Anahtar kelimeler: Arıcılık Kovanları Fırtına Arı Kayseri Akdedildiğini Destekli Dönemi Yazim Aldığını

T.C.
KAYSERİBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ6. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024ESAS NO
: █████████KARAR NO
: █████████DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025İSTİNAF KARARYAZIM TARİHİ
: █████/2025Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih ve █████████ Esas - █████████ sayılı kararı davacı vekili tarafından istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:Davacı vekili dava dilekçesinden özetle; Taraflar arasında █████/2022 - 2023 dönemi için müvekkiline ait arı kovanları için devlet destekli arıcılık sigorta sözleşmesi akdedildiğini, söz konusu sözleşme ile verilen teminatlar arasında fırtına teminatının da yer aldığını, olayın davalı tarafa bildirildiğini, tarsim eksperi tarafından olay yeri fotoğrafları çekildiğini, olaya ilişkin fotoğrafların tarsimden istendiğini, ancak müvekkiline fotoğrafların verilmediğini, olay yeri incelemesi ve çekilen fotoğraflar sonrasında zararın fırtına nedenli olmadığını ileri sürerek tarsim tarafından tazminat ödemesinin reddedildiğini, arabulucaya başvuru yapıldığını sonuç alınamadığını, TTK madde 1409 gereği sözleşmede öngörülen rizikolardan herhangi birinin veya bazılarının sigorta teminatı dışında kaldığını ispat yükünün sigortacıya ait olduğunu, ancak davalı tarafından olayın fırtına kapsamında olmadığını gösterir herhangi bir delilin müvekkiline sunulmadığını, herhangi bir açıklama yapılmadığını, teminat kapsamında olmadığı iddiası söz konusu ise ispat yükü davalıya ait olduğunu, TTK madde 1427 gereği sigorta tazminatı rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her halde 1446. Maddeye göre yapılacak ihbardan kırk beş gün sonra muaccel olacağını, riskin gerçekleştiğini müvekkilinin tarsime bildirdiğini, tarsimin gerekli incelemeleri tamamladıktan sonra █████/2022 tarihli yazısı ile tazminat ödemesini reddettiğini, █████/2022 tarihi itibariyle muaccel hale geldiğini, davalı tarafından haksız bir şekilde zamanında sigorta tazminatının ödenmemesi nedeniyle müvekkilinin sigorta sözleşmesinden bağımsız olarak ek zararlar ortaya çıktığını, müvekkilinin gezgin arıcılıkla uğraştığını, gezgin aracı olduğundan dava konusu sigorta sözleşmesinde risk belli bir bölge ile sınırlandırılmadığını, sözleşme süresi içinde hangi bölgede olursa olsun arı ölümü için teminat alındığını, zamanında ödenmeyen sigorta tazminatı nedeniyle müvekkili tarafından telef olan arıların ikamesi sağlanamayınca bir sezon içinde ardıl şekilde gerçekleşen bal üretimininde gerçekleşmediğini belirterek ödenmeyen sigorta tazminatının temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, ödenmeyen sigorta tazminatı nedeniyle Türk Borçlar Kanunu çerçevesinde doğan munzam zararın, avans faiziyle birlikte temrrüt tarihinden itibaren davalıdan tahsilini, davalı elinde bulunan ancak müvekkiline verilmeyen olay yeri fotoğraflarının iddialara dayanak teşkil etmek üzere dosyaya ibrazının sağlanmasını, dosyanın bilirkişiye tevdi ile bedel artırım hakları saklı kalmak kaydıyla talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Aktif husumet itirazlarının bulunduğunu, davaya konu ... numaralı poliçede TC Ziraat Bankası A.Ş ...şubesi lehine dain-i mürtehin kaydı bulunduğunu, poliçe üzerinde rehin hakkı bulunduğundan, sigortadan tazminat talep etme hakkında öncelik hakkı bulunduğunu, bu nedenle davacının ancak banka şubesinin kayıtsız ve şartsız olarak açık muvafakatının almak kaydıyla ve kendi menfaati de zedelendiği takdirde tazminat isteme hakkına sahip olduğunu, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından öncelikle dain-i mürtehin kurumunun açık muvafakatinin alınması, aksi takdirde, mevzuat ve yerleşik Yargıtay içtihadı uyarınca davanın husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının belirsiz alacak davası açmakta hukuki yararı olmadığını, davacı tarafın taleplerinin teminat dışı olduğunu, müvekkili kurumun hiçbir tazminat ödeme yükümlülüğünün bulunmadığını, davacının talep ettiği faiz türüne itirazlarının bulunduğunu, haksız ve mesnetsiz davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; ".... Ankara Nöbetçi Ticaret Mahkemesine talimat yazılarak dosyanın bir arıcılık alanında uzman bilirkişi, bir meteoroloji uzmanı ve bir Devlet Destekli Tarım(Hayvan Hayat) Sigortası alanında uzman bilirkişiye tevdi ile tüm dosya kapsamı iddia ve savunmalar irdelenerek █████/2022 tarihinde yaşanan olumsuz hava koşulları gözetilerek davacının olay tarihindeki zararının belirlenmesi, belirlenen zararın sigorta teminatı kapsamında olup olmadığı hususunda rapor tanzim edilmesi istenilmiştir. Bu kapsamda bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan █████/2024 tarihli raporda; davacının ...numaralı Devlet Destekli Arıcılık Sigortası Poliçesinin sigortalısı olduğu, davacının, sigortalı ürünlerde fırtına hasarı olduğu gerekçesi ile 14.02.2022 tarihinde hasar ihbarı bildirildiği, eksperler tarafından 15.02.2022 tarihinde kesin ekspertiz çalışması yapıldığı ancak yapılan ekspertiz çalışmaları sonucunda hasar tespit edilmediği, Meteoroloji Genel Müdürlüğü Meteorolojik Veri İşlem Dairesi Başkanlığı'nın ... tarihli cevabi yazısındaki veriler ışığında 03.02.2023 tarihinde Mersin ili ... ilçesi ...köyü ve çevresinde kısa süreliğine de olsa fırtına olduğu, Fırtına Teminatının; yağmur, kar ve dolu ile beraber olsun veya olmasın; münhasıran, fırtına (10 metre yükseklikte ve hızı 62 km/saatten fazla esen rüzgârlar) etkisiyle veya fırtına sırasında rüzgârın sürüklediği veya attığı şeylerin çarpma etkisiyle meydana gelen zararları kapsadığı, çarpma etkisiyle meydana gelen zararları” kapsadığı belirtilmektedir. Bu kapsamda, 03.02.2022 tarihinde olduğu belirtilen fırtına sonrası 14.02.2022 tarihinde arılığa gelen ve TARSİM'e ihbarda bulunan davacı sigortalı ...'ın arılarının konakladığı Mersin/ .../.../ ...Mahallesinde, 15.02.2022 tarihinde eksper çalışması sonrasında sigortalı kovanlar üzerinde, fırtına emarelerinden olan, herhangi bir nesnenin çarpması, kovanların birbirine fırtına etkisi ile çarparak devrilmesi, zararlanması, fırtına etkisi ile sürüklenen başka nesnelerin kovanlara çarparak devirmesi, sürüklenmesi vb.gibi, etkilerinin görülmediğinin tespit edilmesi neticesinde sigortalı kovanlarda riske bağlı zarar oluşmadığı, oluşan zararın sigorta teminat kapsamın dışında olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekilinin rapora itiraz dilekçesinde belirttiği üzere kovanlarda fırtına etkisi ile oluşan sökme, çarpma, yerinden oynama gibi nedenlerle zararın doğduğu yönünde bir iddia bulunmamaktadır. Davacı tarafça zararın doğrudan fırtına etkisiyle oluştuğu ve bu durumun sigorta teminatı kapsamında olduğu iddia edilmektedir. Ancak poliçe kapsamında da açıkça belirtildiği gibi "münhasıran " fırtınanın etkisiyle oluşan zararlar sigorta teminatı kapsamındadır. Oysa somut olayda bilirkişi heyetince yapılan tespit aynen şöyledir; " Oluşan zarar ile ilgili ... dosyadaki beyanlarında genel olarak, arı kolonilerinde oluşan zararın fırtınadan kaynaklı olduğunu, fırtına nedeni ile oluşan girdapla, yöredeki nemin, kovan giriş deliğinden kovan içine girerek arılara soğuk etkisi yaptığını ve bu nedenle arılarının öldüğünü belirtmiştir. Bu belirttiği hususta sigorta kapsamına girmemektedir. Ayrıca, ... devam eden beyanlarında konaklama yerini hatalı seçtiklerini, her türlü doğal olay etkisine maruz kalacak bir alanda konaklama yaptıklarını, başka arıcıların konaklama yerlerinde bu tür zararlanmanın olmadığını da belirttiği beyanlarında görülmektedir. Yine ..., 20 Aralıkta arılığa gelip bakım yaptıktan sonra Kayseriye gittiğini, 12 şubatta geldiğinde 320 adet koloninin öldüğünü tespit ettiğini de belirtmiştir. Arılıkta olmadığı bu zaman aralığında ölen arı kolonilerinin durumunun ne olduğu hususu da belirsiz kalmıştır. Şayet ... dediği gibi, “arı kolonilerinde oluşan zararın fırtınadan kaynaklı olduğunu, fırtına nedeni ile oluşan girdapla, yöredeki nemin, kovan giriş deliğinden kovan içine girerek arılara soğuk etkisi yaptığını ve bu nedenle arılarının öldüğü" doğru olabilir. Ama bu sigorta kapsamına girmemektedir. Arı kolonileri, seyyar arıcılık yapılmayan durumlarda kışın, kışa hazırlık esnasında, kovandaki tüm çatlak ve delikleri kendilerinin ürettikleri propolis ile kapatırlar. Kışa girer iken, kovan içerinde salkım yapmadan önce kovan giriş deliğini de yeterince propolis ile kapatırlar ve kışın soğuk, donlu, fırtınalı, yağmurlu ve karlı günlerini bu şekilde atlatırlar. Seyyar arıcılıkta ise, genelde, sıcak bölgeler olan sahil kuşağında, kışlatma nedeni ile arılarda salkımlaşma dönemi kısa olur. Dış etkilere karşı tedbir az alınır. Bu nedenle, arıcının olası tehlikelere karşı arılığını uzun süre kontrolsüz bırakmaması gerekir. Kısa süreliğine de olsa, oluşan fırtına esnasında arıcıların arılıkta olması durumunda, kovan giriş deliklerini kapatarak soğuk ve girdap etkisini yok edebilirler." Hal böyle iken davacının kovanların bakımı ile ilgili gerekli özeni göstermediği, kış mevsiminde uzun süre kovanların kontrol edilmediği, bu durumda oluşan zararın münhasıran fırtına etkisiyle oluştuğundan bahsetmek mümkün olmayıp zararın sigorta teminatı kapsamında olmadığı gözetilerek..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.İşbu kararı davacı vekili süresinde istinaf etmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, Tarım ve Orman Bakanlığı'nca belirlenen sistemine kayıtlı arıcı olup plakalı kovanlarla arıcılık yaptığından Arıcık Yönetmeliği gereği konaklama ve kışlatma bölgesini kendine göre değil, İl/İlçe Komisyonlarınca belirlenen yerlerden seçmek zorunda olduğunu, aksi taktirde kendisine konaklama izni verilmesinin zaten mümkün olmadığını, müvekkilinin hatalı yer seçiğinden bahsedilemeyeceğini, müvekkilinin, kışlatma döneminde bir ay kovanlara gitmediğinden kusurlu bulunmuşsa da “zarar” ile “ziyaret etmeme” arasında somut illiyet kurulmadığını, davalı eksperi tarafından olay yeri incelemesiyle düzenlen teknik raporda, gerekli tedbirlerin alınmadığına ilişkin tek bir tespit olmadığını, davalının bu yönde iddiası da olmadığını, kışlatma döneminde, arının rahatsız edilmemesi gerektiğinin her arıcı tarafından bilinen gerçek olduğunu, gerek bilirkişi raporu gerek davalı tarafından hazırlatılan teknik ekspertiz raporunda; zararın fırtınadan kaynaklı olduğu, fırtına nedeni oluşan girdapla birlikte gerçekleşen hava olayına bağlı olarak zararın meydana geldiğinin ortaya konduğunu, artık davalının sorumluluğu doğduğunu, riskin sigortalının kusuru ile değil doğal olaylar sonucu gerçekleştiğini, eğer sigortalının kusuru varsa bu riskin gerçekleşmesine etki eden kusur değil, hesaplanacak tazminatta dikkate alınması gereken bir durum olduğunu, kaldı ki müvekkilin de kusuru olmadığını belirterek; istinaf dilekçesinde açıklanan nedenlerle; Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ esasında verdiği █████████ kararına karşı istinaf talebinin kabulünü, zararın tespit edilmesini, bedel arttırım hakkının saklı kalmak kaydıyla karar verilmesini talep etmiştir.HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.Dava, devlet destekli arıcılık (arılı kovan) sigortası poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. Rizikonun gerçekleştiğini ve gerçekleşen bu rizikonun teminat kapsamı içinde kaldığını sigortalı ispatlamak zorunda iken; kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddia ise sigortacı tarafından kanıtlanmalıdır. Aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 10.12.1997 tarihli ve ███████-772 E., █████████ K., 16.12.1998 tarihli ve ███████-872 E., ████████ K., 08.12.2010 tarihli ve ███████-596 E., ████████ K., 22.12.2010 tarihli ve ███████- 655 E., ████████ K., 05.06.2015 tarihli ve ███████-2303 E., █████████ K., 17.01.2019 tarihli ve ███████-1084 E., ███████ K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir. Burada fırtına gerçekleştiği tartışmasızdır. Tartışma riziko sonucu oluşan hasarın teminat içinde kalıp kalmadığı hususudur.HMK'nın Bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller başlıklı 266. Maddesinde bilirkişiye hangi hallerde baş vurulacağı açıkça düzenlendiğini, maddeye göre "Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir." HMK 266 madde kapsamında çözümü özel veya teknik bir bilgi gerektirir bir ihtilaf olarak değerlendirilmesi gerekmektedir. İhtilaf hukuk bilgisi kapsamında olmamakla, HMK 266. maddenin ikinci cümlesine göre "Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukukî bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz." bu yönüyle de bilirkişiye başvurulması gereken bir durum bulunmaktadır.Yukarıdaki bilgiler ışığında somut olay değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince bilirkişi heyetinden rapor alınmışsa da davacı yanın bilirkişi raporuna itirazda bulunduğu, itirazında arıların konaklama yerini kendisinin seçmediği, idare tarafından belirlenen yerlerde arıları konaklattıklarını beyan ettiği, gerekli önlemleri almadığı yönünde bir tespit ve davalı savunmasının bulunmaması vb. Gibi nedenlerle esasa etkili olabilecek nitelikte itirazları olduğu nazara alındığında bu itirazları bilirkişi heyeti tarafından giderilmesi yerinde olup bu itirazları giderir surette gerekçeli, hüküm kurmaya elverişli ek rapor alınmadan, davacı yanın rapora itirazları karşılanmadan hüküm tesisi yerinde görülmemiştir.Yukarıda belirtilen gerekçelerle sonuç olarak HMK'nın 355. Maddesi uyarınca istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda istinaf eden davacı vekilinin istinaf sebepleri yukarıda belirtilen yönlerden yerinde görüldüğünden HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince istinafa konu edilen yerel mahkeme kararın kaldırılmasına, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a.6. maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye geri gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile;2-HMK'nın 353/1-a.6 md. gereğince, KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen █████/2024 tarih ve █████████ Esas - █████████ Karar sayılı nihai kararın KALDIRILMASINA,3-HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince Mahkemece, uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle yukarıda belirtilen eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre bir karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde davacıya iadesine,5-İstinaf incelemesi duruşmalı olarak yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf yoluna başvurma harcının ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,7-HMK'nın 302/5 maddesi gereğince iş bu ilamın kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirilmlerin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince iş bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına,Dair, dava dosyası üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince, KESİN olarak oybirliği ile karar verildi. █████/2025