Anahtar kelimeler: Fonunun Fona Fonu Endüstri Onüçüncü İktisadi Aşye Bütünlüğü Süreci Gayrimenkulleri
Danıştay 13. Daire Başkanlığı         ███████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ONÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No
:███████
Karar No
:█████████
TEMYİZ EDENLER
: 1- (DAVALI)... Fonu
VEKİLİ
: Av. ...
2- (DAVACI) ... Bankası A.Ş.
VEKİLİ
: Av. ...
İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
:
Dava konusu istem
: Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun gerçekleştirdiği ...Yapı Endüstri A.Ş. adına kayıtlı bulunan taşınmazların satışına ilişkin ihale bedelinden kendilerine pay verilmediğinden bahisle █████/2017 tarih ve 30162 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan ... Gayrimenkulleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü sıra cetvelinin iptali istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; Fona borçlu ...Yapı Endüstri A.Ş.'ye ait olan ve ... ili, ... ilçesi, ... Mahallesinde bulunan, tapuda farklı ada/pafta/pay oranlarında kayıtlı taşınmazlar hakkında davalı idarece ... Gayrimenkulleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü adı altında ticari ve iktisadi bütünlük oluşturulduğu, söz konusu taşınmazların 62.000.000,00-USD karşılığı ihale yoluyla satışı sonrasında Fon tarafından, ihale bedelinden 8.483,26-TL satış masrafı ve 956.447,04-TL gayrimenkullerin aynından doğan emlak vergi borcu ayrılmak suretiyle artan miktarın ipotek alacaklısı ve 6183 sayılı Kanun kapsamında alacaklı olan Fona ayrılmasına, artan miktar olmadığından diğer alacakların sıralamaya alınmasına mahal olmadığına karar verildiği, bunun üzerine davacı tarafından, taşınmaz üzerinde davacı kurum lehine haciz bulunmasından dolayı satış bedelinin kendilerine ödenmesi gerektiği iddialarıyla ... Gayrimenkulleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü sıra cetvelinin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı, mevzuat uyarınca Fona genel düzenlemelerden farklı olarak bir kısım ayrıcalıklar tanındığı, bu ayrıcalıkların kamuya yüklenme riski bulunan banka zararlarının hızlı ve güvenli bir şekilde karşılanması amacıyla getirildiği, bu kapsamda 5411 sayılı Kanun'da Fon’a, satışına karar verilen hak, alacak, değer ve varlıkları ticari ve iktisadi bütünlük oluşturarak satma yetkisi verildiği, dolayısıyla Fon'un banka zararından kaynaklanan alacakların takip ve tahsilinde 5411 sayılı Kanun'u öncelikle uygulaması ve bu Kanun'da öngörülen şekilde satış işlemlerini gerçekleştirmesinin gerekli olduğu, Fon Kurulu'nun sıra cetvelini düzenlerken sırayı belirleme hususunda "kamusal yarar" doğrultusunda takdir yetkisi bulunduğu, satış bedelini sıra cetveli hazırlayarak paylaştırma konusunda yetkili olan ancak kendisi de alacaklı konumunda bulunan Fon'un, sıralama konusunda bu takdir yetkisini kullanırken 5411 sayılı Kanun'un 134. maddesinin 8. fıkrasında sayılan alacaklıların önceliğini ortadan kaldırabilme yetkisine sahip olduğu, Fon tarafından takdir yetkisinin kullanımı suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin ölçülülük ilkesine uygun olduğu, mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında adil bir dengenin sağlandığı, bu itibarla, dava konusu işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Belirtilen gerekçelerle dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesi'nce; 5411 sayılı Kanun’un 134. maddesine göre Fon'un, el konulan şirketlerin tüm hak ve varlıklarını bir araya getirerek ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usul ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye yetkili olduğu, elde edilen bedelden satış tarihine kadar tahakkuk etmiş olmak şartıyla sırasıyla Fon Kurulu tarafından karar verilmesi hâlinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, kişilerin devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra kalan kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edilerek ödenmesi gerektiği, dolayısıyla teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarının diğer borçlardan öncelikli kabul edildiği, ancak kamu alacakları ile birlikte ödenmesi konusunda Fon'a takdir yetkisi verildiği, Fon Kurulu'nun ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturmak ve bunları kendi belirleyeceği usulle satmak, elde edilen geliri geçmiş dönem borçlularına ödetmek konusunda diğer kanunlarla bağlı olmaksızın çok geniş bir takdir yetkisi ile donatıldığı, 5411 sayılı Kanun'un ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturularak şirketlerin satılmasında, gelirin paylaştırılmasında ve şirketlerin tasfiyesinde iyi niyetli üçüncü kişi olan geçmiş dönem alacaklılarına haklarını koruyucu şekilde sürece dâhil olma veya itiraz etme şeklinde etkin bir koruyucu önlem veya Fon tarafından sürdürülen işlemleri denetleyecek ve geçmiş dönem alacaklılarının başvurabilecekleri etkin bir mekanizma da öngörmediği, dolayısıyla, Fon Kurulu'nun geçmiş dönem borçlarının ödenmesi yönünde karar verme yetkisinin sınırlandırıcı ölçüsünün bulunmadığı ve geçmiş dönem borçlarının ödenmesinin tamamen Kurul'un takdirine bırakıldığı, keza, Fon tarafından Uzan Grubuna ait şirketlerden olduğu gerekçesiyle yönetim ve denetim kurullarına üye ataması yapılan Ulusal ... Gazetecilik Matbaacılık ve Yayıncılık A.Ş.'den olan alacağının tahsili istemiyle davalı idareye yapılan başvurunun cevap verilmemek suretiyle reddine ilişkin işlemin iptali ile bu borcun ödenmesi gerektiği tarihten itibaren işletilecek yasal faiziyle birlikte tazmini istemiyle ... İdare Mahkemesi'nde açılan başka bir davada, Anayasa Mahkemesi'nin ... tarih ve...başvuru numaralı kararında, "Başvuru konusu olayda tespit edilen ihlâl, başvurucunun alacağını tahsil etmesini engelleyen ve sonrasında borçlu şirketin 5411 sayılı Kanun’da düzenlenen ve diğer kanunlarda öngörülenlerden farklı bir yöntemle TMSF’nin yetkili olduğu bir süreçte satışı ve tasfiyesi sonrasında elde edilen gelirin tamamının geçmiş dönem borçlarını ödetme yetkisi olduğu hâlde iyi niyetli üçüncü kişi olan başvurucunun mülkiyet hakkı gözetilmeksizin kamu alacaklarına ayrılması ile bu konuda başvurucunun açtığı davanın TMSF’nin sorumluluğu olmadığı gerekçesine dayanılarak reddedilmesinden kaynaklandığından, başvurucunun alacak miktarı ile diğer alacak miktarlarının kesinleştirilerek başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu alacakları ve diğer alacaklar arasında bir denge gözetilerek meydana gelen mağduriyetini hakkaniyete uygun telafi edecek şekilde yeniden yargılama yapılmasında hukuki yarar bulunduğundan 6216 sayılı Kanun’un 50. maddesinin (1) ve (2) numaralı fıkraları gereğince ihlâlin ve sonuçlarının ortadan kaldırılması için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine" şeklinde ifadelere yer verildiği, Anayasa Mahkemesi'nin söz konusu kararı dikkate alındığında, Fon Kurulu'nun sıra cetvelini düzenlerken sırayı belirleme hususunda takdir yetkisi bulunmakta ise de, bu yetkinin Fon'a tanınmış olmasının nedeni olan "kamusal yarar" dışında subjektif ve keyfi amaçlar doğrultusunda kullanılamayacağı, satış bedelini sıra cetveline göre paylaştırma konusunda yetkili olan, ancak kendisi de alacaklı konumunda olan Fon'un, sıralama konusunda takdir yetkisini kullanırken 5411 sayılı Kanun'un 134. maddesinin sekizinci fıkrasında sayılan alacaklıların önceliğini ortadan kaldırabilme yetkisine sahip olması nedeniyle, kendisi lehine ve diğer alacaklılar aleyhine uygulamalara yol açma ihtimalinin bulunduğu, bu süreçte Fon tarafından takdir yetkisinin "kamusal yarar" dışında subjektif ve keyfi amaçlar doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığı hususunun büyük önem arz ettiği, bu itibarla, sıra cetveli düzenlenirken Fon tarafından iyiniyetli üçüncü kişi durumundaki alacaklıların hakları da gözetilerek bir karar verilmesi gerektiği, Fon tarafından kanunda sayılan şirket borçlarının ödenmesine karar verilmesine ilişkin takdir yetkisi kullanılırken, iyi niyetli üçüncü kişilerin mülkiyet hakkı niteliğindeki alacak hakları ile tesis edilen işlemle amaçlanan kamusal yarar arasındaki dengenin sağlanması için kanunda sınırlı olarak sayılan nitelikteki alacağı bulunan iyiniyetli üçüncü kişiler dışlanmadan, satışlardan elde edilen gelirin paylaştırılması amacıyla düzenlenen sıra cetvelinde belirlenecek objektif kriterler çerçevesinde gerçek ve/veya tüzel kişilere yer verilmesi gerektiği, aksi bir uygulama yapılması hâlinde düzenlenecek olan sıra cetvelinde mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında adil bir dengenin sağladığından söz edilemeyeceği, bu itibarla, banka kredisi alımından kaynaklanan alacağa ilişkin olarak, belirlenecek objektif kriterlere göre ölçülülük ilkesi esas alınarak iyiniyetli üçüncü kişi olan davacı şirkete pay verilip verilmeyeceği yönünde Fon Kurulu tarafından bir değerlendirme yapılmak suretiyle sıra cetveli oluşturulması gerekmekte iken, herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın oluşturulan sıra cetvelinde hukuka uygunluk, davanın reddi yolundaki Mahkeme kararında ise hukukî isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne, İdare Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, davacı bankanın 2001 tarihli haczinin düştüğü, 2013 tarihinde uygulanan yeni haczin ise Fon'un 6183 sayılı Kanun uyarınca uyguladığı hacizlerin ve ipotek haczinin sonrasına kaldığı, dava konusu sıra cetvelinin keyfilikten uzak ve objektif kriterler gözetilerek düzenlendiği, Fon'un düzenlemiş olduğu sıra cetvellerinde sırayı belirleme konusunda bir takdir yetkisinin bulunmadığı, mevzuatın belirlediği sıraya uygun dağıtım yapıldığı, imtiyazlı alacak olduğu tartışmasız olan Fon alacağının davacı banka alacağından önceki sıraya alınmasının kanun gereği olduğu, ipotekle teminat altına alınmış alacakların sıra cetvelinde paylaştırmada ilk önce dikkate alınması gereken alacaklardan olduğu, bu alacaklardan sonra dağıtılacak tutar kaldığı takdirde diğer sıralara geçilmesinin söz konusu olabileceği, dava konusu uyuşmazlıkta amme borçlusu şirketin tahakkuk etmiş ve Fon Kurulu tarafından ödenmesine karar verilmiş herhangi bir geçmiş dönem borcu da bulunmadığından bu sıra için pay ayrılmasına gerek kalmadığı, davacının alacağının dayanağının 1999 tarihli genel kredi sözleşmesi olduğu, alacağın geçmiş dönem borcu kapsamında ödenmesi talebi bulunmadığı gibi ilgili alacağın Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticari ve İktisadi Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmeliğin 25. maddesinde yer alan şartları da taşımadığı, mülkiyet hakkı ihlalinin söz konusu olmadığı ileri sürülmektedir.
Davacı tarafından, (gerekçe yönünden) davalının yeniden iptal davasına konu bir sıra cetveli hazırlamasına mahal verilmemesi gerektiği, ihale bedelinden alacaklarının ödenmesine dair taleplerinin reddi ya da kabulü hususunda hiçbir değerlendirme yapılmadığı ileri sürülmektedir.
TARAFLARIN SAVUNMASI
: Davacı tarafından, davalının temyiz sebeplerinin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu, haczin düştüğü iddialarının gerçekle bağdaşmadığı, kendileri hakkında İcra ve İflas Kanunu'nun 106. ve 110. maddelerinin uygulanmayacağı, 4389 sayılı Mülga Bankalar Kanunu'nun Ek 5. maddesi uyarınca alacakları hakkında kamu alacaklarına ilişkin hükümlerin uygulanması gerektiği, 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. ve 136. maddeleri uyarınca alacaklarının imtiyazlı alacak niteliğinde olduğu, mülkiyet hakkının Anayasal bir hak olduğu ve bu hakkın ortadan kaldırılmasının kamu yararı aleyhine olamayacağı, Anayasa Mahkemesi kararının da bu durumu teyit ettiği belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
Davalı idare tarafından, maddi ve hukuki gerçeğe dayalı temyiz nedenlerinin savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olmadığı, davacı bankanın haczinin düştüğünü tevsik eden, maddi ve hukuki durumu teyit eden belgelerin sunulmuş olmasının savunmayı genişletme yasağı kapsamında değerlendirilemeyeceği, aksinin kabulünün davacının düşmüş haczine dayanarak hukuka aykırı hak elde etmesi sonucunu doğuracağı, 4389 sayılı Mülga Bankalar Kanunu'nun Ek 5. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edildiği, davacının 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 136. maddesi uyarınca imtiyazlı alacaklılık durumunun söz konusu olmadığı, düşen haczin korunmasının hukuka aykırı olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin kabulü ile Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usule Kanunu'nun 17. maddesi uyarınca davalının duruşma istemi yerinde görülmeyerek gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
:
MADDİ OLAY
:
4389 sayılı Mülga Bankalar Kanunu'nun 14. maddesi uyarınca ... Ticaret ve Kredi Bankası (...) A.Ş.'nin temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi █████/1999 tarihinde Fon'a devredilmiştir. Anılan Bankanın hakim ortağı olan ... Grubu şirketlerinin gerek ... gerekse diğer Fon bankalarından kullandıkları ve Fon tarafından temlik alınan alacakların 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsiline karar verilmiştir. Bu kapsamda Fon Kurulu'nun ... tarih ve...sayılı kararıyla ... Grubu şirketlerinden ...Yapı Endüstrisi A.Ş.'nin mülkiyetinde bulunan ve 6183 sayılı Kanun uyarınca haczedilen dava konusu gayrimenkullerin bir araya getirilmesi suretiyle "... Gayrimenkulleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü" oluşturulmuş ve oluşturulan bütünlüğün satışına karar verilmiştir.
Anılan ticari ve iktisadi bütünlük, alacağına mahsuben 62.000.000,00-USD bedelle Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na ihale edilmiş, ihalenin Fon Kurulu'nun... tarih ve... sayılı kararıyla onaylanması sonrasında "... Gayrimenkulleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğü Sıra Cetveli" düzenlenmiş ve █████/2017 tarih ve 30162 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Sıra cetveli kapsamında ihale bedelinden 8.483,26-TL satış masrafı ayrılmış, sonrasında ticari ve iktisadi bütünlük kapsamındaki taşınmazların aynından kaynaklanan emlak vergi borcu için 956.447,04-TL pay ayrılmış, bakiye ihale bedelinin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesi ve ilgili diğer mevzuat uyarınca ipotek alacağı ve 6183 sayılı Kanun kapsamındaki alacağı nedeniyle TMSF'ye ayrılmasına karar verilmiş, ihale bedelinden kalan miktar olmadığından diğer alacaklıların sıraya alınmasına mahal olmadığına karar verilmiştir.
Dava konusu taşınmazların üzerinde davacı banka lehine ...Yapı Endüstri A.Ş.'nin genel kredi sözleşmelerinden kaynaklı ticari kredi borçları nedeniyle ... İcra Müdürlüğü'nün E:... sayılı dosyasından █████/2001 tarihli kesin haczin bulunduğu ve bu haczin davalı Fon'un 6183 sayılı Kanun kapsamındaki hacizlerinden ve yine Fon'un █████/2010 tarihli ipoteğinden önce olduğu, ihale bedelinden satış masrafı ve gayrimenkullerin aynından doğan vergi borcu ayrıldıktan sonra artan miktardan öncelikli olarak kendi alacaklarının ödenmesi gerektiğinden bahisle dava konusu sıra cetvelinin iptaline karar verilmesi istemiyle bakılan dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
:
5411 sayılı Kanun'un Geçici 11. maddesinin birinci fıkrasında, bu Kanun'un yayımı tarihinden önce, █████/2003 tarihine kadar temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Fon'a intikal eden ve/veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilişkili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılarak tasfiyeleri Fon eliyle yürütülen veya Fon tarafından tasfiye işlemleri başlatılan bankalar hakkında başlatılan işlemler sonuçlanıncaya ve her türlü Fon alacakları tahsil edilinceye kadar bu Kanun'la yürürlükten kaldırılan 4389 sayılı Kanun'un 14, 15, 15/a, 16, 17, 17/a ve 18. maddeleri, Ek 1, 2, 3, 4, 5 ve 6. maddeleri ile Geçici 4. maddesinde yer alan düzenlemelerin uygulanmasına devam edileceği belirtilmiştir.
Mülga 4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin yedinci fıkrasının (b) bendinde, hisseleri kısmen veya tamamen Fon'a intikal eden bir bankanın yönetim ve denetimini doğrudan veya dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarının veya yöneticilerinin, yönetim kurulu, kredi komiteleri, şubeler, diğer yetkili ve görevliler aracılığıyla veya sair suretlerle banka kaynaklarını ve varlıklarını doğrudan veya üçüncü kişilere rehnetmek, teminat göstermek, ekonomik gücü olmayan kişilere kredi vermek, karşılığında kredi temin etmek amacıyla kredi kullandırmak, yurt içi veya yurt dışı banka ve malî kuruluşlar nezdinde depo veya sair adlarla hesap açtırmak veya bu hesapları teminat göstermek ve sair şekillerde kullanmak suretiyle veya başkaca dolanlı işlemlerle edindikleri veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, mal, her türlü hak ve alacakların temininde kullanılan banka kaynakları ve varlıkları nedeniyle doğan alacakların Fon alacağı sayılacağı ve bu alacaklar hakkında 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı; bu fıkraya 5020 sayılı Kanun’la eklenen paragrafta, Fon alacaklarından; yönetim ve denetimi Fon'a geçen ve/veya bankacılık yapma ve mevduat kabul etme izin ve yetkileri ilgili Bakan, Bakanlar Kurulu veya Kurul tarafından kaldırılan bankalar ile tasfiyeye tâbi tutulan veya tasfiye işlemi başlatılan bankaların kaynağını kullanmış olmasından dolayı Fon'a borçlu olması kaydıyla Fon'a intikal eden bir bankadan ilk kredinin ve/veya banka kaynağının kullanılmasından sonra, bu bendin birinci cümlesinde belirtilen gerçek ve tüzel kişilerin, edindikleri ve/veya bu suretle üçüncü kişilere edindirdikleri para, her türlü mal, hak ve alacaklarının banka kaynağı kullanılmak suretiyle edinildiği ve/veya edindirildiğinin kabul edileceği ve bu gerçek kişiler ile tüzel kişiler tarafından edinilen para, her türlü mal, hak ve alacaklar hakkında bu fıkrada yer alan kuralları uygulamaya Fon'un yetkili olduğu kurala bağlanmıştır.
4389 sayılı Kanun'un 15. maddesinin üçüncü fıkrasında, "Fon, her türlü vergi, resîm ve harçtan muaftır. 14. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (b) bendi ile verilen yetkiler saklı kalmak kaydıyla, Fon kaynakları ile her türlü alacaklarının ve hisseleri kısmen veya tamamen Fon'a intikal eden bankaların; yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya birlikte elinde bulunduran ortaklarından, bu ortakların yönetim ve denetimini doğrudan ya da dolaylı olarak tek başına veya başkalarıyla birlikte elinde bulundurdukları şirketlerden ve iştiraklerinden, yönetim ve denetim kurulu üyeleri, genel müdür ve yardımcıları, kredi komitesi başkan ve üyeleri ile imzaları bankayı ilzam eden memurları ve bunların eş ve çocuklarından olan alacakları ile hisseleri Fon'a intikal eden diğer bankaların bunlardan olan alacaklarından Fon tarafından devralınanlar ile (7) numaralı fıkranın (b) bendinde belirtilen kişilere ait olup Fon tarafından devralınan alacakların takip ve tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. Fon devraldığı alacağın takibine, alacağın devralındığı gün itibarıyla banka defter, kayıt ve belgelerine göre anapara, her türlü faiz, komisyon ve sair giderlerin toplamından oluşan birikmiş alacak tutarı üzerinden başlar. Bu alacaklar, Fon tarafından devralındığı tarihten itibaren amme alacağı niteliğini kazanır ve birikmiş alacak tutarına, 6183 sayılı Kanun'un 51. maddesinde belirtilen oranda gecikme zammı uygulanır. Ancak Fon, her türlü alacakları ve devraldığı alacaklarla ilgili olarak borçlu aleyhine 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu hükümlerine göre başlatılmış bulunan takipler ile alacağın tahsiline yönelik davalara kaldığı yerden devam edebileceği gibi, takibi devam ettirmekten ve/veya davanın takibinden sarfınazar ederek devraldığı alacağın kaldığı yerden 6183 sayılı Kanun hükümlerine göre takip ve tahsiline de karar verebilir." kuralına yer verilmiştir.
Dava konusu sıra cetvelinin düzenlendiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan haliyle 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134. maddesinin 5. fıkrasında, "Fon alacaklarının tahsilini teminen, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmelerinden doğan haklar ve bu varlıkların feri veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmelerden doğan, ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm hak ve varlıkları bir araya getirerek, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturarak alıcısına geçişini sağlayacak şekilde satışına, hacizli malların birden fazla borçluya ait olması ve/veya birden fazla alacaklının haczi olması hâlinde de satışı yaptırmaya, ihale bedelinin ödenme şeklini, para birimini, alıcıların sahip olması gereken şartları, ödeme tarihini ve ihalenin sair usûl ve esasları ile satış şartlarını 6183 sayılı Kanun hükümlerine bağlı olmaksızın belirlemeye, satışa konu ticarî ve iktisadî bütünlüğü alacağına mahsuben satın almaya, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Fon Kurulu yetkilidir. Fon Kurulu, satış kararıyla birlikte, bu satışı gerçekleştirmek üzere en az üç kişiden oluşan bir satış komisyonu oluşturur ve başkanını belirler. Satış komisyonu, toplam üye sayısının salt çoğunluğu ile toplanır ve toplam üye sayısının salt çoğunluğu ile karar alır. Ticarî ve iktisadî bütünlüğün muhammen bedeli, satış komisyonu tarafından, uzman gerçek veya tüzel kişilerin kıymet takdiri raporu dikkate alınarak, daha önce bütünlüğü oluşturan varlıkların ayrı ayrı kıymet takdirlerinin yapılmış olması ile bağlı olmaksızın düzenlenecek rapor çerçevesinde Fon Kurulu tarafından belirlenir. Ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturan mahcuzlar üzerinde birden fazla kişinin aynî veya şahsî hakkının bulunması veya bunların mülkiyetinin birden fazla kişiye ait olması durumunda, bu mal, hak ve/veya varlıkların değeri ayrı ayrı tespit edilir. Bu madde hükümleri uyarınca yapılacak satış sürecinde, satış ilânının Resmî Gazete'de yayımlanması ilgililere yapılacak tebliğ hükmündedir. Ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturduğuna karar verilen mahcuzların satışı, kapalı zarf veya açık artırma usûllerinden biri veya ikisi birlikte uygulanmak suretiyle yapılır. Bundan sonra, Fon Kurulu'nun gerekli görmesi hâlinde, ihalelere pazarlık usûlü ile devam edilebilir. Bu usûllerden hangisinin uygulanacağına, ticarî ve iktisadî bütünlük oluşturan mal, hak ve varlıkların nitelikleri dikkate alınarak Fon Kurulu tarafından karar verilir. İhale bedelinin dağıtımına esas sıra cetveli satış komisyonu tarafından düzenlenir ve Resmi Gazete'de ilan edilir. İhalenin sonuçlanması, Fon Kurulunun onayına bağlıdır. Bu hüküm uyarınca yapılan satışlarla ilgili ihalenin feshi davaları, Fonun merkezinin bulunduğu yer idare mahkemelerinde görülür...."; 8. fıkrasında, "Gerçek ve tüzel kişilerin sahip olduğu varlıkların, bu maddede yer alan hükümler çerçevesinde ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında veya bu Kanunda yer alan hükümler çerçevesinde ayrı ayrı cebri icra yoluyla satışlarından elde edilen bedelden; satış tarihine kadar tahakkuk etmiş olmak şartıyla, sırasıyla Fon Kurulu tarafından karar verilmesi halinde şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçları, kişilerin Devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra kalan kısım, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edilerek ödenir. Bu hükme göre yapılan dağıtım sonrasında bakiye borç kalması; lisans, ruhsat, imtiyaz sözleşmesi, geçici frekans ve kanal kullanımı ve benzeri hakların devri ve yeni alıcısı tarafından işletilmesi için gerekli olan ve kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullarca yapılması gereken devrin tescil ve nakli işlemine engel teşkil etmez." kuralına yer verilmiştir.
5411 sayılı Kanun'un 134. maddesinin beşinci ve yedinci fıkralarına dayanılarak hazırlanan Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu Tarafından Ticarî ve İktisadî Bütünlük Oluşturan Mahcuzların Satışına İlişkin Yönetmeliğin 4. maddesinin birinci fıkrasında, bir veya birden fazla gerçek veya tüzel kişiye ait olan 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca haczedilen aktif değerler ile lisans, ruhsat ve imtiyaz sözleşmeleri ile 3984 sayılı Kanunun Geçici 6. maddesi hükmü kapsamında geçici veya daimi frekans ve kanal kullanımından doğan haklar ve bu mal, hak ve/veya varlıkların fer’i veya mütemmim cüzü niteliğindeki sözleşmeler ile bu sözleşmelerden doğan ancak başlı başına iktisadî değeri olmayanlar da dahil olmak üzere diğer tüm mal, hak ve/veya varlıkların tamamı veya bir kısmının ticarî ve iktisadî bütünlüğün kapsamında olduğu; Yönetmeliğin 25. maddesinde, satışa konu varlıkların ait olduğu şirketlerin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borçlarını ihale bedelinden ödemeye veya ihale alıcısına ödetmeye Kurul'un yetkili olduğu, Kurul'un bu konudaki kararı satış şartnamesinde ve satış ilanında belirtileceği, geçmiş dönem borçlarının ödenebilmesi veya ihale alıcısına ödetilebilmesi için: a) Ticarî ve iktisadî bütünlük içinde yer alan mal, hak ve/veya varlıklar ile ilgili olması veya ticarî ve iktisadî bütünlüğün değerinin korunması için gerekli veya değerini artırır mahiyette olması, b) Alacaklı ile borçlu şirket borç miktarının tespitinde mutabakata varmış olması gerektiği; 26. maddesinde, ticarî ve iktisadî bütünlüğün ihale bedelinin dağıtımına esas sıra cetveli, ihale bedelinin alıcı tarafından ödenmesinden sonra satış komisyonu tarafından 5411 sayılı Kanun'a uygun olarak düzenleneceği, ancak 5411 sayılı Kanun'da öncelikli paya sahip olduğu belirtilen alacaklılara önceden ödeme yapılabileceği, ihale bedelinden satış masrafları çıkarıldıktan sonra, satış tarihine kadar tahakkuk etmiş olmak şartıyla, sırasıyla Kurul tarafından ihale bedelinden ödenmesine karar verilmesi halinde Yönetmeliğin 25. maddesi kapsamındaki geçmiş dönem borçları, kişilerin devlete ve sosyal güvenlik kuruluşlarına olan 6183 sayılı Kanun kapsamındaki borçları ile GSM imtiyaz sözleşmesinden doğan Hazine payı borçları ödendikten sonra kalan kısmın, kişilerin diğer kamu kurum ve kuruluşları ile üst kurullara olan borçlarına garameten taksim edilerek ödeneceği; 29. maddesinde, bu Yönetmelikte hüküm bulunmayan hallerde 6183 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanacağı kurala bağlanmıştır.
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 69. maddesinde "Her amme idaresi, diğer bir amme idaresi tarafından yapılan hacizlere, amme alacağı bu haciz tarihinden önce tahakkuk etmiş olmak şartiyle, haczedilen mallardan herhangi biri paraya çevrilinceye kadar iştirak edebilir. Hacze iştirak halinde, hacizli malın bedelinden ilk önce haczi yapan dairenin alacağı tahsil olunur. Artanı hacze iştirak tarihi sırası ile alacaklarına mahsup edilmek üzere, hacze iştirak eden dairelere ödenir." hükmü yer almıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:
Dosyanın incelenmesinden, davalı tarafından gerçekleştirilen ... Gayrimenkulleri Ticari ve İktisadi Bütünlüğünün ihaleyle satışı sonrasında elde edilen ihale bedelinin paylaştırılması için sıra cetveli düzenlendiği, davacının söz konusu ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında satılan taşınmazlar üzerinde ... İcra Müdürlüğünün E:... sayılı dosyasından... tarihli, ... İcra Müdürlüğünün E:...sayılı dosyasından ... tarihli, ... İcra Müdürlüğünün E:... sayılı dosyasından... tarihli, ... İcra Müdürlüğünün E:... sayılı dosyasından █████/2005 tarihli, ... İcra Müdürlüğünün E:... sayılı dosyasından ... tarihli hacizlerinin mevcut olduğu, davalının ise 27.317.842.430,49-TL Fon alacağı için 6183 sayılı Kanun kapsamında █████/2004, █████/2005, █████/2005, █████/2005 tarihli hacizlerinin bulunduğu, ayrıca dava konusu taşınmazlar üzerinde █████/2010 tarihi itibarıyla Fon tarafından 393.580.466-USD tutarlı ipotek tesis edildiği, ...Yapı Endüstri A.Ş'nin ticari ve iktisadi bütünlük kapsamında satışı yapılan taşınmazlarına davacı tarafından █████/2001 tarihinde konulan haczin düştüğü iddiası ile davalı Fon tarafından yapılan şikayet başvurusunun ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile reddedildiği, ancak anılan karara karşı Fonun istinaf başvurusu üzerine ... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılmasına, şikâyetin kabulüne ve dava konusu taşınmazlar üzerine ... tarihinde ... yevmiye numarası ile konulan haczin kaldırılmasına karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı tarafından temyiz yoluna başvurulduğu, Yargıtay .... Hukuk Dairesi'nin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla da anılan kararın onandığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, davacının, davalı Fonun 6183 sayılı Kanun kapsamında uyguladığı hacizlerden önceki tarihli tek haczinin ... İcra Müdürlüğünün E:... sayılı dosyasından konulan █████/2001 tarihli haciz olduğu, ancak bu haczin de düştüğünün yargı kararıyla sabit olduğu, davacının alacağının borçlu şirketin teknik bilgi, yazılım, donanım, ekipman, mal ve hizmet alımından doğan geçmiş dönem borcu niteliğinde olmadığı, 6183 sayılı Kanun'da bir amme idaresinin haczine yalnızca diğer bir amme idaresinin iştirak edebileceğinin düzenlendiği, özel hukuk kaynaklı alacaklara ilişkin olarak ise böyle bir imkanın tanınmadığı, Fon'un takip ettiği alacağın da kanun gereği amme alacağı niteliğinde olduğu ve haciz tarihi itibarıyla da davacının diğer hacizlerinden önceki tarihli olduğu dikkate alındığında, dava konusu sıra cetvelinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.
Bu itibarla, davanın reddi yönündeki İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptaline ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.
KARAR SONUCU
:
Açıklanan nedenlerle;
1. Davacının temyiz isteminin reddine,
2. Davalının temyiz isteminin kabulüne;
2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun kabulü ile dava konusu işlemin iptali yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'nin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesi uyarınca BOZULMASINA,
3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi .... İdari Dava Dairesi'ne gönderilmesine, █████/2024 tarihinde kesin olarak oybirliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!