Anahtar kelimeler: Önccki Değeritl Gayrifaal Tltl Davatazminat Almamaları Değersiz Aktiflere Sağlamış Prensiplerine

T.C.
İSTANBUL16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:TazminatDAVA DEĞERİ
:10.000-TL + Islah ile Artırılan 1.075.115,45-TL=1.085.115,45-TLDAVA TARİHİ
:█████/2006KARAR TARİHİ
:█████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili mahkememize sunmuş dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin önccki yönetim ve denetim kurulunu oluşturan davalıların görev aldıkları dönemde şirketin kuruluş amacını hayata geçirmek üzere herhangi bir faaliyet göstermeyip firmanın sağlamış olduğu kaynaklan kendi işletme sermayesi ihtiyacı yerine değersiz aktiflere ve genel gider harcamalarına sarf ettiklerinin, şirketi gayrifaal tutarak zarara uğrattıklarının, muhasebe ilke ve prensiplerine aykırı işlemlere cevaz verdiklerinin, kendi dönemlerinde yapılan tasarruf ve hatalı işlemler neticesi gerekli prosedürü işletmemeleri ve gerekli tedbirleri almamaları nedeniyle kusurlu davrandıklarının bilahare oluşturulan denetim kurulunun yapmış olduğu inceleme neticesi hazırladığı raporla belirlendiğini ve sorumlular hakkında dava açılmasının genel kurulca kararlaştırıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000 TL şirket zararının davalılardan zararın meydana geldiği tarihten itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiş ve yargılama sırasında talebini 1.085.115,45 TL olarak ıslah etmiştir.Davacı vekili, davalıların davacı şirketin eski yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri olduklarını, davacı şirkete ... tarafından el konulmasının ardından yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda şirketin kaynaklarının grup şirketlerinin hisselerinin alınması için kullanıldığının tespit edildiğini, ayrıca yapılan kasa incelemesinde kasada bulunması gereken miktarın olmadığının belirlendiğini ileri sürerek, 10.000 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesiyle talebini 1.085.115,45 TL’ye yükseltmiştir.CEVAP
: Davalılar ... vekili ayrı ayrı sunmuş olduğu cevap dilekçelerinde özetle; davacı iddiasının denetim kurulu raporuna dayandığını ve gerçeği yansıtmadığını, davanın genel kurul kararıyla açılmasının gerektiğini,TTK 309/4 maddesinde belirtilen zamanaşımı süresinin dolduğunu, davanın bu anlamda dinlenemez olduğunu, dava dilekçesinde herhangi bir somut eylem ve işlemden bahsedilmediğini, müvekkillerinden ...’nun yönetim kurulu üyeliği, diğer müvekkili ... ...’nün ise; denetim kurulu üyeliği görevi sırasında yetkilerini kullanırken kanun vc ana sözleşmeye uygun davrandığını, işlerinde objektif özen ve sadakat borcunu esas aldığını, görevini hakkıyla yerine getirdiğini, yönetim ve denetim kurulu üyelerinin yasadan kaynaklanan sorumluluklarının kusur sorumluluğu olup müvekkillerinin kusurunun, illiyet bağının ve zararın kanıtlanmasının gerektiğini,ay rica yönetim vc denetim kurulu üyelerinin genel kurul tarafından ibra edilmiş olduğunu, genel kurulun bundan dönemeyeceğini, ibranın kaldırılmasının mahkemeden talep edilmesinin gerektiğini belirterek yersiz, ispatı mümkün olmayan ve soyut iddialara dayalı davanın reddini savunmuştur.Diğer davalılar davaya karşı herhangi bir yanıt vermemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır.Mahkememizde açılan işbu dava, davacı ... .. AŞ'nin █████/2006 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında 2002,2003,2004 faaliyet yıllarını kapsayan dönem için denetleme kurulu tarafından hazırlanan █████/2005 günlü denetleme kurulu raporu genel kurul bilgisine sunularak gündemin 5.maddesi ile alınan genel kurul kararı gereğince şirket adına denetim kuruluna şirket yöneticileri ve ilgili dönemlerdeki denetim kurulu üyeleri hakkında sorumluluk davası açılmasına karar ve denetim kurulu üyelerine yetki verildiği, davacı denetçilerin bu yetkiye dayanarak, önceki yönetim ve denetim kurulu aleyhine genel kurul kararına istinaden denetçiler tarafından açılan yönetim kurulunun eski üyeleri ile denetçilerden zararın tazmini ile davacı şirkete ödenmesine ilişkin dava konusu zarar doğuran yönetim kurulu kararlarının alındığı ve denetimde gecikme sebebiyle sorumlular hakkında yasal işlemlerin zamanında başlanmaması sebebine dayalı olarak TTK m.359 yollamasıyla aynı yasanın 341 ve devamı maddeleri gereğince eski yönetici ve denetçiler hakkında, davacı şirketin zararlarının tazmini için açılan (6102 sayılı TTK m.553 vd maddelerinde düzenlenmiş olan) sorumluluk davasına ilişkindir.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı █████/2006 tarihli kararı ile; "Davacının davasının reddine" dair karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas █████████ Karar sayılı 06.03.2013 tarihli ilamı ile;"1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.2- Dava, karar tarihinde yürürlükte bulunan TTK’nun 359. maddesi yollaması ile aynı Yasa’nın 341. maddesi uyarınca, davalı eski yöneticiler ve denetçiler tarafından davacı şirketin zarara uğratıldığı iddiasına dayalı sorumluluk davasıdır.Kural olarak, yönetim kurulu üyeleri şirket adına yaptıkları işlemlerden dolayı kişisel olarak sorumlu tutulamazlarsa da, TTK’nun 336. maddesinde belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklılarına karşı kusursuz olduklarını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar. Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifaları sırasında bir zarar oluşmuşsa, bu zararın üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiğinin kabulü gerekmektedir. Başka bir deyişle, Türk Ticaret Kanunu yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul etmiştir (Gönen Eriş, Ticari İşletme ve Şirketler, s:1941, 1942, 1999). Nitekim TTK’nun 338. maddesinde, yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları düzenlenmiştir. Yine TTK’nun 337. maddesinde, yeni seçilen veya tayin olunan yönetim kurulu üyelerinin, seleflerinin belli olan yolsuz muamelelerini murakıplara bildirmeğe mecbur oldukları, aksi halde seleflerinin sorumluluklarına iştirak edecekleri belirtilmiştir. Denetim kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan sorumlu bulundukları, TTK’nun 359. maddesinde düzenlenmiştir.Dava konusu olayda davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine isnat edilen kusurlu eylemlerden birisi de davacı şirketin ortaklarınca ödenen sermaye payı bedelinin, ödeme gücü olmayan ... şirketlerine aktarılmasıdır. Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından bir zarardır. Üstelik zarar, usulsüz işlem anında gerçekleşmiştir. Dolayısıyla zararın gerçekleşmiş sayılması için paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmez.O halde mahkemece anılan işlem ile zararın gerçekleşmiş olduğu, davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu bulundukları ve yine denetim kurulu üyesi olan davalının sorumluluğunun, bu sıfatının dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilmelidir.Bu durum karşısında mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın yukarıda açıklanan şekilde incelenip değerlendirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. " gerekçesi ile mahkeme kararı bozulmuş ve ... ATM'nin ████████ Esas 'ına kaydı yapılmıştır.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı █████/2013 tarihli kararı ile; "Yüksek Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 06.03.2013 gün █████████ esas sayılı ve █████████ karar sayılı bozma ilamı usul ve yasaya uygun olmadığından, Mahkememizin 20.10.2009 gün ve ████████ esas, ████████ karar(Önceki Mahkeme olan ....Asliye Ticaret Mahkemesi) sayılı önceki hükmünde DİRENİLMESİNE, Davacının Davasının REDDİNE, " dair karar verildiği, verilen karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ' nun ███████-47 Esas █████████ Karar sayılı 10.10.2019 tarihli ilamı ile;"....Somut olay değerlendirildiğinde; davalıların yönetim ve denetim kurulu üyesi oldukları ... A.Ş.’nin 04.01.2000 tarihinde 5.000,00 TL sermaye ile davalılardan ... ..., ... ... ve ...’ın da aralarında bulunduğu beş kişi tarafından kurulduğu, şirketin ... şirketlerinden birisi olduğu, şirketin kuruluşundan itibaren hiçbir faaliyetin bulunmadığı, buna rağmen yönetim kurulu tarafından 2001 ve 2003 yıllarında alınan dört ayrı kararla ... şirketlerinden üç değişik şirketin hisselerinin devralındığı, hisse bedellerinin bir kısmının ödendiği bir kısmının ise senet verilerek borçlanıldığı, neticede hisselerin devralındığı tarihler itibariyle şirketin esas sermayesini de kaybederek borca batık durumda olduğu anlaşılmaktadır. Hisselerin devralındığı tarihte yürürlükte bulunan 4389 sayılı Bankalar Kanunu gereğince ... tarafından 13.02.2004 tarihli ve 13 sayılı karar ile ... Bankası ....’nin doğrudan ve dolaylı elinde bulunduğu şirket olduğundan bahisle ... A.Ş.’ye ve hissesi devralınan diğer ... şirketlere el konulduğu görülmektedir.5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 134. maddesi gereğince ... A.Ş.’nin borca batık olması nedeniyle ...’nin 13.04.2007 tarihli ve ████████ sayılı kararı ile şirketin tasfiyesine ve sicilden terkinine karar verilmiş, anılan Kanun’un aynı maddesi gereğince işbu davaya ... tarafından kanuni halef sıfatıyla devam edilmiştir.Somut olayda davalı yönetim kurulu üyelerine isnat edilen eylemlerden birisi davacı şirketin ortaklarınca ödenen esas sermaye payının, ödeme gücü olmayan ... şirketlerinin hisseleri devralınarak o şirketlere aktarılmasından oluşmaktadır. Davalı denetim kurulu üyelerine isnat edilen eylem ise yönetim kurulunun anılan işlemleri yapması karşısında kanun ve esas sözleşme ile kendilerine yüklenilen görevleri ihmal ettikleri iddiasına dayanmaktadır. Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirketin ticari amaçları doğrultusunda, kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken, ticari teamüllere aykırı bir şekilde ve basiretsiz davranmak suretiyle, başka bir şirkete aktarılması, şirket açısından başlı başına bir zarardır.Hemen belirtilmesi gerekir ki; bir şirketin fiilen herhangi bir faaliyet göstermemesine rağmen menkul kıymet yatırımında bulunması mümkündür. Ancak burada değerlendirilmesi gereken husus davacı şirketin zararda olduğu bir dönemde ödeme gücü olmayan aynı grup içerisindeki şirketlerin hisselerinin devralınarak şirketin borca batık hâle getirilmesidir.Davalı yönetim kurulu üyelerinin aynı zamanda bazı ... şirketlerinin de yöneticisi oldukları, hissesi devralınan şirketlerin finansal durumlarının kötü olduğunu bilebilecek durumda oldukları dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Bu itibarla davalı yönetim kurulu üyelerinin hisselerini devraldıkları ... şirketlerinin finansal durumlarının kötü olduğunu bilmeleri gerektiğinin anlaşılması karşısında, davalı yönetim kurulu üyelerinin yukarıda bahsedildiği üzere özen yükümlülüğüne aykırı davrandıklarının ve davalıların eylemiyle şirketin esas sermayesinin hisseleri alınan şirketlere aktarıldığının kabulü gerekmektedir.Dosya kapsamında bulunan bilirkişi raporu mali incelemeler bölümünde, şirketin faaliyetinin bulunmamasına karşılık iştirak yatırımlarında bulunularak ödemeler yapıldığı ve şirketin borç altına sokulduğu tespit edilmiştir. Bu durum karşısında davacı tarafından zararın varlığının ispat edildiği ve zararın anılan işlemlerin yapıldığı anda gerçekleşmiş olduğu kabul edilmelidir.Bu durumda davalı yönetim kurulu üyelerine isnat edilen eylem ile zararın gerçekleşmiş olduğu, zarar miktarının ise yapılacak araştırma ile tespit edilebilecek olduğu, davalıların kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde oluşan zarardan sorumlu bulundukları ve yine davalı denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bu sıfat dikkate alınarak ayrıca değerlendirilmesi gerektiği gözetilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekmektedir.O hâlde, yerel mahkeme direnme kararının Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına, bozma nedenine göre davacı vekilinin vekâlet ücretine yönelik temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir." gerekçesi ile mahkeme kararı kaldırılmıştır.Dosya mahkememize gönderilmiş ve mahkememizin yukarıdaki esasa kaydı yapılmıştır.Mahkememizce; Bozma kararından sonra mahkememizce yargılamaya devam edilmiş , dava konusu uyuşmazlığın niteliği dikkate alınarak davacı ... A.Ş., ... A.Ş., ...A.Ş. ve .. A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları ile sunulan deliller üzerinde; ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulmuş olup olmadığı, davacı şirket tarafından hisse alımı nedeniyle ...A.Ş. ile bir mahsuplaşma, borç indirimi vs. yapılıp yapılmadığı, hisselerin hangi bedelle alındığı, bedelin tamamının ödenip ödenmediği, ödenmiş ise ne şekilde ödendiği, ödenmeyen bedel var ise miktarı ve sonuç olarak davacı şirketin zarara uğrayıp uğramadığı ve zararının miktarı hususunda inceleme yapılmak üzere dosya bilirkişiye tevdi edilmiştir.A-Bilirkişi ... tarafından hazırlanan 08.05.2023 tarihli raporda özetle ;"...İncelenen davacı şirket kayıtlarından bilanço ve gelir tablolarında görüleceği üzere davacı ... A.Ş.nin 2002, 2003, 2004 yıllarında faaliyet gelirinin bulunmadığı, 2002 yılında 9.463,36YTL., 2003 yılında 12.758,07YTL. zarar ettiği ve bu yıllarda şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamadığı, özvarlığını tamamen kaybettiği, borca batık durumda olduğu, 2004 yılında da yasal zorunluluk nedeni ile yapılan Enflasyon Düzeltmesi ile 121.193,59 YTL.nin gelir olarak kaydedilmesi sebebi ile 2004 yılını 76.374,78TL. karla kapattığı, Enflasyon Düzeltmesi ile ilgili gelir kaydının dikkate alınmadığı durumda şirketin faaliyetinden dolayı 2004 yılında 23.261,21YTL zarar ettiği, bu suretle şirketin (-) olan Özvarlığının 2004 yılında da aynen devam ettiği, davacı ... A.Ş.'nin borca batık olması nedeniyle ...'nin 13.04.2007 tarihli ve ████████ sayılı kararı ile şirketin tasfiyesine ve sicilden terkinine karar verildiği,* Davacı ... Paz. A.Ş tarafından hisse alımı yapılan davadışı ... A.Ş.nin, ... Paz. A.Ş.nin, Bis Sinema A.Ş.nin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun kararı gereğince 2007 yılında sicilden terkin edildiği,* Dava konusu davacı şirketin hisse alımları ile ilgili olarak yapılan incelemelerde ;** * Davacı ... Paz. A.Ş.nin 06.06.2001 tarih 19 nolu Yönetim Kurulu Kararı ile; davadışı ... A.Ş.nin her biri 10.000.000 TL nominal değerinde 3.600 adet hissenin 36.000.000.000 TL bedelle bütün alacak ve borçları ile satın alınmasına karar verildiği, bu kararda ... ..., ... ..., ...'ın imzasının bulunduğu,Bu hisse alımlarının davadışı ...A.Ş.nin cari hesabına kaydedilmesi sebebi ile kayıtlardan hisse alınması sureti ile ödeme yapılıp yapılmadığının tam olarak tespit edilemediği, ödeme yapılmamış olsa dahi Özvarlığı (-) olan davacı şirketin hisse alımı ile ilgili olarak da borç yüküml altına girmiş bulunduğu, ayrıca hisselerinin alındığı yılda hissesi satın alınan davadışı ... A.Ş.nin Özvarlığının da (-) olduğu, diğer bir deyişle hisse alımının yapıldığı davadışı ... A.Ş.nin borca batık olduğu, hisse: olmadığı, bu sebeple davacı şirketin 36.000.000.000 TL. (36.000 YTL) zarara uğradığı,** Davacı ... Paz. A. 1003 tarih 33 nolu Yönetim Kurulu Kararı ile; davadışı ... Paz. A. unvan) her biri 1.000.000 TL nominal bedelli hisse senetlerinden 150.000 adedinin davadışı Duran Dündaroğlu'ndan, 50.000 adedinin davadışı ...'ndan bütün hak ve borçlarıyla satın alınmasına karar verildiği, bu kararda ... ..., ..., ...'ın imzasının bulunduğu,Davacı ... A.Ş. tarafından davadışı...A.Ş.nin 200.000 adet hissesinin toplam 200.000.000.000TL. (200.000 YTL) bedel karşılığı sermaye taahhüdü ile satın alınmış olduğu, davadışı ...A.Ş'nin kayıtlarında yatırılan tutarın 50.000.000.000TL.(50.000 YTL) olarak belirtildiği,Bu hisse alınması sureti ile ödeme yapılmamış olsa dahi davacı şirketin 200.000YTL. borç ğü altına girmiş bulunduğu ve davacı şirketin 200.000.YTL.lık hisse alımı İle ilgili hissesi alınan şirketin alınan hissesinin hisse alım tarihindeki kaydi in 22.137,17 YTL olduğu, buna göre şirketin bu işlem ile ilgili olarak zarar ettiği,** Davacı ... Paz. A.Ş.nin 27.05.2003 tarih 32 nolu Yönetim Kurulu Kararı ile; davadışı...A.Ş.nin (eski unvan) 150.000.000 TL nominal bedelli toplam 320 adet hissenin satın alınmasına karar verildiği, bu kararda ... ..., ..., ...'ın imzasının bulunduğu,Davacı ... Paz. A.Ş. (devralan) ile davadışı ... (devreden) arasından imzalanan 31.05.2003 tarihli Hisse Devir ve Temlik Sözleşmesiyle davadışı...A.Ş.nin 150.000.000 TL nominal bedelli 320 adet his: in tamamının 585.600.-ABD Doları (ticari defterlerine toplam 850.534.224.000 TL (850.534,22 YTL) olarak kayıt edilmiş) bedel karşılığında davacı şirket tarafından alındığı, ancak bu senetlerden 28.06.2003 ve 28.07.2003 tarihli ilk 2 adet 56.702.281.600TL. (56.702,28YTL) lık senedin ödendiği, diğer 737.129.660.800 TL. (737.129,66YTL) lık senetlerin ödenmediği senetlerle ilgili olarak ...tarafından hukuki yolara başvurulduğu, ödeme emri gönderildiği, bu hisselerin alınması sureti ile kısmen ödeme yapılmış, senetlerin tamamı ödenmemiş olsa dahi davacı şirketin 585.600.-USD'lik. (850.534,22 YTL) borç yükümlülüğü altına girmiş bulunduğu, davacı şirketin 585.600.-USD'lik. (850.534,22 YTL) hisse alımı ile ilgili hissesi alınan şirketin alınan hisselerinin hisse alım tarihindeki 73.628,22 YTL olduğu, buna göre şirketin bu işlem ile ilgili olarak da zarar ettiği, " şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.Mahkememizce yargılama devam ederken; taraf vekillerinin beyan ve itirazları değerlendirilerek yargılama ve kanun yolu aşamalarında raporun hukuka uygun şekilde nitelendirilebilmesi bakımından önceki bilirkişinin yanına Ticaret Hukukçusu ve Mali Müşavir bilirkişi eklenmek sureti ile ;davalıların hangi eylemleri ile hangi zararların oluştuğu, bu zarar oluşmasından ötürü davalılardan kimlerin sorumlu olduğu, özellikle denetleme kurulu üyelerine denetim ihlallerden kaynaklanan sorumlu bulunup bulunmadığı, sorumluluk doğduğu tespit edilen zarardan ötürü müterafik kusur indirimi gerektiren bir durumun olup olmadığı tartışılarak mahkeme ve kanun yolu denetimine uygun kimin ne miktarda zararda sonuç itibari ile sorumlu olduğu ve sorumluluğun şekli ile temerrüt tarihini gösterir şekilde Yargıtay bozma kuralları ve usulü kazanılmış hak kuralları dikkate alınarak inceleme yapılmak üzere bilirkişiye tevdi edilmiştir.B-Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 20.11.2024 tarihli raporda özetle;"...1- Denetçiler bakımından dava konusu uyuşmazlık değerlendirildiğinde; ... ve ... ... (...)'nün dava konusu her dört devir işlemi sırasında da denetçi olarak görev yaptıkları, bu sebeple ETTK m. 359 uyarınca kusursuz olduklarını ispat eden bir delil sunmadıkları sürece şirketin uğradığı toplam 186.000,00TL (36.000,00 + 150.000,00) + (585.600 USD - 73.628,22 TL) TL zararın sorumlulardan tazmin edilmesindeki gecikmeden sorumlu oldukları, dolayısıyla sorumluluklarının toplam zarar tutarına işleyecek gecikme faizi tutarı kadar olacağı,2- Yönetim kurulu üyeleri bakımından dava konusu uyuşmazlık değerlendirildiğinde; TTK m. 336/son ve 338'de düzenlenen sorumluluktan kurtuluş hallerinden birisinin dava konusu uyuşmazlıkta varlığına ilişkin bir delilin sunulamaması durumunda davalı yönetim kurulu üyelerinden;a- ... ..., ... ..., ... 06.06.2001 tarihli YK kararında karara bağlanan devir ile şirketin uğradığı 36.000,00 TL tutarındaki zarardan müteselsilen sorumlu oldukları,b- ... ..., ..., ...'ın 27.05.2003 tarihli YK kararında karara bağlanan devir ile şirketin uğradığı 150.000,00 TL tutarındaki zarardan müteselsilen sorumlu oldukları,c- ... ..., ..., ...'ın 27.05.2003 tarihli YK kararında karara bağlanan devir ile şirketin uğradığı 585.600,00 USD - 73.628,22 TL tutarındaki zarardan müteselsilen sorumlu oldukları neticelerine ulaşılmıştır.3- Dava konusu hisse devirlerinin 06.06.2001 ve 31.12.2003 tarihleri arasında gerçekleştirilmesi, davacı şirketin yönetim ve denetiminin Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından 13.02.2004 tarihinde devralınması, 04.07.2005 tarihli Denetçi Raporu ile zarar ve sorumluların tespit edilmiş olması, Muhterem Mahkemeniz huzurunda görülmekte olan iş bu davanın ise açılış tarihinin 19.12.2006, ... tarafından verilen ıslah dilekçesinin tarihinin 20.06.2007 olması karşısında, iki ve beş yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmasından önce iş bu davanın açıldığı neticesine ulaşılmıştır." şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür.Mahkememizce bozmadan sonra yapılan yargılama sonucunda; Mahkememizdeki işbu davada, davacı şirket adına şirket denetim kurulu üyeleri ... ve ... tarafından genel kurulca verilen yetkiye dayanarak, işbu sorumluluk davasının, dava konusu zararın doğduğu iddia edilen işlemlerin yapıldığı tarihteki yönetim kurulu üyeleri ... ..., ... ..., ..., ... ve ... ile denetim kurulu üyeleri ..., ... ... (...) aleyhine doğan zararın tazmini için açıldığı anlaşılmaktadır.Davacı ... AŞ'nin yönetimine 5411 sayılı yasanın m.134/9 gereğince yürürlükte kaldırılan 4389 sayılı Bankalar Kanunun m.15/7 gereğince, sermayesinin %50'sinden fazlasını temsil eden hisselerin fonun veya fon bankasının veya fon iştirakinin sahip olduğu şirketlerin yönetim ve denetimi fon kurulunun yazılı bildirimi ile İİK ve TTK hükümlerine tabi olmaksızın ticaret sicilden başkaca bir işleme gerek kalmaksızın tasfiye olunur, şeklindeki düzenleme gereğince ... tarafından işbu dava açıldıktan sonra (dava açılış tarihi █████/2006) █████/2007 gün ve ████████ sayılı karar ile dava dosyasının alacaklısı ... AŞ'nin ticaret sicil kaydının terkin edilmesine karar verilerek söz konusu şirketin ... Ticaret Sicil Müdürlüğünden █████/2007 tarihinde terkin olunduğu, davacı olarak ...'nin 5411 sayılı kanunun m.134/9 gereğince davada kanuni halef sıfatı ile yer aldığı tartışmasızdır.Mahkememizde açılan işbu davanın açıldığı tarihte yürürlükte bulunan 6762 sayılı TTK hükümleri ve yerleşik yargıtay içtihatlarına göre, sorumluluk davası açılabilmesi için genel kurulda sorumluluk davasının açılması ve denetçiler tarafından dava açılması için onlara yetki verilmesi ya da denetçilerin muvafakati şartının sağlanmasına bağlı olduğu, dava konusu olayda işbu şartın gerçekleştiği ve denetçiler tarafından davanın açılmış olduğu tartışmasızdır.Davalı yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun esas itibariyle kusur sorumluluğu olduğu dikkate alınarak BK m.390 gereğince yönetim kurulu üyelerinden beklenecek özen borcu yükümlülüğünün ifa edilip edilmediği ve denetçilerin yapılan işlemleri usulüne uygun olarak zamanında denetleyerek şirketin zararının doğmasına engel olup olmadıklarının tespiti gerekir.Davacı şirket esas itibariyle ... grubuna ait şirketlerden olup davacı şirketin hiçbir faaliyet yapmadığı halde, ... grubuna ait şirketlerin, hisse alımını ve kasa açığı oluşturulduğu, ticari hayatın içinde grup şirketlerin birbirlerinden aldığı hisselerin gerçek değeriyle alınıp satılmadığı ve ödemelerin yapılıp yapılmadığı incelenerek değerlendirilmesi gerektiği açıktır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay 11 Hukuk Dairesi'nin bozma kararları doğrultusunda TTK m.336 ve m.338 gereğince ve kural olarak yönetim kurulu üyeleri, şirket adına yaptıkları işlemlerden kişisel sorumlulukları bulunmadığı kabul edilse de, TTK m.336'da belirtilen hallerde ortaklığa ve ortaklık alacaklarına karşı, yönetim kurulu üyelerinin zararın doğumunda kusurlarının bulunmadığını ispat etmedikçe tüm yöneticiler oluşan zarardan müteselsilen sorumlu olurlar.Yani yönetim kurulu üyelerinin görevlerini ifası sırasında bir zarar oluşmuşsa bu zararın, üyelerin kusurlu eylemi sonucunda meydana geldiği doktrin ve yargıtay kararları ile kabul edilmektedir.TTK , yönetim kurulu üyeleri için ispat yükü ters çevrilmiş, kusur esasına dayanan bir sorumluluk öngörülmüş ve yönetim kurulu üyeleri aleyhine kusur karinesi kabul edilmiştir. Bu nedenle ... Erişim Ticari İşletme ve Şirketler isimli kitabında belirtildiği gibi "6267 sayılı TTK m.338'de yönetim kurulu üyelerinin kusur ve sorumluluklarının bulunmadığını ispat edemedikleri takdirde zarardan sorumlu oldukları" düzenlenmiştir. TTK m.338 gereğince yeni seçilen yönetim kurulu üyeleri, seleflerinin belli olan yolsuz işlemlerini denetçilere bildirme mecburiyeti bulunmakta olup aksi halde eski yöneticilerin sorumluluklarına iştirak edebilecekleri belirtilmiştir. Denetleme kurulu üyelerinin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe zarardan yönetim kurulu üyeleri ile birlikte sorumlu bulundukları TTK m.359'da düzenlenmiş bulunmaktadır.Özellikle davacı yan, davalı yönetim ve denetim kurulu üyelerine istinat edilen kusur eylemlerinden biri olarak davacı şirketin ortaklarınca ödenen sermaye payı bedelinin ödeme gücü olmayan ... şirketlerine aktarıldığı iddiasıdır. Davacı şirket ortaklarınca ödenen sermayenin, davacı şirket ticari amaçları doğrultusunda kendi ticari faaliyetleri için kullanılması gerekirken ticari teamüllere aykırı ve basiretsiz davranılmak suretiyle başka bir şirkete aktarılması davacı şirket açısından açık bir zararın varlığına karinedir. Zarar usulsüz işlemin yapıldığı anda gerçekleşmiş olup, bu nedenle zararın gerçekleşmiş sayılması için, paranın gönderildiği şirkete başvurulması ve ona karşı tüm yasal yolların tüketilmiş olması gerekmediği yerleşik yargıtay içtihatları ve dava konusu bozma ilamında kabul edilmiştir. Bu nedenle davalıların eylemleri ile davacı şirketin doğmuş zararlarını kanuni halef olarak davacı ...'nin talep edebileceği tartışmasızdır.Mahkememizce davacı yanın iddia ettiği hisse senedi alımları ile davacı şirketi zarara uğratıp uğratmadığı, davalıların bu zarardan kusur ve sorumluluklarının bulunmadıkları tartışılarak ispat edemedikleri taktirde zarardan sorumlu bulundukları ve yine denetim kurulu üyelerinin sorumluluğunun bu sıfatı dikkate alınarak değerlendirilmesi gerekmektedir.Mahkememizce bozmadan sonra alınan ve yukarıdaki ilkelere göre tanzim edilen bilirkişi ... ve özellikle Bilirkişiler ... tarafından hazırlanan 20.11.2024 tarihli raporda, yönetim kurulu üyelerinin dava konusu uyuşmazlıkta TTK m.336 ve m.338 gereğince █████/2001 günlü yönetim kurulu kararı ile oluşan zararın 36.000-TL , █████/2003 tarihli yönetim kurulu kararı ile 150.000-TL ve █████/2003 günlü diğer bir yönetim kurulu kararı ile ... ..., ..., ...'ın 585.600-USD zarara uğrattıkları , dava konusu hisselerinin devirlerinin █████/2001 ve █████/200 tarihleri arasında gerçekleştiği, davacı şirketin yönetim ve denetiminin ... tarafından █████/2004 tarihinde devralınması sonrasında █████/2005 tarihli denetçi raporu ile tespit edilmiş olması karşısında oluşan zarar ve sorumluluğun işbu raporda her bir yönetim kurulu üyesi ve denetçi yönünden tespit edilmiş olup, işbu davanın █████/2006 tarihinde açıldığı ve █████/2007 tarihinde ıslah edildiği anlaşılmakla, 2 ve 5 yıllık zamanaşımı sürelerinin dolmamış olduğu mahkememizce tespit edilmiştir.Mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporları kapsamı ile davacı şirketin oluşan zararlarından ilgili yönetim kurulu kararlarında bulunan imzalar dikkate alınarak Mahkememizce davacı tarafından açılan sorumluluk davasında yapılan tespit ve hesaplamalar sonucu belirlenen miktarlar üzerinden temerrüt tarihleri ve talep göz önünde bulundurularak kararda imzası bulunan yönetim kurulu kararları ile , o kararın alındığı tarihteki denetçilerin davacı şirkete ... tarafından el konulmadan zararın oluştuğu sabit olmasına rağmen gerekli tespitlerin yapılarak ilgililer hakkında sorumluluk davası açmadıkları, bu nedenle kararda imzası bulunan yönetim kurulu üyeleri ile ilgili dönemdeki denetçilerin sorumlu olduğu, kararda imzası bulunmayan yönetim kurulu üyesi ...'ın sorumlu olmadığı dikkate alınarak, bilirkişi raporu kapsamında USD olarak oluşan zarar olan 585.600-USD'nin zararın oluştuğu tarih itibariyle TL karşılığının 850.534,22-TL işbu miktardan bilirkişice belirlenen 73.628,22-TL'lik kasaya giren hisse senedi olarak ticari defter ve kayıtlara yansıyan ödeme düşüldükten sonra kalan miktarın 776.906,00-TL ve yine 200.000-TL'lik işlemden kasaya giren miktar olan 50.000-TL düşüldükten sonra kalan 150.000-TL ile üçüncü işlemde oluşan zarar 36.000-TL'nin toplamı olan 962.900-TL üzerinden davacı şirketin zararı oluştuğu mahkememizce benimsenerek talebin işbu miktarın üstünde olduğu görülmekle, tespit edilen zararın davalılardan tahsili gerektiği sonucuna varılarak Mahkememizce ;"1-Davacı, temlik alan ...'nin davalı temlik eden şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri aleyhine açtığı sorumluluk davasının KISMEN KABULÜ İLE,Dava konusu zararın gerçekleşmesinde alınan yönetim kurulu kararlarının alınmasına katıldıkları tespit edilen yönetim kurulu üyeleri ile kararın alındığı tarihte ve ...'ce el konulana kadar görevli olan denetim kurulu üyeleri oldukları dikkate alınarak işlem tarihindeki oluşan zararın;a)█████/2001 günlü yönetim kurulu kararı gereği oluşan 36.000-TL zararın davalılar ...(...)'den █████/2001 tarihinden itibaren,b)█████/2003 günlü yönetim kurulu kararları gereği oluşan 150.000-TL + 776.906-TL olmak üzere toplam 926.906-TL zararın, davalılar ... ..., ..., ..., ... ve ... ...(...)'den █████/2003 tarihinden itibaren olmak üzere:Toplam 962.906-TL'nin işleyecek avans faiziyle birlikte yukarıda belirtilen yönetim kurulu üyelerinden ve denetçilerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile, davacı temlik alan ...'ye verilmesine,Fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Davalı ... yönünden açılan davanın, zararın doğmasına sebebiyet veren yönetim kurulu kararında imzasının bulunmadığından REDDİNE," şeklinde karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış ve aşağıdaki gibi karar vermek gerekmiştir.Ayrıca kısa kararın 1/b maddesinde yönetim kurulu kararının karar tarihi █████/2023 olarak yazılmış ise de gerekçeli kararda işbu hata █████/2003 olarak düzeltilmek suretiyle kararda gösterilerek maddi hata düzeltilmiştir.Dava konusu olayda 5411 sayılı kanunun 133/son maddesi uyarınca davacı ... aleyhine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği dikkate alınmıştır.Bölge adliye mahkemelerinin, 26/9/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2 nci maddesi uyarınca Resmî Gazete’de ilan edilecek göreve başlama tarihine kadar, 1086 sayılı Kanunun temyize ilişkin yürürlükteki hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, bölge adliye mahkemelerinin göreve başlama tarihinden önce aleyhine temyiz yoluna başvurulmuş olan kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar 1086 sayılı Kanunun 26/9/2004 tarihli ve 5236 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten önceki 427 ilâ 454 üncü madde hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı ve bu Kanunda bölge adliye mahkemelerine görev verilen hallerde bu mahkemelerin göreve başlama tarihine kadar 1086 sayılı Kanunun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanacağı hüküm altına alındığından mahkememiz dosyasından verilen █████/2025 günlü kararın itiraz kanun yolunun "temyiz" olması gerektiği, yine mahkememizce itiraz kanun yolu sehven istinaf olarak gösterilmesi taraflar lehine kanılan usuli hakkın aleyhe hüküm doğurmayacağı nazara alınarak mahkememiz dosyasında itiraz kanun yolunun resen temyiz kanun yolu olarak gösterilmesine, itiraz kanun yolu olarak temyiz yoluna başvuru süresi 15 gün olduğundan temyiz kanun yolunun 15 gün olarak düzeltilmesine aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacı, temlik alan ...'nin davalı temlik eden şirket yönetim kurulu üyeleri ve denetçileri aleyhine açtığı sorumluluk davasının KISMEN KABULÜ İLE,Dava konusu zararın gerçekleşmesinde alınan yönetim kurulu kararlarının alınmasına katıldıkları tespit edilen yönetim kurulu üyeleri ile kararın alındığı tarihte ve ...'ce el konulana kadar görevli olan denetim kurulu üyeleri oldukları dikkate alınarak işlem tarihindeki oluşan zararın;a)█████/2001 günlü yönetim kurulu kararı gereği oluşan 36.000-TL zararın davalılar ...(...)'den █████/2001 tarihinden itibaren,b)█████/2003 günlü yönetim kurulu kararları gereği oluşan 150.000-TL + 776.906-TL olmak üzere toplam 926.906-TL zararın, davalılar ... (...)'den █████/2003 tarihinden itibaren olmak üzere:Toplam 962.906-TL'nin işleyecek avans faiziyle birlikte yukarıda belirtilen yönetim kurulu üyelerinden ve denetçilerden müştereken ve müteselsilen tahsili ile, davacı temlik alan ...'ye verilmesine,Fazlaya ilişkin istemin reddine,2-Davalı ... yönünden açılan davanın, zararın doğmasına sebebiyet veren yönetim kurulu kararında imzasının bulunmadığından REDDİNE,3- Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 65.776,11 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 135,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 65.641,11 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNE'YE GELİR KAYDEDİLMESİNE, (Bu harcın 2.459,16 TL'sinin davalılar ...(...)'den; bakiyesinin davalılar ... (...)'den tahsiline)4- Davacı tarafça yapılan 18.260,90 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre (% 88,74) hesaplanan 16.204,29 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili tahsili ile davacıya ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde BIRAKILMASINA,(Bu harcın 628,72 TL'sinin davalılar ...(...)'den; bakiyesinin davalılar ...(...)'den tahsiline)5- Davalılarca yapılan yargılama gideri yapmadığından bu hususta bir karar verilmesine YEROLMADIĞINA,6- Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 30.000,00 TL maktu ücreti vekaletin davalılar ...(...)'den alınarak davacıya VERİLMESİNE, (36.000,00 TL'lik kabul eden değer yönünden)7-Davacı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 141.766,84 TL nispi ücreti vekaletin davalılar ...(...)'den alınıp davacıya ÖDENMESİNE,(926.906,00 TL'lik kabul edilen değer yönünden)7- Davalılar ... (...) kendilerini vekil ile temsil ettirdiklerinden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile işbu davalılara ÖDENMESİNE,8-Davalı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiklerinden; Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ...'a ÖDENMESİNE,9- Taraflarca yatırılan avansların kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, istek halinde ilgili tarafa İADESİNE,10- Davacı tarafça peşin yatırılan 135,00 TL harç ile 12,20 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 147,20 TL'nin davalılar ...(...)'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ÖDENMESİNE,Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı , davalıların yokluğunda, kararın tebliğinden itibaren 15 günlük yasal süre içerisinde Yargıtay'da temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2025Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır