Anahtar kelimeler: Gözaltı Süreç Görüşü Hukukî Ret Koruma Tedbirleri İşleyecek Neticesinde Hmknın

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.DAVA
: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminatHÜKÜM
: Davanın kısmen kabulüTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, OnamaDairemizce verilen bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇİlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin 5271 Sayılı Kanunun 141/1 (a), (c), (d), (i), (j), (h), (g) maddelerinin ihlal edildiğinden nedeniyle 200.000,00 TL maddi ve 500.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02.10.2023 tarihli kararıyla bozulması üzerine, İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulmasına karar verilerek davacı hakkında davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin temyiz isteminin reddi ile hükmün onanmasına, davalı vekilinin temyiz isteminin hükmün kesin olduğundan reddine karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştirII. TEMYİZ SEBEPLERİDavacı vekilinin temyiz istemi; müvekkili hakkında yargılamanın uzun sürdüğünü, hükmedilen tazminatın zararı karşılamadığını, emsal Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı karar verildiğini, müvekkilinin adil yargılanma hakkının, kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının, özel hayata saygı hakkının ve masumiyet karinesinin ihlal edildiğini, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın ve vekalet ücretinin eksik olduğunu, Davalı vekilinin temyiz istemi; usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, mahkemenin yetkisiz olduğunu, davanın süre yönünden reddi gerektiğini, davanın kanunda belirtilen şartları taşımadığını, davalı lehine tazminata hükmedilmesi gerektiğini, belirtmiştir.III. DAVA KONUSUİlk derece Mahkemesince; davacının tazminat talebinin dayanağı olan Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesinin ████████-███████ sayılı ceza dava dosyası kapsamında davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan 29.03.2000-26.05.2000 tarihleri arasında 58 gün gözaltında ve tutuklu kaldığı, yapılan yargılama sonucunda davacının mahkumiyetine karar verildiği, kararın Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 10.06.2013 tarih, █████████-█████████ sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği, kararın kesinleşmesi ile davacı 27.09.2013 - 12.12.2017 tarihleri arasında 1537 gün ceza evinde kaldığı, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazı üzerine Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 19.03.2018 tarihli, █████████-████████ sayılı kararıyla itirazın kabulü ile Yargıtay 9. Ceza Dairesinin █████████-█████████ sayılı onama kararının kaldırılarak, davanın vaki zamanaşımı nedeniyle 765 sayılı Türk Ceza Kanunun (765 Sayılı Kanun) 102/4. fıkrası ile 104/2. fıkrası gereğince düşmesine karar verildiği, gözaltına alınma ve tutuklanma tarihi itibariyle davanın 466 sayılı Kanuna tabii olduğu, hükmün infaz edildiği tarihler ve makul sürede karar verilmemesine yönelik talep yönünden, davanın, yargılamanın 5271 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonrada da devam etmesi nedeniyle, 5271 Sayılı Kanuna tabii olduğu belirlenerek davanın reddine ilişkin kararın Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin kararın, davacı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 02.10.2023 tarihli kararıyla;"..3.Yukarıda izah edilen talepler bakımından tazminat isteme koşullarının gerçekleşmediğinde tereddüt bulunmamakla beraber, yargılamanın 5271 sayılı Kanunun yürürlük tarihinden sonra da devam etmesi nedeniyle yargılamanın makul sürede bitirilmediğine yönelik talebin 5271 sayılı Kanun çerçevesinde değerlendirilerek, yargılamanın 18 yıl kadar sürmüş olduğunun anlaşılması karşısında makul sürenin aşıldığının kabulü ile davacı lehine makul bir miktar sadece manevi tazminata hükmolunması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı bulunmuştur.4.Davacının mahkumiyet hükmünün kesinleşmesi ile cezanın infazı bakımından 27.09.2013 - 12.12.2017 tarihleri arasında 1537 gün ceza evinde kaldığı, 5271 sayılı Kanunun 144 üncü maddesinin 1 inci fıkrasının (c) bendinde genel veya özel af, şikâyetten vazgeçme, uzlaşma gibi nedenlerle hakkında kovuşturmaya yer olmadığına veya davanın düşmesine karar verilen veya kamu davası geçici olarak durdurulan veya kamu davası ertelenen veya düşürülen kişilerin tazminat isteyemeyeceğinin belirtildiği, tazminat istemeyecek hallerin belirlenmesine ilişkin nedenlerin niteliği dikkate alındığında, bu hallerin, suçun işlenmesi sonrası değişen taraf iradelerine ya da devletin tasarruflarına dayalı olarak, sanığa ceza verilmemesini öngören kurumlar olduğu, belirtilen maddede, zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesine karar verilmesi halinde, tazminat istenemeyeceğine dair açık bir düzenleme bulunmadığı gibi dava zamanaşımı süresinin dolması halinde düşme kararı verilmesi durumunda, bu hususun, dosyanın tarafı olan sanığın eylemlerinden kaynaklanmaması halinde, davacı lehine uğranıldığı iddia edilen zarara ilişkin, makul bir maddi ve manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, davacının tazminat isteyemeyecek kişilerden olması gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur. ..."Nedeniyle bozulmasına karar verilmesine üzerine ilk derece Mahkemesince, Dairemizce verilen bozma kararı üzerine davacı hakkında davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.IV. GEREKÇE VE KARARYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 05.07.2023 gün ve 2023/2-191 Esas, ████████ Karar sayılı kararında açıklandığı üzere, 6100 sayılı HMK'da ilk derece mahkemesince verilen kararların temyiz edilmesi hâlinde kesinlik sınırının tespitine dair açık bir hüküm bulunmadığından HMK’nın 341/2. fıkrasındaki düzenlemenin dikkate alınması gerektiği, kanun yolu başvuru sınırlarının, başvurulacak kanun yoluna göre değil kararı veren mahkemeye göre belirlenmesi gerektiği, bu halde hüküm tarihinde HMK'nın 341/2. maddesinde öngörülen kesinlik sınırının 28.250 TL olduğu anlaşıldığından, kabul edilen tazminat miktarına göre hükmün davalı yönünden kesin olmaması sebebiyle tebliğnamedeki davalı vekilinin temyiz isteminin kesinlikten reddine dair düşünceye iştirak edilmemiştir.Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, tazminat şartlarının oluştuğunun saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, tazminat miktarının doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yukarıda ilgili bölümde ileri sürdüğü tüm temyiz sebeplerinin reddi ile hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/1. maddesi uyarınca Bursa 5. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,10.02.2025 tarihinde karar verildi.