Anahtar kelimeler: Kefil Yazim Layihalar İzmir Dinlenip İstenmiş Müteselsil Müşterek Üye Kredi

T.C.
İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekili, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında davalının müşterek müteselsil kefil olduğu genel kredi sözleşmesi imzalandığını, kredi sözleşmesi kapsamında kullandırılan ticari kredilerinin ödemesine dair ihtarname gönderildiğini, muaccel hale gelen borcu ödemeyen borçlular hakkında takip başlatıldığını, takibe davalı kefil tarafından haksız olarak itiraz edildiğini, belirterek; itirazının iptaline ve takibin devamına, % 20 icra inkâr tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili, davanın bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, kefalet sözleşmesinin yasanın aradığı şartları taşımadığını, alacağın teslime bağlı taşınır rehni ve alacak rehni ile güvence altına alınmışsa rehnin paraya çevrilmesinden önce kefile başvurulamayacağını, ihtarda davalının sorumlu olduğu kefalet tutarının net olarak bildirilmediğini, davalının temerrüde düşürülmediği için temerrüd faizi işlemeye başlamayacağını, davanın reddine davalı lehine % 20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatının davacından tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davaya konu icra takibine dayanak, dava dış dışı borçlu ...Ltd. Şti. ile akdedilen ve davalının kefalet imzasının bulunduğu 15.02.2011 düzenleme tarihli 100.000.-TL limitli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi sözleşmesine istinaden çek karnesinin verildiği 79712 no.lu hesabın açıldığı, davalı kefilin söz konusu kredinin dayanağını teşkil eden Genel Kredi Sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığından, bahse konu aynı Genel Kredi Sözleşmesine göre aynı kredi hesabından ve hesap üzerine keşideli çeklerden ileri gelen banka alacakları ile sınırlı olarak ve tahsilinde tekerrür olmamak kavdı ile) kefalet limiti dahilinde müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğu, dava dışı .... Şti. ile banka arasında akdedilen 11.03.2013 düzenleme tarihli 200.000.-TL limitli Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi sözleşmesine istinaden davaya konu BCH 27.09.2013 tarihinde açıldığı ve bu tarihten itibaren kredi kullandırıldığı ve dolayısıyla dayanağının işbu sözleşme olduğu, davalının bu sözleşmede kefalet imzasının bulunmaması nedeniyle BCH tan doğan borç tutarından sorumluluğunun bulunmadığı kanaatine varılarak hükme esas alınan bilirkişi heyeti raporu doğrultusunda, davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine, alacak likit olduğundan davacı yararına icra inkar tazminatı hükmedilmesine, koşulları oluşmadığından davalı yararına kötüniyet tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.Karara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İZMİR BAM 17. HD'nin █████/2020 tarih ████████ E. ████████ K. SAYILI KALDIRMA KARARI ÖZETİ : Mevcut itirazın iptali davası █████/2017 tarihinde açıldığı, İcra dosyası içerisinde alacaklı vekilinin itiraz dilekçesini elden tebliğ aldığına ilişkin █████/2017 tarihli yazılı beyanı bulunduğu, davanın 1 yıllık yasal sürede açıldığı, dosyada bulunan onaysız takip dayanağı kredi sözleşmesi incelendiğinde, kefilin sorumluluğu ile ilgili bölümlerin bulunmadığı gibi delil niteliği de taşınmadığı, oysa iş bu davada kredi sözleşmesi esaslı delil olup, mahkemece bu esaslı delilin muhatabından getirtilerek geçerli bir sözleşme bulunup bulunmadığının, kefilin sorumluluğunun kapsamının resen incelenmesi gerekirken bu yönde delil toplanmadan dosya üzerinden yapılan bilirkişi incelemesi sonucuna göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu, kabulü göre de 2008 tarihinde verilen çek hesap ve koçanlarından daha sonraki tarihte GKS imzalayan davalı kefilin ne şekilde sorumlu olduğunun gerekçesinin de kararda anlaşılmadığı, belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.KALDIRMA KARARINDAN SONRA İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile dava dışı ... Şti. arasında 15.02.2011 düzenleme tarihli 100.000.-TL limitli ve 11.03.2013 düzenleme tarihli 200.000.-TL limitli 2 adet Genel Nakdi ve Gayri Nakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiği, davalı ...'nun 15.02.2011 düzenleme tarihli 100.000.-TL limitli sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığı, 11.03.2013 düzenleme tarihli sözleşmede imzasının bulunmadığı, 15.02.2011 düzenleme tarihli sözleşmeye istinaden dava dışı şirkete açılan Ticari Mevduat ve Çek hesabı üzerine çek karnesi verildiği, 11.03.2013 düzenleme tarihli sözleşmeye istinaden de davaya konu BCH dan krediler kullandırıldığı, kredilerin teminatına asıl borçlunun borçlarını teminen 19.650.-TL Rehin ve 100.000.-TL taşınmaz ipoteği alındığı, kredilerin riske girmesi üzerine kredi hesapları kat edilerek dava dışı ve davalı borçluya ihtarname keşide edildiği ve davalının 10.10.2015 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü, ihtar sonrası alacağın tahsili için İzmir 8. İcra Dairesi'nin █████████ E. sayılı dosyası üzerinden dava dışı asıl borçlu yönünden teminat dışı kalan tutar, davalı yönünden 100.000.-TL kefalet limiti ile sınırlı olarak takibe başlandığı, davalının kefaletine, borca, faiz ve ferilerine itirazı üzerine takibin durduğu, eldeki davanın ise yasal bir yıllık süre içinde açıldığı, █████/2011 tarihli davacı banka ile dava dışı şirket arasında düzenlenen █████/2011 tarihli genel nakdi ve gayri nakdi kredi sözleşmesinin 70.maddesinde bu sözleşmenin sonunda imzası bulunan kefiller bankanın merkez ve şubelerinden herhangi birine müşterinin bu sözleşmeden veya başka sözleşmelerden veya senetlerin iskonto ve iştirasından veya çek veya senetlerin bedellerinin müşterinin veya başka bir müşterinin kredilerinin teminatına alınmasından, yahut bankanın verdiği, vereceği teminat mektuplarından kefaletlerden diğer garantilerden kabul ve avallerden veya herhangi bir sebepten ötürü gerek yalnız gerekse diğer kişilerle birlikte bankaya karşı borçlandığı ve borçlanacağı tutarları aşağıda imza bölümünde herhangi bir tutar belirtmediği takdirde 21.maddedeki limite kadar müteselsil kefil olarak yükümleneceğinin hükmünün yer aldığı, sözleşmenin bu maddesi gereğince davacı banka tarafından ödenen çek sorumluluk bedelinden ve sözleşme hükümleri gereği davacı bankanın depo talebinde bulunabileceği gayri nakdi çek depo tutarından davalı kefilin sorumlu olduğun, █████/2013 düzenleme tarihli sözleşmeye istinaden kullandırılan BCH kredisinden davalı kefilin kefalet sözleşmesinde imzası bulunmadığından kefil olarak bu borçtan bir sorumluluğun bulunmadığı, belirtilerek; davacının davasının kısmen kabulü ile davalı borçlu tarafından yapılan itirazın kısmen iptali ile; tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 1.200-TL asıl alacak, 240-TL işlemiş faiz, 12,02-TL BSMV olmak üzere 1.452,32-TL nakdi ve 12.000-TL gayri nakdi alacak üzerinden takibin aynen devamına, fazlaya ilişkin itirazın iptali istemin reddine, hüküm altına alınan 1.452,32-TL nakdi alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, koşulları oluşmadığından davalı yararına kötü niyet tazminatı takdirine yer olmadığına, karar verilmiştir.Karara karşı davacı ve davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, banka ile dava dışı ... Şti. arasında Genel Nakdi Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi imzalanmış ve firmaya krediler tahsis edildiğini, davalı tarafından sözleşmenin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla imzalandığını, sözleşme uyarınca kullandırılan kredilerin geri ödemelerinin yapılmaması ihtarnamesi keşide edilerek alacakların tahsili teminen genel haciz yolu ile yasal takip yapıdlığını, davalı tarfından takibe, borca, faiz oran miktarına ve diğer fer'ilerine itiraz edildiğini, danka ile dava dışı şirket arasında akdedilen ticari çerçeve kredi sözleşmesinde imzası bulunan davalıyı, bu sözleşmeden sonra kullandırılan Borçlu Cari Hesap'tan sorumlu tutmamasının yerinde olmadığını, banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen çerçeve sözleşme niteliğindeki 15.02.2011 tarihli Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesinde, davalının müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzası bulunduğunu, her bir kredi için ayrı ayrı kredi sözleşmesi düzenlenmesi olağan akışa aykırı olduğunu, davalının imzasının bulunmadığı 11.03.2013 tarihli genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesinin asıl borçlu şirketin arttırılan kredi limitlerinin yer aldığı bir sözleşme olup belirtilen tarihin öncesinde düzenlenmiş olan 15.02.2011 tarihli sözleşme ile bağlantılı olduğunu, tüm kefaletlerin aynı sözleşme metni kapsamında yer alması gerektiğine ilişkin bir yasal zorunluluk da bulunmadığını, raporun hükme esas alınamayacağını, ekisik incleme yapıldığını, belireterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.Davalı vekili, davanın süresinde açılmadığını, banka kayıtlarına göre 10 adet iade edilmemiş çekin yasal bedeli için teminat hesaplandığını, iade edilmediğinden bahsedilen çekler çek kanunun dan önce dava dışı şirkete verilmiş olduğunu, bu çeklerin yasal olarak tedavülü mümkün olmayıp bu tarihe kadarda kullanılmadığı davacı banka kayıtlarınca sabit olduğunu, bu çekler için güvence bedeli talep edilmesinin sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, çek karnesinin dava dışı şirkete 2008 yılında verildiğini 2013 yılında dava dışı şirketin banka ile yapmış olduğu yeni sözleme gereği bu çek karnesinden dolayı hiçbir sorumluluğu bulunmadığınını, çek yaprağı teminat bedeli her yıl değiştiğini, banka ile imzalanan sözleşme tarihinde davalının üniversite öğrencisi olduğnu, bankada sözleşme imzalamadığını, borçlanma kastı ile hiçbir eylem ve işlemde bulunmadığını, babası tarafından ev ortamında önüne konulan belgeleri imzaladığını, imzaladığı belgelerin içeriği hakkında bilgilendirilmediğini, kefalet sözleşmesinde kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kendi el yazısı ile belirtmesi gerektiğini, davalının yalnızca babası tarafından matbu olarak getirilen evrağı imzaladığını, takibin TBK m. 586/2’ye açıkça aykırılık teşkil ettiğini, davacı bankanın ipoteğin paraya çevrilmesi işlemlerini takipten iki yıl sonra yaptığını, banka tarafından davranarak rehnin paraya çevrilmesine ilişkin icra takibi ile aynı anda davacı aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalı kefilin sorumlu olduğu borç miktarı belirlenirken mükerrer ödemeye yol açacak şekilde hüküm kurulduğunu, raporun hükme esas alınamayacağını, ekisik incleme yapıldığını, belireterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, genel kredi sözleşmesi kapsamında alacağın tahsili istemi ile yapılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.2. Toplan tüm deliller ile hukuki ve maddi vakıalar karşısında; kaldırma kararında belirlenen ilke ve esaslar çerçevesinde yapılan incelemede ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, borçlu davalı ile alacaklı davacı banka arasındaki temel ilişkinin varlığının ispatlanmasına, davalı kefilin genel kredi sözleşmesinde müteselsil kefil sıfatı ile imzasının bulunmasına, söz konusu sözleşmenin 818 sayılı BK yürürlükte olduğu tarihte düzenlenmesine, 6101 sayılı TBKYUŞHK'nun 1. Maddesi gereğince söz konusu sözleşmeye 818 sayılı BK'nun kefalete ilişkin hükümlerinin uygulanacak olmasına, kefalet sözleşmesinin yazılı şekilde yapılmasına, kefaletin geçerli olması için 818 sayıl BK'nun 484. maddesindeki aranan şartların bulunmasına, davalının müteselsil kefil sıfatına haiz olmasına, davacı bankanın genel kredi sözleşmesine dayalı takibe konu alacağının sözleşme hükümlerine uygun olarak tespit edilmesine, tespit edilen borcunun ödendiğini gösteren her hangi bir delil sunulmamasına,çek karnesinden kaynaklı gayri nakdi alacak yönünden sözleşmede hüküm bulunmasına, kat ihtarına rağmen borcun ödenmemiş olmasına, taksitler halinde ödenmesi kararlaştırılan borca ilişkin taksitlerin ödenmemesi halinde taraflar arasındaki sözleşmeye göre geriye kalan tüm borcun muacceliyet kazanması mümkün olduğundan bakiye kredi borcunun tamamı için hesabın kat edilmesinde hukuka aykırılık bulunmamasına, alacağın davalı kefilin sorumlu olduğu miktar, takip talebi ve kefalet limiti ile sınırlı olarak hüküm altına alınmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, aşağıda belirtilen hususlar dışındaki sair istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40-TL'den peşin alınan 80,70-TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davalı yönünden istinaf karar harcı olan 918,93-TL'den peşin alınan 230,00-TL'nin mahsubu ile bakiye 688,93-TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, mahkeme,4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere █████/2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.