Anahtar kelimeler: Koyma Süreç Görüşü Hukukî Bahisle İşleyecek Neticesinde Hmknın Esastan Geçildi
12. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    DAVA
    : 466 sayılı Kanun gereği tazminat
    HÜKÜM
    : İstinaf başvurusunun esastan reddi kararı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması
    İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    İlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız el koyma nedeniyle 1.000.000,00 TL maddi ve 50.000,00 TL manevi tazminatın el koyma tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin genel hükümlere göre hukuk mahkemelerinde talep edilmesi gerektiğinden bahisle görev yönünden reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Davacı vekilinin temyiz sebepleri; davacının aracına el konulması işleminin 5271 sayılı CMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra da devam etmesi nedeniyle ve mülkiyet hakkının ihlal edilerek 24 yıl 8 ay boyunca davacının aracını kullanamaması nedeniyle davanın kabul edilmesi gerektiğine ilişkindir.
    III. DAVANIN KONUSU
    Tazminat talebinin dayanağı olan Bismil 1. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas – ████████ Karar sayılı ceza dosyasında, davacıya ait 47 AL 831 plaka sayılı araca petrol boru hattından mazot hırsızlığı suçu kapsamda 01.10.1996 tarihinde el konulduğu, yediemine teslim edildiği ve 24 yıl 8 ay sonra aracın iade edildiği gerekçesi ile talep edilen tazminat talebi hakkında, ilk derece mahkemesince, el koyma işleminin yapıldığı tarih itibariyle yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun uyarınca el koyma nedeniyle tazminat isteme konusunda düzenleme bulunmadığı ve talebin genel hükümlere göre hukuk mahkemelerinde talep edilmesi gerektiğinden bahisle davanın görev yönünden reddine karar verilmiştir.
    İlk Derece Mahkemesince görev yönünden reddedilen davada, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
    IV. GEREKÇE VE KARAR
    Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;
    1-Karar başlığında dava konusunun ''466 sayılı Kanun Gereği Tazminat'' olarak yazılması gerekirken ''Koruma tedbirleri nedeniyle tazminat'' olarak yazılması,
    2-Tazminat talebinin dayanağı olan ceza dava dosyası kapsamında düzenlenen elkoyma işlemine ilişkin evraklar, yediemin tutanakları, davacı hakkında yargılama dosyasında verilen kararlar, kesinleşme şerhleri, aracın iade edilip edilmediğinin araştırılarak iade edilmiş ise iadeye ilişkin evrakların Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde aslının veya onaylı örneğinin dosya arasına alınması gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi,
    3-Davacıya ait olan 47 AL 831 plakalı araca petrol boru hattından mazot hırsızlığı suçu kapsamda 01.10.1996 tarihinde el konulduğunun belirtilmesi karşısında, el koyma işleminin 01.06.2005 tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesine göre, davanın 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, haksız el koyma işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun'un 1/6. fıkrasında hangi hallerde tazminat istenebileceğinin tahdidi şekilde sıralandığı ve anılan Kanun'un 1. maddesi kapsamında haksız el koyma nedeniyle tazminat isteme konusunda düzenleme bulunmadığı, 466 sayılı Kanun'un 1. maddesi hükmü nedeniyle 01.10.1996 - 01.06.2005 tarihleri arasındaki dönem için haksız el koyma nedeniyle tazminat istenemeyeceği ancak tazminata esas yargılama dosyasında el koyma işlemine ilişkin bütün evrakların temini sonrasında yapılan incelemede el koyma işleminin 01.06.2005 tarihinden sonra da devam ettiğinin anlaşılması halinde bu döneme ilişkin el koyma işleminin 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununa tabi olması nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 141/1-j maddesi gereğince tazminat isteme koşulunun gerçekleşme durumu söz konusu olacağından, davacının tazminat talebinin bu kapsamda ele alınıp, maddi tazminat talebi yönünden esas hakkında karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm tesisi,
    Kabule göre;
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunununda koruma tedbirleri nedeniyle tazminat başlığı altında 141 ila 144. maddeleri arasında düzenleme yapıldığı, tazminat istemine ilişkin CMK'nın 141. maddesinde suç soruşturması ve kovuşturması sırasında gerçekleşen koruma tedbirlerindeki hukuka aykırılıklar yönünden bu kanun hükümlerine göre tazminat istenebileceği belirtilerek tazminat istenebilecek hallerin tahdidi şekilde sıralandığı dikkate alınarak somut olay değerlendirildiğinde; davacının aracına el koyma işleminin 01.06.2005 tarihinden önce gerçekleşmiş olması nedeniyle 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 6. maddesine göre, davanın 466 sayılı Kanun hükümlerine tabi olduğu, haksız el koyma işleminin gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan 466 sayılı Kanun'un 1/6. fıkrasında hangi hallerde tazminat istenebileceğinin tahdidi şekilde sıralandığı ve anılan Kanun'un 1. maddesi kapsamında haksız el koyma nedeniyle tazminat isteme konusunda düzenleme bulunmaması nedeniyle tazminat isteme koşullarının oluşmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemenin görevsizliğine karar verilmesi,
    Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
    Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca Mardin 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    17.02.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!