Anahtar kelimeler: Bam Alındıktan Görüşleri Başkan Yazim Konya Katip Layihalar Üye İstenmiş

T.C. KONYA BAM 6. HUKUK DAİRESİ

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
6. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: .....
KARAR NO
: .....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ...... Esas-...... Karar
DAVACI
: ...
VEKİLLERİ
: Av. ... & Av. ...
İSTİNAF EDEN DAVALI
: ......
VEKİLİ
: Av. ...
DAVA
: İtirazın İptali
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
YAZIM TARİHİ
: █████/2025
Taraflar arasında görülen davada Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... Esas -...... Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içerisinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten ve üye hakimin görüşleri alındıktan sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA
: Davacı vekili, müvekkilinin oto alım satım işi yaptığını, █████/2018 tarihinde davalı şirkete ait olan ...... plakalı dorse ile ...... plakalı çekiciyi davalı şirketin yetkilisi ......'dan toplam 72.000,00 TL'ye satın aldığını, müvekkilinin satın aldığı dorseyi internet sitesinden satılığa çıkarttığını ancak █████/2019 tarihinde polislerin müvekkilini arayarak satılığa çıkartılan dorsenin change olabileceğini ve bu nedenle muhafaza altına alınması gerektiğini bildirmeleri üzerine müvekkilinin durumu davalı şirket yetkilisine bildirerek satış sözleşmesinin sona erdiğini ve ödenen bedelin tarafına iade edilmesini istediğini, ancak söz konusu ödenen bedelin ödenmemesi üzerine Konya.... İcra Müdürlüğünün ...... esas sayılı dosyasıyla davalı aleyhinde icra takibi başlatıldığını, davalının itirazı üzerine takibin durdurulduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, davalı aleyhine alacak miktarının %20'sinden aşağı olmamak üzere müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili, açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davanın ticari mahiyette olduğunu ve görevsiz mahkemede açıldığını, davacının davayı açmakta haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin davaya konu dorsenin change olduğunu bilebilecek durumda olmadığı gibi kendisinin de bu sebeple mağduriyet yaşadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, "..taraflar arasında ...... plakalı dorsenin satışı için sözleşme yapıldığı, Konya.....Noterliğince düzenlenen satış sözleşmesinde dorse bedelinin 15.000,00 TL olarak yazıldığı,davacı tarafın 15.000,00 TL'yi EFT yolu ile davalı tarafa ödediğinin sunulan dekonttan anlaşıldığı,kalan 27.000,00 TL'nin ise elden ödendiğinin davacı tarafça iddia edildiği, bilirkişi raporunda ve ek raporunda, dorsenin satış tarihindeki satış fiyatının 50.000,00 TL civarında olacağının belirtildiği anlaşılmakla, dava dilekçesinde; davalı şirkete ait olan ...... plakalı dorse ile ...... plakalı çekicinin 72.000,00 TL karşılığında satın alındığı, ...... plakalı dorse için 15.000 TL'nin EFT ve kalan 27.000,00 TL'nin elden ödendiğinin belirtildiği anlaşılmakla, her ne kadar 50.000,00 TL üzerinden takip başlatılmış ise de dorsenin satışı konusunda tarafların 42.000,00 TL'ye anlaştıklarının kabulünün gerektiği kanaatine varılarak, davanın kısmen kabulü ile takibin 42.000 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz üzerinden devamına..." gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, Konya....İcra Dairesi'nin ...... Esas sayılı icra dosyasına davalı tarafça yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 42.000,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davalı vekili, görevsizlik kararı nedeniyle lehlerine vekalet ücreti hükmedilmesi gerekirken, bu konuda hüküm kurulmamasının yerinde olmadığını, müvekkilinin akdin kurulumu sırasında dorsenin change olduğunu bilmediğini bu nedenle herhangi bir sorumluluk atfedilemeyeceğini, davacının iddialarının kabul edilemez ve gerçek dışı olduğunu, dorse bedelinin 15.000,00 TL olduğunun noter satış sözleşmesinde açık olduğunu, davacı tarafın 27.000,00 TL'ni sonradan ödediğine dair herhangi bir belge sunmadığını, dorsenin değerinin 42.000,00 TL olduğunun davacı tarafça ispat edilemediğini, dorse fiyatının çekici fiyatından fazla olamayacağını, araç fiyatlarında meydana gelen büyük değişim de nazara alındığında, bilirkişi raporunun da yerinde olmadığını ve rapora yönelik itirazları da değerlendirilmeksizin karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek, mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, taraflar arasında akdedilen araç satış sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
Mahkemece daha önce verilen kararın Dairemizin ...... E-..... K. sayılı ilamı ile ''....mahkemece verilen karar sonrası dosyanın istinaf incelemesi için gönderildiği Konya Bam.....HD. tarafından dosyanın aidiyet kararı ile davacının gerçek kişi tacir olduğundan bahisle Dairemize gönderildiği, vergi dairesinden gelen yazı cevabında davacının 2017, 2018, 2019 yıllarında bilanço esasına göre defter tuttuğu ve birinci sınıf tüccar hükümlerine tabi olduğunun belirtildiği anlaşılmakla, davacının takip ve dava tarihinde tacir olup, davanın da nisbi ticari dava niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile HMK'nın 353/1.a.3 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin istinaf istemlerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına...'' gerekçesiyle kaldırılmasına ve Dairemiz kaldırma kararı sonrası mahkemece yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
█████/2018 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinde " Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." hükmü düzenlenmiştir.
Ayrıca, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na "Dava Şartı Olarak Arabuluculuk" başlığı ile 18/A maddesi eklenmiş olup, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A maddesinin 2. fıkrasında da "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
Yukarıda belirtilen yasal düzenlemeler uyarınca, █████/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.
Bu durum karşısında, Dairemiz kaldırma kararında da belirildiği üzere ticari dava kavramının da açıklığa kavuşturulması gerekir. Ticari dava ile ilgili düzenleme TTK'nın 4. maddesinde yapılmıştır. Ayrıca bazı özel kanunlarda da ticari dava kavramına yer verilmiştir. TTK'nın 4/1 maddesine göre her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili hususlardan doğan hukuk davaları nispi ticari dava niteliğindedir. Nispi ticari davalarda, uyuşmazlığın taraflarının tacir olması ve uyuşmazlık konusunun da tarafların ticari işletmesine ilişkin olması şarttır. Ancak, TTK'nın 4/1. fıkrası (a)-(f) bentlerinde sayılan mevzuat ile düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları herhangi bir şart aranmaksızın mutlak ticari dava olarak kabul edilmektedir.
Somut olayda, uyuşmazlık konusunun bir miktar para alacağına ilişkin olup, davanın ticari dava olduğu ve █████/2019 tarihinde açıldığı anlaşılmakla, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A, 2. fıkrasına göre dava açılmadan önce arabulucuya başvurup anlaşamama tutanağının (son tutanağın) aslının veya onaylı örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunlu olduğu halde, davanın arabulucuya başvuru yapılmadan doğrudan açıldığı anlaşılmaktadır.
Bu itibarla, mahkemece arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekirken anılan husus nazara alınmaksızın işin esasının incelenmesi yerinde görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf isteminin re'sen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına ve aşağıda yazılı şekilde yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatiyle aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
A)Davalı vekilinin istinaf başvuru talebinin KABULÜ ile; Konya.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih, ...... Esas - ...... Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,
1-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 717,26 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,
2-İstinaf başvurusunda bulunan davalı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf yoluna başvuru harcı ile yapılan 20,00 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 1.189,40 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından ücret-i vekalet ile ilgili hüküm kurulmasına yer olmadığına,
B) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA,
1-Davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE,
2-Davacı tarafından dava açılırken yatırılan 853,88 TL peşin harçtan, karar tarihi itibariyle alınması gereken 615,40 TL harcın mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 238,48 TL harcın talep halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafından ilk istinaf aşamasında yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
5-Davalı davada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. gereğince takdir edilen 8.000,00 TL ücret-i vekaletin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Arabuluculuk dosyası için mevcut suçüstü ödeneğinden karşılanan 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
7-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 333 ve HMKGAT'nin 5/1. maddeleri gereğince yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının gider avansını yatıran tarafa iadesine,
C)İlk derece mahkemesince yazılan █████/2024 tarihli harç tahsil müzekkerelerinin bila infaz iadesinin istenmesine, iade işleminin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
D) Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 359/4. maddesi gereğince kararın ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,
E) Dava dosyasının ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2025 tarihinde oyçokluğu ile HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak karar verildi.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır (muhalif)
R.T
MUHALEFET ŞERHİ
: Dava, taraflar arasında akdedilen araç satış sözleşmesine dayalı alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf incelemesi HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle ve re'sen kamu düzenine aykırılık yönünden sınırlı olarak yapılmıştır.
█████/2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’nın 5/A maddesi ile getirilen düzenlemede, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise, dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.
Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması da davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.
Somut olayda, dava tarihi olan 23/5/2019 tarihi itibariyle arabuluculuk dava şartına tabi olan işbu davada davacı tarafça, Dairemiz kaldırma kararından sonra görevsiz mahkemede 31/5/2023 tarihinde verilen görevsizlik kararından önce 26/5/2023 tarihinde arabuluculuk için başvuru yapıldığı ve görevsizlik kararının kesinleştiği █████/2023 tarihinden önce █████/2023 tarihinde anlaşamama tutanağının düzenlendiği anlaşılmıştır.
Bu durum karşısında, yukarıda da açıklandığı ve Yargıtay 11. HD'nin █████████ E-█████████ K, 17. HD'nin █████████ E-████████ K. sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere, anılan kanuni düzenlemeler doğrultusunda, davacı tarafından görevsiz mahkeme aşamasında bu eksikliğin giderildiği ve görevli mahkeme olan ticaret mahkemesinde davanın esasına girilmeden arabuluculuk işleminin tamamlandığı, verilen görevsizlik kararı kesinleşmeden arabulucuya başvurulduğu ve son tutanağın bir örneğinin görevli asliye ticaret mahkemesinde davanın açıldığı tarihten önce dosyaya sunulduğu anlaşıldığından, mahkemece işin esasının incelenerek esastan karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın heyetin aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Üye ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!