Anahtar kelimeler: Çekinen Vekillikten Avukata Haberi Çekildiğinden Çekilme Mernis Babasına Normal Haliyle
2. Ceza Dairesi         ████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    B O Z M A Ü Z E R İ N E

    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ███████ K.
    ŞİKÂYETÇİ
    : ...
    SUÇLAR
    : Hırsızlık, iş yeri dokunulmazlığının ihlali
    HÜKÜM
    : Mahkumiyet
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Ret, bozma
    Sıngırlı Noterliğince düzenlenen 14.03.2016 tarihli ve 1540 Yevmiye numaralı vekâletname ile sanık ...'ın Av. ...'yı vekil tayin ettiği, sanık müdafii Av. ...'nın 13.05.2016 tarihli dilekçesiyle sanık müdafiliğinden istifa ettiğini bildirdiği, müdafinin vekillikten çekilme dilekçesinin sanığın savunmasında bildirdiği adresine normal tebligat çıkartılmadan MERNİS adresi ibaresiyle doğrudan çıkartıldığı ve babasına tebliğ yapıldığı, bu haliyle sanığın Av. ...'nın vekillikten çekildiğinden haberi olmadığı, Yargıtay bozma kararı sonrasında yapılan tüm tebligatların avukatlıktan çekinen avukata yapıldığı, sanığın yüzüne karşı verilen hükmün esasını oluşturan kısa kararda sanık müdafiinin mazeret bildirmeden katılmadığının belirtilmesi karşısında sanığın müdafiinin bulunduğu hususunda yanıltıldığı bu nedenle yanıltmadan yararlanarak sanığın hükmü süresinde temyiz ettiği kabul edilerek yapılan incelemede;
    Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305. maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260/1. maddesi gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi gereği temyiz isteklerin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:
    I- Sanık ... hakkında hırsızlık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
    Bozma üzerine yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
    Yargıtay 17. Ceza Dairesinin 13.02.2018 tarihli bozma ilamından önce verilen ve yalnızca sanık tarafından temyiz edilen Mahkemenin 20.04.2016 tarihli kararında sanık hakkında sonuç ceza olarak hükmolunan 5 yıl 15 ay hapis cezasının 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca sanık lehine infaz bakımından kazanılmış hak teşkil ettiği gözetilmeden, bozma üzerine 25.01.2022 tarihli kararda, 5237 sayılı Kanun'un 142/2-h, 143/1, 62. maddeleri uyarınca hükmolunan 6 yıl 3 ay hapis cezasının, 5 yıl 15 ay hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi
    Bozmayı gerektirmiş, sanık ve müdafiinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı Kanun'un 322. maddesine göre düzeltilmesi mümkün olduğundan, “sanık hakkında hırsızlık suçundan hükmolunan 6 yıl 3 ay hapis cezasının, 1412 sayılı Kanun'un 326/son maddesi uyarınca kazanılmış hak gözetilerek, 5 yıl 15 ay hapis cezası üzerinden infazının yapılmasına'' karar verilmesi suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
    II- Sanık ... ve ... hakkında hırsızlık ve sanık ... hakkında iş yeri dokunulmazlığının ihlâli suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz istemlerinin incelenmesinde
    1-Sanık ... müdafii Av. ...'nın 13.05.2016 tarihli dilekçesiyle sanık vekilliğinden çekildiği nazara alındığında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 142. maddesinde 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılmasına Dair Kanunu'nun 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ve 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması, savunmasının zorunlu müdafii huzurunda alınması ve kısa kararın zorunlu müdafiinin hazır bulunduğu duruşmada açıklanması gerektiği gözetilmeden, yargılamaya devam edilerek aynı Kanun’un 188/1 ve 289/1-e-h maddelerine aykırı davranılması suretiyle savunma hakkının kısıtlanması,
    2- Sanık ... müdafinin 24.01.2022 tarihli dilekçesinde ".... mazeretli sayılmama ve duruşmanın başka bir tarihe ertelenmesine, dosya subuta ermiş ise yokluğumda karar verilerek müvekkilimin beraatine karar verilmesini saygılarımla arz ve talep ederim." şeklinde mazeret dilekçesi ibraz ettiği, 25.01.2022 tarihli hükmün verildiği oturumda sanık müdafiinin mazeret bildirdiği belirtilerek bu hususta olumlu veya olumsuz bir karar verilmeksizin okunup dosyasına konulduğunun belirtildiği ve sanığın Cumhuriyet savcısının mütalaasına karşı savunmada bulunduğu nazara alındığında 5237 sayılı Kanun'un 142. maddesinde, 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunu'nun 62. maddesi ile yapılan ve 28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren değişiklik uyarınca, sanığa yüklenen 5237 sayılı Kanun’un 142/2-h ve 143. maddelerinde öngörülen suçun gerektirdiği cezanın alt sınırının 5 yıldan fazla olması ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2021 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı dikkate alınarak, 5271 sayılı Kanun’un 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanması ve hüküm duruşmasında müdafiinin hazır bulunması gerektiği, bozmadan sonra sanığa zorunlu müdafii atandığı, hükmün esasını oluşturan kısa kararın açıklandığı 25.01.2022 tarihli son oturuma katılmayan sanık müdafiinin aynı celsede esaslı bir işlem olan Cumhuriyet savcısının mütalaasına karşı beyanlarının alınmadığı anlaşılmakla; 5271 sayılı Kanun'un 188/1 ve 289/1-e-h maddelerine aykırı hareket edilerek sanığın savunma hakkının kısıtlanması,
    Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükümlerin bu sebepten dolayı Tebliğname'ye kısmen uygun olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    19.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!