Anahtar kelimeler: Buca Menderes Benzin Caddesindeki Seyir İstasyonu Yazim Plakalı Maliki İli

T.C.
İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 05.07.2022NUMARASI
: ████████ Esas ████████ KararDAVANIN KONUSU
: TazminatKARAR TARİHİ
: 19.02.2025KARAR YAZIM TARİHİ
: 19.02.2025İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin 05.07.2022 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili, davacıya ait ... plakalı aracın İzmir İli, Buca İlçesi, Menderes Caddesindeki ... Benzin İstasyonu içerisinde seyir halindeyken, ... plakalı, maliki ve sürücüsü ... olduğu araca çarptığını, kaza neticesinde davacıya ait aracın maddi hasara uğradığını, kazaya asli ve tam kusuru ile sebebiyet veren ... plakalı araç sürücüsü olduğunu, aracın kaza tarihi itibariyle davalı yan tarafından 31000093575280 nolu poliçe ile zorunlu mali mesuliyet sigortalı olduğunu, kazada davacı aracında meydana gelen zararın tazmini maksadıyla davalı yana dava öncesinde başvuruda bulunulduğunu, ancak yapılan bu başvuruya karşın davalı sigorta şirketi tarafından haksız ve gerekçesiz olarak ödemeden imtina edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla 50-TL hasar bedeli ve 50-TL değer kaybı olmak üzere 100-TL tazminatın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt(avans) faizi ile birlikte tahsiline, AAÜT m.16/2-c gereği arabuluculuk görüşmelerine katılmaları sebebiyle vekâlet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davalıdan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 13.04.2022 tarihli değer arttırım dilekçesi ile, 50,00 TL hasar bedeli ve 50,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 100,00 TL olarak talep ettikleri maddi tazminatı 6.749,60 TL hasar bedeli ve 5.000,00 TL değer kaybı olmak üzere toplam 11.749,60 TL'ye çıkararak, davalıdan 12.04.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt ( avans) faizi ile tahsilini istemiştir.CEVAP
: Davalı vekili, başvurucu tarafça hasarın konu kaza ile gerçekleştiğinin ispatının gerekli olduğunu, davayı kabul manasında olmamak üzere davacı tarafın öncelikle zararı ve zarar sorumlusunu ispat etmesi gerektiğini, açıklanan sebeplerle öncelikle davacının kazanın oluş şeklini ve iddia edilen hasarların kazadan kaynaklandığını somut delillerle ispat etmesi gerektiğini, aksi takdirde davanın reddini, kabul manasında olmamak üzere, trafik sigortası genel şartları’nın a.6.b maddesinde de belirtildiği üzere hak sahibinin kendi kusuruna denk gelen tazminatları teminat dışında kalan hallerden olduğu, bu sebeple kusur oranlarının tespiti için dosyanın adli tıp trafik ihtisas kurumuna sevk edilmesi ni, söz konusu Yargıtay kararlarında da belirtildiği üzere, kusur tespiti bakımından Adli Tıp Trafik İhtisas Kurumundan rapor alınmasını, davalı şirketin sorumluluğuna ilişkin bir karar ihdas edilmesi halinde davalı şirket sigortalısının kusuru oranında sorumlu olacağını, davacının gerçek zararının tespiti gerektiğini, kabul manasında olmamak üzere, davalı şirketin söz konusu zarardan azami olarak poliçe teminat limitleri dahilinde sorumlu olduğu, değer kaybı tazminat hesaplamasının Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Trafik Sigortası Genel Şartları Ek-1'de belirlenen formüle uygun olarak yapılması gerektiğini belirterek davanın esastan ve usulden reddine, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu trafik kazasından kaynaklı davacı aracında toplamda 6.749,60 TL tutarda hasar meydana geldiği, araçtaki oluşan bu hasar tutarı kapsamında yapılan değerlendirme sonucu aracın yaşı, teknik özellikleri gibi bir takım özellikler göz önünde bulundurulduğunda aracın tamirinin ekonomik olduğu ve bu kapsamda pert-total işlemine tabi tutulmasını gerektirir bir durum olmadığı, söz konusu hasarın kaza ile uyumlu olduğu, söz konusu hasarın oluşumuna davalı yana kaza tarihini kapsar biçimdi sigortalı araç sürücüsünün tam kusurlu eyleminin sebebiyet verdiği anlaşılmakla birlikte davalının hasar tutarından 2918 Sayılı Yasanın 91. maddesi uyarınca sorumluluğunun olduğu, yine davacı aracının kazadan önceki ikinci el piyasa rayicinin 60.000,00 TL, kazadan sonraki ikinci el piyasa rayicinin ise 55.000,00 TL olduğu yönündeki bilirkişi tespitlerinin Mahkemece kabul edildiği anlaşılmakla bu kazadan dolayı davacı aracının 5.000,00 TL tutarda değer kaybına uğradığı, KTK 97 anlamında dava açmadan evvel hasara yönelik başvurunun davalı tarafa █████/2021 tarihinde tebliğ edildiği, değer kaybına yönelik başvurunun ise █████/2021 tarihinde tebliğ edildiği tespit edilmekle davalı yanca yapılan herhangi bir ödeme olmadığından hasara yönelik davalının █████/2021 tarihinde, değer kaybına yönelik █████/2021 tarihinde temerrüte düştüğü ve ancak davacı tarafça hasar yönünden daha ileri bir tarih olan █████/2021 tarihi belirtilmekle birlikte taleple bağlılık ilkesi göz önüne alınması gerektiği, her ne kadar davacı yanca avans faizi üzerinden talepte bulunulmuş ise de kazaya karışan her iki aracın da hususi vasıfta olduğu görülmekle talep konusu tutara yasal faiz işletilmesi gerektiği kanaatlerine varılmakla birlikte açılan davanın kabulü ile █████/2021 tarihinde meydana gelen davaya konu trafik kazasından kaynaklı 6.749,60 TL tutarındaki hasar bedelinin █████/2021 (talepte bağlılık ilkesi gereği) tarihinden itibaren 5.000,00 TL tutarındaki değer kaybı bedelinin de █████/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ayrı ayrı davalıdan alınarak davacıya verilmesine, her ne kadar davacı vekili tarafından arabuluculuk görüşmeleri nedeniyle ayrıca vekalet ücreti talep edilmiş ise de 6325 sayılı yasadan kaynaklı arabuluculuk yönünden vekalet görevi nedeniyle verilen hizmetin vekil ile asil arasındaki avukatlık hizmeti nedeniyle belirlenen ücrete mahsus olduğu ve bu nedenle ücretin asil tarafından karşılanması gerektiği, bu tutarın iş bu davada verilen hizmet ilgi tutularak talep edilmesinin mümkün olmadığı kanaatiyle talebin yerinde olmadığına ve bu nedenle davacı yanın talebinin reddine karar verilmiştir.Karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalı vekili, davaya konu hasar talebine ilişkin davalı şirket tarafından yapılan inceleme sonucunda hasarın kaza ile uyumsuz olduğunun tespit edildiğini, bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiğini, davaya konu kaza bakımından hasar tazmin talebi red nedeninin uyumsuz hasar sebebi ile reddedildiğini, bilirkişi raporu ile her ne kadar hasar tespiti yapılmış olsa da bu tespitin kabulünün poliçe özel ve genel şartları değerlendirildiğinde mümkün olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte esas alınan hesap bilirkişi raporunun kabulünün mümkün olmadığını, hasar tespiti açısından genel şartlar gereğince davalı şirketin yalnızca eşdeğer parça bedelleri ile anlaşmalı servislerde uygulanacak tedarik, onarım ve işçilik bedelleri ile sorumlu olması sebebiyle zararın tespitinde bu hususun da göz önünde bulundurulması gerektiğini, açıklanan sebeplerle Trafik Sigortası Genel Şartları B.2 maddesi gereğince tanınan indirim hakkının da zararın tespiti hususunda dikkate alınması gerektiğini, değer kaybı tespiti açısından değer kaybı tazminat hesaplamasının Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe gider Trafik Sigortası Genel Şartları Ek-1 de belirlenen formüle uygun olarak yapılması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere karara esas alınan bilirkişi raporunda yapılan tespitlerin piyasa gerçeklerinden oldukça uzak, fahiş olarak belirlenmesinden kaynaklanmakta olduğunu, davalı şirketin sorumluluğu dahilinde olmadığından reddi gerektiğini, genel şart hükümlerinden bağımsız olarak da Borçlar Kanunu'na ilişkin zarar görünen zararı arttırma yasağı ilkesi kapsamında davacının davalı şirket tarafından iskontolu olarak tedarik edilen aynı kalitede parçaları kabul etmemek suretiyle zararı arttırdığı gözetilmeli ve bu sebeple de parça bedellerine iskonto uygulanması gerektiğini, Genel Şart Hükümleri dikkate alınmayacak olsa dahi Hukukun Temel İlkeleri ve Borçlar Kanunu kapsamında da parça bedellerine davalı şirketin anlaşmaları gereğince iskonto uygulanması gerektiğinin kabul edilmesi gerektiğini, açıklanan sebeplerle kabul anlamına gelmemek üzere Genel Şart hükümleri dikkate alınmasa dahi genel hükümler ve Borçlar Kanunu kapsamında davacının sigortacısının aynen tazmin-tedarik imkanını engellediği ve bu suretle zararı artırmış olduğu gözetilerek artan, yani iskontolu hesaplama dışında kalan zararın reddine karar verilmesi gerektiğini, faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.GEREKÇE
: Dava, 26.03.2021 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle hasar ve değer kaybı bedeline yönelik olarak maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Davaya konu kazanın 26.03.2021 tarihinde saat:13.30 sıralarında sürücü ...'un sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile İzmir İli, Buca İlçesi, Menderes Caddesi'nde ... benzinlik içinde geri geri gidip U dönüşü yapmak istediği sırada aracının ön kısımları ile sol tarafından ilerleyen sürücü ...'nin sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı aracın sağ yan kısımlarına çarpması sonucu trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmıştır.Yargıtay'ın yerleşmiş kararlarında belirtildiği üzere davalı sigorta şirketi ile anlaşmalı ya da yetkili servisleri arasında yapılan anlaşmalara göre iskonto uygulanması davacıyı bağlamayacak olup, davalı taraf iskonto indirimi yapılmadan davacının gerçek zararından sorumludur. Bu nedenle davalı tarafın iskontoya ilişkin istinaf nedenleri yerinde olmayıp, Yerel mahkemece taraf delillerinin toplanıldığı, kusur yönünden inceleme yapılması için dosyanın otomotiv ve hasar uzmanı bilirkişiye tevdi edildiği, alınan 28.03.2022 havale tarihli bilirkişi raporunda, 26.03.2021 tarihli meydana gelen kazanın oluşumunda davalı tarafa ZMMS'li olan ... plaka sayılı araç sürücüsü ...'un %100 kusurlu olduğu, davacıya ait ... plaka sayılı araç sürücüsünün kusursuz olduğu, mevcut hasarların , tutanakta izah edilen kazanın oluş şekliyle uyumlu olduğu, kaza nedeniyle yedek parça, işçilik, KDV dahil toplam 6.749,60 TL tutarında hasar meydana geldiği ve ayrıca yine söz konusu kaza nedeniyle araçta 5.000,00 TL değer kaybı meydana geldiğini bildirir raporun dosya kapsamı ile örtüştüğü, hükme esas almaya elverişli nitelikte bulunduğu değerlendirilerek istinafa gelen tarafın kusur ve hasara ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Değer kaybına yönelik istinaf nedenlerinin irdelenmesinde; Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ███████ E-██████ K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresinin ve 92. maddesinin (i) bendinin Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir. (Yargıtay 17. HD'nin 03.12.2020 tarih █████████ E. -█████████ K.). Anayasa Mahkemesi’nin somut norm denetimi neticesinde verdiği iptal kararlarının Resmî Gazete’de yayımlanması ile sonuç doğuracağı ve eldeki tüm uyuşmazlıklara uygulanması gerektiği uyulması zorunlu yargısal içtihatlar ile kabul edilmiştir. Dava tarihinden sonra 19.06.2021 tarihinde yürürlüğe giren 7327 sayılı Kanunun 18. maddesiyle KTK'nın 90. maddesinde yapılan değişiklikle bu maddenin birinci fıkrasının birinci cümlesinden sonra gelmek üzere "Bu tazminatlardan; a) Değer kaybı tazminatı, aracın; piyasa değeri, kullanılmışlık düzeyi, hasara uğrayan parçaları ile hasar tutarı olarak dikkate alınarak.... hesaplanır" ibareleri eklenmek suretiyle Anayasa Mahkemesinin iptal kararına uygun şekilde bir düzenleme yapılmıştır. Böylelikle poliçe tarihi itibariyle ister eski genel şartlar ister yeni genel şartlar yürürlükte olsun Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararından sonra değer kaybı tazminatının yeni genel şartlara göre hesaplanması mümkün değildir. Değer kaybı, aracın trafik kazası sonucu hasarlanıp, onarılmasından sonraki değeri ile hiç hasarlanmamış haldeki değeri arasındaki farka ilişkin olup araçtaki değer kaybı belirlenirken, aracın markası, yaşı, modeli ve hasar gördüğü kısımları dikkate alınarak aracın kaza tarihinden önceki 2. el satış değerinin tespiti ile aracın tamir edildikten sonra ikinci el satış değerinin tespiti ve arasındaki fark göz önüne alınarak belirlenmelidir. (Yargıtay 17. HD 07.03.2016 tarih ve ██████████ E.- █████████ K. sayılı ilamı)2918 sayılı KTK'nın 98/1, 99/1. maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2. maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigorta şirketinin tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Eldeki davada, davalı vekili dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesini istemiş ise de; davadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığı gözetilerek temerrüt tarihi belirlenip temerrüt tarihinden itibaren faize hükmedilmesi yerindedir.Açıklanan nedenlerle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 802,62-TL'den peşin alınan 200,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 601,92-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.