Anahtar kelimeler: İsteyerek Hiyerarşik Yapısına Manisa Bilerek Delaletiyle Sıfatı Silahlı Edenin Görüşü

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Manisa 2. Ağır Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.SUÇ
: Silahlı terör örgütüne bilerek isteyerek yardım etmeHÜKÜM
: TCK 314/3, 220/7 delaletiyle TCK'nın 314/2, 220/7, 3713 sayılı Kanun'un 3, 5/1, TCK'nın 62, 53/1 maddeleri uyarınca hükmedilen mahkumiyet kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: OnamaBölge Adliye Mahkemesince verilen hüküm temyiz edilmekle;Temyiz edenin sıfatı, başvurunun süresi, kararın niteliği ve temyiz sebeplerine göre dosya incelendi, gereği düşünüldü;Temyiz talebinin reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi;Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;1- Örgütün hiyerarşik yapısına dahil olduğuna dair herhangi bir bağlantı tespit edilemeyen sanığın, aşamalardaki savunmalarının aksine örgüt liderinin talimatı doğrultusunda terör örgütüne yardım etmek kastı ile örgütle iltisaklı bankaya para yatırdığına ve bankacılık işlemleri yaptığına dair kesin ve inandırıcı delil bulunmaması karşısında, mevcut şüphenin sanık lehine değerlendirilmesi gerektiği gözetilmeden delillerin değerlendirilmesinde yanılgıya düşülerek atılı suçtan sanığın beraati yerine yazılı şekilde mahkûmiyetine karar verilmesi,2-Kabul ve uygulamaya göre de;a) Anayasa'nın 138 inci maddesinin birinci fıkrası hükmü, 5237 sayılı Kanun'un 61 inci maddesinde düzenlenen cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine ilişkin ölçütlerle üçüncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen orantılılık ilkesi çerçevesinde, suçun işleniş biçimi ve kasta dayalı kusurun ağırlığı bağlamında, sanığın faaliyetlerinin önem ve yoğunluğu da göz önünde bulundurularak işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde hakkaniyete uygun makul bir cezaya hükmedilmesi gerekirken 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesinin üçüncü fıkrasına aykırı olarak alt sınırdan uzaklaşılmak suretiyle hüküm kurulması;b) Mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde, sanıkları, mağdurları, Cumhuriyet savcısı ve herkesi inandıracak şekilde olması, Yargıtay'ın tutarlılık denetimini yapabilmesi için kararın dayandığı tüm verilerin, bu verilere mahkeme tarafından ulaşılan sonuçların; iddia, savunma ve tanık anlatımlarına ilişkin değerlendirmelerin açık olarak gerekçeye yansıtılması, bu suretle dava konusu eylemin oluşup oluşmadığı, oluşmuş ise suç olarak tanımlanıp tanımlanmayacağı ve mahkumiyet halinde cezanın bireyselleştirildiği konusundaki mahkeme kabulünün duraksamaya yol açmayacak biçimde karar yerinde gösterilmesi gerekirken; İlk Derece Mahkemesinin gerekçeli kararında anılan ilkelere de uymayarak, hiyerarşik yapısına dahil olmamakla birlikte silahlı terör örgütüne bilerek ve isteyerek yardım etmek suçundan belirlenen temel cezanın 5237 sayılı Kanun'un 220 inci maddesinin yedinci fıkrası gereğince indirilmesi sırasında, Kanunun amacı, gerekçesi, yardım teşkil ettiği kabul edilen eylemin niteliği, meydana gelen zarar tehlikesinin ağırlığı gibi hususlar gözetilerek dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun, mâkul bir indirim yapılması ve belirlenen indirim oranının gerekçelerinin de karar yerinde gösterilmesi gerekirken Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrası, Anayasa'nın 141 inci maddesinin ikinci fıkrası, 5271 sayılı Kanun'un 34 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 230 uncu maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine de aykırılık oluşturacak biçimde "takdiren" ifadesinin kullanılması ile yetinilerek gerekçesiz ve dosya kapsamı ile de uyuşmayan bir indirim oranı belirlenerek yazılı şekilde fazla ceza tayin edilmesi,Kanuna aykırı, sanık müdafiinin temyiz istemi bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan belirtilen sebepten dolayı hükmün 5271 sayılı CMK’nın 302/2. maddesi uyarınca BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı CMK’nın 304. maddesi uyarınca Manisa 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 04.12.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.