hale geldiği ve “...” emtiası bakımından belirli bir tanınmışlığa ulaştığı, bu tanınmışlığın davacının sunmuş olduğu emsal mahkeme kararlarında teyit edildiği, ancak taraf markalarının birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, benzer olmadığı gözetildiğinde, davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı, "..." ve "..." ibareli unsurların benzer bulunmaması nedeniyle davacı yanın önceki tarihli ticaret unvanından kaynaklı üstün bir hakkının bulunmadığı, davaya konu marka ile itiraza/hükümsüzlüğe mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmadıkları, bunun haricinde davalı şirketin kötü niyetle hareket ettiğini gösterir somut olgu da ileri sürülmediğinden kötü niyet iddiasına dayalı istemlerin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, benzerlik karşılaştırmasının hatalı ve hukuka aykırı biçimde yapıldığını, mahkemece de söz konusu rapora yaptıkları itirazlar dikkate alınmayarak hatalı biçimde karar verildiğini, oysa ki benzerlik değerlendirmesinde, mahkemenin bilirkişi raporu ile bağlı olmadığını, davaya konu "..." şeklindeki marka başvurusunun, mahkemenin kabulünün aksine müvekkiline ait "..." asıl unsurlu seri markalarına, ortalama tüketici nezdinde iltibasa yol açabilecek ölçüde benzer olduğunu, öncelikle itiraza ve davaya konu markada asli unsurun "..." ibaresinden oluştuğunu, benzerlik değerlendirmesinde "..." ve müvekkilinin tanınmış "..." ibarelerinin dikkate alınması gerektiğini, bu ibareler arasında da karıştırılma tehlikesinin olduğunu, müvekkili markalarının "..." emtiasında tanınmış bulunduğunu, bu hususun mahkemenin de kabulünde olduğunu, taraf marka işaretleri benzer olmadıklarından davalıya ait markanın, müvekkiline ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı yönündeki mahkeme kanaatinin de hatalı bulunduğunu, müvekkilinin önceki tarihli ticaret unvanından kaynaklı üstün hakkının olduğunu, tanınmışlık olgusunun mevcudiyeti de gözetildiğinde davalının müvekkili markasına yanaşma gayesiyle hareket ettiğini ve kötü niyetli olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ... ...Şirketi" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira tarafların markalarının asıl unsurunu oluşturan "..." ve "..." ibareleri arasında anlamsal bir benzerlik olmadığı gibi fonetik açıdan da sözcüklerin farklı olduğundan bir benzerliğin bulunmadığı, taraf markalarının kısa kelime markaları olduğu gözetildiğinde başvuruya yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından davacı markalarının tanınmışlığının sonuca etkili olmadığı, aynı nedenle davacının ticaret unvanından kaynaklı bir tescil engelinin de bulunmadığı, kötü niyet iddiasının ispat edilemediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,
3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına,
4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025
Başkan
Üye
Üye
Katip
Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!