Anahtar kelimeler: Payını Pay Noterliğinin Noterliğin Hisse Ortaklar Devir Aldığını Kurul İlamda

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2018NUMARASI
: ████████ Esas - █████████ KararDAVANIN KONUSU
: Şirket genel kurul kararının yokluğunun tespitiTaraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı şirketin %15 payını İstanbul ...Noterliğinin 01.07.1998 tarihli hisse devir sözleşmesi ile aldığını, aynı noterliğin 01.07.1998 tarihli ortaklar kurulu kararına göre müvekkilinin 3 pay karşılığı 75.000.000 TL, davalının ise 17 pay karşılığı 425.000.000 TL sermayeye sahip olduğunu, ancak davalı ortağın bu tarihten itibaren müvekkilinin şirkete girmesine izin vermediğini, sahte imzalı kararlarla müvekkilinin payının düşürüldüğünü, 03.09.1998 tarih ve 4 nolu ortaklar kurulu kararına göre şirket sermayesinin her biri 25 milyon TL itibari değere sahip 20.000 paya bölündüğünü, daha sonra alınan 28.12.2001 tarih ve 15 nolu ortaklar kurulu kararı şirket sermayesinin 500 milyon TL'den 500 milyar TL'sına çıkarıldığını ve müvekkilinin payının %15'ten %5'e düşürüldüğünü, 17.07.2002 tarih ve 20 nolu karar ile davalının münferiden beş yıl süre ile şirketi temsil için seçildiğini, 08.04.2003 tarih ve 22 nolu ortaklar kurulu kararı ile ana sözleşme değişikliği yapılarak şirket taşınmazlarının ipotek verilmesi için yöneticiye yetki verildiğini, 20.11.2003 tarih ve 27 nolu ortaklar kurulu kararı ile yeniden şirketin ana sözleşmesinin değiştirildiğini, 16.12.2007 tarih ve 2007/1 nolu ortaklar kurulu kararı ile davalının on yıllığına şirket müdürü olarak seçildiğini, şirket sermayesinin 500.000 YTL'den 1.000.0000 YTL'sına çıkarıldığını, tüm kararların oy birliği ile alınmasına rağmen müvekkilinin bu toplantılara katılmadığını ve imzasının sahte olarak atıldığını, sahte imzalar nedeniyle davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu ve İstanbul 4.Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyası ile diğer eylemlerin zamanaşımına uğraması nedeniyle sadece 08.04.2003 tarihli ve 22 nol, 22.11.2003 tarihli ve 27 noluile 16.12.2007 tarihli ve 2007/1 nolu ortaklar kurulu kararları için evrakta sahtecilik suçundan TCK'nın 207/1. maddesi gereğice kamu davası açıldığını, müvekkili adına atılan sahte imza ile müvekkilinin payının %15'ten %10'a düşürüldüğünü, ortaklık tarihinden itibaren kar payı verilmediğini, sahte imzalarla şirketin amaç ve konusunun değiştirilerek kredi kullanıldığını, müvekkilinin çağrılmadan yokluğunda imzası taklit edilerek alınan kararların yok hükmünde olduğunu, kararlardan yeni haberdar olunduğunu ileri sürerek, 03.09.1998 tarihli 4 nolu ortaklar kurulu kararı, 28.12.2001 tarihli 15 nolu ortaklar kurulu kararı, 17.07.2002 tarih ve 20 nolu ortaklar kurulu kararı, 08.04.2003 tarih ve 22 nolu ortaklar kurulu kararı, 20.11.2003 tarih ve 27 nolu ortaklar kurulu kararı ile 16.12.2007 tarih ve 2007/1 nolu ortaklar kurulu kararının yokluk nedeni ile hükümsüzlüğüne ve ticaret sicil gazetesinde yapılan tescilin yolsuz olduğunun tespitine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, TTK'nın 381. maddesine göre ortaklar kurulu kararlarına karşı dava açma süresinin karar tarihinden itibaren 3 ay olduğunu, sermaye artışlarına konu kararlara ilişkin davaların da TTK'nın 299/2. maddesi hükmü uyarınca 1 aylık sürede açılması gerektiğini, davaya konu kararın üzerinden ise 5 ila 14 yıl geçtiğini, imza itirazı yerinde olmamakla birlikte uzun süre sessiz kaldıktan sonra dava açılmasının dürüstlük ilkesine aykırı olduğunu, alınan kararlardan en azından ihtarnamenin gönderildiği 23.07.2010 tarihinde haberdar olunduğunu, davacının 09.09.2010 tarihinde suç duyurusunda bulunduğunu, bu tarihten de 14 ay sonra 09.09.2011 tarihinde dava açıldığını, ortaklar kurulu kararının iptali davasında husumetin ortak veya yöneticiye yöneltilemeyeceğini, 2007 yılında yapılan sermaye artışına konu sermaye bedelinin ödendiğini, anılan kararların şirketin yönetimine ve müdür seçimine ilişkin olması nedeniyle davacının haberdar olmadığının kabul edilemeyeceğini, artırılan sermayeyi ödeyen davacının bu tarihte ortaklık payının %5 olduğunu bildiğinin kabul edilmesi gerektiğini, ceza dosyasında imzaların müvekkilince atılmadığının belirlendiğini, dinlenen tanıkların da kararların davacıya götürtülerek imzalatıldığını belirttiklerini, tarafların kardeş olduklarını, diğer kardeşlerin ayrılmasından sonra davacının ortaklığa devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "..Talep, sahte imza atılmak suretiyle alınan █████/1998 tarihli 4 nolu ortaklar kurulu kararı, █████/2001 tarihli 15 nolu ortaklar kurulu kararı, █████/2002 tarih ve 20 nolu ortaklar kurulu kararı, █████/2003 tarih ve 22 nolu ortaklar kurulu kararı, █████/2003 tarih ve 27 nolu ortaklar kurulu kararı, █████/2007 tarih ve 2007/1 nolu ortaklar kurulu kararın yokluk nedeni ile hükümsüzlüğüne ve ticaret sicilde yapılan tescilin yolsuz tescil olduğunun tespitine ilişkin bulunmaktadır. Davalı şirketin İstanbul ticaret sicilinin ... sicil numarasında kayıtlı olduğu ve müseccel adresine nazaran mahkememiz yargı çevresi içerisinde bulunduğu tespit edilmiştir. Yokluk nedeniyle karar verilmesi talep edilen Ortaklar Kurulu Kararları 1998 yılından itibaren alınmış bulunan ve çok sayıdaki karara ilişkin olup, bu kararlar içerisinde sermaye arttırımı, şube açılışı, şirketin amaç ve konusuna ilişkin ana sözleşme değişiklikleri konularında alınan Ortaklar Kurulu Kararları bulunmaktadır. Diğer yandan sonucu beklenen İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ███████ Esas ████████ Karar sayılı dosyasında davalı ortak ... hakkında özel belgede sahtecilik suçundan açılan kamu davasında (sahteliği iddia edilen belge üzerindeki imzanın müşteki ...'e ait olmamakla birlikte sanık ...'e aidiyetinin de ispat olunamadığı anlaşıldığından, şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın beraatine) karar verilmiş ve karar Yargıtay 11. Ceza Dairesinin █████/2018 gün ve █████████-4579 Esas Karar sayılı ilamı ile onanmasına karar verilmiştir. Diğer yandan davacının İstanbul ... Noterliğinin █████/1992 tarih ve ... yevmiye sayılı ve █████/1991 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnameleri ile kardeşi olan davacıya kurulmuş ve kurulacak her türlü şirketler bakımından geniş yetkiler içeren vekaletname verdiği, sermaye arttırımlarına ilişkin Ortaklar Kurulu Kararları hususunda sermaye artışına konu ödemelerinde (█████/2007 tarihli dekont örneğinde görüldüğü üzere) davacı tarafça yerine getirildiği anlaşılmaktadır. Ortaklar Kurulu Kararlarının tümü ticaret sicil gazetesinde yayınlanmış olup, yukarıda belirtilen davacı işlemleri de dikkate alındığında uzun yıllar boyunca sessiz kaldıktan sonra dava açılması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde görülmüştür. Türk Medeni Kanununun 2.maddesinde herkes haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz hükmünü avi olup, 1998 yılı ve sonraki yıllarda alınan Ortaklar Kurulu Kararlarının hükümsüzlüğü iddiasıyla 2011 yılında dava açılması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olup..." gerekçesiyle davanın reddine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davada 03.09.1998 tarihli 04 nolu ortaklar kurulu kararı, 28.12.2001 tarihli 15 nolu ortaklar kurulu kararı, 17.07.2002 tarihli 20 nolu ortaklar kurulu kararı, 08.04.2003 tarihli 22 nolu ortaklar kurulu kararı, 20.11.2003 tarihli 27 nolu ortaklar kurulu kararı ve 16.12.2007 tarihli 2007/1 nolu ortaklar kurulu kararının ve ilan edilmediği için öğrenilmeyen diğer tüm ortaklar kurulu kararlarının, müvekkilininin ortaklar kurulu toplantılarına davet edilmemesine rağmen, imzasının taklit edilerek imzalanması nedeniyle yokluğunun tespit edildiğini, mahkemece davanın süresinde açılmayarak dürüstlük ilkesine aykırı davranıldığı gerekçesiyle talebin reddine karar verildiğini, Müvekkilinin davalı şirketin %15 hissesine tekabül eden 75.000.000 TL bedelli hisseyi kardeşi ...'den İstanbul ... Noterliğinin 01.07.1998 tarihli işlemi ile aldığını, İstanbul ... Noterliği'nin 01.07.1998 tarihli ve ... yevmiye numaralı ortaklar kurulu kararına göre şirketin 17 payı karşılığı 425.000.000 TL payının ...'e 3 payı karşılığı 75.000.000 TL payının davacıya ait olduğunu, ancak davalı ...'in 1998 yılından itibaren müvekkilini şirkete sokmadığını, müvekkilini korku ve tehdit ile dava tarihine kadar sindirdiğini, müvekkilinin ortaklığından sonra sahte imzalı genel kurul ile sermayenin artırılarak müvekkilinin payının %5'e düşürüldüğünü, sahte belge düzenleme suçundan davalı hakkında İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporunda, alınan kararlardaki imzanın müvekkilinin eli ürünü olmadığının ve imzaların davalı tarafından atıldığının belirlendiğini, 14.03.2014 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunda ise imzaların müvekkilinin eli ürünü olmadığı, ancak davalının eli ürünü olup olmadığının yeterli örnek bulunmadığından belirlenemediğini, davalının imza asıllarını yeterince sunmaması nedeniyle ceza yargılamasında sağlıklı bir imza incelemesi yapılamadığını, bu nedenle mahkemece imzanın davalının eli ürünü olup olmadığı yönünden kesin kanıt elde etmemesi nedeniyle delil yetersizliğinden beraat kararı verdiğini, beraat kararın rağmen iptali istenen ortaklar kurulu kararlarında müvekkili adına atılmış imzaların, müvekkiline ait olmadığının tespit edildiğini, işlemin kurucu unsurunun bulunmaması nedeniyle kararın yoklukla malul olduğunu, genel kurul kararlarının yokluğu tespiti için açılacak davalarda zamanaşımı bulunmadığını, yoklukla malul olan işlemin şeklen dahi meydana gelmediğini, bu nedenle yokluğun hak düşürücü ve zamanaşımı süresine tabi olmadan her her zaman ileri sürülebileceğini, yok sayılan işlemin şeklen dahi meydana gelmemiş olması sebebiyle hiçbir şekilde geçerli hale gelmeyeceğini, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 03.09.1998 tarihli 04 nolu ortaklar kurulu kararı, 28.12.2001 tarihli 15 nolu ortaklar kurulu kararı, 17.07.2002 tarihli 20 nolu ortaklar kurulu kararı, 08.04.2003 tarihli 22 nolu ortaklar kurulu kararı, 20.11.2003 tarihli 27 nolu ortaklar kurulu kararı ve 16.12.2007 tarihli 2007/1 nolu ortaklar kurulu kararının ve davacının katılmadığı diğer kararlarının yoklukla malul olduğunun tespiti istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, 01.071998 tarihinde dava dışı kardeşine ait şirket payını satın alarak şirketin ortağı olmuştur. Ortaklığın kurulduğu tarihte davalı şirketin toplam 500.000.000 TL sermayesinin 20 paya bölündüğü ve bunlardan 25.000.000 TL sermayeyi temsil eden 3 payın davacıya, 17 payı temsil eden 475.000.000 TL sermayenin ise davacıya ait olduğu anlaşılmaktadır. Davacı vekili müvekkilinin ortaklık tarihinden itibaren kardeşi olan diğer davalı tarafından korkutularak şirket ortaklığından uzaklaştırıldığını ve tüm işlemlerin yokluğunda yapılarak kar payı ödenmediğini ileri sürmektedir. Davacı vekili ayrıca şirketin açıkça iptali istenen ve yayınlanan 03.09.1998 tarihli 04 nolu ortaklar kurulu kararı, 28.12.2001 tarihli 15 nolu ortaklar kurulu kararı, 17.07.2002 tarihli 20 nolu ortaklar kurulu kararı, 08.04.2003 tarihli 22 nolu ortaklar kurulu kararı, 20.11.2003 tarihli 27 nolu ortaklar kurulu kararı ve 16.12.2007 tarihli 2007/1 nolu ortaklar kurulu kararının yanı sıra ilan edilmeyen ve bu nedenle hakkında bilgi sahibi olunmayan ortaklar kurulu kararlarının, müvekkilinin çağrılmadan ve imzası taklit edilerek alındığını belirterek, ortaklar kurulu kararlarının yokluğunun tespiti istemiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde belirtilen hususlara ilişkin olarak Beyoğlu ...Noterliğinin 23.07.2010 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarını keşide etmiş,28.09.2010 tarihinde şikayet dilekçesi sunmuştur. Davacı eldeki davayı ise 09.09.2011 tarihinde açmıştır. Davacının ... Bankası AŞ'nin 21.03.2007 tarihli makbuzu ile 25.000,00 TL sermaye artırımı bedelini ödediği anlaşılmıştır. İstanbul ...Noterliğinin 24.06.21992 tarih ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile ..., ..., ... ve davacı ..., davacıya, içinde şirket ortaklığı ve ortaklığın yönetimi ileilgili yetkileri içeren geniş yetkili vekalet vermiştir. Davacının suç duyurusu üzerine davalı aleyhine İstanbul 4. Asliye Ceza Mahkemesinin ███████ Esas sayılı dosyasında özel belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, sahteliği iddia edilen belge üzerindeki imzanın şikayetçi ...'e ait olmamakla birlikte, sanık ...'e aidiyetinin de ispat edilmediği ve sanığın suçu işlediğinin kesin olarak belirlenemediği gerekçesiyle beraatine karar verildiği, kararın Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 15.05.2018 tarih ve █████████-4579 Esas Karar sayılı ilamı ile onandığı anlaşılmıştır. Dosyadaki belgelere göre, yokluğunun tespiti istenen genel kurul kararlarındaki imzanın davacının eli ürünü olmadığı anlaşılmaktadır. Ortaklardan birinin haberdar edilmeden alınan kararlar kural olarak yok hükmündedir. Yokluk ile malul kararlar şeklen dahi meydana gelmediğinden, bu karaların yoklukla malul olduğunun tespiti her zaman istenebilir. Yokluk hâlinde, butlandan farklı olarak, kararın sonradan onarılması mümkün değildir. İlk derece mahkemesinin tespitine göre, davacının İstanbul ... Noterliğinin 24.06.1992 tarih ve ... yevmiye sayılı ile 08.08.1991 tarih ve ... yevmiye sayılı vekaletnameleri ile kardeşi olan davacıya kurulmuş ve kurulacak her türlü şirketler bakımından geniş yetkiler içeren vekaletname verdiği belirlenmiştir. Davalı şirketin 21.03.2007 tarihli sermaye arttırım kararına ilişkin olarak davacının edimini yerine getirdiği ve artırılan sermaye payını ödediği açıktır. Bu nedenle, bu tarihten önceki özellikle sermaye artırımı kararından haberdar olduğu ve bu artırım kararını onaylayarak, o sermaye yapısına göre alınan artırım kararına katıldığı görülmektedir. Diğer yandan, bu tarihten önce alınan ve özellikle şirketin temsiline ilişkin ortaklar kurulu kararlarından da davalının haberdar olduğu ve yukarıda yazılı genel yetkili vekaletlere göre alınan kararların davacı tarafından onaylandığı anlaşılmaktadır. Salt zımni onam verilmesi yokluğun tamiri için yeterli olmasa da davacının eylemleri ile ortaklar kurulu kararına atılan imzayı benimsediği anlaşılmaktadır. Diğer bir deyişle, davacı ortağın, kardeşi olan davalıya şirket yönetimi ile ilgili genel yetkili vekalet vermesi ve daha sonra ortağı olduğu davalı şirketin 2007 yılında aldığı sermaye artışı kararına uyarak gereklerini yerine getirmesi karşısında, alınan kararlardan davacının haberdar olduğu ve kararların davacı tarafından onaylandığı, yani karralara imza atan kişinin yetkisiz temsilci olduğu benimsense bile davacının sonradan bu işlemlere onam verdiği kanaatine varılmıştır. Bu nedenle, gereği yerine getirilen ve onaylanan kararlara karşı uzun süre sessiz kaldıktan sonra, şekil eksikliğinin ileri sürülerek, kararların yokluğunun tespitinin istenilmesi TMK'nın 2 ve 3.maddelerinde düzenlenen dürüstlük ve iyi niyet kurallarına da aykırıdır. Bu tür bir talep esasında dava açma hakkının kötüye kullanılması niteliğinde olup, ilk derece mahkemesinin hüküm ve gerekçesi yerinde görüldüğünden, davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.Resen yapılan incelemede ise; şirket genel kurulu kararının iptali veya yokluğunun tespiti davası, sadece ortaklığa karşı yöneltilmesi gereken bir dava türüdür. Şirket ortağına veya yöneticisine husumet yöneltilemez. Bu durumda, mahkemece davalı ...'e yönelik davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddi gerekirken, bu hususun gözden kaçırılarak, davanın esas her iki davalı yönünden esas bakımından reddine karar verilmesi usule aykırı bulunmuştur. Bu nedenle, HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 hükümleri uyarınca kararın bu yönden resen düzeltilmesi gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davacı vekilince ileri sürülen istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 hükümleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemekle birlikte, ilk derece mahkemesini istinafa konu kararının resen düzeltilmek üzere kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda; 1-Davalı ... aleyhindeki davanın davanın pasif husumet ehliyeti yokluğu nedeniyle reddine, 2-Davalı ... Ltd. Şti. aleyhindeki davanın reddine, 3-Alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 18,40 TL'nin mahsubu ile kakiye 597,00 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 4-Davacının yaptığı yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalılar tarafından yapılan 44,10 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalılara verilmesine,6-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınıp davalılara verilmesine, 7-Taraflarca yatırılan gider ve delil avanslarından artan kısımların, karar kesinleştiğinde, yatıran taraflara iadesine, 8-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden: a-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına; davacı tarafından yatırılmış olan istinaf peşin karar harcının, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde, ilk derece mahkemesince davacıya iadesine, b-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin takdiren kendi üzerinde bırakılmasına, 9-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 10-Dosyanın, karar kesinleştiğinde, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 33, 355 ve 353/1.b.2 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 20.02.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.KANUN YOLU
: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.