Anahtar kelimeler: Skhariç Davatazminat Sokakta Kayseri Çarpması Fiilden Geçirdiklerini Yazildiği Sevk Kazası

T. C.

KAYSERİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2023
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVA
:Tazminat (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))
İSTİNAF KARARININ
VERİLDİĞİ TARİH
:█████/2025
YAZILDIĞI TARİH
:█████/2025
KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı davacılar vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ
:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davacıların █████/2007 tarihinde sokakta hareket halinde iken davalı ...’nın sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracın çarpması ile trafik kazası geçirdiklerini, kaza nedeni ile davacıların ağır yaralandıklarını, kaza nedeni ile Kayseri 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ████████ E, ████████ K sayılı dosyasında davalının tam kusurlu bulunduğunu, davacılar tarafından 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E, ████████ K sayılı dosyasında davalı ... hakkında açılan davada ayrı ayrı davacılar için 60.000 TL tazminata hükmedildiğini ve ödemenin gerçekleşmiş olduğunu, davacıların önceki avukatı hakkında açılan davanın beraatle sonuçlandığını, kararın istinaf mahkemesi tarafından kaldırıldığını, davacıların olay nedeni ile karşılanmayan maddi zararları olduğunu, BK madde 76 kapsamında geçici ödeme ve ihtiyati haciz talepleri bulunduğunu belirterek, davacılar için ayrı ayrı 500 TL maddi tazminat, davacı ... için 50.000 TL, davacı ... için 75.000 TL manevi tazminat, ayrıca davalı ... şirketinin sorumluluğunun bulunması halinde 500 TL maddi tazminata hükmedilmesinin talep edildiği görülmüştür. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu talebin trafik kazasından kaynaklanmakta olup, davalı şirket nezdinde davalılara ait trafik poliçesi bulunmamadığını, dolayısıyla davalı şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekeceğini, bir davada taraf olarak gösterilen kişilerin taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa, davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğini; davanın, sıfat yokluğundan reddedilmesi gerektiğini, davanın davalı şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddedilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacılar tarafından her ne kadar görülmekte olan davanın mahkeme nezdinde ikame edilmiş ise de haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında görevli mahkemenin genel hukuk mahkemesi olan Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, davacının davasını hak düşürücü sürenin geçirilmesinin ardından ikame edilmesi nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davalı ... ile davacılar arasında 06.07.2007 tarihinde yaralanmalı trafik kazası meydana gelmiş olduğunu, davalı ...’nın, kaza tarihinde diğer davalı ... İnş. İsimli şirkette sigortalı olarak çalışmakta olduğunu, aynı zamanda konu kazada bulunan aracın ZMSS Trafik Sigorta Poliçesini tanzim edenin ise diğer davalı ...Ş. olduğunu, Karayolları Trafik Kanunu madde 109 ve BK madde 72 gereğince ve yine ceza Kanununda öngörülen zamanaşımı süreleri Türk Ceza Kanunu madde 66 hükmüne göre belirlenecek olması nedeni ile buna göre zamanaşımı süresi; Ölümlü trafik kazalarında 15 yıl, Yaralamalı trafik kazasında 8 yıl, Hem ölü hem yaralı varsa 15 yıl olarak uygulanacak olduğundan, dava konusu tazminat olayı ile illiyet bağlantısı olan trafik kazasında sadece yaralanma meydana gelmiş olup kanun koyucu tarafından yapılan emredici nitelikteki düzenlemelerden açıkça görüleceği üzere davacıların davalarının zamaşımına uğraması nedeniyle reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, mahkemeden, eldeki davanın hak düşürücü sürenin geçirilmesi nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini, kesin hüküm (Dava şartı yokluğu) nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, davacılar tarafından ikame edilen eldeki davanın konusu 06.07.2007 tarihinde meydana gelen kaza ile bağlantılı şekilde tazminat istemine ilişkin olduğunu ancak davacılar tarafından daha öncesinde Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosya ile aynı dava konusu hakkında dava ikame edilmiş olup Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilamı ile karar verildiğini, işbu husus hakkında davacılar tarafından da eldeki davaya ait dava dilekçesi içerisinde daha öncesinde başkaca vekil tarafından aynı trafik kazası nedeniyle davacılar adına tazminat davası ikame edildiğini, bahsi geçen davanın kesinleştiği ve tahsilatının yapıldığı beyan edilmiş olduğunu, davacılar tarafından aynı konu hakkında eldeki davanın ikame edilmesi Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereğince davanın reddini gerektirmekte olduğunu, davacılar tarafından dava konusu tazminatların SGK 'dan talep edilmesi gerekmesine rağmen davalı ... ve diğer davalılardan talep edilmesinin usule, hakkaniyete ve hukuka aykırı olduğunu, 27857 sayılı Resmi Gazetede 25.02.2011 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6111 sayılı Kanun’un Geçici 1. Maddesi: "Bu kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır denmesi nedeni ile tedavi giderleri ve sağlık hizmet bedelleri SGK tarafından karşılanması gerektiğini, bu durumda tedavi giderlerinin kapsadığı maluliyet, geçici iş göremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatlarından evleviyetle SGK sorumlu olduğunu, davacının hukuki mesnetten yoksun davanın esastan reddine karar verilmesi talep ettiklerini, davalı ... ile davacılar arasında 06.07.2007 tarihinde meydana gelen yaralanmalı trafik kazası nedeniyle maddi ve manevi tazminat talep edilmekte olduğunu, dava dilekçesinin devamında ise "Devam eden süreçte müvekkillerin o dönem vekilliğini yürüten ... tarafından Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyası kapsamında dava açılmıştır. Dava dosyamız davalı ... aleyhine açılmış olup dava sonunda maddi tazminat olarak ayrı ayrı 60.000,00 TL tazminata hükmedilmiştir. Dönemin avukatı tarafından ilgili dosya kesinleştirilerek kapatılmış ve ödeme tahsil edilmiştir... .. 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. Sayılı dosyada o dönem için toplamda 751.218,48 TL tazminat hesaplanması yapılmış olup bu tazminatın sigorta limitleri düşük olduğu için çok az bir kısmı müvekkiller tarafından tahsil edilmiştir..." şeklinde beyanda bulunulmuş olduğunu, davacı tarafından sunulan dava dilekçesi içerisinde de belirtildiği üzere konu trafik kazası nedeniyle eldeki dava ile aynı dava konusu hakkında Asliye Hukuk Mahkemesi nezdinde ikame edilmiş olan davada gerekli tahkikat yapılmış, hüküm kurulmuş ve kesinleşmiş olduğunu, davacılar tarafından, davalı ...'nın aleyhinde hükmedilmesi gereken herhangi bir tazminat var ise Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi ████████ E. ████████ K. Sayılı dosyaya dahil edilerek hüküm kurdurulması gerekmekte olduğunu ancak davacılar tarafından daha öncesinde ikame etmiş oldukları tazminat davasında davalı ...'ya herhangi bir ihbar ve bildirimde bulunulmadığını, davacılar tarafından aradan geçen uzun zaman sonrasında tüm hak düşürücü zamanların geçmesinin akabinde davalı ... ve diğer davalılar aleyhine eldeki davanın ikame edilmesi açıkça kötü niyetli olarak haksız maddi menfaat elde etme kastıyla hareket edilmiş olduğunu göstermekte olduğunu belirterek, davacıların, hukuki mesnetten yoksun haksız davasının reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.Davalı ... San. Tic. Ltd. ŞTİ vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflarına yöneltilen taleplerin ise haksız olduğunu, açılan dava bakiye alacak davası niteliğinde olduğunu, ancak, taraflarına bugüne kadar yöneltilmiş bir talep bulunmamakla, arabuluculuk görüşmelerine taraflarının dahil edilmediğini, Zamanaşımı süresinin de göz önünde bulundurularak açıklayacakları sebeplerle haksız davanın reddini talep ettiklerini, dava - talep zamanaşımı ve hakkını ileri sürme süresinin geçmiş olduğunu, karayolları trafik kanunun 109. maddesi, 6098 sayılı yeni türk borçlar kanunun 72. maddesi dikkate alındığında, iki yıllık zamanaşımı süresinin, zararın ve failinin öğrenildiği anda başlayacağını ve 01.02.2016 maluliyet rapor tarihi olduğunu, on yıllık zamanaşımı süresinin ise, zarar verici fiil veya olaydan itibaren başlayacağını: trafik Kazasının Gerçekleştiği Tarih: 06.05.2007 - olaydan itibaren on yıldan fazla süre geçmişse tazminat alacağı zamanaşımına uğrayacağını, ceza zamanaşımı süresi, ancak haksız fiil failine karşı uygulanabilir, hukuken tazminat sorumlusu olan kişilere karşı uygulanmayacağını, neticeten, davada haksız olarak da olsa talep yöneltilen davalının, haksız fiil faili olmadığını, tazminat sorumlusu olarak gösterilerek kendisinden zarar talebinde bulunulmakta olduğunu, Zamanaşımı süresi zararın öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl olduğunu, haksız fiilin gerçekleştiği tarih 06.05.2007, haksız fiilden doğan zararın tespit edildiği tarih bilirkişi rapor tarihi olan 01.02.2016 tarihi olduğunu, Kanun'da yer alan 2 yıllık süre zamanaşımı süresi olup, bu sürenin geçmesi ile dava yoluyla talep hakkı son bulmakta olduğunu, tarafların dayandığı on (10) yıllık süre ise hak sahibi olduğunu iddia eden kişinin iki (2) yıl içerisinde zararı öğrenememiş olması halinde geçerli olduğunu, iki (2) yıllık sürenin başlangıcı zararın öğrenildiği tarih olmakla bu tarih kesin olarak belirli olduğunu, herhangi bir şüphe bulunmadığını, hukuk kurallarının bu şekilde geniş ve mesnetsiz olarak yorumlanması kanunun amacına, lafzına da açıkça aykırı olduğunu, zamanaşımı süresi geçmiş olmakla açılan davanın maddi ve manevi tazminat talepleri ve diğer talepler yönüyle tümüyle reddi gerekmekte olduğunu, davacı tarafça" belirsiz alacak davası olark açıldığı belirtilerek" maddi ve manevi tazminat talep edilmiş olduğunu, davacı yanın taleplerini kabul etmemekle birlikte dava türünün nitelendirmesi hatalı olup, açılan kısmi davanın reddi gerekeceğini, 01.02.2016 tarihli bilirkişi raporu ile zararın tam miktarı belirlenmiş olup, bu husus yukarıda zamanaşımı bahsinde de değinildiği üzere tarih olarak da belirli olduğunu, kayseri 2. asliye hukuk mahkemesi ████████ e. sayılı dosyası ile görülen davada, 01.02.2016 tarihli bilirkişi raporu ve tarafların talepleri göz önüne alınarak poliçe limiti dahilinde her bir davacı için ayrı ayrı 60.000 tl maddi tazminat ödenmesine karar verilmiş olduğunu, taraflar, 23.11.2022 tarihinde tazminat taleplerine ilişkin olarak haksız fiil sorumluluğu kapsamında sadece ...taraf gösterilerek arabuluculuğa başvurmuş ve anlaşma sağlanamamış olduğunu, taraflarca önceki dönemde talep edilen ödeme talep edilen tam miktar ile gerçekleşmiş olup, zamanaşımı süresinin de geçtiği görüldüğünden bakiye bedel iddiasının ileri sürülmesi mükerrer tahsil talebi niteliği taşıyıp, önceki dönemde kesinleşmiş bir mahkeme hükmü de bulunduğundan davanın reddi gerekmekte olduğunu belirterek, Zamanaşımı ve mahkemenizce re'sen nazara alınacak sebeplerle, davanın kendileri yönüyle reddi'ne karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...her ne kadar davacı tarafça davacıların █████/2007 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile bakiye maddi ve manevi zararlarının olduğu belirtilerek davalılar hakkında dava açılmış ise de, dava konusu olayın █████/2007 tarihinde meydana geldiği anlaşılmış olup, söz konusu olaya ilişkin tazminat talepleri için dikkate alınacak olan KTK madde 109, BK madde 72 gereği 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri ile olaya ilişkin yaralama nedeni ile ceza yargılamasının olması halinde uzamış zamanaşımının geçerli olduğu takdirde dahi üst sınır olan tüm zamanaşımı sürelerinin tamamının dolduğu anlaşılmış olmakla davacı vekilinin henüz Ağır Ceza Mahkemesinin kararı gereği zamanaşımı dolmadığının ilişkin beyanlarına itibar edilmeyerek sigorta şirketi dışındaki davalılar hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeni ile REDDİNE karar vermek gerekmiş, sigorta şirketi açısından ise, davalı şirket tarafından düzenlenen poliçede belirtilen tüm limit bedelinin ödenmesi ile davacılara ödenecek limit kalmadığı Kayseri 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ████████ E, 2016 198 K sayılı olup Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin █████████ E, █████████ K sayılı tazminatın kabulüne ilişkin onama kararı ile anlaşılarak açılan davanın reddi gerekmiş ve böylece, Davalı ... şirketi hakkında açılan davanın REDDİNE, diğer davalılar hakkında açılan davanın zamanaşımı nedeni ile REDDİNE" dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacakları ile alakalı Kayseri Arabuluculuk bürosuna iki ayrı başvuru yapıldığını ancak davalılarca anlaşma yoluna gidilmediğini, her ne kadar durum böyle olsa da mahkeme tarafından eksik ve hatalı değerlendirme yapılarak davanın reddine karar verildiğini, gerek Kayseri BAM kararları gerekse Hukuk Genel Kurulu kararı açıkça göstermektedir ki müvekkilinin alacağının zamanaşımına uğramadığını, mahkeme hakiminin dosyayı yeterince irdelemeden sadece kanun maddelerini dayanak göstermek suretiyle davayı reddettiğini, bunun yanında yine mahkeme hakimi tarafından sigorta şirketinin tüm sorumluluğunu yerine getirdiğinden bahisle davanın sigorta şirketi yönünden de reddine karar verdiğini, halbuki sigorta şirketinin Trafik sigortası kapsamında yapması gereken ödemeyi yaptığını, davalıların aracının kaskolu olduğunu, kendilerinin sigorta şirketinden Kasko kapsamında yapması gereken ödemeyi talep ettiğini, hem trafik sigortasını hem de kaskoyu yapan firma ... Sigorta olduğu için hakimin kafasının karıştığını düşündüğünü, mahkemede bu durum izah edilmiş olmasına rağmen hakim tarafından hem zamanaşımı açıklamaları hem de esasa dönük açıklamalarının hiç bir tanesinin dinlenmediğini, Sigorta tarafından dosyaya poliçe dahi sunulmayarak delil yok etme durumuna girişildiğini, hakimin bunu dahi görmezden geldiğini, bu husta da itirazlarının olduğunu, kendileri tarafından dosya üzerinde çok fazla sayıda araştırma yapılarak dava dilekçesi hazırlanmasına karşın mahkeme tarafından verilen karar ile çabalarının heba edilmesinin kendilerini derinden yaraladığını, incelemeden ve muhakeme etmeden verilen bu karar yüzünden müvekkilinin bir de yüksek miktarlarda karşı vekalet ödeme durumunda kaldığını beyan ederek öncelikli olarak müvekkilleri lehine ihtiyati haciz kararı verilmesi'ne, daha sonra ise her bir davacı için ayrı ayrı 500,00 tl maddi (fazlaya ilişkin dava talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak olarak şimdilik) tazminat'a hükmedilmesini, ... için 50.000,00 tl manevi tazminat ... için 75.000,00 tl manevi tazminat'a hükmedilmesini, ayrıca sigorta şirketinin sorumluluğunun bulunması halinde davalı ... sigortadan (tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile) 500,00 tl (fazlaya ilişkin dava talep ve hakları saklı kalmak kaydı ile belirsiz alacak olarak şimdilik) maddi tazminat'a hükmedilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, trafik kazasından kaynaklı 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesi gereği cismani zarardan doğan, sürekli, geçici işgöremezlik ve tedavi giderinden oluşan maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1.maddesi gereği manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile trafik kazasından kaynaklı, geçici ve sürekli işgöremezlikten ve tedavi giderinden oluşan maddi tazminat davasının ve manevi tazminat davasının reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesi kararına karşı süresi içerisinde davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi HMK 355. maddesi gereğince ileri sürülen istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355 maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.
6098 sayılı TBK'nın 49. maddesi maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin, bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Aynı doğrultuda, 2918 sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi, TBK'nın 72. ve 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı ve miktarları yönünden birbirine paraleldir. 2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin sadece eylemin ceza kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır. Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (HGK'nun 5.6.2015 gün ███████-2198 █████████ sayılı kararı ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
6098 sayılı TBK'nın 154/2.maddesi hükmü gereğince "Alacaklı, dava veya def'i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa" zamanaşımı kesilir.
6098 sayılı TBK'nın 155/1.maddesi hükmü gereğince "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur. "
6098 sayılı TBK'nın 156/.maddesi gereğince "(1)Zamanaşımının kesilmesiyle, yeni bir süre işlemeye başlar.(2)Borç bir senetle ikrar edilmiş veya bir mahkeme ya da hakem kararına bağlanmış ise, yeni süre her zaman on yıldır"
Açıklanan ilkeler ışığında somut olay incelenecek olursa; davalı araç sürücüsünün neden olduğu trafik kazasının aynı zamanda 5237 sayılı TCK'nın 89/4. maddesinde düzenlenen ve taksirle yaralama olarak tanımlanan cezayı gerektiren eylem niteliğinde bulunması; bu eylemle ilgili ceza davasının TCK'nın 66/1-e maddesi uyarınca sekiz yıllık zamanaşımı süresine tabi olması; 2918 sayılı KTK'nın 109/2. maddesi uyarınca bu sürenin görülmekte olan maddi tazminat davası için de geçerli olması; davanın olay tarihi üzerinden geçtikten sonra █████/2023 tarihinde açılmış olması karşısında, somut olayda zamanaşımının gerçekleştiği; █████/2007 tarihli trafik kazası nedeniyle davacı tarafça davalı ... Aş. Aleyhine Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K.sayılı dosyasıyla maddi tazminat davası açıldığı, yargılama sonrasında davacılar lehine toplam 120.000-TL.maddi tazminata hükmedildiği ve kararın Yargıtay 17 HD'nin █████████ E. █████████ K.sayılı ilamı ile onanarak kararın █████/2019 tarihinde kesinleştiği, her ne kadar ilk dava tarihi olan █████/2009 tarihi itibariyle ... Sigorta Aş'ye karşı açılan dava neticesinde her bir davacı için talep edilen 60.000-TL. yönünden zamanaşımı süresinin tüm davalılar yönünden kesildiği, █████/2009 tarihinden sonra davacı tarafça on yıllık süre içerisinde dava açılmadığı, on yılık uzama süre geçirildikten sonra █████/2023 tarihinde dava açıldığı anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince maddi tazminat yönünden zamanaşımı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesinin isabetli olduğu; trafik kazasından kaynaklı manevi tazminat sorumluluğunun davalı ... dışındaki diğer davalılara ait olduğu husus dikkate alındığında, 6098 sayılı TBK'nın 72.maddesi gereğince kaza tarihinden itibaren sekiz yıllık ve uzamış on yıllık zamanaşımı süresi geçirildikten sonra dava açılmış olduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesince davacının manevi tazminat talebi yönünden de zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
2918 sayılı KTK ve poliçenin eki niteliğindeki genel şartlar gereğince Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası, sigorta poliçesinde öngörülen en üst limit nispetinde trafik kazası neticesinde doğan zarardan sorumlu olup; somut olayda kaza tarihi itibariyle davalı ... Aş'nin her bir davacı yönünden sorumlu olduğu poliçe üst limiti 60.000-TL. olup, dosya içerisindeki Kayseri 2.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K.sayılı kararı ile davacılar lehine sigorta üst limiti olan 60.000-TL.maddi tazminata hükmedilmiş olup, davalı sigortanın poliçe limitini aşan maddi tazminata ilişkin sorumluluğu kalmadığından ilk derece mahkemesince davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmiş olması isabetli olup, davacılar vekilinin aksi yöndeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Davaya konu alacağın zamanaşımına uğramış olması hususu dikkate alınarak, davacılar vekilinin ihtiyati haciz kararı verilmesi yönündeki istinafının yerinde olmadığı görülmüştür.
Yukarıda izah edilen sebeplerle, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kanunun olaya uygulanmasında hata edilmediği anlaşılmakla, davacılar vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)
1-)Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-)Alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 345,55‬ TL harcın davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,
3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
4-)Davacılar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacıların üzerinde bırakılmasına,
5-)Davacılar tarafından istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, karar kesinleştiğinde, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana iadesine,
6-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına,
Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b-1 uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!