Anahtar kelimeler: Uyarımca Sokmak Tutukevine Yasak Silah Cümle Eşya Adalet Görüşü Başvuran
8. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    SUÇ
    : İnfaz kurumuna veya tutukevine yasak eşya sokmak
    İNCELEME KONUSU
    KARAR
    : Mahkûmiyet
    KANUN YARARINA
    BOZMA YOLUNA
    BAŞVURAN
    : Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : İlgili kararın kanun yararına bozulması
    İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 30.09.2010 tarihli ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile hükümlü hakkında infaz kurumuna silah sokmak suçundan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 297/1, 297/1-2. cümle, 43/1 maddeleri uyarınca 3 yıl 9 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, infaz kurumuna yasak eşya sokmak suçundan aynı Kanun'un 297/2, 43/1. maddeleri uyarımca 7 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, karar verildiği, temyiz edilmeksizin 11.05.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
    Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı Kanun'un 309/1. maddesi uyarınca, 09.10.2023 tarihli ve ██████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.11.2023 tarihli ve KYB-███████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:
    I. İSTEM
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 07.11.2023 tarihli ve KYB-███████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;
    "Dosya kapsamına göre, sanığın İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumununda hükümlü olarak bulunduğu ve olay tarihinde kendisinin kaldığı odada yapılan kısmi arama neticesinde birtakım delici kesici aletlerin ele geçirildiği, dosyada mevcut İzmir Kriminal Polis Laboratuarının █████/2010 tarihli ve █████████ sayılı raporu ile de söz konusu aletlerin salt saldırı ve savunmada kullanmak amacıyla özel nitelikte yapılmış aletlerden olduğunun tespit edildiğinden bahisle sanığın hem ceza infaz kurumuna silah sokmak hem de yasak eşya sokmak suçlarını işlediği gerekçesiyle ayrı ayrı cezalandırılmasına karar verilmiş ise de,
    Söz konusu aletlerin 5237 sayılı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 6/1-f maddesinde yer alan; " Silah deyiminden; ... 3. Saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici alet,... anlaşılır." şeklindeki hüküm gereğince silah niteliğinde oldukları anlaşılmakla, eylemin kül halinde 5237 sayılı Kanun'un 297/1. maddesinde düzenlenen suçu oluşturup, ele geçirilen eşyaların niteliği gereği anılan Kanun'un 43. maddesi uyarınca artırım yapılarak karar verilmesi gerekirken eylemlerin farklı olduğu kabul edilerek yazılı şekilde karar verilmesinde isabet görülmemiştir."
    Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.
    II. GEREKÇE
    1. Uyuşmazlık konusunda bir karar vermeden önce, kanun yararına bozma istemine konu edilen hükümde belirlenen yeni bir hukuka aykırılık durumunun incelenmesi gerekmektedir.
    2. 5237 sayılı Kanun'un 66. maddesi; “Kanunda başka türlü yazılmış olan hâller dışında kamu davası; a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi beş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda on beş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer.” Aynı Kanun'un 67. maddesi ise; “(1) Soruşturma ve kovuşturma yapılmasının, izin veya karar alınması veya diğer bir mercide çözülmesi gereken bir meselenin sonucuna bağlı bulunduğu hâllerde; izin veya kararın alınmasına veya meselenin çözümüne veya kanun gereğince hakkında kaçak olduğu hususunda karar verilmiş olan suç faili hakkında bu karar kaldırılıncaya kadar dava zamanaşımı durur. (2) Bir suçla ilgili olarak; a) Şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, b) Şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, c) Suçla ilgili olarak iddianame düzenlenmesi, d) Sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkûmiyet kararı verilmesi halinde, dava zamanaşımı kesilir. (3) Dava zamanaşımı kesildiğinde, zamanaşımı süresi yeniden işlemeye başlar. Dava zamanaşımını kesen birden fazla nedenin bulunması halinde, zamanaşımı süresi son kesme nedeninin gerçekleştiği tarihten itibaren yeniden işlemeye başlar. (4) Kesilme halinde, zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak Kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzar.” şeklinde düzenlenmiştir.
    3. İncelenen dava dosyasında; İzmir 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 30.09.2010 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla sanık hakkında infaz kurumuna silah sokmak, infaz kurumuna yasak eşya sokmak, kamu malına zarar vermek ve 6136 sayılı Kanun' a aykırılık suçundan mahkumiyet hükümleri verildiği ancak hükümlüye usulüne uygun tebliğin 03.05.2023 tarihinde yapıldığı ve hükümlerin 11.05.2023 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır
    4. Yargılama sürecinde zamanaşımı süresini kesen son işlemin 30.09.2010 tarihli mahkumiyet hükmü olduğu, suç tarihinin ise 02.04.2010 olduğu olayda, mahkumiyet kararından sonra zamanaşımını kesen herhangi bir işlemin olmadığı gözetildiğinde kesinleştirme işleminin yapıldığı 111.05.2023 tarihinde, olağan ve olağanüstü zamanaşımı sürelerin geçtiği gözetilmeksizin yazılı şekilde kesinleştirme işlemleri gerçekleştirilerek kararın infazı için gönderilmesine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
    5. Yargıtay incelemesi sırasında saptanan ve yukarıda belirtilen yeni hukuka aykırılık nedeni, kanun yararına bozma konusu yapılmadığından belirtilen kanun yolunun niteliği gereği resen giderilemeyecektir. Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 17.07.2007 gün ve ████████-172 sayılı, 27.03.2007 gün ve ███████-76 sayılı kararlarında da vurgulandığı üzere hükümdeki diğer yasaya aykırılıklar giderilmeden, uyuşmazlık konusunda karar verilmesi halinde, hukuka aykırılıkları giderme ve ülkede uygulama birliğini hukuka uygunlukla sağlama amacına hizmet için öngörülen "Kanun yararına bozma" kurumu, bünyesinde hukuka aykırılık taşıyan hükümleri onaylama sonucunu doğuracaktır. Bu nedenle kanun yararına bozma konusunun bu aşamada sonuçlandırılmasına yer olmadığına, inceleme konusu hükümler hakkında belirlenen husus yönünden de kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.
    III. KARAR
    Gerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy birliğiyle, 06.03.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!