Anahtar kelimeler: Zmms Motosiklete Yazim İşleteni Sürücüsü Maliki Layihalar Plakalı İzmir Dinlenip

T.C.
İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 10.05.2022NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: TazminatKARAR TARİHİ
: 13.03.2025KARAR YAZIM TARİHİ
: 13.03.2025İzmir 2.Asliye Ticaret Mahkemesinin 10.05.2022 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili, 31.05.2018 tarihinde müvekkilinin maliki ve sürücüsü olduğu ... plakalı motosiklete, davalı şirketin ZMMS sigortacısı, dava dışı ...'nin işleteni, dava dışı ...'ın sürücüsü olduğu ... plakalı aracın çarpması nedeniyle müvekkiline ait motosikletin hasarlandığını, kaza tespit tutanağına göre müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, müvekkili tarafından alınan ekspertiz raporunda motosiklette KDV hariç 29.523,72 TL hasar meydana geldiğinin tespit edildiğini, ayrıca ekspertiz ücreti olarak 522,57 TL ödeme yapıldığını, davalı şirkete 02.03.2020 tarihinde yapılan başvuru sonucunda 6.700,00 TL ödeme yapıldığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 100,00 TL hasar bedeli, 522,57 TL ekspertiz hizmet bedeli olmak üzere toplam 622,57 TL’nin davalıdan teminat limitleri dahilinde ve temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili 04.01.2022 tarihli bedel arttım dilekçesi ile dava değerini 10.051,00 TL'ye yükseltmiştir.CEVAP
: Davalı vekili, davacı tarafa aracında meydana gelen hasar için 09.07.2018 tarihinde 6.700,00 TL hasar ödemesi yapıldığını, müvekkili şirketin söz konusu zarardan poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğunu, trafik sigortası genel şartlarının A.6(B) maddesi gereğince hak sahibinin kendi kusura denk gelen tazminatların teminat dışında kalan hallerden olduğunu, bu nedenle müvekkili şirketin sigorta poliçesinden kaynaklanan bir sorumluğunun bulunmadığını, davacının gerçek zararının tespitinin gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece alınan 11.05.2021 tarihli bilirkişi raporuna göre kazanın oluşumunda davalı tarafa ait ... plakalı araç sürücüsünün etken olduğu, davacının ise etken olmadığı, davacıya ait araçta kaza nedeniyle yedek parça ve işçilik olmak üzere toplam 28.937,98 TL (KDV Dahil) hasar meydana geldiği, hasar miktarının tespiti ve daha önceki bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için Ankara ATK'dan alınan 17.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda davacıya ait motosiklette ekspertiz ücreti ile birlikte kaza nedeniyle 16.751,00 TL hasar meydana geldiğinin tespit edildiği, sigorta şirketi tarafından yapılan 6.700,00 TL hasar bedeli mahsup edilerek davacının talep edebileceği bakiye hasar bedelinin 10.051,00 TL olduğu, Davacı taraf davalı sigorta şirketine hasar bedelinin ödenmesi için 03.03.2020 tarihinde müracaatta bulunduğu, 8 iş günü başvuru tarihine eklendiğinde temerrüt tarihinin 16.03.2020 tarihi olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 10.051,00 TL bakiye hasar tazminatının sigorta poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere temerrüt tarihi olan 16.03.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, mahkemece alınan raporlar arasında çelişki bulunduğunu, ATK raporunda hasara uğrayan birçok parçanın hasar bedeli tespit edilirken dikkate alınmadığını, kaza nedeniyel sol radyatör, koruma demiri, arka çamurluk, sağ ön sinyal, sağ ve sol amörtisör, alt maşa parçalarının da hasar aldığını, 11.09.2021 tarihli bilirkişi raporunda ise tespit edilen hasar bedelinden 5.000,00 TL hurda bedeli düşülerek hasar bedelinin bulunduğunu, yedek parça bedelinden çıkma parçaların hurda bedelinin mahsubunun hatalı olduğunu, bilirkişinin hurda bedelini ne şekilde tespit ettiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir veri sunulmadığını, parça bedeli üzerinden iskonto uygulanmasının hatalı olduğunu, KDV'nin de kabulüne karar verilmesi gerektiğini, ATK raporunun da bu doğrultuda olduğunu, hasar bedeli yönünden İstanbul Teknik Üniversitesi'nden seçilecek üçlü bilirkişi heyetinden ayrıntılı ve dosya içerisindeki raporları irdeleyici ve çelişkiyi gideren hesap raporu alınmasını talep ettiklerini, ancak bu itirazlarının mahkemece reddedildiğini, yedek parça maliyeti üzerinden iskonto uygulanmaması gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, kazanın 31.05.2018 tarihinde meydana geldiğini, davanın ise 23.07.2020 tarihinde açıldığını, KTK'da öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresinden sonra açılan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafa söz konusu kaza nedeniyle aracında meydana gelen hasar için aracın onarım görebileceği tespit edilerek 09.07.2018 tarihinde 6.700,00 TL hasar ödemesi yapıldığını, müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusursuz olduğunu, hükme esas alınan nihai raporda ayrıntılı hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmadan ve müvekkili şirket tarafından dosyaya sunulan delillerin hiçbiri dikkate alınmadan, davacı tarafça sunulan tespit raporu ve fotoğraflar üzerinden değerlendirme yapılarak yalnızca bazı parçaların listeden çıkarılması ve fahiş ücretlerin makul düzeye çekilmesi ile hesaplama yapıldığını, kabul anlamına gelmemek üzere Türk Ticaret Kanunu'nun 1479. maddesi kapsamında, müvekkili şirkete başvuru sırasında davacı tarafın gerekli bilgi ve belgeleri sağlamadığı gibi araç üzerinde eksper incelemesi yapılmasına da izin vermediğini, doğru ihbarda bulunma yükümlülüğünü ve sigortacılıkta zenginleşme prensibini kasten ve kötü niyetli olarak ihlal ettiğini, iddia edilen değişim ve onarımların kaza ile illiyeti bulunup bulunmadığı ve talep edilen tutarların piyasa koşullarına uygun olup olmadığına yönelik haklı itirazları konusunda ayrıntılı bir değerlendirme yapılması gerektiğini, Trafik Sigortası Genel Şartları gereğince aracını dilediği serviste onarmayı tercih eden davacıya 2 gün içinde bildirim yapılması kaydıyla sigorta şirketinin eşdeğer parça bedelleri ve kendi tedarik anlaşmaları ile sınırlı olarak sorumlu tutulabileceğinin düzenlendiğini, Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarihli kararı ile iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere Genel Şartlar hükümlerinden bağımsız olarak TBK'ya ilişkin zarar görenin zararı artırma yasağı ilkesi kapsamında davacının müvekkili şirket tarafından iskontolu olarak tedarik edilen aynı kalitede parçaları kabul etmemek suretiyle zararı artırdığının gözetilmesi gerektiğini, parça bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, davacı tarafça fatura ibraz edilmediğinden fazlaya ilişkin KDV talebinin haksız olduğunu, davacı tarafça talep edilen ekspertiz ücreti bedeli davanın belirsiz alacak olarak açılmış olması sebebiyle konu raporun dava açılırken dahi kullanılmadığı gözetildiğinde iyiniyetli ve makul gider olarak kabul edilemeyeceğinden teminat dışı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, trafik kazası nedeniyle, davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin karşı aracın ZMMS sigortacısından tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporuna göre dava konusu kazanın meydana gelmesinde davalı sigorta şirketinin ZMMS sigortacısı olduğu ... plakalı araç sürücüsünün etken olduğu, davacının kazanın oluşumunda etken olmadığının tespit edilmiş olmasına göre, davalı vekilinin kusur oranlarına ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Sigorta şirketi, poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın ya da yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun ya da olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD 05.06.2014 tarih ve █████████ E. - █████████ K.)Ekspertiz gideri yargılama giderlerinden olup, yargılama giderlerine eklenerek davanın kabul ve red oranına göre karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD 21.10.2019 tarih ve █████████ E.- █████████ K.)Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanması davacıyı bağlamayacak olup, davalı taraf iskonto indirimi yapılmadan davacının gerçek zararından sorumludur. Davalı sigorta vekilinin bu hususlardaki istinaf sebepleri de yerinde değildir.İlk derece mahkemesince hükme esas alınan ATK Ankara Trafik İhtisas Dairesi Başkanlığının 17.11.2021 tarihli raporunda, taraflarca alınmış olan iki ayrı ekspertiz raporu incelenmiş olup, sonuç olarak hasarlı parçaların hangisinin kaza ile ilgili olduğunu doğrudan tespit etmenin mümkün olmadığı, ancak davaya konu kazada motosikletin kamyonete ön kısmıyla çarparak sağ yan kısmı üzerine devrilmesiyle her iki raporda tespit edilen hasarların oluşma ihtimalinin olduğu, hasarın mevcut bilgilerle tespitinin tam olarak mümkün olmadığı, ancak davalı tarafça alınan 04.07.2018 tarihli ekspertiz raporundaki parça ve işçiliklerin sözkonusu kaza ile uyumlu olduğu, ayrıca raporda tamir edildiği belirtilen yakıt deposu, silindir üst kapak ve ön çamurluğun tamir edilmeyip yenilmesi gerektiği, bu parçalar için davacı tarafça alınan 18.12.2019 tarihli ekspertiz raporunda belirtilen parça fiyatlarının esas alındığı, hasar tespit edilirken yedek parça tutarından iskontonun yapılmadığı, orijinal yedek parça fiyatına KDV eklendiği, tamir edilmeyip yenilenmesi gereken yakıt deposu, silindir üst kapat ve ön çamurluktan hurda tenzilinin yapılmadığı, davaya konu motosiklette, kaza nedeniyle oluşan zararın toplam KDV dahil 16.751,00 TL olduğu tespit edilmiştir. ATK raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, ilk derece mahkemesi kararında tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgeler, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranların dilekçelerinde yer verdikleri itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 686,58 TL'den peşin alınan 90,95 TL'nin mahsubu ile bakiye 595,63 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,4-İstinaf başvurusu nedeniyle tarafların yaptıkları giderlerin kendi üzerlerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 13.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.