Anahtar kelimeler: Tescilsiz Yidk Bam Fikri Başkan Sinaî Sınaî Katip Haklar Öncesinde

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 5. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ...DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararının İptaliTaraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2021 tarih ve ███████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkili şirketin “...” markasının 1999 öncesinde tescilsiz kullanıldığını, 01.07.1999 tarihinde 35. sınıfta tescil edildiğini, müvekkili şirketin 2006 yılından beri şube tabelalarında ██████████ tescil sayılı “... ...” markasını kullandığını, müvekkili şirketin “...” ibaresini ayırt edici ve esas unsur olarak kullanarak seri markalar yarattığını, müvekkili şirketin “....com.tr” ve “....com.tr” adresleri üzerinden sipariş aldığını ve bu siparişleri Türkiye’nin her yerine ulaştırdığını, müvekkili şirketin perakendecilik sektöründe tanınmış olduğunu, davalı şirketin ██████████ sayılı "... ..." ibareli marka için başvuruda bulunduğunu, müvekkilinin bu başvuruya yaptığı itirazın davalı Kurum tarafından reddedildiğini, davalı markasının 29. sınıfta tescili talebinde bulunulduğunu, bu sınıfın müvekkili şirket markaları ile aynı mal ve hizmetleri kapsadığını, davalı markasının müvekkili şirkete ait marka ile aynı hizmet sınıflarında yer almasının, aynı ifade ve benzer logoları içermesinin halk tarafından markaların ilişkili görülmesine ve müvekkiline ait seri markalardan biri olduğu yönünde algıya sebebiyet verilmesine neden olacağını, markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğunu, markaların benzer tüketici kitlesine hitap ettiğini, mal ve hizmetlerin benzer kanallardan dağıtılacağını, davalı başvurusunun müvekkili şirkete ait seri markalarına sızma niteliğinde bir girişim olduğunu, davalı şirket kullanımının haksız rekabete yol açtığını, davalı markasındaki “...” ibaresinin ön planda olduğunu, “...” ibaresinin Türkçe “...” anlamına geldiğini, davalı şirket markasında “...” ibaresini arka plana atacak yoğunlukta bir ibare bulunmadığını, müvekkili şirket markasındaki “...” ibaresinin yabancı kökenli bir kelime olması nedeniyle Türkiye’de ayırt edici niteliğe sahip olduğunu ileri sürerek, YİDK’in 2020-M-110 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuruya konu işaret ile iddialara mesnet markalar arasında ayniyet veya ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunması gerektiğine ilişkin koşulun sağlanamadığını, davacının mesnet markalarının ortak unsuru olan “...” ibaresinin ayırt edici vasfının düşük olduğunu, taraf markaları arasında ortalama tüketicinin görsel, işitsel ve kavramsal algı bakımından ilişkilendirme ihtimali de dahil iltibasa neden olacak herhangi bir benzerliğin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı Şirket vekili, müvekkili şirketin Avusturya’da 2003 yılında kurulduğunu, tescilli “... soya”, “...” ve “...” ibareli markaları bulunduğunu, markaların 29. sınıfta yer alan mallar açısından müvekkili şirket ile bütünleştiğini, davacının “...” ibaresini içerir 29. sınıftaki ilk tescilinin 2013 tarihli olduğunu, markaların görsel ve işitsel olarak benzer olmadığını ve farklı anlamlar taşıdığını, markalar arasındaki tek ortaklığın “...” ibaresi olduğunu, “...” ibaresinin “...” anlamına geldiğini ve ayırt ediciliği düşük bir ibare bulunduğunu, müvekkili markasındaki “...” ibaresinin markaya ayırt edicilik kazandırdığını, markalar arasında tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığını, davacı markasının tanınmış olmadığını, davacı şirketin 29. sınıfta yer alan emtia üzerinde ciddi kullanımı olduğunu kanıtlayamadığını, davacı şirket ile müvekkili şirketin bulundukları pazarın ve hedef tüketici kitlesinin ortak olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, marka işlem dosyasında davalı şirketin karşı görüş dilekçesi ile davacıya ait markaların 29.sınıfta yer alan emtialar bakımından kullanılmadığına ilişkin def'i ileri sürüldüğünden, SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi yapılmadan önce, SMK m.19/2 hükmü uyarınca bu hususun ön sorun olarak incelendiği, davalı şirkete ait dava konusu ██████████ sayılı markanın başvuru tarihinin 15.08.2018 olduğu, davacının gerekçe olarak sunduğu markalardan, ██████████, █████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı markaların, dava konusu markanın başvuru tarihinde en az 5 yıldır tescilli bulunduğu, dolayısıyla bu markalar yönünden, “kullanmama def’i” talebi yerinde olmakla birlikte, ██████████, █████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı markalar kapsamında 29. sınıf emtianın yer almadığı, davacıya ait bu markaların tescil kapsamlarında 29. sınıfta yer alan herhangi bir emtia bulunmadığından, davalı şirketin bu markalara ilişkin olarak ileri sürdüğü kullanmama def'inin yerinde olmadığı, söz konusu bu markaların SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi incelemesinde dikkate alınması gereken markalar olduğu, bununla birlikte davacıya ait ██████████, ██████████ sayılı markalar kapsamında 29. sınıf malların bulunduğu, itiraz sahibi davacı tarafından ... nezdinde kullanıma ilişkin dosyaya herhangi bir belge sunulmadığı, dolayısıyla, ilişkilendirme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi değerlendirmesi yapılırken, ██████████, ██████████ sayılı markaların kapsamlarında yer alan 29. sınıftaki emtiaların dikkate alınmadığı, buna karşın, davacıya ait itiraz gerekçesi olarak ileri sürülen ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ ve ██████████ sayılı markaların, dava konusu markanın başvuru tarihinde henüz 5 yıllık süreyi doldurmadığı, bu markalar yönünden “kullanmama def’i” talebinin yerinde olmadığı, davacıya ait ██████████ sayılı marka tescil edilmediğinden, ██████████ sayılı marka ise sonraki tarihte başvuruya konu edildiğinden, değerlendirme dışı bırakıldığı, dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan 29. sınıf malların, davacıya ait markalarda aynen yer almamakla birlikte, davacı markalarının 35. sınıf kapsamında 29. sınıf emtianın pazarlanmasına özgülendiği, bu mal ve hizmetler aynı olarak değerlendirilemese de benzer olduğu, zira bir malın üretilmesinin doğal sonucunun, o malın pazarlanması bulunduğu, buna göre dava konusu marka başvurusunda yer alan emtiaların, davacıya ait ██████████ sayılı “...”, ██████████ sayılı “happyus”, ██████████ sayılı “...” ve ██████████ sayılı “...” ibareli markada yer alan bir kısım hizmetler ile benzer olduğu, bu markalar arasında "..." ibaresinin müşterek olarak bulunduğu, bu ibarenin İngilizce bir kelime olup Türkçe "..." anlamına geldiği, söz konusu kelimenin gerek semantiği, gerekse davalı şirketin dilekçelerinde örneklendirdiği üzere, piyasada çok sayıda teşebbüsçe, gıda emtiaları ve bu emtiaların satışı hizmetleri bakımından yaygın olarak kullanılması nedeniyle, sektörel olarak; ayırt ediciliği düşük, zayıf karakterli bir marka olduğu, bununla birlikte, söz konusu ibarenin, davaya konu emtialar bakımından ayırt ediciliğinin hiç bulunmadığının da söylenemeyeceği, zira "..." ibaresinin, davaya konu emtiaları tanımlamadığı, karakteristik özelliklerinden birini hemen ve ilk bakışta ilgili tüketici kesiminin aklına getirmediği, piyasada herkes tarafından tamamen tanımlayıcı olarak kullanılmadığı, davacıya ait bu markalar ile dava konusu marka başvurusu arasında salt "..." sözcüğünün müşterek bulunmasından kaynaklı olarak markalar arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunmadığı, davacıya ait ██████████ sayılı markası salt "..." kelimesinden oluştuğundan, bu markanın tek ve esaslı unsuru "..." ibaresi olduğu, dava konusu marka başvurusu "... ..." kelimesinden oluşmakla birlikte, yukarıda izah edildiği üzere "..." kelimesi, davaya konu emtialar bakımından ayırt edici bulunmadığından, dava konusu marka başvurusunun esaslı unsurunun da "..." kelimesi bulunduğu, her iki marka arasında "..." ibaresinin müşterek olarak bulunmasından kaynaklı olarak, bu markalar arasında, işitsel, görsel ve kavramsal düzlemde ayniyete yakın derecede benzerlik olduğu, markaların esaslı unsurunu oluşturan "..." kelimesinin, davaya konu emtialar bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu tespit edilmişse de, dava konusu marka başvurusunun genel görünüm itibariyle, davacıya ait markadan görsel, işitsel ve kavramsal olarak uzaklaştığının söylenemeyeceği, buna göre; davacıya ait ██████████ sayılı "..." ibareli marka tescilli olduğundan ve hali hazırda hukuki koruma altında bulunduğundan, zayıf karakterli de olsa, bu markanın asgari düzeyde koruma altında bulunduğunun kabul edilmesi gerektiği, belirtilen nedenlerle davacıya ait ██████████ sayılı marka ile dava konusu marka başvurusu arasında SMK m.6/1 hükmü uyarınca ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğu, davacı tarafça gerekçe gösterilen markalarının tanınmışlığının ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 2020-M-110 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı ... vekili, dava konusu olan marka başvurusunun, davacıya ait tescilli markalara toplu olarak bıraktığı umumi intiba itibariyle benzemediğini, başvuru konusu marka ile itiraz konusu markaların düzenleme tarzı, yazım stilleri, ihtiva ettikleri farklı kelime unsurları ile karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzer bulunmadığını, mahkemece “...” ibaresinin ortak olmasından bahisle karıştırılma ihtimali kabul edilmekte ise de bunun kabulünün mümkün olmadığını, çünkü "..." anlamına gelen, bu anlamıyla ülkemizde de bilinip, ticaret, reklam gibi sektörlerde sıklıkla kullanılan, ortalama tüketicilerin belirtilen anlamıyla aşina olduğu "..." ibaresinin ayırt edici gücünün son derece zayıf bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, "... ..." ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet ██████████ sayılı "..." ibareli markası arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, zira dava konusu başvuru ile davacının mesnet markası arasında emtia benzerliği olduğu gibi marka işaretleri arasında da "..." ibaresinin asli unsur olarak yer almasından kaynaklı benzerlik bulunduğu, başvuruda farklı olarak yer alan "..." ibaresinin yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, nitekim Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 03.07.2024 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı kararında "... ...", 02.07.2024 tarih ve █████████ E.-█████████ K. sayılı kararında da "... ..." ibareli markaların davacının "..." ibareli markalarıyla benzer kabul edildiği, SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların oluştuğu anlaşılmakla, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 534,70-TL'nin davalı ... Kurumundan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf aşamasında davalı ... tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı ... uhdesinde bırakılmasına,4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025Başkan...Üye...Üye...Katip...