Anahtar kelimeler: Yapım Temini Anadolu İhtiyati Ara Haciz Derdest İnşaat Sınırlı Milleti

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
15.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
TÜRK MİLLETİ ADINA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas (Derdest) ████████
DAVANIN KONUSU
: İhtiyati Haciz
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sırasında verilen ara kararına karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
: Talep; taraflar arasındaki inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklandığı iddia olunan alacağın temini için ihtiyati haciz kararı verilmesi istemine ilişkin olup, mahkemece davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine dair verilen karara karşı, talep eden vekili tarafından istinaf talebinde bulunulmuştur. Talep eden vekili; taraflar arasında █████/2016 tarihli "İnşaat Yapım Sözleşmesi" imzalandığını, bu sözleşme uyarınca talep edenin, borçlu karşı yan şirkete ait taşınmaz üzerinde sözleşme ekinde yer alan proje uyarınca inşaat yapmayı ve bu yapı işine mukabilde inşaat yapım bedeli olarak kararlaştırılan bedeli tahsil etmeyi hedeflediğini, talep eden tarafından ana sözleşme uyarınca inşaatın başlatılması için gerekli işlemler yapıldığını, izinler alındığını ve inşaat işine başlandığını, sözleşmede yer alan hakediş oranlarına uygun şekilde faturalar düzenlendiğini ve borçlu şirkete tebliğ edildiğini, borçlu şirket tarafından herhangi bir itiraza uğramayan hakedişlerin onaylandığını ve bu hakedişlere uygun şekilde düzenlenen faturalar uyarınca borçlu şirketin bedel borcu doğduğunu, taleplerine konu olan KDV alacaklarının tamamının sözleşme hükümleri uyarınca borçlu şirketin de ikrar ve tasdik ettiği hakediş oranlarına uygun şekilde düzenlenen ve borçlu şirketçe herhangi itiraz olmadan kabul edilen faturalarda yer alan KDV tutarları olduğunu, borçlu şirketin sözleşme gereğince borçlarını hiçbir şekilde ödemediğini, bunun üzerine çeşitli tarihlerde, sözleşme bedelinin bir kısmı karşılığında çeşitli yerlerde bulunan taşınmazlarını devretmeyi talep edene vaad ettiğini, talep edenin bu durumu kabule zorladığını, ancak buna rağmen borçlu şirketin devrini taahhüt ettiği taşınmazları da talep edene devretmediğini, son aşamada borçlu şirketin bedel borcunu nakden ödemekte sıkıntı çekmesi üzerine; tarafların bir araya geldiğini ve ödemenin gayrimenkul hisselerinin devri şeklinde yapılmasına karar verdiklerini, bu kapsamda █████/2020 tarihli protokol düzenlendiğini ve talep edenin karşı yandan toplam alacağının 66.905.763,20 USD olduğu, bu alacağın karşılığı olarak tablo halinde sayılan taşınmazlardan, İstanbul İli Üsküdar İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel ve İstanbul İli Üsküdar İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazın devredildiği, Kocaeli ili Gebze İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazın 150.000 USD karşılığı olacak şekilde devredileceği, bakiye bedel olan 49.285.763,20 USD'nin de dava konusu taşınmaz üzerinde inşa edilecek yapının zemin kat ve 1. katında yer alan tüm bağımsız bölümler ile İstanbul İli Üsküdar İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parselin devri ile gerçekleşeceğini düzenlediklerini, işbu protokole rağmen karşı yan tarafından Kocaeli ili Gebze İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazın talep edene devredilmediğini ve ödemenin yerine getirilemediğini, aynı protokolde tarafların mutabık kaldıkları inşaat yapım bedeli olan 66.905.763,20 USD'ye ilişkin olarak karşılıklı faturaların ne şekilde düzenleneceğinin detaylı şekilde kararlaştırdıklarını, sözleşme hükmüne göre talep edenin sözleşme tarihi itibariyle daha önce düzenlemiş olduğu faturaları KDV dahil 66.905.763.20 USD'ye tamamlayacağını, buna mukabil borçlu şirketin de yine sözleşme tarihi itibariyle talep eden adına aynı tutara denk gelecek şekilde fatura düzenleyeceğini, bu şekilde tarafların protokol konusu hak ve alacaklarını muhasebeleştirerek ifa etmeyi kararlaştırdıklarını, borçlu şirketin sözleşmenin kurulmasından itibaren ödeme yükümlülüklerini yerine getirmediği gibi █████/2020 tarihli sözleşme ile üstlenmiş olduğu yukarıda zikredilen fatura düzenleme yükümlülüğünü de yerine getirmediğini, talep eden tarafından sözleşmeye uygun şekilde fatura düzenlendiğini ve vergi dairesine bildirildiğini, bu sebeple talep eden tarafından hiç tahsil edemediği bedele ilişkin KDV ve kurumlar vergisi ödenmek zorunda kaldığını, taleplerine konu KDV alacağının kaynağının borçlu şirketin üstlendiği fatura düzenleme yükümlüğünü yerine getirmemiş olması olduğunu, borçlu şirketin bu hareketi sebebiyle müvekkili tarafından herhangi bir tahsilat yapılmamış olmasına rağmen vergi dairesine KDV olarak ödenmiş olan tutarların borçlu şirketten tahsili gerektiğini, işbu ihtiyati haciz taleplerinde KDV alacaklarının yanı sıra borçlu şirketin █████/2020 tarihli Ek Protokol ile üstlendiği yükümlülüğünün vaktinde yerine getirmemiş olması sebebiyle muaccel hale gelmiş olan ve borçlu şirketçe de ikrar edilen vade farkı alacağının da tahsili için ihtiyati haciz uygulanmasını talep ettiklerini, şimdilik 12.121.648,22 USD tutarında olan kısmıyla sınırlı olmak üzere mahkeme tarafından uygun görülecek teminat mukabilinde borçlunun tüm menkul ve gayrimenkul malları ile bankalarda bulunan tüm mevduatları ve üçüncü şahıslardaki hak ve alacakları başta olmak üzere haczi kabil tüm malvarlığı değerlerinin ihtiyaten haczi ile menkullerin muhafaza altına alınması kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece █████/2024 tarihli karar ile; somut olayda, ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından her ne kadar talebe dayanak belge olarak bir kısım faturalar, sözleşme ve sözleşme eki protokol sunulmuş ve borçlu taraftan KDV alacağı ve vade farkı alacağı olduğunu iddia ederek ihtiyati haciz talebinde bulunmuş ise de sunulan belgelerden davacının iddia ettiği alacağının varlığı ve miktarı yaklaşık olarak ispat edilemediği, dava konusu alacağın varlığı ve miktarının yargılamayı gerektirdiği ve anılan alacak kalemleri ile ilgili olarak İİK.nun 257 ve devamı maddelerinde öngörülen koşullar gerçekleşmediği, ihtiyati haciz talebinin şartları oluşmadığı gerekçesi ile ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir. Talep eden vekili istinaf dilekçesi ile; karşı taraf müvekkile 12.121.648,22 USD borçlu durumda olduğu ve söz konusu borcun varlığı ve muaccel olduğu hususunun dosyaya sundukları sözleşme ve protokoller, hakediş föyleri, faturalar ve cari hesap ekstresi ile sabit olduğunu, talebe konu olan KDV alacaklarının tamamının talep eden tarafından borçlu şirket ile aralarındaki sözleşme hükümleri uyarınca, borçlu şirketin de ikrar ve tasdik ettiği hakediş oranlarına uygun şekilde düzenlenmiş olan ve borçlu şirketçe herhangi bir itiraz edilmeksizin kabul edilen faturalarda yer alan KDV tutarları olduğunu, borçlu şirketin, sözleşme gereğince borçlarını hiçbir şekilde ödemediğini, borçlu şirketin bedel borcunu nakden ödemekte sıkıntı çekmesi üzerine taraflar bir araya gelerek, ödemenin gayrimenkul/gayrimenkul hisselerinin devri şeklinde yapılmasına karar verdiklerini, bu kapsamda █████/2020 tarihli protokol düzenlendiğini ancak karşı yan borçlu şirketin bu protokol gereklerini de yerine getirmediğini, talep edenin toplam alacağının 66.905.763,20-USD olduğunu, bu alacağın karşılığı olarak, İstanbul İli Üsküdar İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel ve İstanbul İli Üsküdar İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazın devredildiği, Kocaeli ili Gebze İlçesi ... Mah. ... Ada ... Parsel sayılı taşınmazın talep edene devredilmediğini ve ödeme yapılmadığını, aynı protokolde taraflar, mutabık kaldıkları inşaat yapım bedeli olan 66.905.763,20 USD'ye ilişkin olarak karşılıklı faturaların ne şekilde düzenleneceğinin de detaylı şekilde kararlaştırıldığını, talebe konu KDV alacağının kaynağının, borçlu şirketin üstlendiği fatura düzenleme yükümlüğünü yerine getirmemiş olduğunu, bu nedenle talep eden tarafından herhangi bir tahsilat yapılmamış olmasına rağmen vergi dairesine KDV olarak ödenmiş olan tutarların borçlu şirketten tahsilinin gerektiği, toplam 9.121.648,22 USD tutarında KDV alacağının oluştuğunu, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için tam ispat değil yaklaşık ispatın yeterli olduğu, talep edenin şarta bağlı şekilde feragat etmiş olduğu 3.000.000 USD tutarlı vade farkı alacağının mevcut, muaccel ve borçlu şirket tarafından da █████/2020 tarihli ek protokolün imzalanması ile ikrar edilmesi sebebiyle kesin olduğu hususunun sabit olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılması için istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 470. ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinin bir türü olan inşaat yapım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasında 5/███████ tarihli "İnşaat Yapım Sözleşmesi ve █████/2020 tarihli "█████/2016 Tarihli İnşaat Yapım Sözleşmesinin Eki" başlıklı protokol tarihli sözleşmesi akdedilmiştir. İİK'nın 257. maddesinde; rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcu alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği, vadesi gelmemiş borçtan dolayı ancak borçlunun belirli bir yerleşim yerinin bulunmaması veya mallarını gizleme, kaçırma, kaçma gibi alacaklının haklarını ihlal eden eylemlerde bulunması halinde ihtiyati haciz kararı verilebileceği düzenlenmiştir. Aynı kanunun 258. Maddesinde de; ihtiyati haciz talep eden tarafın, öncelikle dilekçesinde dayandığı ihtiyati haciz sebebini belirtmesi ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ve yasal delillerle ispat etmesi gerektiği belirtilmiştir. Somut olayda, uyaptan yapılan sorgulamada aynı sözleşme nedeni ile tarafların birbirlerine açtıkları davalar olduğu, alacağın yargılamayı gerektirdiği, İİK'nın 257 ve devamı maddelerinde aranan koşullar yönünden yaklaşık ispat şartı gerçekleşmediği anlaşılmakla; yerel mahkemece dosya kapsamındaki delillerin doğru değerlendirilmesi suretiyle talep eden vekilinin ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesi anılan maddeye uygun olmuştur. Açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebeplerine göre, mahkeme ara kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1. bendi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2024 tarih ve ████████ D.İş sayılı kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince REDDİNE, 2-Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 704,50 TL'nin mahsubu ile fazla yatan 89,10-TL nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, 3-Talep edence yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA,4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 362/1-f bendi gereğince KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!