Anahtar kelimeler: Mahvederim Öldürürüm Seni Sözler Vücut Kyb Vasfında Talebiyle Söylemek Mağdura

MAHKEMESİ
:Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.SUÇLAR
: Mala zarar verme, hakaret, tehditİI. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 09.01.2024 tarihli ve KYB-█████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;"Dosya kapsamına göre;1)Sanık hakkında, iddianamede "...seni mahvederim, seni öldürürüm..." biçiminde sözler söylemek şeklinde tanımlanan █████/2019 tarihli eylemleri nedeniyle mala zarar verme, hakaret ve tehdit suçlarından cezalandırılması talebiyle kamu davasının açıldığı, sanığın mağdura söylediği kabul edilen sözlerin, 5237 sayılı Kanun'un 106/1-1. cümlesinde düzenlenen vücut dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit suçunu oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında hataya düşülerek 5237 sayılı Kanun'un 106/1-2. cümlesi uyarınca sanığın mahkumiyetine karar verilmesinde,2)İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin █████/2021 tarihli kararı ile sanık hakkında adli sicil kaydı dikkate alındığında yasal koşulları oluşmadığından bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmiş ise de, kararın gerekçe kısmında aynı zamanda sanığa ait adli sicil kaydında herhangi bir kayıt bulunmadığından bahisle sonuç ceza olarak adli para cezasın tercih edildiği belirtilmek suretiyle, takdiri indirim de uygulanan sanık hakkında diğer koşullar değerlendirilmeden kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesinde,3)1982 Anayasasının 141. maddesinde “Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.” ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 34/1. maddesinde “Hâkim ve mahkemelerin her türlü kararı, karşı oy dahil, gerekçeli olarak yazılır. Gerekçenin yazımında 230. uncu madde göz önünde bulundurulur. Kararların örneklerinde karşı oylar da gösterilir.” şeklinde yer alan düzenlemeler ile,Benzer bir olay sebebiyle Yargıtay 1. Ceza Dairesinin █████/2022 tarihli ve ██████████ esas, ██████████ karar sayılı ilamında yer alan "Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (Hadjianastassiou/Yunanistan, 16.12.1992; Van de Hurk/Hollanda, 19.04.1994; Hiro Balani/İspanya 09.12.1994; Ruiz Torija/İspanya, 09.12.1994) kararlarında, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nin 34. ve 230. maddeleri ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 05.05.2015 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı gereğince mahkemenin gerekçeli kararında iddia, savunma, tanık beyanları ve diğer deliller somut olarak açıklanarak suçun öğeleri, kanıtlandığı kabul edilen olaylar denetime elverişli şekilde gösterilerek ve deliller tartışılarak mahkemenin ulaştığı sonuç sanık, mağdur, Cumhuriyet savcısı ve diğer okuyan herkesi tatmin edici olması gerekirken, eksik ve yetersiz gerekçe ile 5271 sayılı CMK'nin 34. ve 230. maddelerine aykırı karar verilmesi" şeklindeki açıklamalara yer verildiği,Somut incelemeye konu dosyada, sanığın katılanlara karşı işlediği iddia olunan hakaret, tehdit ve mala zarar verme suçları nedeniyle İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonunda, sanığın suç oluşturduğu kabul edilen fiili, bunun nitelendirilmesi ve maddi olayın oluş şekli ile elde edilen kanıtlara göre mahkemenin ulaştığı sonuçlar ortaya konularak denetime ve incelemeye esas bir karar verilmesi gerekirken, katılan ve tanığın aşamalardaki beyanlarının birbiriyle uyumlu olduğu, kamera görüntü çözümlemeleri dikkate alınarak sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek, hakaret, tehdit ve mala zarar verme suçlarından hüküm kurulduğu şeklindeki yetersiz gerekçeyle hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesinde,4) Kendisini vekil ile temsil ettiren katılan lehine vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğinin gözetilmemesinde, isabet görülmemiştir. ” şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇE1. Gerekçeli kararın delillerin değerlendirilmesi ve gerekçe bölümünde de kabul edildiği üzere, sanığın katılana hitaben "seni mahvederim, seni öldürürüm" şeklindeki sözleri söylediği olayda, sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1. maddesinin 1. cümlesinde düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden aynı maddenin 2.cümlesinde düzenlenen suçu oluşturduğundan bahisle hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.2. Sanık hakkında seçenek yaptırımlardan adlî para cezasına hükmedilmesine gerekçe olarak "adlî sicil kaydında sabıkasız oluşu dikkate alınarak..." gösterildiği, suç tarihinde sanığın adlî sicil kaydına göre sabıkası bulunmadığının anlaşıldığı, 5271 sayılı CMK’nın 231. maddesinin 6. fıkrasının (b) bendinde belirtilen sanığın “kişilik özellikleri ile duruşmadaki tutum ve davranışları göz önünde bulundurularak yeniden suç işlemeyeceği hususunda kanaate varılması” koşulunun oluşup oluşmadığı değerlendirilerek sonucuna göre hukuki durumunun belirlenmesi ve Yargıtay denetimine elverişli olacak şekilde takdirin gerekçelerinin kararda gösterilmesi gerekirken, "...sanığın adli sicil kaydı dikkate alındığında yasal koşulları oluşmadığından..." gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 231. maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek hüküm ile gerekçeli karar arasında çelişki de yaratılarak yasal olmayan gerekçe ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.3. Anayasa'nın 141/3, 5271 sayılı CMK'nın 34/1, 230, 232 ve 289. maddeleri gereğince mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması; Yargıtayın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçede mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi bu delillere göre ulaşılan sonuçların, dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanıkların eylemlerinin ve yüklenen suçların unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden, sanıklar hakkında hangi delillere dayanılarak mahkumiyet hükümleri kurulduğu temyiz incelemesine imkan verecek şekilde tartışılmadan "katılan ve tanığın aşamalardaki beyanlarının birbiri ile uyumlu olduğu, kamera görüntü çözümlemeleri dikkate alınarak sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmemiş" şeklinde yetersiz gerekçe ile hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.III. KARARYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının kanun yararına bozma isteminin KABULÜNE, İstanbul Anadolu 6. Ağır Ceza Mahkemesinin 20.04.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 309/3. maddesi gereği aleyhe sonuç doğurmamak üzere KANUN YARARINA BOZULMASINA, aynı Kanun’un 309/4. maddesinin (b) bendi uyarınca sonraki işlemlerin Yerel Mahkemece yerine getirilmesine, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 30.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.