Anahtar kelimeler: İşlemiyle Sınavda Sınava Adayı Zımnen Başarısız Akademisi Süreci Adalet Sözlü

T.C.
D A N I Ş T A YBEŞİNCİ DAİREEsas No
: ██████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDEN (DAVACI)
: ...KARŞI TARAF (DAVALILAR)
: 1- ... Başkanlığı / ...2- ... Bakanlığı / ANKARAVEKİLLERİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: 10. Dönem İdari Yargı Hakim Adayı olan davacı tarafından Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle sözlü sınava tabi tutulmasına ilişkin işlem ile Türkiye Adalet Akademisi tarafından █████/2020 tarihinde gerçekleştirilen ve █████/2020 tarihinde sonuçları ilan edilen, meslek öncesi eğitim sonrası sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile bu işleme karşı █████/2020 tarihinde yapmış olduğu itirazın zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararında; davacının 4954 sayılı Türkiye Adalet Akademisi Kanunu'nun █████/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanunla değiştirilen 28. maddesinine istinaden sözlü sınava tabi tutulmasının kanuni zorunluluk olduğu, sınav komisyonunun mevzuat hükümlerine uygun olarak oluşturulduğu, yapılan sınav sonucunda davacıya komisyon üyeleri tarafından ayrı ayrı not takdir edilmek ve bu notların aritmetik ortalaması alınmak suretiyle sınav değerlendirmesinin yapıldığı, davacının eğitim sonu sözlü sınavından toplam 37 puan alarak başarısız sayıldığı, dava konusu işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; istinaf başvurusuna konu İdare Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve kararın kaldırılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığı belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesi uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Adalet Bakanlığı tarafından █████/2013 tarihinde yazılı, Nisan 2014'te de sözlü sınavı gerçekleştirilen 10. dönem idari yargı hakim adaylığı sınavlarında başarılı olarak Ankara idari yargı hakim adayı olara göreve başladığı, o tarihte yürürlükte bulunan ve dava konusu işlemlerden önce yürürlükten kaldırılan 4954 sayılı Türkiye Adalet Akademisi Kanunu'na göre yapılan akademi eğitimi sınavını da başarıyla tamamladığı, ancak mesleğe kabulünün yapılmadığı, sonradan açılacağı davalı idareler tarafından bilinen savcılık soruşturması dolayısıyla atamaların bekletildiği, yaklaşık 6 yıl boyunca mesleğe kabul sürecinin beklenildiği, hakkında kovuşturmaya yer olmadığı kararı verildiği, bu arada Temmuz 2016 yılında Adalet Akademisi Kanunun'da yapılan değişiklikler nedeniyle dönem sonu yazılı sınavın yanında sözlü sınav şartının getirilerek halen adaylığı devam edenlerin de bu değişikliğe tabi olacağının belirtildiği, bu süreçte mezkur kanunun yürürlükten kaldırıldığı, yerine Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile Adalet Akademisi'nin tekrardan kurulduğu, dosyasının mesleğe kabul için HSK'ya gönderilmesi gerekirken █████/2020 tarihli dava konusu işlemle mülakata tabi tutularak başarısız sayıldığı, sonradan yürürlüğe giren yasa maddesinin geçmişe yürütüldüğü, bu durumun hukuki güvenilirlik ve belirlilik ilkelerine aykırı olduğu, atamasının yapılması gereken tarihte sadece yılsonu yazılı sınav şartı olduğu ve bu yazılı sınavdan başarılı olduğu, üstelik sözlü sınava tabi tutulmasına neden olan █████/2003 tarih ve 4954 sayılı Türkiye Adalet Akademisi Kanunu'nun yürürlükten kaldırıldığı, diğer bir deyişle mülakata tabi tutulma işleminin hukuksal dayanağının yürürlükten kalktığı, dava konusu işlemler ile Anayasa ve AİHS ile korunan birçok temel hakkının ihlal edildiği, sözlü sınav sürecinin tutanağa bağlanmadığı, bu şekilde yargısal denetim yapılamayacağı, mesleki bilgi düzeyini ölçmekte en objektif ve nesnel yol olan yazılı sınavdan geçer not almışken sözlü sınavda bu denli düşük bir puan almasının mümkün bulunmadığı, takdir yetkisinin sınırsız kullanılamayacağı, FETÖ/PDY terör örgütü ile hiçbir ilgisinin bulunmadığının hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığı kararı ile ortaya konulduğu, hakkında soruşturma açılarak bu tür bir sürece maruz bırakıldığı ileri sürülmüştür.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davalı idareler tarafından, temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararında usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek, davacının temyiz isteminin reddi ile anılan kararın onanmasına karar verilmesi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Beşinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:10. Dönem İdari Yargı Hakim Adayı olarak görev yapan davacıya Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle sözlü sınava tabi tutulacağı bildirilmiş, davacı Türkiye Adalet Akademisi tarafından █████/2020 tarihinde gerçekleştirilen eğitim sonu sözlü sınavına katılmıştır.Bu sınav sonucunda başarısız sayılmasına karar verilmesi nedeniyle davacı tarafından, sözlü sınavdan başarısız sayılmasına ilişkin işleme karşı █████/2020 tarihinde itirazda bulunulmuş ve söz konusu itirazın davalı idarece zımnen reddedilmesi üzerine, davacı tarafından Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle sözlü sınava tabi tutulmasına ilişkin işlem ile Türkiye Adalet Akademisi tarafından █████/2020 tarihinde gerçekleştirilen ve █████/2020 tarihinde sonuçları ilan edilen, meslek öncesi eğitim sonrası sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile bu işleme karşı █████/2020 tarihinde yapmış olduğu itirazın zımnen reddedilmesine ilişkin işlemin iptaline karar verilmesi istemiyle temyizen incelenen dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT
:Anayasa’nın 36. maddesinin 1. fıkrasında, “Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”; 141. maddesinin 3. fıkrasında, “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” düzenlemelerine yer verilmiş; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 24. maddesinin (e) fıkrasında, kararın dayandığı hukuki sebepler ile gerekçe, kararlarda bulunacak hususlar arasında sayılmıştır.Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin "Adil Yargılanma hakkı" başlıklı 6. maddesinde, herkesin, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, gerek cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini isteme hakkına sahip olduğu belirtilmiş olup, adil yargılanma hakkının düzenlendiği bu maddede, kanun ile kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davanın görülmesi, davanın makul bir süre içinde sonuçlandırılması, hakkaniyete uygun yargılama ve aleni yargılama ilkelerine açıkça yer verildiği görülmektedir. Hakkaniyete uygun yargılama ilkesi, silahların eşitliği, çelişmeli yargılama ve gerekçeli karar hakkı unsurlarının bir arada mevcut olmasını gerektirmektedir.Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları çerçevesinde, gerekçeli karar hakkı denetiminin, gerekçenin yasal olup olmadığı, yeterli ve makul olup olmadığı, gerekçenin öğrenilip öğrenilmediği, tarafların iddialarının karşılanıp karşılanmadığı, gerekçenin makul sürede yazılıp yazılmadığı ilkeleri açısından yapıldığı görülmektedir.Bu bağlamda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarına göre, bir uyuşmazlık ayrıntılı ve yeterli gerekçeye yer verilmeden karara bağlanıyorsa adil ve hakkaniyete uygun yargılama açısından ihlal gerçekleşebilmektedir. Soyut, genel ve belirsiz kavramların veya kanunda yer alan ifadelerin tekrarından ibaret olan, maddi ve hukuki unsurların yüzeysel olarak ele alındığı gerekçelendirme şekli, yetersiz gerekçelendirme olarak ifade edilir. Buna örnek olarak, kararda yalnız yasal ifadelere atıf yapılması, başka bir anlatımla kanunda yer alan terim ve kavramların tekrarlanması hali gösterilebilir. Dolayısıyla, soyut yasal anlatımların tekrarlanması başlı başına yeterli olarak görülmemekte olup, yasadaki soyut kavramların gerekçe aracılığıyla analiz edilerek somutlaştırılması gerekmektedir. Yetersiz gerekçeyle verilmiş bu kararlarda da, aslında gerekçe bulunmakla birlikte, bu gerekçelendirme içerik ve format bakımından tatmin edici düzeyde olmamaktadır. Bu durum ise, tek başına hükmün etkinliğini ve saygınlığını zedelemektedir.Anayasa Mahkemesi'nin █████/2013 tarihli ve Başvuru No: █████████ sayılı kararında da, ilke olarak mahkeme kararlarının gerekçeli olmasının, adil yargılanma hakkının bir gereği olduğu; mahkemelerin dava konusu maddi olay ve olguların kanıtlanmasını, delillerin değerlendirilmesini, hukuk kurallarının yorumlanmasını ve uygulanmasını, uyuşmazlıkla ilgili vardığı sonucu, sonuca varmasında kullandığı takdir yetkisinin sebeplerini makul bir şekilde gerekçelendirmek zorunda olduğu; bu gerekçelerin oluşturulmasında açıkça bir keyfilik görüntüsünün olmaması ve makul bir biçimde gerekçe gösterilmesi halinde adil yargılanma hakkının ihlâlinden söz edilemeyeceği; makul gerekçenin, davaya konu olay ve olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuki düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak, olay ve olgular ile hüküm arasındaki bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerektiği; zira tarafların, o dava yönünden hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri için ortada usulüne uygun şekilde oluşturulmuş, hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve bununla uyumlu hüküm fıkralarının bulunmasının zorunlu olduğu; bununla birlikte, ilk derece mahkemelerinin, taraflarca ileri sürülen tüm iddialara cevap verme zorunluluğunun bulunmadığı, hükme esas teşkil eden gerekçelerin nelerden ibaret olduğunu ortaya koymasının yeterli olduğu belirtilmiştir.Ayrıca, █████/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesi ile; 23/7/2003 tarihli ve 4954 sayılı Türkiye Adalet Akademisi Kanunu yürürlükten kaldırılmıştır.703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin Geçici 12. maddesinin 3. fıkrasında; Bu kararnamenin yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla yürürlükte bulunan Başkanlık, Yönetim Kurulu ve Genel Kurul kararları ile yönetmeliklerin bu yönde yeni bir karar alınıncaya veya düzenleme yapılıncaya kadar bu kararnameye aykırı olmayan hükümlerinin uygulanmasına devam olunacağı, 7. fıkrasında; Bu kararnamenin yürürlüğe girdiği tarihten önce adli veya idari yargıda hakim ve savcı adaylığına atananlardan meslek öncesi eğitimlerini tamamlayan adayların yazılı ve sözlü sınavları Bakanlık Teftiş Kurulu Başkanı, Ceza İşleri, Hukuk ve Mevzuat ile Personel Genel Müdürleri ve Eğitim Dairesi Başkanından oluşan sınav kurulu tarafından yapılır. Sözlü sınavda kurula Adalet Bakanının uygun gördüğü kurul üyesi başkanlık edeceği düzenlenmiştir.2802 sayılı Hakimler ve Savcılar Kanununun işlem tarihinde yürürlükte bulunan "Adaylık" başlıklı 7. maddesinde; Adaylık dönemini geçirip aşağıdaki koşullara uygun olarak ehliyetini kanıtlamış olmadıkça, hiç kimse hakimlik ve savcılığa atanamaz. 39 uncu madde hükmü saklıdır. Adaylar, Devlet Memurları Kanunundaki Genel İdare Hizmetleri Sınıfına dahil olup, hakimlik ve savcılığın sınıf ve derecelerine dahil değildirler ve haklarında, Devlet Memurları Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri uygulanır."Adaylık süresi ve eğitim" başlıklı 10. maddesinde; Adaylık süresi iki yıldır. Avukatlık mesleğinden adaylığa alınanlar için bu süre bir yıldır. Adaylık, eğitim ve staj olmak üzere iki dönemden oluşur. (Ek cümle:█████/2019-███████ md.) Eğitim, Türkiye Adalet Akademisince yaptırılır.Adaylık süresinin sonunda adaylar, yazılı ve sözlü sınava tabi tutulur. Bu sınavlar yüz tam puan üzerinden değerlendirilir. Yazılı sınavdan en az yetmiş puan alanlar sözlü sınava alınır. Yazılı sınavda başarı gösteremeyenlere iki ay içinde bir sınav hakkı daha tanınır.Yazılı sınav; adaylara ders verenler arasından Türkiye Adalet Akademisi Başkanınca seçilen başkan ile dört asıl ve iki yedek üyeden oluşan yazılı sınav kurulu tarafından yapılır.Sözlü sınav; Türkiye Adalet Akademisi Başkanının başkanlığında, Teftiş Kurulu Başkanı ve Personel Genel Müdürü ile adaylara ders verenler arasından ilgili bakan yardımcısınca seçilen iki asıl ve bir yedek üyeden oluşan sözlü sınav kurulu tarafından yapılır.Eğitim sonunda başarılı sayılmak için, yazılı sınav puanının yüzde altmışı ile sözlü sınav puanının yüzde kırkının toplamının en az yetmiş olması şarttır.Sınavlarda başarılı olamayanlar, talepleri hâlinde Bakanlıkça merkez veya taşra teşkilatında genel idare hizmetleri sınıfında bir kadroya atanabilir, aksi hâlde bunların adaylığına Bakanlıkça son verilir.Meslek öncesi eğitimini tamamlamadan görevden ayrılanlar ile meslek öncesi eğitimlerini tamamlayıp, mesleğe kabul edildikten sonra meslek öncesi eğitim süresi kadar çalışmadan görevden ayrılanlar, meslek öncesi eğitimleri sırasında kendilerine ödenen aylık, ödenek, tazminatlar ile her türlü ödemenin, mecburi hizmetin eksik kalan kısmı ile orantılı miktarını iki kat olarak ödemek zorundadırlar.Adaylık dönemleri, adayların hâkimliğe veya Cumhuriyet savcılığına atanacak şekilde ayrılması ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer hususlar Hâkimler ve Savcılar Kurulunun görüşü; stajın Yargıtay ve Danıştayda yapılma şekline ilişkin hususlar ise Yargıtay ve Danıştayın görüşleri alınmak suretiyle Adalet Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle; eğitimin uygulama esasları ile yazılı ve sözlü sınava ilişkin hususlar Türkiye Adalet Akademisince çıkarılacak yönetmelikle; stajın il valiliklerinde yapılma şekli ile hangi illerde yapılacağı Adalet, İçişleri, Hazine ve Maliye bakanlıklarınca birlikte hazırlanacak yönetmelikle düzenlenir hükmü bulunmaktadır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Dava konusu Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle sözlü sınava tabi tutulmasına ilişkin işlem yönünden yapılan incelemede;10. Dönem İdari Yargı Hakim Adayı olarak görev yapan davacıya Adalet Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğü'nün ... tarih ve ... sayılı işlemiyle sözlü sınava tabi tutulacağı bildirilmiştir.Temyize konu İdare Dava Dairesi kararıyla hukuka uygun bulunan İdare Mahkemesi kararında; davacının yukarıda yer verilen mevzuat hükümleri kapsamında hukuki statüsü ile dava konusu edilen bu işleme yönelik olarak hükme esas alınacak şekilde ayrı bir değerlendirme yapılmadan, sadece davacının, dava konusu uyuşmazlık tarihinde █████/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 2. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış olan 4954 sayılı Türkiye Adalet Akademisi Kanunu'nun █████/2016 tarih ve 6723 sayılı Kanunla değiştirilen 28. maddesinine istinaden, sözlü sınava tabi tutulmasının kanuni zorunluluk olduğu belirtilmesinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkına aykırı olduğu açıktır.Türkiye Adalet Akademisi tarafından █████/2020 tarihinde gerçekleştirilen ve █████/2020 tarihinde sonuçları ilan edilen, meslek öncesi eğitim sonrası sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile bu işleme karşı █████/2020 tarihinde yapmış olduğu itirazın zımnen reddedilmesine ilişkin işlem yönünden yapılan incelemede;Anayasa'nın 2. maddesinde Türkiye Cumhuriyeti'nin nitelikleri arasında sayılan hukuk devletinin en önemli unsurlarından birisi "hukuki güvenlik ilkesi"dir. Hukuki güvenlik ilkesi, hukuk normlarının öngörülebilir olmasını, bireylerin tüm eylem ve işlemlerinde devlete güven duyabilmesini, devletin de yasal düzenlemelerde ve uygulamasında bu güven duygusunu zedeleyici yöntemlerden kaçınmasını gerekli kılar.Hukuk devletinin asli unsurları arasında yer alan hukuki belirlilik veya güvenlik ilkesi ise, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı temin etmekte ve kamunun mahkemelere güvenine katkıda bulunmaktadır. Bu açıdan bakıldığında birbiriyle uyuşmayan mahkeme kararlarının, yargı sistemine güveni azaltarak, yargısal bir belirsizliğe yol açabileceği açıktır. (bkz. AİHM, Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye [BD], B. No: ████████, █████/2011, § 57).Dairemizce bugüne kadar, hâkim ve savcı adayı olarak görev yapan ilgililer tarafından, Türkiye Adalet Akademisi Başkanlığınca gerçekleştirilen eğitim sonu sözlü sınavında başarısız sayılmasına ilişkin işlemlerin iptali istemiyle açılan davalarda, sözlü sınavların mevzuata uygun şekilde gerçekleştirildiğinden bahisle davanın reddi yolunda verilen kararlara karşı yapılan istinaf başvurularının reddine ilişkin kararların usul ve hukuka uygun olduğu değerlendirilerek temyizen yapılan incelemeler neticesinde anılan kararların onanması yönünde kararlar verilmiştir.Bununla birlikte, kamu kurum ve kuruluşlarınca gerçekleştirilen sözlü sınavlarda başarısız sayılan ilgili adaylarca açılan benzer nitelikteki davalarda, Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun istikrar kazanmış kararları incelendiğinde, sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat unsurları yönünden yargısal denetiminin yapılmasının esas olduğu, bu haliyle, davacının girdiği sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesinin, böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılması ve yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesinin sağlanması gerektiğinin belirtildiği görülmekte olup, hukuk uygulamasında birliğin sağlanması amacıyla Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun bahse konu kararları dikkate alınarak içtihat değişikliğine gidilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Nitekim, yukarıda da belirtildiği üzere Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunca bu yöndeki içtihadın uzun süredir uygulanageldiği, dolayısıyla müstekâr bir hâl aldığı anlaşılmıştır (bkz. Danıştay İdarî Dava Daireleri Kurulunun █████/2013 tarih ve E:█████████, K:█████████; █████/2015 tarih ve E:█████████, K:████████; █████/2021 tarih ve E:█████████, K:███████ ve █████/2019 tarih ve YD İtiraz No:████████ sayılı kararları).Öte yandan, bu içtihat değişikliğinin, hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırılık oluşturacağı ileri sürülebilirse de; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) tarafından verilen kararlarda; her hukuk sisteminde kanun hükümlerinin yargısal yoruma tabi tutulmasının kaçınılmaz olduğu, birçok kanunun kaçınılmaz olarak az veya çok belli bir derecede muğlaklık içerdiği, muğlaklığı barındıran bu kanunların yorumlanması ve uygulanmasının ise bir pratik sorun olduğu, bu çerçevede kanunların müphem yönlerini açıklığa kavuşturmak ve yorumda ortaya çıkan şüpheleri dağıtmanın mahkemelerin görevi olduğuna (OAO Neftyanaya Kompaniya Yukos/Rusya, B. No: ████████, 20/9/2011, § 568), diğer bazı kararlarında da, bireylerin makul güvenlerinin korunması ve hukuki güvenlik ilkesinin içtihadın değişmezliği şeklinde bir hak bahşetmediğine (Unédic/Fransa, B. No: ████████, █████/2008, § 74; Nejdet Şahin ve Perihan Şahin/Türkiye, § 58), mahkeme içtihatlarındaki değişimin yargı organlarının takdir yetkisi kapsamında olduğu ve böyle bir değişikliğin özü itibarıyla önceki çözümün tatminkâr bulunmaması anlamına geldiğine (S.S. Balıklıçeşme Beldesi Tarım Kalkınma Kooperatifi ve diğerleri/Türkiye, B. No: ███████...████████, █████/2010, § 28), ancak aynı hususta daha önce çıkan kararlardan farklı bir hüküm kurulması hâlinde mahkemelerce bu farklılaşmaya ilişkin makul bir açıklama getirilmesi gerektiğine işaret edildiği (Stoilkovska/Makedonya Eski Yugoslav Cumhuriyeti, B. No: ████████, 18/7/2013, § 49) gözetildiğinde, somut bir sebebe ve haklı bir gerekçeye dayanan bu içtihat değişikliğinin hukuki güvenlik ve hukuki belirlilik ilkelerine aykırılık teşkil etmeyeceği açıktır.Bunun yanında, Anayasa Mahkemesinin B. No: ████████, 21/1/2015 kararında da, "uygulamadaki birlikteliği sağlamaları beklenen yüksek mahkemelerin benzer davalarda tatmin edici bir gerekçe göstermeksizin farklı sonuçlara ulaşmalarının, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine aykırı olduğu" belirtilmiştir. Bu görüşten hareketle aynı yüksek mahkemede müstekar hale gelmiş karardan ayrılan kararlar verilmesinin haklı beklenti ile hukuki güvenlik ve hakkaniyet ilkelerine aykırılık oluşturduğu kabul edilebilecektir.Bu açıklamalar ışığında uyuşmazlık ve davacının temyiz talebi incelendiğinde;Sözlü sınavda başarısız sayılma işleminin, diğer tüm idari işlemlerin yargısal denetiminde olduğu gibi yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden yargısal denetiminin yapılması esastır. İdari işlemin yetki, şekil gibi salt usule ilişkin unsurları ile sınırlı olarak yapılacak bir yargısal denetim, hukuk devleti ilkesinin sağladığı güvenceyi temin etmeyecektir.Bu itibarla, davacının girdiği sözlü sınav öncesinde, sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanması ve tutanağa bağlanması, her adaya sorulan soruların kayda geçirilmesi ve sorulan sorulara adayların verdiği yanıtlara hangi komisyon üyesince, hangi notun takdir edildiğinin tutanakta ayrı ayrı gösterilmesi, böylece sözlü sınavın nesnel olarak yapılması ve yargısal denetimin tüm unsurlarıyla gerçekleştirilmesi sağlanmalıdır.Olayda, davacının, sözlü sınavda sorulan sorulara verdiği cevaplar çerçevesinde her bir komisyon üyesince ayrı ayrı değerlendirmeye tabi tutulduğu ve ilgili mevzuat hükümlerinde belirtilen kriterler yönünden ayrı ayrı puan verilmek suretiyle değerlendirme formlarının düzenlendiği, ancak sözlü sınavın yargısal denetiminin yapılmasını sağlayacak biçimde sınav komisyonunca sınavda sorulacak soruların önceden hazırlanarak tutanağa bağlanmadığı ve her adaya sorulan soruların kayda geçirilmediği anlaşıldığından, davacının sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile anılan işleme karşı yapılan itirazın reddine dair işlemde bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmamaktadır.Öte yandan, bu kararın, davacının sözlü sınavda başarılı olduğu yolunda doğrudan bir sonuç doğurmayacağı, işbu karar uyarınca yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınarak yeniden yapılacak sözlü sınav sonucunda ortaya çıkacak olan değerlendirme ve puana göre davacı hakkında işlem tesis edilmesine yönelik olduğu açıktır.Netice itibarıyla, belirtilen gerekçelerle davanın reddi yolunda verilen İdare Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine ilişkin temyize konu Bölge İdare Mahkemesi İdare Dava Dairesi kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. 2577 sayılı Kanun’un 49. maddesine uygun bulunan davacının temyiz isteminin kabulüne;2. Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik olarak yapılan istinaf başvurusunun reddi yolundaki temyize konu ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının BOZULMASINA,3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdare Dava Dairesine gönderilmesine, █████/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.(X) KARŞI OY
:Yürürlükte olan 1982 Anayasasında Cumhuriyetin temel organları olarak yasama yürütme ve yargı organlarına yer verildiği yargı yetkisinin Türk milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı temel toplumsal sözleşme hükmü olarak yazılı hale getirilmiştir. 140. maddesinde hakimlerin mahkemelerin bağımsızlığı ve hakimlik teminatı esaslarına göre görev ifa edecekleri düzenlenmiş, hukuk devleti ilkesinin teminatı olan yargı organı kamu güvenliği ve düzeni ile kişi hak ve özgürlüklerinin tarafsızlık ilkesi ve adalet ideali üzerine görev ve sorumluluk bilinci ile görev yapacak olan hakim ve savcıların varlığı temel felsefesi üzerine kurulmuştur.Hakimlik ve savcılık mesleğine kabul edilecek kişilerin a)mesleğe kabulü (adaylık) b)mesleki eğitime tabi tutulması (adaylık süreci) c)eğitim sonrası mesleğe başlama öncesi yazılı ve sözlü sınava tabi tutulması yasa ve yasanın dayanağı yönetmeliklerle kurala bağlanarak düzenlendiği görülmektedir.Bu sıralamada öncelikle mesleğe kabul şartları yazılı ve sözlü sınav ile başlamakta belirlenen süre ile eğitime tabi tutulmasını müteakip eğitimin amacının gerçekleşmesinin ölçülmesi için yazılı ve sözlü sınavın getirildiği görülmektedir.Hakim ve savcı adaylarının meslek öncesi eğitimlerine ilişkin (adaylık süreci) Hakimler ve Savcılar Kanunu'nun 10. maddesine dayanılarak hazırlanan (1.6.2004 resmi gazete) yönetmeliğin amacı: “Bu Yönetmeliğin amacı, adlî yargı hâkim ve savcı adaylığına, idarî ... adaylığına atananları, mesleğin ifası için gereken bilgi ve beceriye sahip, tarafsızlık duygusu ve meslek onuru ile adalet anlayışı gelişmiş, kültürel birikimi olan, mesleğin yazılı olan veya olmayan etik ilkelerine bağlı, araştırma ve inceleme yeteneğini kazanmış, temel hukuk ilkelerini kavramış, hukukî uyuşmazlıkları yorumlayıp çözüm üretebilen kişiler olarak hâkim ve savcılığa hazırlamaktır.” olarak belirlenmiştir.Yönetmelik ile belirlenen eğitimin amacı ile sözlü sınav ile sınav komisyon üyeleri tarafından değerlendirilecek hususların genel olarak bu amaç doğrultusunda yönetmeliğin 38. maddesinde düzenlenen sözlü sınavın amacı ile uyumlu soyut, etik hukuk idealini gerçekleştirmeye matuf birebir görüşme ile değerlendirilmeye müsait kavramlar olduğu görülmekte olup sınavın değerlendirme kriterleri ve hukuki denetimi bu amaçtan ayrı olarak değerlendirilemeyecektir. Sınav kapsamının bilgi ve belgeye dayalı olan ç) bendi bu değerlendirme dışında tutulabilir ve somut belge üzerinden değerlendirilebilir.Kanunun verdiği yetki sınırları içinde verilen eğitimin amacının gerçekleşip gerçekleşmediğinin ölçümü yazılı ve sözlü sınav olarak düzenlenmiş ve her iki sınavda alınan notların (yazılı yüzde 60 sözlü yüzde 40) belli oranları kabul görmüş olup tek sınavın ölçüt alınmadığı görülmektedir.Adaylık süresi içinde verilen eğitimin hedefleri bu amacın gerçekleştirilmesine yönelik olarak belirtilmiş süreç içinde adayların sorumlulukları ve denetim ve gözetime tabii tutuldukları kurumlar ayrıca belirtilmiş bu süreç içinde adaylığın sona erdirilmesi gibi müeyyide düzenlendiği görülmüktedir.Adaylık eğitimi sonunda;Türkiye adalet akademisi meslek öncesi eğitimin ve uygulama esasları ile yazılı ve sözlü sınavlarına dair yönetmeliğin 19. maddesi “sınavlara ilişkin genel esaslar” başlıklı olup, aynen;MADDE 19 – (1) Adaylar, adaylık süresi sonunda Akademi tarafından yazılı ve sözlü sınava tabi tutulurlar.(2) Sınavların amacı, adayların hazırlık ve son dönem eğitimlerinde aldıkları ders konuları ile mevzuat ve içtihat bilgilerini, mesleki yeterliliklerini, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yeteneklerini ölçmek ve değerlendirmektir.Bu amaç doğrultusunda yapılan yazılı ve sözlü sınav sonucu adayın yazılı notunun yüzde 60 sözlü sınav notunun ise yüzde 40 oranının toplamının en az 70 puan alması halinde başarılı olarak kabulü gerektiği bu kapsamda sözlü sınavın belirtilen dört durumun puanlanması ile ölçülmesine yer verilmiştir. Buna göre:Sözlü sınavın kapsamıMADDE 38 – (1) Sözlü sınavda adayların;a) Eğitim konularına ilişkin mevzuat, içtihat ve uygulama bilgileri,(30)b) Mesleki yeterlilikleri, hukuki meseleleri kavrama, çözme ve ifade etme yetenekleri,(30)c) Özgüvenleri, temsil kabiliyetleri ve davranışlarının mesleğe uygun olup olmadıkları,(30)ç) Akademi tarafından belirlenen kurallara uyup uymadığı ve eğitim programlarına katılım sağlayıp sağlamadığı(10)olarak belirtilmiştir.Sözlü sınav ilgilinin bilgiyi nasıl işlediğinin, muhakeme kabiliyetini, üslubunu tavır ve tarzını değerlendirmede araç olmakla bilginin doğruluğundan ziyade cevap verme kabiliyeti usul ve üslubunun komisyon üyelerince değerlendirilmesidir. Bu bağlamda Yargı yerlerince yapılacak hukuki denetimin yargılama yetkisi ile belirlenmiş yasal sınırların aşılması halinde kriterler kişisel değerlendirme içermekte olduğundan komisyon üyelerinin değerlendirmesinin değerlendirilmesi gibi bir sonuçla yerindelik denetimine dönüşmüş olacaktır.Sözlü sınav kurulunun belirtilen sınav kapsamında, soru vasıtasıyla adayın kendini ifade etmesi, özgüveni, dış görüşü, mantık kurgusu, akıl yürütmesi gibi özelliklerinin değerlendirmesi esas alınmakla birebir görüşme ile değerlendirmenin komisyon üyelerinin takdir ve değerlendirilmesine bırakılmıştır.Somut olayda komisyon üyelerinin değerlendirme puanları arasında büyük farklılıklar arz etmediği veya kayırma, garez gibi kamu yararı dışında bir değerlendirme yapıldığına dair işlemin ”maksat unsuru”nu sakatlayan bir iddia ve delil bulunmaması halinde işlemin diğer unsurlarında (yetki şekil konu sebep) sakatlık yoksa hukuka aykırılık bulunmayacaktır. Aksi düşünce sözlü sınavın maksadının aşılarak yazılı sınav gibi değerlendirilmeye dönüşmüş olacaktır.2577 sayılı İdari Yargılama Usul Kanunu'nun 2.maddesinin 2.fıkrası idari yargı yetkisinin sınırlarını belirlemiş olup emredici düzenleme içermektedir.İdari yargı yetkisi, idari eylem ve işlemlerin hukuka uygunluğunun denetimi ile sınırlıdır. İdari mahkemeler; yerindelik denetimi yapamazlar, idari eylem ve işlem niteliğinde veya idarenin takdir yetkisini kaldıracak biçimde yargı kararı veremezler.Çoğunluğun Türkiye Adalet Akademisi tarafından █████/2020 tarihinde gerçekleştirilen ve █████/2020 tarihinde sonuçları ilan edilen, meslek öncesi eğitim sonrası sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile bu işleme karşı █████/2020 tarihinde yapmış olduğu itirazın zımnen reddedilmesine ilişkin işlem yönünden bozma sebebi olarak belirttiği sınav öncesi soruların belirli olması, adayların verdiği cevapların kayda alınması üyelerin notlarının kayıt altına alınması durumunda üyelerin takdir hakları ve sorular vasıtası ile edindikleri gözlemlerinin yargı yerince denetimi yerindelik denetimi yani komisyon üyeleri yerine takdir etme sonucunu doğuracağından gerçekçi ve hukuka uygun bulunmamaktadır.Mevzuatın ve davacının durumunun bütün olarak değerlendirilmesinden; komisyon değerlendirilmelerinin öznel nitelikte olduğu, bu değerlendirmelerin kamu yararı dışında kullanıldığı yönünde bir iddia olmadığı ve komisyon üyeleri tarafndan yapılan değerlendirmeler arasında açık fark bulunmadığı anlaşıldığından, ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının Türkiye Adalet Akademisi tarafından █████/2020 tarihinde gerçekleştirilen ve █████/2020 tarihinde sonuçları ilan edilen, meslek öncesi eğitim sonrası sözlü sınavda başarısız sayılmasına ilişkin işlem ile bu işleme karşı █████/2020 tarihinde yapmış olduğu itirazın zımnen reddedilmesine ilişkin işlem yönünden kararın bozulması yönündeki çoğunluk kararına katılmıyorum.