Anahtar kelimeler: Salihli Düşme Süreç Müdafinin Görüşü Hukukî İlamıyla Neticesinde Cmukun İlamı
12. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████E - ████████K
    SUÇ
    : 2863 sayılı Kanuna aykırılık
    HÜKÜM
    : Düşme
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Onama
    Dairemiz bozma kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan kurulan hükümlerin katılanlar vekilİ tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 1412 sayılı CMUK'un 317. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Salihli 1.Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2011 tarihli ve ████████E. - ████████ K. sayılı ilamı ile 2863 sayılı Kanuna aykırılık suçundan sanığın mahkumiyetine karar verilmiş, karara karşı katılan vekili ve sanık müdafinin temyiz kanun yoluna başvurusu üzerine;
    Dairemizin 08.07.2013 tarihli ve ██████████ Esas,██████████ Karar sayılı ilamıyla;
    "1- 2863 sayılı Kanunun 57/9 maddesine göre, koruma amaçlı imar planı onaylanmış sit alanlarında, taşınmaz kültür varlığının bulunduğu parseller dışındaki inşai ve fiziki müdahalelerin, koruma amaçlı imar planı hükümleri doğrultusunda, bünyesinde Koruma, Uygulama ve Denetim Büroları kurulmuş idarelerin izin ve denetimi ile yapılacağı, eğer idarenin bünyesinde Koruma, Uygulama ve Denetim Bürosu kurulmamış ise, sözü edilen iznin Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu'ndan alınması gerektiği, sit alanı olarak tescil edilmiş bir bölgenin, koruma amaçlı imar planı da onaylanmış olursa, bu bölgedeki faaliyetlerin belirtilen plan çerçevesinde gerçekleştirilebileceği, başka bir deyişle, koruma amaçlı imar planı onaylanmış sit alanlarının imara açık bölgeler olduğu, ancak, bu bölgelerde inşai ve fiziki müdahalelerde bulunabilmek için izin sürecinin işletilmesi gerektiği, izin alınmaksızın ya da izne aykırı olarak inşai ve fiziki müdahale gerçekleştirilmesi halinde, 2863 sayılı Kanunun 65/d maddesi ile yaptırım altına alınan suçun oluşacağı, aksi takdirde 1.derecede arkeolojik sit alanı olarak tescillenen bölgede yapılan müdahalenin 2863 sayılı Kanunun 65/b maddesi kapsamında değerlendirilmesi gerektiği anlaşılmakla, suça konu taşınmazın koruma amaçlı imar planı onaylanmış sit alanında bulunup bulunmadığının araştırılarak sonucuna sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiğinin gözetilmemesi,
    Kabule göre de;
    1- Dosya kapsamına, bilirkişi raporlarına ve sanığın ikrar beyanlarına göre, sanığın 1.derece arkeolojik sit alanı olarak tescillenen bölgede bulunan toplam alanı 139.500 m2 miktarında tapulu taşınmazın etrafına tel örgüden çit çekmesi, taşınmazın tamamına sofralık zeytin tesisi kurarak yaklaşık 3.500 ağaç diktiği, zeytin ağaçlarının ortalama 6-7 yaşında olduğu, taşınmazın tamamında bulunan zeytin ağaçlarının aralarında yeni dikilmiş zeytin fidanları bulunduğu, taşınmaz üzerinde zeytin tesisi yapıldıktan sonra yıllar itibari ile tutmayan ve kuruyan ağaçların yerine zamanla yenilerinin dikildiği şeklinde gelişen olayda, sanığın süreklilik arzeden eyleminde 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesinin uygulanma koşullarının oluştuğu anlaşılmakla sanık hakkında tayin edilen temel cezanın TCK'nın 43 maddesi gereğince artırılarak sanığın cezalandırılması yerine yazılı şekilde hüküm tesisi,
    2- Hükümde 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi gereğince iki sınır arasında temel ceza belirlenirken hapis cezasının asgari hadden belirlendiği gözetilmeksizin, yasal gerekçesi de gösterilmeden adli para cezası ve bir gün karşılığı adli para cezası miktarının asgari hadden çok fazla uzaklaşılarak belirlenmesi suretiyle çelişkiye neden olunması,
    3- Sanık hakkında kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olarak TCK'nın 53/1. maddesinde yer alan belirli haklardan yoksun bırakılma tedbirinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, " gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozma üzerine Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde; atılı suçtan sanığın CMK nun 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş, kararın katılan vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 06.04.2015 tarihli ve █████████E, █████████K. sayılı ilamıyla;
    "Suça konu yerin sit alanı ilanı olarak tespit ve tesciline ilişkin İzmir 1 Nolu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunun 01.06.1990 tarihli ve 1946 (B) sayılı kararının taşınmaz maliklerine duyurusuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmamakta ise de, eylemin 1.derece arkeolojik sit alanı olarak tescillenen “Bintepeler Nekropolü” içerisinde kalan ve 2863 sayılı Yasanın 6.maddesinde yer alan korunması gerekli taşınmaz kültür varlıklarından olan “Tümülüs”ün bulunduğu arazide gerçekleştirilmiş olması, somut olayın özellikleri, taşınmazın tapu kaydının beyanlar hanesinde, suç tarihi itibariyle arkeolojik sit şerhinin bulunması, İzmir 2 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 12.12.2013 tarihli kararına göre, izinsiz müdahalenin sürmesi nedeniyle kaldırılmasına karar verilmesi, sanığın, araziyi olaydan 8 yıl önce satın aldığı, 2 yıl sonra da zeytin ektiği, araziye senede bir sürmek için uğradığı, araziyi korumak amacıyla tarlanın etrafına araziyi aldığı sene tel örgüden çit çektiği, araziyi devamlı korumak istediği ancak bir bekçi kulubesi yaptırmasına izin verilmediği, zeytinleri diktikten sonra arazinin tarihi yer olduğunu öğrendiği şeklindeki savunma içeriklerinden de anlaşılacağı üzere, sit alanı kararının ilan edilmemiş olmasına rağmen, arazide tümülüs bulunduğunun ve arazinin 1.derece arkeolojik sit alanı içerisinde kaldığının sanık ve herkes tarafından haricen bilinebilecek durumda olduğu, dolayısıyla sanığın, sit alanındaki tümülüsün bulunduğu araziye izinsiz zeytin fidanı dikmek suretiyle bilerek fiziki müdahalede bulunduğu, sanığın, duruşmadaki 27.01.2014 tarihli, suça konu yerin sit alanı içerisinde kaldığını bilmediğine dair savunmasının itibar edilebilir mahiyette olmadığı anlaşılmakla, suça konu yerin koruma amaçlı imar planı onaylanmış sit alanında bulunmadığının da tespit edilmesine göre, sanığın, süreklilik arzeden eylemi nedeniyle, 2863 sayılı Kanunun 65/b, TCK'nın 43. maddeleri uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerekirken, 2863 sayılı yasada 6498 sayılı yasa ile yapılan değişiklik ile tebliğ veya ilanın suçun unsuru olarak düzenlendiğinden bahisle hatalı gerekçe ve değerlendirme ile beraat kararı verilmesi," gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozma ilamı üzerine Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde 2863 sayılı Kanunun 65/b, 5237 sayılı TCK'nın 43/1, 62, 52/2, 53/1. maddeleri uyarınca mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir.
    Dairemizin 17.01.2019 tarihli ve █████████E., ████████K. sayılı ilamıyla;
    "Olay yerinde █████/2010 tarihinde yapılan keşif sonrası ziraat mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2010 tarihli raporda, 1. derece arkeolojik sit alanı içerisindeki sanığa ait taşınmaz üzerinde ortalama 3500 adet zeytin ağacı bulunduğunun, yeni dikilen 13 adet zeytin fidanının 1 yaş civarında, 18 adet zeytin ağacının 2-3 yaşlarında ve kalan ağaçların tamamının 6-7 yaşlarında olduğunun, zeytin tesisi yapıldıktan sonra yıllar itibariyle tutmayan ve kuruyan ağaçların yerine zamanla yenilerinin dikildiğinin belirtildiği, yeni dikilen 13 adet zeytin fidanı bakımından suç tarihi 2009 yılı olup, anılan tarih, sanık hakkında iddianamenin düzenlendiği █████/2008 tarihinden sonraki bir tarih olduğundan, zeytin fidanı dikme fiilinin dava konusu edilmediği sonucuna varılacağı, 6-7 yaşlarındaki zeytin ağaçları bakımından suç tarihi 2003-2004 yılları olup, belirtilen tarihlerdeki eylem zamanaşımına uğradığından, sübut değerlendirmesinde dikkate alınamayacağı, sanığın sadece 2-3 yaşlarındaki 18 adet zeytin ağacını dikme fiilinden sorumlu tutulabileceği, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesinin uygulanabilmesi için, bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda, aynı suçun birden fazla işlenmesi gerekmekte olup, dava konusu olayda, sit alanına izinsiz fiziki müdahalede bulunma eyleminin, zamanaşımı süresi içerisinde birden fazla kez gerçekleştirildiğine yönelik somut bir tespit mevcut olmadığı gibi, █████/2008 tarihli iddianame içeriğinde de atılı suçun zincirleme şekilde işlendiğine yönelik bir anlatım bulunmadığı anlaşılmakla; sanık hakkında tayin edilen temel cezada, 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uyarınca arttırım yapılmaması gerektiği gözetilmeksizin, aksi yöndeki uygulama ile sanığa fazla ceza tayini,
    Kabule göre de;
    1- Sanık hakkında tesis edilen mahkumiyet hükmünde, 2863 sayılı Kanunun 5728 sayılı Kanun ile değişik ve Anayasa Mahkemesince iptal edilen 65/b maddesi yerine, suç tarihinden sonra yürürlüğe giren 6498 sayılı Kanun ile değişik 65/1. maddesinin dayanak gösterilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
    2- Tefhim edilmekle hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanığın sonuç olarak 2 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği halde, gerekçeli kararın hüküm kısmında 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmek suretiyle çelişkiye neden olunması,
    3- 5237 sayılı TCK'nın 43/1. maddesi uygulanarak tayin edilen 2 yıl 6 ay hapis cezasında, aynı kanunun 62. maddesi uyarınca 1/6 oranında indirim yapıldıktan sonra, 2 yıl 1 ay yerine 1 yıl 13 ay hapis cezasına hükmedilmesi,
    4- 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesi tatbik edilirken, Anayasa Mahkemesinin █████/2015 günlü Resmi Gazete'de yayımlanan █████/2015 tarihli, ████████ Esas, ███████ Karar sayılı iptal kararının dikkate alınması gerektiğinin göz ardı edilmesi," gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozma ilamı üzerine Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62,52/2,53,5271 sayılı C.M.K.'nın 231/5.maddesi gereğince 1 yıl 8 ay hapis 80TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
    Sanığın denetim süresi içerisinde kasıtlı suç işlediğine dair ihbar üzerine Salihli 1.Asliye Ceza Mahkemesince yürütülen yargılama neticesinde zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmiş, karara karşı katılan vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan onama görüşlü Tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi olunmuştur.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Katılan vekilinin temyiz isteği; sanık hakkında verilen düşme kararının yerinde olmadığına ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde"... sanığın suçu işlediği tarihin █████/2008 tarihi olduğu, suç tarihinden itibaren bu zamana kadar 15 yıllık süre geçtiği, zaman aşımı süresinin 24.05.2019 tarihi ile 13.08.2020 tarihleri arasında durduğu, sanığın eylemine uyan 2863 sayılı yasa 65/b maddesinde öngörülen cezaların miktar ve nevi itibari ile tabi olduğu 5237 sayılı TCK 66/1-e maddesince belirlenen "8 yıllık" olağan dava zamanaşımı süresi olduğu ve uzatılmış zaman aşımı süresinin "12 yıl" olduğu ve uzatılmış zaman aşımı süresinin gerçekleştiği" gerekçesiyle kamu davasının zamanaşımı nedeniyle CMK 223/8.maddesi gereğince davanın düşürülmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
    IV. GEREKÇE VE KARAR
    Yürütülen yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşılmakla, katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    13.02.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!