Anahtar kelimeler: Sunacağını Görüşe Tutum Belirttiği Görüşü Ret Tefhim Suçlar Kısa Kararıyla
2. Ceza Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : █████████ E., 2019/6 K.
    ŞİKÂYETÇİ
    : ...
    SUÇLAR
    : Hırsızlık
    SUÇLAR TARİHİ
    : 03.11.2017
    HÜKÜMLER
    : İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulması
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Ret, onama
    Sanık müdafiinin, tefhim edilen kısa karara yönelik olarak 11.01.2019 tarihli süre tutum dilekçesi ile hükümleri temyiz ettiği, "gerekçeli kararın kendisine tebliğini talep ettiği, gerekçeli kararın tebliğinden sonra gerekçeli temyiz dilekçesini dosyaya sunacağını belirttiği", gerekçeli kararın sanık müdafiine 19.02.2019 tarihinde tebliğ edildiği, sanık müdafiinin 04.02.2019 tarihli temyiz dilekçesinde temyiz nedenlerine yer verdiği belirlenmekle, tebliğnamedeki "sanık müdafiinin temyiz isteminin reddedilmesi gerektiğine" yönelik görüşe iştirak edilmemiştir.
    İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 28.06.2018 tarihli kararıyla, sanık hakkında hırsızlık suçundan 5237 sayılı TCK’nın 142/2-h, 143, 43, 62, 53 maddeleri uyarınca 7 yıl 9 ay 22 gün hapis cezasına hükmedilmesinin akabinde, hükmün sanık ile müdafii tarafından istinaf edilmesi sonucunda, ilk derece mahkemesi hükmünün bölge adliye mahkemesince duruşma açılıp yapılan yargılama sonucunda kaldırılarak aynı Kanun'un 142/2-h, 145, 62, 51, 53 maddeleri gereği sanığın iki kez (erteli) 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin kararın; 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 286/1. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 291/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin süresinde olduğu, 294/1. maddesi gereği temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, 298/1. maddesi uyarınca temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
    5271 sayılı CMK'nın 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'' ve aynı Kanun'un 294. maddesinin ise; ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz isteminin "eylemin tek bir fiili oluşturduğu hâlde iki ayrı eylemden cezalandırılmanın isabetsiz olduğuna, 5237 sayılı Kanun'un 35. maddesinden uygulama yapılması gerektiğine, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve lehe maddelerden uygulama yapılması gerektiğine, aleyhe bozma yasağına riayet edilmesi gerektiğine" yönelik olduğu belirlenerek, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin ise "sanığın eyleminin zincirleme suç hükümlerini oluşturduğuna, zincirleme suç hükümlerinden uygulama yapılarak sanık hakkında kurulacak hükümde 5237 sayılı Kanun'un 145 maddesinden indirim yapılmaması gerektiğine" ilişkin olduğu belirlenerek yapılan incelemede,
    Sanık hakkında kurulan hükümlerde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, karar hukuka uygun bulunduğundan, sanık müdafii ile Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle, 5271 sayılı CMK'nın 302/1. maddesi uyarınca, usul ve yasaya uygun olan İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesinin kararına yönelik TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN KISMEN İSTEM GİBİ ONANMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/1 maddesi uyarınca İstanbul 45. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!