Anahtar kelimeler: Cidde Şehrine Vizesine Suudi Arabistanın Arabistan Aşı Yolculuğu Uçuş Bilet

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ███████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
: TazminatİSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025Davanın reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili; müvekkilinin iş görüşmesi amacıyla Suudi Arabistan’ın Cidde şehrine seyahati için 20.03.2022 tarihli uçuş için davalıdan bilet satın aldığını, müvekkilinin iş vizesine sahip olduğunu ve aşı kartı bulunduğunu, davalının Suudi Arabistan yolculuğu için paylaştığı seyahat güncellemesine uygun olarak internet üzerindeki sisteminden aşı durumuna ilişkin kayıtlarını tamamladığını, müvekkilinin davalının bilgilendirmesine uygun şekilde kayıtlarını yaptırıp saatinde biletinin bulunduğu uçakla seyahatini gerçekleştirdiğini, müvekkili uçaktan indiğinde Cidde'deki yetkililer tarafından son 14 gün içerisinde Türkiye’de olan kişilerin ülkeye ve şehre giriş yapamayacağının, giriş yapmadan ülkesine deport edileceği, sorumluluğun tamamen havayolu şirketinde olduğunun ifade edildiğini, müvekkilinin konsolosluğu araması üzerine tüm vizelerin iki gün önce iptal edildiğini ve Türkiye’den bu ülkeye yolcu kabul edilmediğini öğrendiğini, ancak bu gelişmelerin davalı tarafından bildirilmediğini, Ticaret Bakanlığının 07.03.2022 tarihli bilgilendirme yazısında aynı durumun belirtildiğini, bu bilgilendirme yazısı bulunmasına rağmen davalının ağır kusurlu davranışları nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi olarak zarara uğradığını, müvekkilinin Cidde'de hiçbir hijyen önleminin alınmadığı koşullarda ve başka ülkelerden gelen tanımadığı yedi farklı şahıs ile aynı odada mahrumiyet içerisinde bekletildiğini, iletişim araçları ve ilaçları dahil hiçbir eşyası yanında bulunmadan kimseyle görüşmesine izin verilmeyerek mahsur kaldığını, bu nedenle psikolojik olarak olumsuz etkilendiğini, Türk yetkililerinin araya girmesi ile 22.03.2022 günü Türkiye’ye dönüş yapabildiğini, Havayolu ile Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmeliğin 20. maddesine eklenen geçici madde gereğince COVID-19 salgını nedeniyle 05.02.2020 tarihinden itibaren taşıma şirketlerinin yönetmeliğin 8, 9 ve 10. maddelerinde düzenlenen yolcu haklarından muaf tutulduğunu, salgın nedeniyle uçuşu iptal edilen yolcuya hava taşıma işletmesinin boş koltuk durumuna bağlı olarak istediği bir tarih için bilette değişiklik yapma veya açığa alma hakkı tanındığını, her ne kadar yolcu hakları bir süreliğine askıya alınmış olsa da ilgili yönetmeliğin 13. maddesinde belirtildiği üzere yolcuların diğer kanun ve düzenlemelerden doğan tazminat haklarının saklı olduğunu, bu nedenle müvekkilinin Montreal Konvansiyonu uyarınca taşıyıcıdan tazminat talep hakkının bulunduğunu, müvekkilinin ülkeye geri dönmek için almak zorunda kaldığı biletin ücretini kendisinin karşıladığını, iş seyahati nedeniyle rezervasyon iptali yapamayan müvekkilinin otel ücretlerini geri alamadığını, seyahati sonrasında dönüş planı için almış olduğu uçak biletini iade edemeyerek onun zararına da katlandığını, yine ülkeye dönebilmek için Abu Dabi’de PCR testi yaptırmak zorunda kalarak bunun ücretini ödediğini belirterek, 22.000-TL maddi tazminat ile 300.000-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili; davacının Cidde'de yaşadığı olayın sorumlusunun müvekkili olmadığını, davacının dönüş uçuşunda değişiklik yapmasına rağmen davacının bu uçuşa katılmayarak yeni bir bilet almayı tercih ettiğini, taraflar arasında kurulmuş olan sözleşme şartlarına göre yolcuların gidecekleri ülkenin idari şartlarını kendilerinin bilmek ve uymak zorunda olduğunu, müvekkilinin bu hususa ilişkin bir sorumluluğu bulunmadığını, Uluslararası Sivil Havacılık Anlaşmasının 13. maddesi gereğince yolcuların seyahat edecekleri ülkenin aradığı koşulları temin etmekle sorumlu olduklarını, bu nedenle seyahatine izin verilmeyen ya da seyahati sonrasında sınırdan geri çevrilen yolcuların kendi seyahat masraflarını karşılamakla yükümlü olduklarını, ilgili ülkenin aradığı şartların teminini sağlamak yolcuya ait bir sorumluluk olup, taşıyıcıının bu konuda herhangi bir yükümlülüğünün bulunmadığını, dava konusu uçuşun uluslararası bir uçuş olması nedeniyle Montreal Konvansiyonu hükümlerine tabi olduğunu, Konvansiyon içeriğinde manevi tazminata ilişkin herhangi bir sorumluluk öngörülmediğini, ayrıca davacının talep ettiği manevi tazminat miktarının fahiş olup hakkaniyete aykırı olduğunu, davacının kişilik haklarına zarar verilmesi söz konusu olmadığı gibi, ortada ağır bir kusur da bulunmadığını, ayrıca davacının manevi yönden zarara uğraması durumunun söz konusu olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; davacının iş seyahati için Suudi Arabistan‘a gitmek üzere davalıdan bilet satın aldığı, ancak varış yerinde davacının ülkeye girişine izin verilmediği, bu nedenle davacının ülkeye dönmek zorunda kaldığı, uygulanması gereken Montreal Konvansiyonunda vize uygulamalarına ilişkin yolcuların ve taşıyıcıların sorumluluğuna dair bir hüküm bulunmadığını, Konvansiyon gereğince havayolu taşıma işletmesinin yolcuyu kalkış ve varış noktası arasındaki ücret karşılığında taşımayı taahhüt altına girdiği, somut olayda davacının davalı ile gidiş uçuşunu gerçekleştirdiği, bu noktada davalının taşıma sözleşmesi uyarınca üzerine düşen sorumluluğu yerine getirdiği, davalı havayolu işletmesinin uçuşun tabi olduğu konvansiyon hükümleri uyarınca yolcuları vize konusunda bilgilendirme yükümlülüğü bulunmadığı,davalının kusurunun varlığından söz edilemeyeceği, davalının Suudi Arabistan‘a seyahat edecek yolculara ilişkin 10.03.2022 tarihli seyahat güncellemesi başlıkla duyurusunun bulunduğu, ancak söz konusu uygulamanın varlığının davalıya gerek vize koşullarının kontrolü gerekse bu koşulların değişikliğinin takibi ile bu detayların yolculara iletilmesi şeklinde bir yükümlülük getirmediği, zira davalının yolcu taşımanın yanı sıra vize ile ilgili bir hizmet sunmayı taahhüt etmediği ve vize işlemlerini takibi açısından da yolcudan ilave bir ücret talep etmediği, bu nedenle davacının varış noktasındaki ülkeye alınmamasında davalının kusuru bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili; müvekkilinin iş görüşmesi için Suudi Arabistan’ın Cidde şehrine davalı havayolu şirketinden bilet aldığını, uçuş öncesi her türlü işlemi gerçekleştirdiğini, iş vizesine sahip olduğunu ve aşı kartı bulunduğunu, davalının internet sitesinde yer alan sistemden aşı kayıtlarını tamamladığını, müvekkilinin Cidde'ye ulaştığında yetkililer tarafından son 14 gün içerisinde Türkiye’de olan kişilerin ülkeye giriş yapamayacağı belirtilerek ülkeye girişine izin verilmediğini, ancak davalı taşıyıcının bu konuda herhangi bir bilgilendirme yapmadığını, Ticaret Bakanlığının internet sitesinde paylaşılan 07.03.2022 tarihli Suudi Arabistan‘a yapılacak seyahatlere ilişkin bilgilendirme yazısında son 14 gün içerisinde Türkiye’de bulunmuş ve öncesinde Suudi Arabistan’da aşı olmamış kişilerin ülkeye doğrudan girişine izin verilmediğinin belirtildiğini, bu yazıya rağmen davalının bilgilendirmeden habersiz biçimde hizmetini sürdürerek müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğramasına neden olduğunu, müvekkilinin Cidde şehrine girmesine izin verilmemesi nedeniyle ilkel koşullarda farklı ülkelerden gelmiş aynı odada mahrumiyet içerisinde bırakıldığını, iletişim araçlarının bulunmadığını ve ilaçlarının yanında olmadığını, sonraki günlerde 22.03.2022 tarihinde Türkiye’ye dönüş yapabildiğini, müvekkilinin davalı tarafından 07.03.2022 tarihli bilgilendirme yazısı kapsamında bilgilendirilmediğini ve uçuşun iptal edilmediğini, müvekkilinin bu süreçte yüksek düzeyde korku ve üzüntü yaşadığını, dönüş biletini kendisinin aldığını,otel ücretini ve davalıdan satın aldığı dönüş bileti parasını geri alamadığını ,davalının müvekkilinin uçacağı ülkedeki karantina durumunu müvekkiline bildirmesi gerektiğini, davalının böyle bir bilgilendirme yapmaması nedeniyle olayda kusurlu olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, hava yolu ile yolcu taşıma sözleşmesine aykırılık iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.HMK'nın 341/2 ve Ek-1 maddeleri gereğince 01.01.2024 tarihinden itibaren miktar veya değeri 28.250-TL'yi geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Talep olunan maddi tazminat miktarı 22.000-TL'den ibaret olup, kesinlik sınırı içerisinde olduğu anlaşılmakla, davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun usulden reddine karar verilmiştir.Uluslararası hava taşımalarında taşıyıcının sorumluluğu ve koşulları mevcut ise manevi tazminat yönünden Türk yargı uygulamasında TMK ve TBK hükümlerinin uygulanacağı kabul görmüştür. Sınırlı sorumluluk miktarına ise manevi tazminat miktarı dahil edilemez. 6098 sayılı TBK'nun 58/1 maddesine göre kişilik hakkının zedelenmesinden zarar gören, uğradığı manevi zarara karşılık, manevi tazminat adı altında bir miktar para ödenmesini isteyebilir. Davalının sorumluluğunun yasal dayanağı sözleşmeye aykırılık olmakla birlikte, TBK'nın 114/2. maddesine göre haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümlerin kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hallerine de uygulanması gerekmektedir.Somut olayda; davacının davalı hava yolu şirketinin 20.03.2022 tarihli İstanbul-Amman-Cidde seferi için dönüş 26.03.2022 olmak üzere gidiş-dönüş bilet aldığı, gidiş uçuşu gerçekleştirilerek davacının Cidde'ye ulaştığı, ancak Suudi Arabistan'ın covid-19 önlemleri kapsamında davacının ülkeye girişine izin verilmeyerek davacının Hava Limanında bekletildiği, davacı yeniden bilet alarak 22.03.2022 tarihinde Türkiye'ye dönmüştür.Ticaret Bakanlığının 07.03.2022 tarihli duyurusunda; Suudi Arabistan'da Covid-19 kısıtlamalarının büyük ölçüde sonlandırıldığı, bazı ülkelerden doğrudan seyahati engelleyen tedbirin Türkiye ve Lübnan dışında kaldırıldığı, son 14 gün içinde Türkiye'de bulunmuş ve öncesinde Suudi Arabistan'da aşı olmamış kişilerin ülkeye doğrudan girişine izin verilmediği belirtilmiştir. Açıklamanın içeriğinden, bu tarih öncesinde kısıtlamanın mevcut olduğu, bazı ülkeler açısından kaldırılmış olsa da Türkiye'nin hariç tutulduğu anlaşılmaktadır. Davalı şirketin 10.03.2022 tarihli Suudi Arabistan Seyahat Kuralları Güncellemesi başlıklı duyuruda ise; Suudi Arabistan'a girişlerde PCR testi ve karantina uygulamasının kaldırıldığı, ticari ve ziyaret vizeli yolcuların 2 doz ve üzeri aşılarını belirtilen platforma kaydetmeleri ve sağlık sigortası bulunması halinde sadece Cidde Havalimanına gelebilecekleri belirtilmiş olup, Bakanlığın duyurusundaki engelden söz edilmemiştir. Bu haliyle davalı hava yolu taşıyıcısı tarafından hatalı bilgilendirme yapılmış olup, somut olayda pandemi tedbirleri nedeniyle Suudi Arabistan'a girişi mümkün olmayan davacının ülkeye girişine bir engel bulunmadığı anlamına gelecek duyuru yayınlanmıştır. Davalının hatalı bilgilendirmesi nedeniyle girişi mümkün olmayan bir ülkeye seyahat eden ve varış ülkesine girişine izin verilmeyen davacının, belirsiz bir süreç için yabancı bir ülkede uygun olmayan koşullarda beklemek zorunda kalmış olması nedeniyle kaygı ve panik yaşadığı sabit olup, bu durum davacının kişilik haklarının ihlali niteliğindedir. Bu nedenle somut olayda davanın kısmen kabulü ile davacılar lehine bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Bu itibarla somut olayda davalının kusur durumu, davacının sosyal ve ekonomik durumu ile zararın ağırlık derecesi dikkate alınarak, davacı lehine 20.000-TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 maddesi uyarınca usulden reddine, manevi tazminat isteminin ise kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılarak davanın kısmen kabulü ile davacı lehine 20.000-TL manevi tazminata,fazlaya ilişkin maddi ve manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin maddi tazminata ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 346/1 maddesi uyarınca usulden reddine, Manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas - ████████ Karar sayılı █████/2024 tarihli kararının, HMK.'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; "Davanın kısmen kabulüne, 20.000-TL manevi tazminatın olay tarihi olan 20.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının maddi tazminat istemi ile fazlaya dair manevi tazminat isteminin reddine" İlk derece yargılamasına ilişkin olarak; "Alınması gereken 1.366,20-TL nispi karar ve ilam harcından 80,70-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 1.285,50-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yatırılan 161,40-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacı tarafından yapılan 8.000-TL bilirkişi ücreti ve 301,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 8.301,50-TL yargılama giderinden, davanın kabulü oranında hesaplanan 515,62-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Maddi tazminat yönünden davalı lehine taktir olunan 22.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, Manevi tazminat yönünden davacı lehine taktir olunan 20.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Manevi tazminat yönünden davalı lehine taktir olunan 20.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 800-TL arabuluculuk ücretinden, davanın kabul ve ret oranına göre hesaplanan 50-TL'sinin davalıdan, 750-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına," İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 427,60-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine, Hükümden sonra davacının gider avansından karşılanan 300-TL istinaf yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 19-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2025