Anahtar kelimeler: Süreç Görüşü Hukukî İstemlerinin İlamıyla Neticesinde Geçildi Cezalandırılmasına Yürütülen Karara

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████E., █████████K.SUÇ
: 2863 sayılı Kanuna aykırılıkHÜKÜM
: BeraatTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanmasıİlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın, katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde, 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇ... Asliye Ceza Mahkemesinin 20.10.2021 tarihli ve ███████ E.,████████K. sayılı ilamıyla sanık hakkında yürütülen yargılama neticesinde 2863 sayılı Kanunun 65/1, 5237 sayılı TCK'nın 62, 52, 53 maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis 500TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, karara karşı sanık müdafii tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesince CMK 280/1-a maddesi delaleti ile CMK 303/1-a maddesinde ön görülen yetkiye dayanılarak duruşmasız yapılan inceleme neticesinde; ilk derece mahkemesi hükmü kaldırılarak "Sanık ... hakkında 2863 Sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununa Muhalefet etmek suçunu işlediği iddiası ile kamu davası açılmış ise de, yapılan yargılama neticesinde sanığın savunmalarının aksini gösterir, suç kastı ile hareket ettiğine ilişkin hakkında mahkumiyet kararı verilmesini gerektirecek, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediğinden sanığın açılan kamu davasından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca BERAATİNE,Beraat eden sanık kendisini vekaletnameli müdafi ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca belirlenen 4.080,00 TL maktu vekalet ücretinin hazineden alınarak sanığa verilmesine,Yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılmasına," ibareleri eklenmek suretiyle hükmün düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karara karşı katılan vekilinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan temyiz isteminin esastan reddi ile hükmün onanması görüşünü içerir tebliğname ile dava dosyası Dairemize tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİKatılan vekilinin temyiz isteği; atılı suçun unsurlarının oluştuğuna, sanığın cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.III.OLAY VE OLGULAR... Köyü Muhtarlığının 17.08.2020 tarihli başvurusu ile Giresun İli, ... İlçesi, ... Köyü, sit alanı dışında, Vakıflar Genel Müdürlüği mülkiyetindeki 121 ada, 35 parselde bulunan, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunu 17.05.1991 tarih ve 1015 sayılı kararıyla 2863 sayılı yasa kapsamında kültür varlığı olarak tescilli ... Türbesi'nde izinsiz, inşai uygulama yapıldığının bildirilmesi üzerine 17.11.2020 tarihinde yerinde yapılan incelemelerde, eski türbenin tamamen yıkılmış olduğu, Giresun İl Özel İdaresi İmar ve Kentsel İyileştirme Müdürlüğü'nün yazısında belirtilen talimatlara uyulmayarak, eski türbenin yerine aynı formda, beyaz mermere benzeyen malzemeyle yeni bir türbe yapıldığı, üzerinde prizmatik bir çatıyla kapatıldığı, türbenin iç kasımdaki yatırın aynen korunduğu,Türbenin yan kısmalarındaki 0,5 m yükseklikteki istinat duvarının da yenilendiği ve ayrıca, yeni yapılan türbenin 30-40 m güneybatısında yolun kenarında, 1,5 m yüksekliğinde, 30 cm genişliğinde yeni bir çeşme yapıldığının uzmanlarca tespit edilmesi üzerine sanık hakkında suç duyurusunda bulunulması üzerine yürütülen soruşturma neticesinde sanığın 2863 sayılı Kanunun 65/1, Türk Ceza Kanununun 53/1, 58 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.Yerel Mahkemece yürütülen yargılama sırasında davaya konu türbenin suç tarihi itibarıyla tescilli olup olmadığının araştırıldığı, Kültür ve Turizm Bakanlığının 15.06.2021 tarihli cevabi yazısına göre, suçlamaya konu türbenin █████/1991 tarihinde Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlendiği, 24.12.2004 tarihli toplantıda sehven kültür varlığı olarak tesciline gerek olmadığı yönünde karar alındığının, tescilin kaldırılması için asıl alınması gerekli kararın ... Türbesinin tescil kaydının kaldırılmasına şeklinde olduğunun dolayısıyla türbenin tescil kaydının devam ettiğinin kurum tarafından bildirildiği anlaşılmıştır.Yerel Mahkemece yürütülen yargılama neticesinde;"... hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da iyi niyet kuralının değerlendirilmesi gerektiği, başka bir deyişle failin maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkı elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğu durumlarda failin fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunun bilmesinin gerektiği, bu durumda ilan veya tebliğ şartının aranmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, Yargıtay 12.Ceza Dairesinin █████/2019 tarih ve █████████ esas ve ████████ karar sayılı kararında bu hususa vurgu yaptığı, dosyamız incelendiğinde sanığın, tapu kaydından ve fen bilirkişi raporundan anlaşıldığı üzere Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait ve türbe ve arsası vasfıyla tapuda kayıtlı olan taşınmaz üzerindeki ... Türbesi yıkarak yerine yenisini yaptırdığı, türbenin █████/1991 tarihinde Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlendiği, 24.12.2004 tarihli toplantıda sehven kültür varlığı olarak tesciline gerek olmadığı kararı alındığının bildirildiği, asıl alınması gerekli kararın ... Türbesinin tescil kaydının kaldırılmasına şeklinde olduğu, her ne kadar böyle bir hata yapılmış ise de bu hatanın Türbenin vasfını değiştirmediği, Türbenin korunma gerekli kültür varlığı olduğu, bu kararın geçerliliğini koruduğu, keşifte dinlenilen tanık beyanları uyarınca türbenin korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlendiğinin ilan veya tebliğ yapılmadığının anlaşıldığı, ancak yukarıdaki açıklamalar uyarınca sanığın maliki olmadığı ve hukuka uygun şekilde de yararlanma hakkı elde etmediği taşınmaz üzerinde ilgili kurumdan izin almadan inşai ve fiziki müdahalede bulunduğu, bu suretle sanığın eyleminin hukuki korumadan yoksun olduğu, tapu kayıtlarının herkese açık olduğu ve tapu kaydını bilmemenin mazeret sayılmadığı, bu sebeple sanığın müdahalede bulunduğu taşınmazın Vakıflar Genel Müdürlüğü adına kayıtlı olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, tüm bu sebeplerle ilan şartının da aranmasının hayatın olağan akışına uygun düşmeyeceği, Sanat Tarihçisi bilirkişi raporundan anlaşılacağı üzere sanığın fiziki ve inşai müdahalesinin kurumun zararına sebep olduğu ve sanığın müdahale biçiminin tamamen yıkma ve yeniden yapma olarak değerlendirildiği, sanığın inşai faaliyette bulunurken ilgili kurumdan da izin almadığı, tüm bu sebepler göz önüne alınarak sanığın korunma gerekli taşınmaz kültür varlığına ilgili kurumdan izin almadan fiziki ve inşai müdahalede bulunarak üzerine atılı suçu işlediğine kanaat getirilmiştir. Öte yandan sanığın kasten bu eylemi gerçekleştirmediğine yönelik savunması uyarınca yapılan değerlendirmede, her ne kadar sanık muhtarın kendisine türbeyi yenileyebileceğini söylediğini, kendisine bu hususta izin verdiğini, bu sebeple muhtarın lafına güvenerek hareket ettiğini beyan etmiş ise de, öncelikle tapu malikinin köy tüzel kişiliği olmadığı, muhtarın izin vermesi halinde dahi bu iznin de geçerli bir izin olmayacağı, kaldı ki muhtarın da bu hususu inkar ettiği, muhtarın böyle bir beyanda bulunduğunun kabulü halinde dahi tanık beyanlarından anlaşılacağı üzere muhtar ile sanık arasında türbenin inşaatının bitmesine yakın ihtilaf yaşandığı, bu ihtilaftan sonra dahi muhtarın sanığa izin alması gerektiği beyan ettiğinin kabulünde sanığın müdahale niteliğindeki faaliyeti devam ettirdiği, bu sebeple artık sanığın kasten hareket etmediğinden de bahsedilemeyeceği mahkememizce değerlendirilerek" gerekçeleriyle sanığın atılı suçtan mahkumiyetine dair hüküm tesis edildiği anlaşılmıştır.Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açmaksızın yapılan inceleme neticesinde; "Alınan beyanlar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; ilk dterece mahkemesince karar gerekçesinde Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin █████/2019 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamına atıfta bulunulmuş ise de, söz konusu içtahatın somut olay ile bağdaşmadığı, tapu kaydından ve fen bilirkişisi tarafından düzenlenen bilir kişi raporundan da anlaşılacağı üzere mülkiyeti Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait türbe ve arsası vasfı ile tapuda kayıtlı olan taşınmaz üzerindeki ... Türmesi'nin sanık tarafından yıkılarak yerine yenisinin yaptırıldığı, türbenin █████/1991 tarihinde Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunca korunması gerekli kültür varlığı olarak belirlendiği, █████/2004 tarihinde Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunca türbenin kültür varlığı olarak tesciline gerek olmadığına dair karar verildiği, yapılan araştırma neticesinde Trabzon Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Müdürlüğünün █████/2021 tarihli cevabi yazısı ile, yapılan incelemelerde söz konusu kararın sehven alındığı, ... Türbesinin 2863 Sayılı Yasa Kapsamında tescilden düşürülmesi için koruma korulunca alınan kararda 121 ada 35 parselde ... Türbesinin tescil kaydının kaldırılmasına şeklinde ifadelerin olması gerektiği, bu bağlamda Giresun ili, ... ilçesi, ... köyü, ... mevkii, 121 ada, 35 parselde yer alan ... Türbesinin tescil kaydının devam ettiğinin bildirildiği, sehven alındığı bildirilmiş bir karar olduğu anlaşılmış ise de, sehven alındığı bildirilen bu kararın ilgili idarenin kusurundan kaynaklandığı ve halen geçerliliğini koruduğu,Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında kasten bu eylemi gerçekleştirmediğine yönelik beyanlarda bulunduğu, ayrıca muhtarın kendisine türbeyi yenileyebileceğini söylediğini, kendisine bu hususta izin verdiğini, bu sebeple muhtarın beyanına güvenerek hareket ettiğini beyan ettiği, muhtar olan tanık ...'ün aşamalarda alınan beyanlarında ise; sanığa izin alması gerektiğini söylediğini, sanığın kendisinden habersiz türbeyi yıktığını ve tamiratını yaptığını, buna engel olmak istediğini beyan ettiği,Tanık olarak beyanı alınan ...'in ise soruşturma aşamasında alınan ifadesinde; sanığa ... ile birlikte türbeyi tadilat yaptırmak için izin alması gerektiklerini söylediğini beyan ettiği, kovuşturma aşamasında alınan beyanında ise; sanığa bu şekilde bir beyanda bulunmadığını, muhtar ...'ün de sanık ile görüşüp görüşmediğini bilmediğini beyan ettiği, dolayısı ile tanık ...'in beyanlarının biribiri içerisinde çeliştiği ve soruşturma aşamasındaki beyanına bu sebeple itibar edilemeyeceği,Sanık tarafından yıkılıp tadilat yapılan söz konusu ... Türbesinin mülkiyetinin Vakıflar Genel Müdürlüğüne ait olduğu, sanığın özel mülkiyetine konu bir yer olmadığı,İlk derece mahkemesince yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerden ...'in tanık sıfatı ile alınan beyanında; sanığın köyde bulunan camiiyi yaptırırken muhtara türbeyi de yaptıracağına dair söz verdiğini, bunun üzerine türbeyi yaptığını, muhtarın ilk başta türbenin yapılmasını istediğini fakat daha sonra sanık ile arasında ihtilaf yaşandığını, bunun üzerine muhtarın türbeyi yıktığı iddiası ile sanığı şikayet ettiğini, bu ihtilafın türbenin bitmesine yakın aşamada yaşandığını, türbenin koruma altına alındığına dair herhangi bir ilamın yapıldığını hatırlamadığını beyan ettiği,İlk derece mahkemesince yapılan keşifte dinlenilen mahalli bilirkişilerden ...'nin tanık sıfatı ile alınan beyanında; türbenin 30-35 yıl önce köy halkı ile birlikte yapıldığını, buranın dikenliklerden geçilmeyen bir yer olduğunu, daha sonra sanığın söz konusu türbeyi yenilesem ne olur şeklinde sorduğunu, köy halkı olarak kendisine onay verdiklerini, muhtarın izin alınması gerektiğini söylediğine dair bir bilgisinin olmadığını, buranın koruma altına alındığını köyde hiç kimsenin bilmediğini, herhangi bir ilanın yapılmadığını, vakıfa kayıtlı olduklarını da bilmedikleri için izin alınması gerektiğini de bilmediklerini, muhtarın türbenin yapılmasına izin verip vermediğini bilmediğini, bildiği kadarı ile köyde bulunan çeşmenin koruma altına alındığını, vakıftan gelen memurların keşfe geldiklerinde çeşmeye dokunmamaları gerektiğini söylediklerini ancak türbe ile ilgili herhangi bir şey söylemediklerini beyan ettiği,Söz konusu ... Türbesine ilişkin tapu kaydı incelendiğinde, tapu kaydında söz konusu yerin taşınmaz kültür varlığı olduğuna ilişkin herhangi bir beyan yada teşcilin bulunmadığının anlaşıldığı,İlk derece mahkemesince karar gerekçesinde tapu kayıtlarının herkese açık olduğu ve tapu kaydını bilmemenin mazeret sayılmadığı bildirilmiş ise de, sanığın bu durumu araştırması halinde dahi söz konusu ... Türbesinin korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğuna ilişkin tapu kaydında herhangi bir beyan yada tescile ilişkin kayıt bulunmadığından bu durumun sanık tarafından bilinemeyeceği, zira dosya kapsamından ve mahalli bilirkişilerin beyanlarından söz konusu ... Türbesinin korunması gerekli taşınmaz kültür varlığı olduğuna dair söz konusu köyde mutad vasıtalar ile herhangi bir ilan yapıldığına ilişkin bir beyan ve iddianın ileri sürülmediği, bu durumda köyde mutad vasıtalar ile herhangi bir ilanın yapılmadığının kabulü gerektiği, sanığın yurt dışında ikamet ettiği, yılın belirli dönemlerinde Türkiye'ye gelerek köyüne geldiği, sanığın muhtar ile aralarında yaptırmış olduğu camiyi ve türbeye konulması için sipariş vermiş olduğu halıların bir kısmını muhtarın ikametinde görmesi nedeni ile muhtar ile aralarında anlaşmazlık yaşandığını ve muhtarın kendisini şikayet ettiğini beyan ettiği ve sanığın savunmalarının aksini gösterir savunmalarının aksini gösterir suç kastı ile hareket ettiğine ilişkin hakkında mahkumiyet kararı verilmesini gerektirecek her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı anlaşılmasına rağmen sanığın müsnet suçtan açılan kamu davasında beraati yerine eylemi sabit görülerek mahkumiyetine karar verilmesi" gerekçeleriyle Yerel Mahkeme hükmü kaldırılarak hükmün sanığın açılan kamu davasından CMK'nın 223/2-e maddesi uyarınca beraatine şeklinde düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği anlaşılmıştır.IV. GEREKÇE VE KARARDosya kapsamındaki bilgi ve belgelere göre suç tarihinin "17.08.2020" olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu değerlendirilerek yapılan inceleme neticesinde;Hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen fiiller bakımından da failin iyi niyetinden bahsetmenin mümkün bulunmadığı, başka bir deyişle, Dairemizce incelenen dosyalarda sıkça karşılaşıldığı gibi, özel mülkiyete ait olmayan hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufundaki taşınmazlar üzerinde inşai ve fiziki müdahale yapılması durumunda, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, zira bu halde failin, maliki olmadığı veya hukuka uygun şekilde yararlanma hakkını elde etmediği taşınmaza müdahalede bulunduğunu ve fiilinin hukuki korumadan yoksun olduğunu bildiğinin kabulü gerektiği, hukuka aykırı zeminde gerçekleştirilen inşai ve fiziki müdahaleler yönünden ilan kuralı aranmasının, hayatın olağan akışına ve mantık ilkelerine de uygun düşmediği;Dosya arasında yer alan kurum yazısına göre , tescilin kaldırılması için asıl alınması gerekli kararın ... Türbesinin tescil kaydının kaldırılmasına şeklinde olduğunun dolayısıyla türbenin tescil kaydının devam ettiğinin bildirildiği dikkate alındığında suçlamaya konu türbenin suç tarihinde tescilli olduğunun kabulü gerektiği,Bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihi itibarıyla Vakıflar Genel Müdürlüğü mülkiyetindeki 121 ada, 35 parselde bulunan, Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulunu █████/1991 tarih ve 1015 sayılı kararıyla 2863 sayılı yasa kapsamında kültür varlığı olarak tescilli ... Türbesinin sanık tarafından gerekli izinler alınmaksızın yıkılarak yeniden yaptırılması şeklinde gerçekleşen olay bakımından da eylemin hukuka aykırı zeminde gerçekleştiğinin kabulü gerektiği, tescil kararının mahallinde mutat vasıtalarla ilan edilip edilmemesinin sonuca etkili olmayacağı, sanığın ilgili kurul onayı almaksızın tescilli türbeyi yıktırarak yenisini yaptırmak suretiyle üzerine atılı suçu işlediği gözetilmeksizin, hatalı değerlendirme yazılı şekilde hüküm tesisi,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle katılan vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının açıklanan nedenlerle 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, tebliğnameye aykırı olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2 maddesi uyarınca Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,13.02.2025 tarihinde karar verildi