Anahtar kelimeler: Sakarya Bam Alacağa Yazildiği Başkan Eser Katip Vaki Gönderme İnkar

T.C. SAKARYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ
T.C.SAKARYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ5. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████KARAR TARİHİ
: █████/2025KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2025T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: SAKARYA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİDAVA TARİHİ
: █████/2023KARAR TARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVACI
: ... - ...VEKİLİ
: Av. ...DAVALILAR
:1-...:2-...VEKİLİ
: Av. ...DAVA
: Eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatıHÜKÜM
: Kararın kaldırılması göndermeİSTİNAF EDEN
: Davacı vekiliTaraflar arasındaki eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı davası nedeniyle yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesinin kararı davacı vekili tarafından istinaf edilmekle; kesinlik, süre, istinaf şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Üye Hakim tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ... ile Davalı Koçsu Yapı San. Ve Tic. Ltd. Şti ve Hayat Sapanca Gayrimenkul Yatırım İnş. San. ve Ltd. Şti arasında Sakarya İli Geyve İlçesi Kayadibi Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı ve Sakarya İli Geyve İlçesi Suçatı Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı olmak üzere toplam 12 adet yapının yapımına ilişkin ticari iş ilişkisi kurulduğunu, davacı tarafından yapılan imalatların yapım masrafların davacı tarafından karşılanmadığını, davalı borçlulardan ödenmemiş bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik bedelleri, kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedelleri alacakları bulunduğunu, davalıların ödeme yapmaması üzerine başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek Sapanca İcra Müdürlüğü ████████ Esas Sayılı icra takibine davalılarca yapılan itirazların iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle;Davalılar vekili davanın zamanaşımına uğradığını, takibe konu faturaların hiç birisinin davalılar adına kesilmediğini, aksine faturaların davacı adına düzenlendiğini, taraflar arısında sözleşme ilişkisinin bulunmadığını ve belirterek davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına göre; "davanın usulden reddine" karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf isteminde bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı hukuka aykırı olduğunu, eksik ve hatalı olarak karar verildiğini, Yerel mahkemece verilen süre kesin olmayıp kesin olsa dahi sonuçlar ihtar edilmedikçe, ara kararın yerine getirilmemesi sebebiyle somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmediği değerlendirmesi hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden hüküm verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk6100 HMK, 6098 Sayılı TBK3. Değerlendirme ve kararDava; eser sözleşmesinden kaynaklı alacağa ilişkin icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince kamu düzeni yönünden ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.İlk derece Mahkemesi'nin █████/2023 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamıyla görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gerekçesiyle davanın usul yönünden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemizin █████/2023 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamıyla mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.3 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararı sonrasında Mahkemece, Davanın usulden reddine dair verilen kararına karşı davacı vekilince istinafa başvurulmuştur.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 194. maddesinde, somutlaştırma yükü düzenlenmiş olup, maddenin birinci fıkrası uyarınca, taraflar dayandıkları vakıaları, ispata elverişli bir şekilde somutlaştırmakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde, maddenin ihdas amacının, uygulamada genel geçer ifadelerle somut vakıalara dayanmadan davaların açılıp yürütülmesinin önüne geçmek olduğu belirtilmiştir. Gerekçenin devamında, "Bir davada, ispat faaliyetinin tam olarak yürütülebilmesi, mahkemenin uyuşmazlığı doğru tespit ederek yargılama yapabilmesi, karşı tarafın ileri sürülen vakıalara karşı kendini savunabilmesi için, iddia edilen vakıaların açık ve somut olarak ortaya konulması gerekir. Genel geçer ifadelerle, somut bir şekilde ortaya koymadan iddia veya savunma amacıyla vakıaların ileri sürülmesi durumunda, yargılamanın sağlıklı bir şekilde yürütülmesi mümkün olmayacağı gibi, vakıaların anlaşılması için ayrıca bir araştırma yapılması ve zaman kaybedilmesi sözkonusu olacaktır. Taraflar, haklarını dayandırdıkları hukuk kuralının aradığı koşul vakıalara uygun, somut vakıaları açıkça ortaya koymalıdırlar. Bu vakıaların somut olarak ileri sürülmesi, ilgili taraf için bir yüktür; bu yükü yerine getirmeyen sonuçlarına katlanacaktır." şeklindeki ifadelere yer verilerek somutlaştırma yükünün anlam ve önemi vurgulanmıştır.6100 sayılı Kanun'un 119/1-e. maddesi uyarınca da, davacının iddiasının dayanağı olan bütün vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin dava dilekçesinde yer alması zorunludur. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 25. maddesi gereğince de hâkim, tarafların ileri sürmediği vakıaları ve söylemediği bir şeyi dikkate alamaz, hatırlatmada dahi bulunamaz ve hâkimin kendiliğinden delil toplaması da mümkün değildir. Kanunda vakıaların açık ve somut olarak gösterilmesi yeterli görülmemiş, 6100 sayılı Kanun’un 119/1-f. hükmünde ayrıca, açık ve somut olarak gösterilmesi gereken her bir vakıanın hangi delille ispat edileceğinin de belirtilmesi aranmıştır. Keza, bu durum, yukarıda açıklanan 194. maddenin ikinci fıkrasının da tereddüt uyandırmayacak derecede açık hükmünün bir gereğidir.Bu hükümler birlikte değerlendirildiğinde, davacı, dilekçesinde talebinin dayanağı olan vakıaları tek tek, açık ve somut olarak göstermek ve her bir vakıanın hangi delillerle ispat edileceğini de somut olarak belirtmek durumundadır. Bu eksiklikleri gidermenin yolu, 119. maddenin 2. fıkrasındaki süre vermek değildir. Zira, 6100 sayılı Kanun'un 119. maddesinde dilekçedeki eksiklik halinde ne yapılması gerektiği maddenin 2. fıkrasında belirtilmiştir. Bu fıkraya ve maddenin gerekçesine bakıldığında, Kanun koyucunun, dilekçedeki bazı eksikliklerin bir haftalık süre verilerek tamamlanması, tamamlanmadığı takdirde de davanın açılmamış sayılması gerektiğini kabul ettiği görülmektedir. Bunlar, 119. maddenin 1. fikrasının (b), (c), (ç), (ğ), (h) bentlerindeki hallerdir. Bunun dışındaki hallerde ne yapılacağı 119. maddede belirtilmeyip ya ilgili özel kanun hükmüne (örneğin, dava değerinin gösterilmemesi halinde Harçlar Kanunu hükümleri) veya diğer hükümlere başvurulması gerekmektedir. Dilekçede vakıaların hiç ya da somut olarak gösterilmemesi ve delillerle bağlantı kurulmaması halindeki özel düzenleme ise 194. maddedir. Dolayısıyla bu hükümden hareketle sorun çözülmelidir.Daha önce doktrinde ve kısmen yargı kararlarında zikredilen somutlaştırma yükü, 6100 sayılı Kanun ile birlikte açık bir kanunî düzenlemeye kavuşmuştur. Ancak, bu noktada iddia yükü ile somutlaştırma yükünü birbirinden ayırdetmek de gerekir. Dilekçede hiçbir vakıaya veya hukukî nitelikte vakıa sayılacak iddialara yer verilmemişse, o zaman "iddia yükünün" yerine getirilmemesinden; belirli vakıa iddiaları mevcut olmakla birlikte, bunların somut ve açık şekilde gösterilmemesi (ve delillerle bağlantı kurulmaması) halinde ise, somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilir. Bu her iki yük de usûlî yükler olmakla birlikte, sonuçları ayrı değerlendirilmelidir. İddia yükünün yerine getirilmemesi halinde, gerçek anlamda bir vakıa iddiası mevcut değildir ve 6100 sayılı Kanun'un 25. maddesi gereğince hâkimin mevcut olmayan bir vakıaya dayanması, hatta bunu hatırlatması mümkün olmayacaktır. İddia edilmeyen bir şeyin ispatına yönelik faaliyetten de söz edilemez. Kısaca, iddia yoksa, ispat da yoktur. Bu sebeple, iddia yükünün yerine getirilmemesi halinde, dilekçeler teatisi aşamasında bu eksiklik tamamlanmamışsa, bu aşamadan sonra başkaca bir inceleme yapmadan, işin esasına girmeden, davanın "iddia yükü yerine getirilmediğinden usûlden reddi" gerekir. Çünkü, esasa girip ne ön inceleme ne tahkikat konusu yapılacak bir vakıa mevcuttur.Davacının dilekçesinde talebine dayanak yaptığı bazı iddialar (vakıalar) olmakla birlikte, bunlar somut ve açık değilse, o zaman somutlaştırma yükünün yerine getirilmemesinden söz edilmelidir. Somutlaştırma yükü yerine getirilmeden ne karşı tarafın sağlıklı savunma yapması ne de sağlıklı bir hüküm verilmesi mümkündür. Çünkü, karşı tarafın hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak açıklama ve ispat hakkını kullanabilmesi için, öncelikle kendisine yöneltilen iddialar hakkında tam olarak bilgilenmesi zorunludur (m. 27). Keza, hükümde nelerin yer alması gerektiğini belirten 6100 sayılı Kanun'un 297. maddesi gereğince, tarafların iddia ve savunmalarının, uyuşmazlık noktalarının, hükmün dayandığı ve sabit görülen vakıların, tam olarak gösterilmesi aranmaktadır (m. 297/1-c). Somut vakıalar olmadan, hâkimin sağlıklı ve somut bir karar vermesi de mümkün değildir.Davanın dayanağı olan vakıaların soyut olarak gösterilmesi yetmez, bu vakıaların ispata elverişli şekilde zaman, mekan ve içerik olarak somutlaştırılması zorunludur. Somutlaştırmak, bir iddiayı, zaman, mekân, kişi, oluş şekli gibi unsurlarıyla algılamaya, anlamaya, tartışmaya, ispata elverişli şekilde ortaya koymaktır. Vakıaların somutlaştırılmasından sonra, karşı tarafça savunma yapılabilir ve mahkemece bir vakıa tam olarak algılanabilir, ispat faaliyeti yürütülebilir ve vakıa üzerinde inceleme ve tartışma yapılarak karar verilebilir. Soyut ve genel ifadelerle dilekçe yazmak, tarafın kendi bilmediği bir şeyi karşı tarafın bilmesini ve mahkemenin de talepte dahi bulunanın bilmediği, somut olarak ileri sürmediği, belirsiz bir şeyden sonuç çıkarmasını beklemek anlamına gelir ki, bu durum hukuk kuralları bir yana mantık kurallarıyla da bağdaşan bir durum değildir. Yargıtayın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, dava malzemesini getirmek tarafların, hukuku uygulamak mahkemenin işidir. Taraflar dava malzemesini eksik değil, tam olarak getirmek durumundadırlar. Unutmamak gerekir ki, talebin tam tespit edilemediği belirsiz alacak davasında dahi, talep konusu belirsiz olsa dahi, Kanun hukuki ilişkinin belirtilmesini zorunlu kılmıştır (HMK m. 107). Çünkü, kişi, belirsiz ve bilinmeyen bir hukukî ilişki ve vakıadan hareketle bir talepte bulunamaz.Somutlaştırma yükü de iddia yükü gibi usûlî bir yük olmakla birlikte, sonucu iddia yükünden farklıdır. İddia yükünde ortada bir vakıa yokken, somutlaştırma yükünde bir vakıa mevcut, ancak kanunun aradığı şekilde açık ve somut değildir. Bu durumda, özellikle hâkimin davayı aydınlatma ödevi (HMK m. 31) ile ön inceleme hükümleri (HMK m. 320, 137, 140) dikkate alınmalıdır. Çünkü, "maddi ve hukuk açıdan belirsiz yahut çelişkili" hususlarda hâkim davayı aydınlatmak durumundadır. Somut olmayan vakıalarda, maddi ve belirli ölçüde hukuki belirsizlik mevcuttur, bu belirsizliğin giderilmesi gerekir. Bu belirsizlik dilekçelerin verildiği aşamada giderilebileceği gibi, özellikle gerek 6100 sayılı Kanun madde 320 gerekse madde 137 ve 140 hükümleri gereğince, hâkim tarafından bu konuda çaba gösterilmesi gerekir. Çünkü, ön ncelemede tarafların iddia ve savunmalarının tespit edilmesi, anlaştıkları ve anlaşamadıkları noktaların tek tek belirlenmesi gerekli ve zorunlu olup bu aynı zamanda hâkimin ödevidir. Bu çerçevede hâkimin ön incelemede mutlaka somutlaştırmayı sağlaması gerekir. Bu sebeple, sadece tarafların dilekçelerini tekrar ettikleri yönündeki beyanların tutanağa geçirilmesi veya soyut ifadelerle tespit yapılması yeterli değildir. Bu, mahkemenin yargılamayı yürütmesi bakımından sağlıklı olmayacağı ve Kanuna aykırı olacağı gibi, Yargıtay denetimine elverişli bir durum da oluşturmayacaktır. Bunun gibi, tarafların üzerinde bulunan yükleri (iddi, somutlaştırma ve ispat yükü) ve hâkimin görevi ve ödevini bilirkişinin üzerine yıkarak, bilirkişinin bu tespitleri yapması da beklenemez ve bu tespitlere göre de dava yürütülemez. Zira, tarafın iddiası olmayan veya somutlaştırmadığı bir hususu, bilirkişi incelemez, değerlendiremez; bilirkişi hâkimin yerine de geçerek davayı aydınlatamaz, uyuşmazlık ve vakıa belirlemesinde bulunamaz. Bilirkişi ancak, varolanı inceleyebilir, açıklayabilir, teknik bilgisiyle istenen hususu tespit edebilir. Başlangıçta taraflarca ve hâkim tarafından gerçekleştirilmeyen bu işlemlerin sonradan bilirkişi marifetiyle giderilmesi usûlen mümkün değildir.Eğer somutlaştırma yükü, hâkimin davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevine rağmen, davacı tarafından yerine getirilmemişse, o zaman bu yüke bağlanan yaptırım ortaya çıkacaktır. Somutlaştırma yükünün yerine getirmemenin yaptırımı, ispat yükünü yerine getirmemektir. Bu ise, aslında vakıanın ispata elverişli kabul edilememesi ve bunun sonucu olarak da belirsizlik rizikosuna katlanma şeklinde gerçekleşecektir. Böyle bir durumda, somutlaştırma yükü ve dolayısıyla ispat yükü yerine getirmediğinden, ispat edilemeyen davanın reddi sonucu doğacaktır ki, bu da davanın esastan reddi olup işin esası bakımından kesin hüküm oluşturacaktır.Sonuç olarak dava dilekçesinde, gerek 6100 sayılı Kanun madde 119/1-e. gerekse madde 194 gereğince somutlaştırma yükünün yerine getirilmemiş olması halinde, önce hâkim davayı aydınlatma ödevi ve ön incelemedeki görevi gereği, somut olmayan hususların belirlenmesini (yeni bir vakıa meydana getirmeden, sadece mevcut vakıa kapsamında) davacıdan istemeli, bu eksiklik tamamlanırsa yargılamaya devam edilerek karar verilmeli, bu eksiklik tamamlanmaz, somutlaştırma gerçekleşmezse, ispatsız kalan davanın reddine karar verilmesi gereklidir.Öte yandan, itirazın iptali davasında davacının talebi itirazın iptali olmakla birlikte icra takibinden birden çok alacak kalemi talep edildiğinde hangi alacak kalemi için ne kadar talep edildiğinin açıklanarak neticei talebin belirli hale getirilmesi zorunluluktur.Anılan Kanun'un 90. maddesi; ”Süreler, kanunda belirtilir veya hâkim tarafından tespit edilir. Kanunda belirtilen istisnai durumlar dışında, hâkim kanundaki süreleri artıramaz veya eksiltemez. Hâkim, kendisinin tespit ettiği süreleri, haklı sebeplerle artırabilir veya eksiltebilir; gerekli gördüğü takdirde, bu konudaki kararından önce tarafları da dinler."94. maddesi ise;" Kanun'un belirlediği süreler kesindir. Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Aksi hâlde, belirlenen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir. Bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar." düzenlemesini içermektedir.Dosya içeriğine göre somut dosyada, davacı vekili dava dilekçesinde davacı ile Davalı Koçsu Yapı San. Ve Tic. Ltd. Şti ve Hayat Sapanca Gayrimenkul Yatırım İnş. San. ve Ltd. Şti arasında Sakarya İli Geyve İlçesi Kayadibi Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı ve Sakarya İli Geyve İlçesi Suçatı Köyünde yapılan 6 adet müstakil yapı olmak üzere toplam 12 adet yapının yapımına ilişkin ticari iş ilişkisi kurulduğunu, davacı tarafından yapılan imalatların yapım masrafların davacı tarafından karşılanmadığını, davalı borçlulardan ödenmemiş bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik bedelleri, kar payı ve ekstra yapılan ve ödenmeyen iş ve işçilik bedelleri alacakları bulunduğunu, davalıların ödeme yapmaması üzerine başlatılan icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek icra takibine davalılarca yapılan itirazların iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı icra takibinde alacağın sebebini bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik alacağı, kar payı ve ek iş- işçilik bedelleri olarak göstermiştir. Asıl alacak olarak 938.000,00 TL talepte bulunmuş, ancak hangi alacak kalemi için hangi bedelde talepte bulunulduğunu ayrı ayrı göstermemiştir. Davacı icra takibini başlatırken dayandığı vakıaları ortaya koymadığı ve itirazın iptali davasında kendisini sınırlayacak borcun doğum sebeplerini göstermediği, vakıaları somut olarak belirtmediği ve delillerle bağlantı kurmadığı anlaşılmakla talebini açık anlaşılır ispata elverişli şekilde ortaya koymamıştır. Ayrıca, icra takibinden birden çok alacak kalemi talep edildiğinde hangi alacak kalemi için ne kadar talepte bulunduğu belirgin değildir. Mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 31., 119/1-e-ğ ve 194 maddeleri hükümleri uyarınca uyuşmazlığın aydınlatılması ve taleplerin belirlenmesi için davacı vekiline süre ve imkan tanınması gerekmektedir. Davacı vekiline, █████/2024 tarihli 2 nolu celsede davacı tarafın icra takibinde alacağın sebebi olarak bakiye fatura alacağı, ödenmemiş işçilik alacağı, kar payı ve ek iş- işçilik bedelleri şeklinde yazarak toplam 938.000,00-TL asıl alacak talebinde bulunduğu, ancak hangi alacak kalemi için hangi bedelde talepte bulunulduğunu ayrı ayrı gösterilmediği, bu hususun açıklanmasının gerektiği, ayrıca davalı şirketlerin aralarında adi ortaklık bulunup bulunmadığı, husumetin her iki şirkete birlikte yöneltilmesinin sebebinin ne olduğu, bahsi geçen 12 adet yapıda davalıların ayrı ayrı işveren mi olduğu, yoksa birlikte mi işveren oldukları, davalılar arasında adi ortaklık bulunup bulunmadığı hususlarının da muallak olduğu anlaşılmakla davacı vekiline takibe konu yaptığı alacak miktarının ayrı ayrı kalemler halinde açıklanması, yargılamaya yapmaya elverişli halde bildirmesi, davalılara birlikte husumet yöneltmesinin sebebi hususlarında açıklamada bulunmak (somutlaştırma yükümlülüğünü yerine getirmek) üzere 2 haftalık süre verilmiştir. Davacı vekili, süresinde beyanda bulunmasına rağmen açıklama istenen hususlarda talebini ve davasını somutlaştırmadığı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanun'un 194. maddesi gereğince somutlaştırma yükümlülüğünün yerine getirilmesi için anılan Kanun'un 90 ve 94. maddeleri kapsamında hakim tarafından ilk defa verilen ve kesin olduğu ara kararda belirtilmeyen, süreye uymamanın sonuçları gösterilmeyen ve süreye uyulmamasının sonuçları ihtar edilmeyen bu süre kesin sürenin sonuçlarını doğurmaz.Bu durumda mahkemece, 6100 sayılı HMK'nun 31., 119/1-e-ğ ve 194 maddeleri hükümleri uyarınca davacı tarafa icra takibindeki alacak kalemleri için hangi bedelde talepte bulunulduğunu ayrı ayrı göstermesi ve davalı şirketlerin aralarında adi ortaklık bulunup bulunmadığı, husumetin her iki şirkete birlikte yöneltilmesinin sebebinin ne olduğu, 12 adet yapıda davalıların ayrı ayrı iş sahibi mi olduğu, yoksa birlikte mi iş sahibi mi oldukları, davalılar arasında adi ortaklık bulunup bulunmadığı, davalılara birlikte husumet yöneltmesinin sebebinin açıklanması hususlarında açıklamada bulunmak üzere süreye uyulmamasının doğuracağı sonuçları açıklanarak ve davacı vekiline bu husus ihtar edilerek beyanda bulunmak için yeterli ve elverişli kesin süre verilmeli, oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru bulunmamıştır.Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,2-Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarihli, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dairemiz kararına uygun şekilde davanın yeniden görülmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Davacı tarafça yatırılan istinaf peşin harcının istek halinde tarafına iadesine,5-Davacı tarafça ödenen istinaf başvuru harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,6-Duruşma açılmadığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,7-İstinaf kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun HMK.362/1-c maddeleri gereğince KESİN olmak üzere 14.03.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.*...Başkan...¸e-imzalı...Üye...¸e-imzalı...Üye...¸e-imzalı...Katip...¸e-imzalı