Anahtar kelimeler: Pcr Testi Konulu İçişleri Genelgesinin Müşaviri Süreci Dördüncü Edenler Kararıyla

T.C.
D A N I Ş T A YİDARİ DAVA DAİRELERİ KURULUEsas No
: █████████Karar No
: █████████TEMYİZ EDENLER
:1- (DAVACI): ...VEKİLİ
: Av. ...2- (DAVALI)
: ... BakanlığıVEKİLİ
: Hukuk Müşaviri ...İSTEMİN KONUSU
: Danıştay Dördüncü Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının davalı idare tarafından yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden, davacı tarafından ise esastan temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: İçişleri Bakanlığının "Bazı Faaliyetler için PCR Zorunluluğu" konulu █████/2021 tarih ve 13441 sayılı Genelgesi'nin iptali istenilmiştir.Daire kararının özeti
: Danıştay Dördüncü Dairesinin █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararıyla;Davanın, İçişleri Bakanlığının "Bazı Faaliyetler için PCR Testi Zorunluluğu" konulu █████/2021 tarih ve 13441 sayılı Genelgesi'nin iptali istemiyle açıldığı,Dava açıldıktan sonra dava konusu Genelge'nin davalı idarenin "PCR Testi Zorunluluğu" konulu █████/2022 tarih ve 22954 sayılı Genelgesi ile tüm hükümleri ile uygulamadan kaldırıldığının görüldüğü,Bu durumda, dava konusu Genelge yürürlükten kaldırıldığından, konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine hukuken olanak bulunmadığı,Öte yandan, dava konusu işlemin davalı idarece dava açıldıktan sonra ortadan kaldırıldığı dikkate alındığında, yargılama giderlerinin davanın açılmasına sebebiyet veren davalı idare üzerinde bırakılması gerektiği gerekçesiyle,Konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına, 413,40-TL yargılama giderinin ve karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 17.100,00-TL vekâlet ücretinin davalı idareden alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
:Davacı tarafından, İçişleri Bakanlığının dava konusu Genelgesinin uygulandığı ve söz konusu seyahat yasağının hukuk aleminde sonuçlarını doğurduğu, Genelge hukuk aleminde sonuç ve etkiler doğurmuş olduğundan Genelge hakkında esasa girilmesi gerektiği, aksinin kabulü halinde Genelge ile Anayasal birtakım hakların ihlalinin söz konusu olacağı, nitekim söz konusu Genelge geçmişe etkili olarak geri alınmadığı gibi iptal de edilmediği, Anayasa'da temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceğinin belirtildiği, ancak, somut olayda İçişleri Bakanlığının █████/2021 tarih ve 13441 sayılı Genelgesi ile kısıtlamalar getirildiği ve hasta olmayan bireyleri PCR testi yaptırma zorunluluğu uygulanması ile Anayasa'ya ve kanunlara aykırı şekilde kısıtlama ve yükümlülükler oluşturulduğu, sebep olarak gösterilen Covid-19 salgını konusunda kısıtlama ve yasaklama kararınını ancak TBMM tarafından gerçekleştirilebileceği, davalı idarenin Covid-19 salgını sebebine dayanarak temel hak ve hürriyetleri kısıtlayıcı karar almasının sebep yönünden de hukuka aykırı olduğu, ilgili mevzuat incelendiğinde salgın nedeniyle birtakım yasaklama ve uygulamaları yürürlüğe koyma konusunda İçişleri Bakanlığının yetkisinin dahi bulunmadığı ileri sürülmektedir.Davalı idare tarafından, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 331. maddesi uyarınca davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında bir karar verilmesine gerek bulunmayan hallerde, hâkimin, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama giderini takdir edeceğinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ise herhangi bir haklılık değerlendirmesi yapılmaksızın konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden Daire kararının aleyhlerine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMALARI
:Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.Davalı idarelere tarafından, davacının temyiz istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz istemlerinin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:İNCELEME VE GEREKÇE
:MADDİ OLAY
:Koronavirüs (Covid-19) salgınının toplum sağlığı ve kamu düzeni açısından oluşturduğu risklerin asgari seviyeye düşürülmesi için salgınla mücadele sürecinin temel prensipleri olan temizlik, maske ve mesafe kurallarının yanı sıra salgınla mücadelede en güçlü unsurun gönüllülük esasına göre yürütülen aşılama faaliyeti olduğu gerekçesi ile █████/2021 tarihinde toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesinde, salgının ülkemizdeki seyri, aşılama faaliyetinde kat edilen mesafe, yerli aşı geliştirilmesine yönelik çalışmalar ve aşılama faaliyetine yönelik toplumun bazı kesimlerinde gözlenen tereddüt konuları Sağlık Bakanlığı ve Koronavirüs Bilim Kurulunun tavsiyeleri göz önünde bulundurularak birtakım tedbirlerin hayata geçirilmesine karar verilmiş, bu kapsamda İçişleri Bakanlığının "Bazı Faaliyetler için PCR Testi Zorunluluğu" konulu █████/2021 tarih ve 13441 sayılı Genelgesi yürürlüğe konulmuş, bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.İLGİLİ MEVZUAT
:2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İdari dava türleri ve idari yargı yetkisinin sınırı" başlıklı 2. maddesinde iptal davası; yetki, şekil, sebep, konu ve maksat yönlerinden biri ile hukuka aykırı oldukları ileri sürülen idari işlemlerin iptalleri amacıyla menfaatleri ihlal edilenler tarafından açılan dava olarak tanımlanmıştır.HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Hukuk devletinin özünü; devletin hukuka bağlılığı, devlet organlarının hukukun içinde kalarak işlem ve eylemler yapabilmesi oluşturmaktadır. Anayasal bir ilke olarak, devletin tüm faaliyetlerinin yargısal denetime açık olması hukuk devletinin vazgeçilmez bir niteliği olup; yargı denetimi, hukuk devleti ilkesinin en önemli unsurlarından biridir. Şu kadar ki, yargısal denetim resen yapılan bir denetim olmayıp, usulüne uygun bir başvuru koşuluna bağlıdır. Bir idari işlemden dolayı iptal davası açılabilmesi için, iptali istenilen idari işlem ile davacının bir menfaat ilişkisinin bulunması yeterli görülmekte olup; gerek doktrin, gerekse içtihatlar, dava açmaya yetecek bir menfaat ilişkisinden söz edilebilmesi için bu ilişkinin meşru, davacıyı etkileyecek bir biçimde kişisel ve güncel olması gerektiğinde birleşmektedirler.Dava konusu düzenlemenin Koronavirüs salgını sürecine ilişkin olarak tesis edildiği ve salgının yayılmasının engellenmesine yönelik birtakım tedbirler içerdiği, Koronavirüs salgınının yayılmasını önlemek amacıyla alınan tedbirlerin salgının sona ermesi ile birlikte ortadan kalktığı/kaldırıldığı (tedbirlerin süreli olması halinde kendiliğinden, süreli olmaması halinde ise salgının sona ermesi ile) anlaşılmaktadır.Bu yönüyle, söz konusu düzenlemelerin daha tesis edilirken dahi belirli bir süre veya salgın süresince uygulanıp salgının sona ermesi ile ortadan kalkacağı/kaldırılacağı açık olduğundan, bu nitelikteki düzenlemelerin dava açıldıktan sonra sona ermesi halinde davanın konusuz kaldığını söylemek mümkün değildir. Aksi bir yorum, belirli bir süre uygulanarak yürürlükte kalan ve kişiler üzerinde birtakım etki ve sonuçlar doğuran düzenlemelerin hukuki denetim dışında bırakılması anlamına gelecektir ki, bu durumun hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı açıktır.Bu nedenle, yukarıdaki açıklamalar dikkate alınarak ve davacının iddiaları gözetilerek inceleme yapılmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi gerekmektedir.Dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına yönelik Daire kararı bozulduğundan ve Dairesince işin esası hakkında yeniden bir karar verileceğinden davalı idarenin yargılama gideri ve vekalet ücreti yönünden temyiz istemi hakkında bu aşamada bir değerlendirme yapılmamıştır.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1.Yukarıda özetlenen gerekçeyle konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin Danıştay Dördüncü Dairesinin temyize konu █████/2023 tarih ve E:█████████, K:█████████ sayılı kararının BOZULMASINA,2.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın Danıştay Dördüncü Dairesine gönderilmesine,3.Kesin olarak, █████/2024 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.KARŞI OYX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçelerde ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz istemlerinin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.KARŞI OYXX- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; Danıştay Dördüncü Dairesince verilen kararın yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin kısmı dışında kalan davanın konusuz kaldığı gerekçesiyle karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kısmının usul ve hukuka uygun olduğu, davacı tarafından ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davacının temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın haklılık tespiti yapılmaksızın yargılama giderinin ve vekalet ücretinin davalı idare üzerinde bırakılmasına ilişkin bölümü dışında kalan kısmının onanması gerektiği oyuyla, kararın bu kısmına katılmıyoruz.