Anahtar kelimeler: Davatazminat Terbiyeleme Isıtma Yıkama Çamaşırhaneler Üretmekte Buhar Detayları Kimyasal Kazanım

T.C.

İSTANBUL
14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
:████████ Esas
KARAR NO
:████████
DAVA
:Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
:█████/2024
KARAR TARİHİ
:█████/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu dava dilekçesini özetle; Müvekkili Şirket ... San. ve Tic. A.Ş. başta endüstriyel ve ticari çamaşırhaneler, tekstil yıkama ve terbiyeleme sistemleri ve buhar üretimi, su ısıtma ve enerji geri kazanım tesisleri olmak üzere anahtar teslimi sistem kurulumu hizmetleri üretmekte ve bu hizmetlerle ilişkili kimyasal tedariki ve teknik servis faaliyetlerini yürüttüğünü, Müvekkili Şirket ile Davalı arasında 05.11.2017 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi akdedilmiş olduğunu, sözleşme halen daha yürürlükte olduğunu, sözleşme kapsamında Davalı tarafından, detayları Sözleşme'de belirtilen birtakım buhar jeneratörlerinin imalatlarının tasarlanması ve geliştirilmesiyle ilgili danışmanlık işlerinin yapımı üstlenildiğini, Sözleşme hükümleri Uyarınca Müvekkili Şirket ayrıca Sözleşme kapsamında tasarımları ve geliştirmeleri yapılacak Jeneratörlere ilişkin bunların tek kullanim hakkı sahibi olarak belirlendiğini, Davalı'nın daha sonra bu ürünleri Sözleşme yürürlükte olduğu sürece Müvekkil Şirket dışında başka bir şekilde bunları kullanması yasaklandığını, Sözleşme'nin "Rekabet Yasağı başlıklı 10. maddesinde de, Davalı'nın rekabet yasağını ihlal etmesi halinde Davacı Müvekkil Şirket'e anlaşmada yer alan danışmanlık bedellerinin toplamı olan 200.000-TL ceza koşulu tutarını nakden ve defaten faizi ile ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı'nın, sözleşme'yi ve rekabet yasağını ihlal ettiğini, .... Sulh Hukuk mahkemesi'nin ... değişik iş sayılı dosyasından talep edilen delil tespiti ile de sabit olduğunu, davalı tacir olup, basiretli bir tacir olarak akdettiği sözleşme hükümleriyle bağlı olmasına rağmen sözleşme'ye aykırı davrandığını, davalı, sözleşme'ye aykırı eylemleri nedeniyle sözleşme'de kararlaştırılan ceza koşulunu ödemekle yükümlü olduğunu, müvekkili şirket alacağı belirlenemediğinden huzurda olarak ikame edildiğini, Şimdilik asgari değer 200,000-TL olmak üzere Taraflar arasında imzalı 05.11.2017 tarihli Danışmanlık Sözleşmesi'nden doğan ceza koşulu alacağının ve şimdilik asgari değer olarak 5.000-TL olmak üzere, Sözleşme ihlalinin halen devam etmesi nedeniyle her gün için toplam cezanın Ye1'i kadar ek ceza koşulu alacağının, dava tarihinden itibaren işleyecek en yüksek avans faizi ile birlikte Davalı'dan tahsiline ve Müvekkil'e ödenmesine, Haklı davamızın kabulüne Yargılama harç ve giderleri, arabuluculuk ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini Müvekkil Şirket adına menfi/müspet/imunzam zarar, ve sait tüm yasal haklarımız saklı kalmak kaydıyla vekaleten saygılarımızla talep etmiştir.
Davalı vekilinin Mahkemeye sunmuş olduğu cevap dilekçesini özetle; Davaya konu sözleşme geçerli şekil şartını taşımaması sebebiyle kesin hükümsüz bir sözleşme olup bu cihetle işbu sözleşmeye bağlı olarak yapılan tüm anlaşmalar geçersiz olduğunu, kuruluş anından itibaren hükümsüz olduğunu, davalılar arasında organik bağ olduğu iddia edilse de davacı işbu iddiasını kanıtlayamadığını, sözleşme kapsamında belirtilen tasarımlar da aynı şekilde tescil edilmediğini, işbu tasarımlar türk patent ve marka kurumu nezdinde özgün olmadığından böyle bir tescil yapılamadığını. özgün olmayan ve herkes tarafından kullanılabilecek tasarımların da kullanılması rekabet yasağı anlaşmasınının ihlali durumunda oluşturmadığını, .... Sulh Hukuk mahkemesi'nin ... sayılı d.iş dosyası kapsamında davalı müvekkiller aleyhine hazırlanan bilirkişi raporu mesnetsiz, yetersiz ve noksan olduğunu, sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmemekle birlikte bir an için geçerli olduğunu kabul edilse dahi müvekkilinin sözleşme kapsamında ihlal ettiği bir yükümlülük bulunmadığını, sözleşmenin geçerli olduğunu kabul etmemekle birlikte bir an için geçerli olduğunu kabul edilse dahi müvekkil aleyhine kararlaştırılan cezai şart hukuka aykırı olduğunu, arz edilen nedenlerle ve fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı ile; usule yönelik cevaplarımız dikkate alınarak davanın usulden reddine, aksi halde davanın esasa yönelik cevaplarımız dikkate alınarak esastan reddine, yargılama harç ve giderleri ile vekâlet ücretinin davacıya yükletilmesine, karar verilmesini vekaleten arz ve talep etmiştir.
Dava, danışmanlık sözleşmesinden kaynaklanan cezai şart ve ek cezanın tahsili konularında toplandığı anlaşıldı.
6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartlarından olup 115. madde gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
Bilindiği üzere; 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 Sayılı Yasa ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı yasanın 5/3.maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir.
Anılan yasal düzenlemeler uyarınca Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde olduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının, TTK’da ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.
Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 6335 sayılı Yasa ile değişik 4.maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nun 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise; tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile, bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların, Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği kuşkusuzdur.
Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, uyuşmazlığın taraflar arasındaki danışmanlık sözleşmesinden kaynaklandığı, bu davanın ticari bir dava niteliği taşımadığı, 6102 sayılı TTK'nun 4 ve 5. maddelerinde tarif edilen ticari davalardan sayılmadığı, bu nedenle davanın mutlak ticari davalardan olmadığı, görev hususunun re'sen göz önüne alınması gerektiği, dosya içeriğinin incelenmesinde davalının tacir olduğuna dair bilgi ve belge de bulunmadığı, mahkememizce yazılan müzekkere cevaplarında davalının tacir kaydının bulunmadığı, işletme esasına göre defter tuttuğu, Vergi Usûl Kanununun 177. Maddesinde belirtilen limitleri aşmadığı anlaşılmış olup tacir sıfatının bulunmadığı, kaldı ki █████/1996 tarihinde vergi mükellefiyet kaydını kapattığı, bu hali ile TTK 4. maddesinde tarif edilen her iki tarafında ticari işletmesiyle ilgili olma şartının bulunmadığından nispi ticari dava olarak da kabulünün mümkün bulunmadığından eldeki davaya bakma görevi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesine aittir. Bu nedenlerle davanın görev şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar verilerek aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın 6100 sayılı Yasanın 114/1-c maddesi ve 115/2.maddesi gereğince görev dava şartı yokluğu nedeni ile usulden REDDİNE,
2- 6100 sayılı Yasanın 20/1 maddesi delaletiyle kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içinde Mahkememize başvurularak dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesinin talep edilmesi gerektiği, aksi durumda davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin kararın tebliği ile birlikte ihtarına,
3- 6100 sayılı Yasanın 331/2.maddesi gereğince davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece hüküm altına alınmasına, davaya devam olunmaması halinde Mahkememizce dosya üzerinden durumun tespiti ile davacının yargılama giderlerini ödemeye mahkum edilmesine,
Dair, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süresi içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.
Katip ...
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!